• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C

"1 Mayıs Haksızlıklarla Mücadele Günü Haline Geldi"

"1 Mayıs Haksızlıklarla Mücadele Günü Haline Geldi"
Kütahya Barosu Başkanı Av. Ahmet Atam, 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı anmak için bir yazı kaleme aldı. Av. Atam, yazısında İşçi Bayramı'nın tarihsel gelişimi ve günümüz işçi hakları ihlallerine dikkat çekti.

İlk kez 1856'da Avustralya'nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçilerinin günde 8 saatlik iş günü için yürüyüşüyle başlayan süreci, 1Mayıs 1886'da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde yarım milyon işçinin 8 saatlik çalışma talebiyle iş bırakmaları izledi. 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, 'Böylece ön yargı duvarı yıkılmış oldu' şeklinde yorumlanmıştı. Zamanla 1 Mayıs böylece işçilerin birlik ve dayanışmasını yansıtan bir bayram, dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günü haline geldi.

Türkiye'de ilk kez 1923'te resmî olarak kutlanmıştır. 2008 Nisan'ında, "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanması kabul edilmiştir. 22 Nisan 2009 tarihinde TBMM'de kabul edilen yasa ile 1 Mayıs ülkemizde de bayram ve resmi tatil günü olarak kabul edildi.

Emek her zaman kutsaldır ve karşılığı tam anlamıyla ödenemez. Ancak emeğin karşılığının tam ödenmemesi ya da eşitlik ilkesine aykırı olarak verilmesi toplumda her zaman bir yaradır. Adil gelir dağılımı, insanca çalışma ve yaşam haklarının sağlanması için her 1 Mayıs’ta sadece ülkemizde değil istisnasız tüm dünyada kutlamalar yapılmaktadır.

İşçi Bayramının resmi tatil ve bayram ilan edilmesi içi boş bir kavram olmaktan çıkarılmalıdır. İşçinin sosyal hakları ile asgari ücret uygulamasının iyileştirilmesi, ayrıca iş kazaları ve işçi ölümlerinin asgari düzeye indirilmesi, işçi güvenliğinin sağlanması, ölümlere, ihmalleri ile yol açanların yasalar ile daha ağır cezai yaptırıma tabi tutulması gerekliliği ortadadır. Çok kısa bir süre önce karşı karşıya kaldığımız maden kazaları durumun vahametinin en iyi örnekleridir. Her gün birçok iş kazası da yaşanmaya devam etmekte, yüzlerce aile parçalanmak da, birçok dram yaşanmaktadır.

Bunun yanında, güvencesiz ve esnek çalışma koşullarının en çok kadın emekçileri etkilediğini hepimiz bilmekteyiz. İşyerinde erkek işçilere nazaran daha fazla işe daha az ücret aldıkları, cinsel anlamda taciz, sömürü ve mobinge daha fazla maruz kaldıkları da ortadadır.

Dünya genelinde 306 milyondan fazla çocuk işçi bulunmakta ve bunun 115 milyonu ise çok kötü koşullarda çalıştırılmaktadır. Bu çocuklar çağdaş kölelik koşullarında, çiftliklerden dikiş atölyelerine, taş ocaklarından, madenlere kadar tehlikeli ve ağır işlerde çalıştırılmakta, küresel ekonomik krizin etkisiyle artan yoksulluğun bir sonucu olarak çocuk işçiliği hızlı bir yükselişe geçmiş durumdadır. Birleşmiş Milletler’ ‘in yaptığı bir araştırmaya göre; Hindistan, Nepal ve Afganistan’da yaşayan çocuklar, 1 dolar aylık karşılığında ağır işlerde çalıştırılmaktadır. Madencilik, taş taşıma, inşaat ve ormancılık işlerinde kullanılan küçüklere, günde sadece bir öğün yemek verilmektedir. Eğitime ayrılan kaynaklar daralırken, kızlar başta olmak üzere çocuklar okula gitmek yerine çok düşük ücretle çalıştırılmaktadır. Tahminlere göre, bu gün 75 milyon çocuk işçi 10 yaşın altında bulunuyor. Okula gitmesi gereken çağda ailelerinin maddi imkânsızlığı nedeniyle Ülkemizde de 1 milyondan fazla çalışmak zorunda kalan bu çocuk işçiler ise hala kanayan bir yaramızdır.

İslam Dininin işçi haklarına verdiği önemi, işçi haklarına karşı duyarsızlığı adet edinmiş insanlara da inandıkları şekilde yaşamaları gerekliliğini dile getirirken şu hadisi de belirtmek istiyorum. Peygamberimiz bir keresinde, “Allah Teâlâ, çalıştırdığı işçiden azami verim aldığı halde, onun ücretini tam ödemeyenin öteki hayatta hasmı olacaktır!” buyurmuş. Yine bir kutsi hadiste de şu ilahi tehdidi seslendirmiştir: “Üç kimse, kıyamet gününde Beni karşısında bulacaktır: Benim adımı kullanarak haksızlık eden, hür bir insanı satıp parasını yiyen ve bir işçiyi çalıştırıp da ona ücretini vermeyen!”

Acaba bugün modern dünyada hür bir insanın bizzat kendisinin veya emeğinin satılmadığını kim söyleyebilir ki; Acaba bu durum geride mi kalmıştır, yoksa daha şedit bir şekilde devam mı etmektedir. Göçmen Teşkilatı IOM’nin yayınladığı raporda bugün dünya üzerinde göçmen durumundaki nüfus 300 milyonu geçiyor. 300 milyonluk göçmen nüfusun 12,5 milyonu “yarı-köle”, 2,5 milyonu “insan ticareti mağduru”, 30 milyonu “kaçak” ve 50 milyonu da “mülteci” konumunda bulunuyor. Mülteci konumunda ve yarı-köle konumunda olan göçmen emekçilerin büyük bir bölümünü bizzat bölgesel savaşlar yüzünden göç etmek zorunda kalanlar oluşturuyor.

Gittikleri ülkelerde iş bulduklarında çoğu kez patronlar tarafından kimliklerine, pasaportlarına el konulan göçmen işçiler, kaçak durumunda olmalarından faydalanılarak en ağır işlerde çok düşük ücretlerle çalıştırılmakta, pek çok durumda bu ücreti dahi alamamaktadır. 30 milyon kölenin bir bölümünü, köleleştirilen göçmen ve mülteci emekçiler oluşturmaktadır.

Tüm bu açıklamaların sonucun da;

İş ve işçi haklarının korunmasında Baromuz etkin bir hukuki yardıma hazırdır ve bu yönde her tür sosyal projede de görev almakta, emekçinin yanında yer almaktan da onur duymaktadır. Biz avukatlar olarak, Özgür ve eşit bir gelecek için çok mücadele verdik ve vermeye de devam edeceğiz. İşçi haklarının uluslararası hukukla korunan seviyeye ulaştırılması da mücadelemizin bir parçasıdır.

Haksızlığın, adaletsizliğin, eşitsizliğin geride bırakıldığı, emeğin sömürülmediği, hukukun üstün tutulduğu, aydınlık, eşit ve güzel bir dünya umuduyla, tüm emekçi dostlarımızın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü ve bayramlarını kutlarım."

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim