• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C

8 Soruda Ankara Saldırısı Ne Anlama Geliyor?

8 Soruda Ankara Saldırısı Ne Anlama Geliyor?
Çatışma süreçleri, terörizm, ayaklanma ve karşı koyma üzerine çalışan akademisyen Metin Gürcan, Ankara saldırılarının yeni bir duruma işaret ettiğini söyledi.

Gürcan, PKK hakimiyetinde Rojava ilhamlı, etno-milliyetçi genç doğalı yeni bir güç merkezinin oluştuğuna dikkat çekti.

Ankara'da bir ay içerisinde gerçekleşen iki büyük bombalı saldırı, bugüne kadar Türkiye'nin yaşadığı saldırılardan çok farklı eğilimlere işaret ediyor. Henüz bu tür saldırılar gerçekleşmeden çok önce özellikle Suriye'deki sürece paralel olarak Türkiye'nin karşı karşıya kalacağı risklere işaret eden Al-Monitor yazarı, çatışma süreçleri, terörizm, ayaklanma ve karşı koyma, sivil-asker ilişkileri üzerine çalışan akademisyen Metin Gürcan, 'geleneksel terörizm' analizleri ve mücadele yöntemleriyle başa çıkılamayacak yeni bir süreç ile karşı karşıya olduğumuza dikkat çekiyor.

Gürcan'ın PKK'daki değişim, TAK'ın işlevi, Rojava odaklı yeni güç merkezi üzerinden son saldırının işaret ettiği bu yeni duruma dair değerlendirmeleri şöyle:

1-BU SALDIRILARIN ÖNCEKİLERDEN FARKI NEDİR?

Eylem tipinden başlayalım... Öncelikle şunu söylemek lazım. Araç ile yapılan intihar saldırıları yeni bir olgu. Özellikle de Türkiye'nin Batı'sında, büyük metropollerde... Hareket halindeki araçlarla yapılan intihar saldırıların ne kadar yıkıcı olduğunu görüyoruz. İlki 17 Şubat'ta ikincisi 13 Mart. Bu olaylardan Suriye'de hergün 3-4, Irak'ta 1-2 defa oluyor. Yani bu bir trend. IŞİD ve türevleri bunu bölgeye öğretti. Yeni bir terör dalgası bu. Görünen o ki, pek de alışık olmadığımız bu tarz terör dalgası devam edecek gibi. 

Bu saldırılar bize iki önemli gelişmeyi gösteriyor: Bir; bölge etnik ve dini motivasyonla ölmeye hazır insan kaynağı bakımından zengin. İkincisi; giderek askerileşen bir örgüt mücadelesi yükseliyor. Kullanılan patlayıcılar askeri malzemeler. Eskiden mesela; El Kaide'nin 2003'teki konsolosluk ve sinagog saldırılarında neredeyse bir tona yakın amonyum nitrat bazlı patlayıcı kullanıldı. Şimdiki saldırılarda ise 80-100 kg C-3, C-4 ve TNT ile güçlendirilmiş patlayıcılar kullanılıyor.

2-TAK NEDİR? ARKASINDA HANGİ GÜÇ VAR? PKK İLE İLİŞKİSİ NASIL?

Şimdi gelelim karşımızdaki yapılara. Son iki saldırıyı yapan TAK dediğimiz örgüt aslında nedir? Önce bunu iyi tespit etmek lazım. Ben TAK'ı şöyle tanımlıyorum: 

PKK şemsiyesi altında yarı-bağımsız eylemler yapan silahlı bir örgüt. Niye PKK şemsiyesi diyorum? Personel temini sağlıyor, lojistik destek veriyor, finanse ediyor. Peki TAK'ı bütün bunlara rağmen yarı-bağımsız kılan ne?İşte asıl kritik soru bu. Bunu kaç yıldır söylüyorum, onun özelliği 'yerelleşme.' 

PKK şu anda IŞİD'den öğrendiğini uyguluyor. Eskiden modern bir örgüttü. Kararlar tepeden alınır, hiyerarşi içinde uygulayıcılara kadar bu kararlar ulaşırdı. Oysa bugün orta düzey, alt düzey hatta hücre bazında karar alma esnekliği tanıyor. Yani eylemin tipini, hedefini, nasıl yapılacağını, zamanını serbest bırakıyor. Sadece 'eyleme geçin' diyor, yeşil ışık yakıyor. Mesela bu son saldırıda intihar bombacısı eylemi sırt çantasıyla da yapabilirdi, gider bir yere de bırakabilirdi. 

Bu tür bir hareket PKK'ya şu imkanı tanıyor: Tüm kararlar tepeden alınırsa, bu karar hiyerarşi içide uygulayacak birime kadar iletilmeli. Örgüt içi yazışma, iletişim, malzeme sağlama, koordidasyon, finans, keşif vs. derken pek çok kişi olaya dahil olacak. Böyle bir durumda devletin güvenlik güçleri, istihbaratı olayları engellemek için daha fazla olanağa kavuşur. Zaman kazanır. Ajan sokabilir, takip yapabilir vs. 

Ankara'daki saldırıyı da 4-5 kişinin belki 1 ay belki 3 gün önce planlanmıştır. Bir de hareket halindeki araç güvenliği belli bir bölgeye değil tüm ülkeye yoğunlaştırmayı gerektiriyor. Yani sizin mücadele alanınızı genişletiyor. Bu tür mobilize saldırıların bir üstü belki drone, belki uçak olacaktır...

3-İSTİHBARAT ZAAFI VAR MI? ÖNLEYİCİ TEDBİRLER YETERSİZ Mİ?

İşte karşıda böyle bir hareket kabiliyetine sahip örgüt varken, sizin zaafınız o zaman ortaya çıkıyor. Hala terör saldırılarına karşı, saldırının yapıldığı veya yapılması tahmin edilen o bölgenin güvenlik gücüyle önlem almaya çalışıyorsunuz. Oysa karşıdaki mobilize. Bu nedenle tüm ülkede Ankara'daki merkezden koordine edilen, bürokratik hiyerarşiye takılmayacak bir güvenlik gücü yaratmalısınız. Bunların tek işi, istibaratı bu faaliyetler olmalı. Yoksa olay Ankara'da oldu oranın emniyeti, İstanbul'da oldu buranın emniyeti ile bu işi engellemek imkansız. Adam aracı İstanbul'da çaldı, Adıyaman'da bombayı yükledi, Ankara'da patlattı. Bunu nasıl engellersiniz? Entegre ve bütüncül bir strateji lazım. Yani örgütlerin taktiğinde yeni bir durum var ama devletin yöntemi eski. Şu anda güvenlik karmaşasının nedeni de budur.

4-PKK UZUN YILLARDIR İZLEDİĞİ TAKTİĞİ NEDEN DEĞİŞTİRDİ?

Bu önemli bir soru. PKK, IŞİD ile mücadele sayesinde küresel düzeyde çok önemli bir meşruiyet zemini kazandı. Özellikle şu anda Suriye'deki gelişmeleri çok dikkatli izliyor. Şurada yanılıyoruz. PKK olaya artık Türkiye diye bakmıyor. Bölgesel bakıyor. Türkiye onun için eskiden cepheydi, şimdi cephelerden birisi. Hatta önem sırasında ikinci . Suriye daha önde. PKK, Suriye'de bir şeyler yapmak gerektiğini düşünüyor. Şu anda 20 bin asker ve polis operasyon yapıyor. Ve önümüz bahar. Devlet daha fazla kuvvet takviye edecek. PKK bunu engellemek için tüm Türkiye'yi güvenliksiz kılmaya çalışıyor ve Güneydoğu'daki baskıyı azaltmak istiyor. O da kazandığı küresel meşruiyetini zedelemeden bir tür 'üvey evlat' yoluyla, TAK ile, eylem yapıyor. İstediği zaman olayı kabul edebilir, istemezse etmez. PKK yöneticileri diyor ya, 'Biz engelleyemeyiz. Kürt gençleri olan bitene öfkeli. Kendileri hareket ediyor' diye...

5-ÜST ÜSTE YAPILAN SALDIRILAR İLE NE ELDE EDİLMEK İSTENİYOR?

Güneydoğu'daki operasyonların bir misillemesi. Kimin yaptığını bir kenara bırakarak söylüyorum. Orada 77 yaşında yaşlı insan da öldü 7 aylık çocuk da. Burada bir vaka var. Öfke birikti. Aynı şiddetle misilleme yapılmaya çalışılıyor. Burada El Kaide, IŞİD taktiği uygulanıyor. Ne diyordu El Kaide saldırıları sonrasında, 'cehennemi evlerine getirdik.' Burada da benzer söylem ön planda. 

İkinci neden Suriye. Orası kritik bir aşamada. Türkiye PYD-YPG'ye karşı çok sert ve geri adım atmıyor. İşte burada diğer devletler ve istihbarat örgütleri devreye giriyor. Bu tarz saldırılar ile Türkiye'nin bu sert tavrını yumuşatabileceklerini düşünüyorlar. 

Üçüncü neden de PKK'nın değişimi. IŞİD nasıl küresel bir ilham haline geldiyse PKK da tüm dünyadaki Kürtler içinde özellikle Rojava'da IŞİD'e karşı kazanılan başarının üzerinden bir ilham merkezi olmak istiyor. Ve oluyor da. Bakın ben en son Kazakistan'daydım. Orada 200 bin Kürt var ve çok hareketliler.

6-KANDİL SURİYE'YE Mİ TAŞINDI?

Kandil'in taşınması diye bir durum yok. Ama PKK içinde bir kırılma seziyorum. Kandil'in yanında yeni bir güç merkezi Rojava'da ortaya çıkıyor. Bu yeni güç merkezi Suriyeli, biraz Şii-Nusayri etkili, Rus dosto ve İran ile sıcak. Bu güç merkezi Kandil'e diyor ki, 'Rojava dinamiğini senin Ankara ile pazarlığına meze yaptırmayız.' Nasıl IŞİD dini ilhamlı güç merkezi ise onun karşıtı olan bu yeni güç merkezi de PKK himayesinde, Rojava ilhamlı, Kürt etno-milliyetçi genç doğalı bir bölgesel Kürt direnişi.

7-BU YENİ DURUM DOĞRU ANALİZ EDİLİYOR MU?

Bu yeniyi iyi anlamak lazım. Anlamanın bir yüzü toplumun tavrı. Peki nasıl tepki veriyoruz? Bir kısım tiksinti duyarak, öfkelenerek, nefret ederek olayı Kürt siyaseti karşıtlığına götürüyor. Diğer bir grup da, 'aptal iyimserliği' içinde. Üçüncü kesim ise olayı AK Parti ve hükümet karşıtlığı üzerinden değerlendiriyor. Böyle bakarak saldırıları ne önleriz ne de olayları çözebiliriz. Biz suçlu peşinde koşuyoruz. Hemen kim yaptının üzerinde duruyoruz. Oysa asıl sorular, 'bu gençler niye bu eylemleri yapıyor' ve 'Türkiye niye bu tarz eylemlerin kolayca yapıldığı yer haline geldi' olmalı. 

Şerif Mardin'in 1970'lerdeki ünlü tespitinden yola çıkalım. Mardin bir merkez-çevre tanımlıyor, merkezde laik elitler ve buraya doğru hareket eden muhafazakar çevreye dikkat çekiyordu. Siyasetin seyrini buna göre analiz ediyordu. PKK da önceden marjinaldi, şimdi siyasetin belirleyeni haline geliyor. Yani siyasetin seyri terör saldırılarının ipoteğine giriyor. Bu çok tehlikeli. Önceden terör, siyasetin seyrine uyardı. Şimdi siyaset teröre göre konumlanıyor. Siyasette yeminli yandaşlıkla, yeminli karşıtlıkla bu durumu anlayamazsınız. Yani bir araçlı saldırı ile PKK siyasetin gidişatına yön verebiliyor. Böyle olunca bu olanağı x devleti de kullanır, y istihbarat örgütü de. Çünkü Suriye'de bir pazar oluşmuş durumda. 3 bin dolara keskin nişancı silahı alabiliyorsunuz. 150-200 bin dolara küçük çaplı bir ordu da kurabilirsiniz.

8-NASIL BİR YAKLAŞIM GELİŞTİRİLMELİ?

Dolayısıyla işin üç boyutu var. Bir, Suriye'deki bu pazarı engellemelisiniz. İki, bu gençlerin kendilerini neden patlattığını, bunu nasıl önleyeceğinizi düşünmelisiniz. Üç, saldırıların bu denli kolay olmasını sağlayan siyasi ve toplumsal ortamı düzeltmelisiniz. 

Tamamen sorunu Türkiye içinde algılıyoruz. Bölgesel bakmıyoruz. Buna karşı geliştirilen yöntemler de o nedenle tam başarılı olamıyor. Buradan Ankara'ya bir soru sorayım: PKK tümden, kökten yok mu edilmeli, yoksa belli şiddet biçimlerini terk etmesini mi sağlamalı? Eğer birincisi ise bunun nasıl yapılacağı, Kandil'e, Suriye'ye yönelik nasıl hareket edileceği açıklanmalı. İkincisi ise yeni bir çözüm strateji başlatırım vs. deniliyorsa, bu netleştirilmelidir.

Ama siz Cizre, Sur bittikten sonra burada ortamı yumuşatmanız, halkın beklentilerine yanıt vermeniz lazımken hemen Nusaybin, Silopi, Yüksekova'da benzer bir harekete başlıyorsunuz. Yani aynı hatayı tekrarlıyorsunuz.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim