• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 3 °C

“2002-2015 Yılları Arasında 5 Bin 406 Kadın Cinayeti İşlendi”

“2002-2015 Yılları Arasında 5 Bin 406 Kadın Cinayeti İşlendi”
Mersin Baro Başkanı Av. Alpay Antmen, son 10 yılda kadın cinayetlerinde yüzde 1400 gibi dev bir artış yaşandığını söyleyerek, “Şiddet aynı, rakamlar farklı! Yapmamız gereken ise cinsiyet ayrımcılığına tavizsiz olarak karşı çıkmaktır” dedi.

Mersin Barosu Başkanlığı, 25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde iki ayrı basın açıklaması ile kadına şiddeti kınadı.

Mersin Adliyesi Avukatlar Odası’nda yapılan açıklamada ilk olarak söz alan Baro Başkanı Av. Alpay Antmen, Adalet Bakanlığı’na göre 2002-2015 yılları arasında 5 bin 406 kadın cinayetinin işlendiğini vurgulayarak, “Ancak resmi rakamlardan derlenen Birleşmiş Milletler istatistikleri ise aynı dönem için kadın cinayetleri rakamını 13 bin 381 olarak açıklıyor” dedi.

ŞİDDET AYNI, RAKAMLAR FARKLI!

TBMM İnsan Hakları Komisyonu tarafından yayınlanan “Kadına ve Aile Bireylerine Yönelik Şiddet İnceleme Raporu”na göre ise son 10 yılda kadın cinayetlerinde yüzde 1400 gibi dev bir artış olduğuna dikkat çeken Av. Antmen, “Yani; kadına yönelik şiddet, özellikle ekonomik, siyasal ve etnik sorunlarla iç içe geçerek artıyor. Kadına yönelik artan şiddette değişen tek şey ise ölen veya şiddete maruz kalan kadınları anlatan RAKAMLAR oluyor..! Kadına yönelik şiddet, geleneksel ön kabuller, toplumun ve devletin duyarsızlığı ile büyüyor. Şiddet yalnızca bedenlere zarar vermiyor, kadınların öz saygısını, ihlale direnme ve hak arama arzusunu zayıflatıyor veya yok ediyor. Ülkemizde kadına yönelik işlenen en çok şiddet suçlarını sıralamak gerekirse; cinsel taciz ve saldırı, çocuk düşürtmek, fuhuşa zorlamak, eziyet, tehdit, konut dokunulmazlığının ihlali, kasten veya tedbirsizlik nedeniyle yaralamak, bekâret kontrolü, kötü davranış, hakaret, çocuğun kaçırılması, çalışma özgürlüğünün engellenmesi, alı konulması, huzur bozmak, izinsiz kısırlaştırmak, töre veya namus cinayetleri ilk akla gelenler. Yapılması gereken, her türlü ayrımcılığa olduğu gibi cinsiyet ayrımcılığına da tavizsiz olarak karşı çıkmaktan ibarettir. Kadını şiddetten korumaya yönelik yasal düzenlemeler hayata geçirmeliyiz. Kadınlar mücadelelerinde hukuku yanında göremiyor. İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girdi ancak sözleşme hükümleri hayata geçirilemiyor. Tedbirler sadece kâğıtta kalıyor. Sigaraya karşı oluşturulan eylem planları gibi planlar ne yazık ki konu kadınlar olunca geri planda bırakılıyor. Kadına karşı şiddet sürdükçe sağlıklı nesiller yetiştirmek çok da kolay olmayacaktır. En başta kadına olmak üzere tüm canlılara yönelik ayrımcılığı ve şiddeti kınıyoruz” dedi. 

“KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN İNSAN HAKLARI İHLALİDİR”

Daha sonra söz alan Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Seher Yalçınkaya Çetin ise Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu’nun (TÜBAKKOM) ülke genelinde yaptığı ortak basın açıklamasını kamuoyuyla paylaştı. Kadına yönelik şiddetin insan hakları ihlali olduğunu söyleyen Çetin, 2BM Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi’nde ve Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nde kadına yönelik şiddet ‘kamusal veya özel yaşamda kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı, ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem, tehdit, zorlama, keyfi olarak özgürlükten, ekonomik gereksinimlerden yoksun bırakma’ olarak tanımlanıyor. İstanbul Sözleşmesi’nin önsözünde, ‘kadınlara yönelik şiddetin, erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinin dışa vurumu olduğu, kadınlara karşı ayrımcılık yapılmasına yol açtığı ve kadınların ilerlemelerinin önünde engel olduğu, bu nedenle şiddeti önlemenin bir devlet politikası olması gerektiği vurgulanıyor. 25 Kasım gününün kadınlarla ilgili diğer günlerden önemli bir farkı vardır. O da 25 Kasım’larda dünyanın her yerinde kadınlara ve kız çocuklara yönelik giderek artan cinsiyete dayalı şiddete odaklanılmış olmasıdır. Günümüzde, kadına yönelik şiddet olgusu, sadece bir kadın sorunu olarak değil, toplumsal bir sorun olarak çok yönlü olarak gündeme alınmakta ve çözüm üretmek için sosyoekonomik koşullar, politik gelişmeler ve kültürel etkenlerle birlikte değerlendirilmektedir” dedi. 

“YASALARIN BİR ANLAMI KALMAMAKTA”

Yerel ve ulusal medyaya yansıyan haberlere göre 2015 yılında Ekim ayına kadar erkeklerin; 236 kadını; boşanmak istediği veya evlenmek istemediği için öldürdüğünü de dile getiren Seher Yalçınkaya Çetin, kadına yönelik şiddetin artarak devam ettiğini vurguladı. “15 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti, 5 kadın ve kız çocuğuna zorla fuhuş yaptırdı, 29 kadını yaraladı, 6 kadın ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulundu” diyen Çetin, “Öldürülen kadınlar arasında, yasal haklarını kullananlar, katili hakkında 3 kez koruma kararı çıkartmış olan da vardı. Hangi yasayı getirir isek getirelim ailede ve toplumda bu yetiştirilme sorunları aşılmadan, temel eğitimde, hatta anasınıfında bu yönde eğitim metotlarıyla dersler verilmeden, toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadan yasaların bir anlamı kalmamakta, her gün çığ gibi büyüyen kadına yönelik salt şiddet, öldürme fiillerinin önüne geçilememektedir.

Türk Ceza Yasamızda mevcut olan ve hâkim takdirine bırakılan; ‘haksız tahrik indirimi’ ve ‘iyi hal indirimi’ne dair maddelerin, erkek terörüne maruz kalan şiddet mağduru kadınlarda, özellikle de tecavüz ve taciz mağduru kadın dosyalarında maddelerin gerekçelerine, amacına, kapsamına ve mehaz kanunlardaki uygulama şekilleri ile uluslararası sözleşmeler hükümlerinin de dikkate alınarak toplumsal cinsiyet bakış açısından kurtulmuş olarak hukuka uygun uygulanması toplumsal tepkiler ile sağlanmalıdır. Risk gruplarına, şiddetle sık karşılaşan meslek gruplarına ve kamuya yönelik eğitim ve bilgilendirme çalışmalarına hız verilmelidir.                       

“ULUSAL EYLEM PLANI, DEVLET POLİTİKASI OLMALI”

Erkek egemen zihniyet, kadın erkek eşitliğini göz ardı eden yönetim anlayışı, şiddetin önlenmesi konusunda yasaların yaşamama geçirilememesi karşısında, kadına yönelik şiddetle mücadele için hazırlanan Ulusal Eylem Planı hızla ve kararlı bir devlet politikasıyla hayata geçirilmelidir. Kadının güçlenmesi, ailede ve toplumda BİREY olarak dikkate alınması, toplumda zihniyet değişikliğinin sağlanmasına yönelik eğitimin her kademesinde toplumsal cinsiyet eşitliği verilmesiyle şiddetin önlenmesinde önemli gelişme mümkün olacaktır. Güçlü ve sağlam bir toplum için kadına şiddete hayır” diye konuştu.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim