• BIST 97.726
  • Altın 145,637
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C

377’si Erkek, 9 Bin 718’i Kız Çocuğu Olmak Üzere 11 Bin 95 Çocuk Cinsel Suçlara Maruz Kaldı

377’si Erkek, 9 Bin 718’i Kız Çocuğu Olmak Üzere 11 Bin 95 Çocuk Cinsel Suçlara Maruz Kaldı
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuklara” ait verilerine göre, Türkiye’de 2014 yılında bin 377’si erkek, 9 bin 718’i kız çocuğu olmak üzere 11 bin 95 çocuk cinsel suçlara maruz kaldı.

Kayseri’de lise öğrencisi C.K.’nın öğretmeni tarafından cinsel istismara uğradığı için intihar etmesi ve Karaman’da Ensar Vakfı ve KAİMDER’e bağlı yurt ve evlerde kalan 10 öğrencinin de bir öğretmen tarafından istismar edildiğinin ortaya çıkmasından sonra adeta pandoranın kutusu açıldı. Ülkenin dört bir yanından taciz ve istimar haberleri gelmeye başladı. Peki ne olmuştu? Bu olaylarda korkutan bir artış mı vardı yoksa üzeri örtülen vakalar bir şekilde patlak mı veriyordu? Konuya yakından baktığımızda sarsıcı bir tablo ile karşılaşıyoruz, daha kötüsü her olayda olduğu gibi bu konuda da yeterli araştıma yok ve çoğunun üstü örtülüyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuklara” ait verilerine göre, Türkiye’de 2014 yılında bin 377’si erkek, 9 bin 718’i kız çocuğu olmak üzere 11 bin 95 çocuk cinsel suçlara maruz kaldı. 2015 yılına ait veriler ise Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılmadığı için yayınlanamadı. Medyaya yansıyan rakamlar sadece resmi makamlara iletilen vakalara ait. Korku ve baskıdan yaşadıklarını saklayanlar da düşünüldüğünde tablo hayli ürkütücü bir hal alıyor.

Çocuk istismarının giderek artması ve daha görünür olmasına rağmen nedenleri ve önlemlerine ilişkin kapsamlı araştırmaların yapılmaması, cezai yaptırımların uygulanmaması eğitim, hukuk camiası ve pedagoglar tarafından eleştiriliyor. Geçtiğimiz ay Diyarbakır’da, zihinsel engelli bir erkek çocuğa cinsel istismarda bulunan S.K.’ya ‘basit cinsel istismar’ suçundan sekiz yıl hapis cezası verilmiş, sanığın ‘duruşmalardaki olumlu tutumu’ nedeniyle ceza altı yıl sekiz aya indirilmişti. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, yaşanan bunca olaya rağmen kapsamlı araştırmaların yapılmadığına dikkat çekiyor: “Devletin, başta MEB’in, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın öncelikle olayların açığa çıkarılması konusunda istekli olması gerekiyor.” Ceza hukukçusu Doç. Dr. Günal Kurşun ise özellikle bakım kurumlarının denetiminde ciddi sorunlar olduğuna, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın görevini yerine getirmede yetersiz kaldığına işaret ediyor.

OKUL ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLAR TEHDİT ALTINDA

Bianet’in araştırmasına göre, 2015’te taciz ve cinsel istismar faillerinin yüzde 11’i mağdurların eğitmenleri. 2014 yılında taciz ve cinsel istismar vakalarının yüzde 13’ünün eğitim yerlerinde yaşandığı ortaya çıktı. Bu veriler okul çağındaki çocukların daha fazla tehdit altında olduğunu gösteriyor.

Veliler de okulların artık yeteri kadar güvenli olmadığını düşünüyor. 2013 yılında CSG-City Security Group ve Bahçeşehir Üniversitesi’nin birlikte yaptığı okul güvenliği araştırması da bu endişeyi somutlaştırıyor. Buna göre ailelerin yüzde 73’ünün, çocukları okulda bulunduğu sırada güvenliğinden endişe duyduğu, her iki veliden birinin de okulları yeterince güvenli bulmadığı, okul yöneticileri ve öğretmenlerin güvenlik konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip olmadığını düşündükleri görülüyor.

Cinsel istimarların engellenmesi için ciddi tedbirlerin alınması gerekiyor. Aktif Eğitim Sendikası Başkanı Osman Bahçe okullardaki cinsel istismar vakalarının tekrar yaşanmaması için Milli Eğitim Bakanlığı’nın değerler eğitimini evrensel insanî değerler açısından ele alması gerektiğine ve çocuklara cinsiyet, cinsellik ve ergenlik gibi konularda eğitim verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Diğer yandan YÖK’ün de devreye girerek öğretmen yetiştiren kurumlarda cinsel istismarı engellemeye yönelik müfredat geliştirilmesi gerektiğini savunuyor.

MEDYA MAGAZİN DİLİ KULLANMAMALI

Çocuklara yönelik cinsel istismar hadiselerinin medyada veriliş tarzı onların iyileşme sürecini de etkiliyor. Sosyal Hizmet Uzmanı Figen Paslı’ya göre bu haberler çocuğun yüksek yararını gözeterek kamuoyuyla paylaşılmalı. Haberler magazinsel bir dil ve yorumla değil, çözüm odaklı bir anlayışla ele alınmalı. Çocukların kimliğinin gizli tutulmasının zaten etik bir zorunluluk olduğunu da hatırlatmak gerek. Aksine Paslı’nın da işaret ettiği gibi istismarın nasıl olduğu, süresi, niteliği gibi bilgileri paylaşmanın çocukları korumaya ya da istismara uğramış çocukların iyileşmesine bir katkısı olmayacaktır. Bunun yerine çocuğu korumakla yükümlü kişi ya da kurumların ihmal ve sorumluluklarının ortaya konulması şart. Hukuk, sağlık ve sosyal hizmet sistemlerinin yapılanmasında, uygulamalarında, mevzuattaki yanlış ve eksikler gündeme getirilmeli.

Kilit rol ebeveyn ve öğretmenlerin

Kurumsal önlemler tek başına bu suçları engellemeye yeterli değil. Çocuğun yetiştiği aile ve çevresi de bu konuda bilinçli ve duyarlı olmak zorunda. Aktif Eğitim Sendikası Başkanı Osman Bahçe bunun için ebeveynlerin çocuklarıyla daha yakından ilgilenmesi ve onların yaşadığı olumlu-olumsuz her durumu paylaşabilecekleri yakınlığı/samimiyeti vermesinin önemli olduğunu da belirtiyor.

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Sosyal Hizmet Uzmanı Figen Paslı ebeveynlere ve öğretmenlere şu tavsiyelerde bulunuyor.

1- Ebeveynler çocuklarla güven ve sevgiye dayalı sağlıklı iletişim ortamı sağlamalı.

2- Ebeveynler çocuğu ilgilendiren her konuda onun görüşünü almalı ve kararlara katılımını sağlamalıdır. Çocuğun söylediklerine kulak vermeli, onu dinlemeli.

3- Çocuğa sadece yabancıların değil, tanıdıkları, hatta en yakınlarının bile kendisine yönelik istemediği ya da hoşlanmadığı bir eylemde bulunması durumunda da “hayır”, diyebileceği öğretilmeli.

4- Çocuğa bedeninin özel bölgeleri öğretilmeli, buralara anne dışında dokunmak isteyen olduğunda izin vermemesi gerektiği, böyle durumlarda eğer ebeveyni yanında değilse en yakınında güvenebileceği birisine söylemesi gerektiği öğretilmeli.

5- Çocuk, her ne yaşarsa yaşasın, olumsuz bir şey de olsa yaşadıklarını ebeveyniyle paylaşabilecek yakın iletişim ortamına sahip olmalı.

6- Ebeveynler çocuklarının istismara uğradığından kuşku duymaları durumunda çocuğu sorgulamamalı, yargılamamalı, konuşmaya zorlamamalı.

7- Çocuğu bir uzmanla görüştürmeli; bu kişiler, psikiyatr, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, hekim olabilir.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim