• BIST 107.115
  • Altın 143,813
  • Dolar 3,5581
  • Euro 4,1457
  • İstanbul 32 °C
  • Ankara 27 °C

1402'lik Akademisyenler: "12 Eylül'de Bile Tutuklanmadık"

1402'lik Akademisyenler: "12 Eylül'de Bile Tutuklanmadık"
‘Bu suça ortak olmayacağız' bildirisine imza atan üç akademisyenin tutuklandı.

2 Eylül darbesi mağduru olan 1402’likler, “Benzer baskılara 12 Eylül darbesinde de maruz kalmıştık. Ancak o zaman bile tutuklanmamıştık. Yapılanların hukukla alakası yok” dedi.

‘Bu suça ortak olmayacağız' bildirisine imza atan üç akademisyenin tutuklanması, hemen her kesimden büyük tepki gördü. Hukukçular, tutuklamaların Anayasa'ya aykırı olduğu görüşünde birleşirken 12 Eylül darbe döneminde üniversitelerde kıyımın mağduru olan 1402’likler, “Benzer baskılara 12 Eylül darbesinde de maruz kalmıştık. Ancak o zaman bile tutuklanmamıştık. Yapılanların hukukla alakası yok” ifadelerini kullandı.

B ölgede devam eden çatışmalardandolayı ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız'başlıklı bildiriye imza atan 1128 akademisyen arasında yer alan Esra Mungan, Muzaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy hakkında çıkan tutuklama kararına toplumun her kesiminden tepki yağdı.

O SÖZLERDEN SONRA TUTUKLANDILAR

Akademisyen, hukukçu ve siyasetçiler tutuklama kararının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üç gün önce “Akademisyen olması, gazeteci olması, STK yöneticisi olması, aslında o kişinin terörist olduğu gerçeğini değiştirmez” sözlerinin ardından gelmesine dikkat çekti.

YAZIP ÇİZENLERİN ÜZERİNDE KORKUNÇ BİR BASKI VAR

12 Eylül döneminde üniversitelerde ve eğitim alanında kıyıma uğrayan 1402'likler arasında olan Prof. Dr. Baskın Oran, “Yazıp çizenler üzerinde sıkı yönetim dönemlerinden çok daha korkunç baskı var” dedi. Prof. Dr. Yakup Kepenek ise “İlginç olan o dönemde biz mahkemeye dahi verilmedik” diye konuştu.

25 Yıldır Türkiye'de Yaşayan İngiliz Akademisyen Sınırdışı Edildi

DARBE UYGULAMASI YAPTIRILIYOR

AK Parti'nin eski isimlerinden Ertuğrul Günay: Bu Yaşadıklarımızı önceki darbe dönemleriyle kıyaslamak mümkün değil. Gerek 12 Eylül'de gerek 27 Mayıs'ta bu darbeyi yapanlar bürokrasiden ya da üniversiteden bazı insanların tasfiyesine kendileri karar veriyorlardı. Şimdi daha vahim bir durum yaşanıyor. İlan edilmiş açık bir darbe yok. Ama devletin meşru organları eliyle darbe uygulaması yaptırılıyor. İktidarın işine gelmeyen akademisyenleri, sözde bağımsız ve tarafsız olması gereken mahkemeler tutukluyor. Bu kararlarının düşünce özgürlüğü ile akademik özgürlükle, bilimle izah edilmesi mümkün değil.

BU SİSTEM BATMAYA MAHKUM

İstanbul Barosu eski Başkanı Yücel Sayman: Bugün yaşananların hukukla alakası yok. 1402'liklerden birisi benim. Askeri darbe sonrası işten çıkarıldık. Öyle dava falan açılmadı ve tutuklanma olmadı. Bugün yaşanan ise izah edilebilir bir durum değil. Tamamen siyasi bir durum. Bugün kimsenin korkusu falan yok. Çünkü korksanız da tutuklanıyorsunuz korkmasanız da tutuklanıyorsunuz. Asıl bu kararı alan savcı ve hakimler düşünsün. Her zaman böyle hukuk dışı kalmış sistemler batmaya mahkumdur. İlelebet sürecek bir düzen yok.

TUTUKLAMA YANLIŞ BİR KARAR

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk: Aydınlar bildirisini ifade özgürlüğü adı altında açıklanan görüşler olarak kabul ediyorum. Anayasa'nın 19. maddesinde tutuklama koşulları açıkça belirtilmiş. Suç hakkında kuvvetli delil bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerinin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla hakim kararıyla tutuklanabilir. Oysa bugün tutuklananlar belli bir sıfatı olan insanlar. Şimdi delil ortada, bildiri yayımlanmış zaten. Yazılmış basılmış bir metinde değişiklik de yapılamaz. Bu yüzden Anayasa maddelerine göre tutuklamaya gerek.

BİZİ 100 YIL GERİYE GÖTÜRDÜ

Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı: Çok utanç verici bu durum. Hiçbir muhalif sese yer verilmeyen bir dikta döneminden geçiyoruz. Türkiye için kaygı verici. Çok ciddi algı operasyonlarıyla yürüyor her şey. Sadece akademisyenlere değil bu korkutma topluma dönük. Kimse artık düşüncelerini ifade edebilme olanağı bulamayacak bu koşullar altında. Çünkü düşüncelerinizi ifade edince tutuklanıyorsunuz. Sonrasında ne olacağınızın garantisi yok. Bugün yapılanlardan sonra bir 100 geriye gittik. 1900'lü yılların başında gibiyiz.

NE HUKUKA NE KANUNA UYGUN

Prof. Dr. Baskın Oran: Sıkıyönetim döneminde 5 general birçok kanun yaptı. Sıkı yönetim mahkemeleri de bu kanunlara göre attı bizi. Hukuka uygun değildi ama kanuna uygundu. Bugün yapılan zulümler, ne kanuna uygun ne hukuka... Adamlar ifade vermeye gitmişler, ‘siz kaçabilirsiniz' diye tutukluyorlar. Yani kanuna bile riayet etmeyen bir Erdoğan rejimi ile karşı karşıyayız. Yazıp çizenler üzerinde sıkı yönetim dönemlerinden çok daha korkunç baskı var. Hiç olmazsa orada, yani o dönemde askeri yönetim geldi ve gidecek algısı vardı. Şimdi artık bu yok.

12 EYLÜL DARBECİLERİ MAHKEMEYE BİLE VERMEDİ

Prof. Dr. Yakup Kepenek: Biz 12 Eylül'ün meşhur 1402'liklerindendik. İlginç olan, o dönemde biz mahkemeye verilmedik. Sadece bir neden göstermeden ODTÜ'nün kapısına konuldum. Yani benim gibi onlarca akademisyen arkadaşım üniversiteden atıldı. Ama bugünkü gibi tutuklanmaya varan bir süreci yaşamadık. Bu çok acı bir tablo. O günden bugüne yargı sisteminin yapısı tamamen değişti. Hem kişiler hem kurumlar farklı bir noktaya taşındı. Çok daha korkuncu, Cumhurbaşkanı'nın ‘terörü yeniden tanımlamak gerekir' dayatması.

'BİZİM MUHATABIMIZ DEVLETTİR'

1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gerektiren ‘terör örgütü propagandası' suçundan tutuklanan akademisyenlerin savcılık sorgusunda yaptıkları savunmanın detayları ortaya çıktı. 5 saat süren ifadelerinde suçlamaları kabul etmeyen akademisyenlerden Muzaffer Kaya, işsiz olduğunu ve aile yardımıyla geçindiğini belirtti. Kaya, “Ben üniversitede 10 yıldır ders veren bir akademisyenim. Yerim yurdum belli, neden tutuklanmam talep edildi anlamış değilim. Akademisyenler olarak imzaladığımız metinde devletten bazı taleplerde bulunduk. Temel isteğimiz ülkemizde çatışma ortamının ortadan kalması, barış ortamının sağlanmasıydı” dedi.

‘ÇÖZÜME DESTEK VERMİŞTİK'

Esra Mungan ise ‘Barış İçin Akademisyenler' grubunun 2012 yılında barış sürecinin başlaması için kurulduğunu söyledi. Mungan, “Nitekim 2013 yılında devlet barış sürecini başlattığında destek vermeye hazır olduğumuzu beyan ettik. Dolayısıyla 2015 yılında talimat alarak beyanda bulunduğumuz iddiası da zaman olarak çelişkilidir. Devlet yurttaşını ve diğer haklarını korumakla mükelleftir. Tam da bu nedenle biz metnimizi doğrudan bu sorumluluğu taşıyan ve bizim muhatabımız olan devlete yönelik yazdık. Hâlâ da imzamızın arkasındayız” ifadelerini kullandı.

‘5 YAŞINDA ÇOCUĞUM VAR'

“Barışa inandığım için 14 senedir memur olarak görev yaptığım ve vatandaşı olduğum devletten barış talebimi arkadaşlarımla yineledim” diyen Kıvanç Ersoy, bunun ifade özgürlüğü ve vatandaşlık hakkı olduğunu vurguladı. Ersoy, “Mimar Sinan Üniversitesi'nde çalışıyorum. 5 yaşında bir çocuğum var. Onun bakımıyla ilgili sorumluluklarım var. Tutuklanmam onun hayatını zorlaştıracaktır. Öğrencilerime karşı da sorumluluğum var” şeklinde savunma yaptı.

Tutuklanan akademisyenler Esra Mungan, Muzaffer Kaya, Kıvanç Ersoy, cezaevine götürülmeden önce Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirildi.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim