• BIST 106.663
  • Altın 143,662
  • Dolar 3,5540
  • Euro 4,1354
  • İstanbul 33 °C
  • Ankara 29 °C

90'lardaki Gibi Büyük Göç Dalgası: Halk, Terör ve Sokağa Çıkma Yasağından Kaçıyor

90'lardaki Gibi Büyük Göç Dalgası: Halk, Terör ve Sokağa Çıkma Yasağından Kaçıyor
Güneydoğu, 1990'lı yıllardan sonraki ikinci büyük göç dalgası ile karşı karşıya. 30 yıl önce bölgede köyler boşaltılırken şimdi ilçe merkezleri ve mahalleler insansızlaşıyor.

PKK'lıların kazdığı hendekler, çatışmaların şehir merkezlerine taşınmasına yol açıyor. Barikatları kaldırma gerekçesiyle ilan edilen sokağa çıkma yasakları da tıpkı hendekler gibi sivilleri vuruyor. 16 Ağustos tarihinden beri, kazılan hendekler sebebiyle 17 ilçede sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Çatışmalar sonucu mağdur olan yaklaşık 200 bin kişi göç etmek zorunda kalırken evini bırakıp civar bölgelere akın eden her ailenin acı bir hikâyesi var.

TUVALETTEKİ SUYU İÇTİK, ÇOCUKLARIM HASTALANDI

16 Ağustos'tan bu yana 5 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen Nusaybin'de ailesiyle birlikte yaşayan Derya T. yasak kalkar kalkmaz çocuklarını da yanına alarak Uludere'deki akrabalarına sığındı. Gece silah sesleri yüzünden uyuyamadıklarını belirten T., şunları anlatıyor: “Susuz bırakıyorlar, bütün trafoları patlatıyorlar, çocuklarımız hastalanıyor. 7 çocuğum var, okula gidemiyorlar, psikolojileri bozuldu. Tuvalette kullandığımız suyu çocuklarıma vermek zorunda kaldım. Kundaktaki bebeğim dâhil tüm çocuklarım hastalandı. Hastaneye bile götüremedik. Çocuklarımı bölüştürüp akrabalara gönderdim. Eşim başka yerde, ben başka yerdeyim. Evimizin her yerinde kurşun izleri var. Neredeyse sağlam ev yok. Herkes korku içinde, ya bir köye kaçıyorlar ya bir akrabaya sığınıyorlar. Hendekler kazılıyor. Sokağa çıkma adı altında millete zulüm yapıyorlar.”

EVİMİZDE ÖLÜM KORKUSU YAŞIYORUZ KİMSENİN YAŞANANLARDAN HABERİ YOK

Diyarbakır'ın Hasırlı Mahallesi'nden önce Sur'a göç eden Atlak ailesi sokağa çıkma yasağı sebebiyle bu kez de Yenişehir ilçesine taşınmak zorunda kaldı. Bir ay arayla ikinci kez yola düşen aile, olayların yakın bir zamanda düzeleceğine de inanmıyor. Yaşananları savaş olarak nitelendiren Atlak ailesinin kızı Bahar Atak şunları aktarıyor: “9 kişi bir arada yaşıyoruz. İmkânımız yok ama mecburen taşınıyoruz, çünkü küçük çocuğumuz var. İki yaşındaki çocuğum bile bom bom diye bomba sesini taklit ediyor. Herkesin psikolojisi bozuk, bunları yaşamak istemiyoruz. 3 kız kardeşim artık okula gidemiyor. Yasak sebebiyle öğretmenler de okullara gelemiyor, okullar hep kapandı. Dışarı çıkamıyoruz, alışveriş yapamıyoruz. Her an her yerde ölüm korkusu yaşıyoruz. Burada yaşananlardan kimsenin haberi yok. Çoğu aileler taşındı, insanlar evini yurdunu bırakıp gidiyor. İki taraf da suçlu. Düşünün evinizde otururken öldürülüyorsunuz. Annelerin-babaların gözleri önünde çocukları öldürülüyor.”

KIZIM FIRINA GİDERKEN VURULDU CENAZESİNİ BİLE YERDEN ALAMADIK

Diyarbakır'ın Sur ilçesine bağlı Hasırlı Mahallesi'nde yaşanan çatışmalar sırasında kızını kaybeden Ekrem Şen de, o günden sonra bir daha mahalleye uğramamış. 11 yaşındaki kızı Hasret Şen'in fırına ekmek almaya gittiği sırada öldürüldüğünü dile getiren acılı baba, 15 dakika boyunca yerde kalan cenazeyi korkudan kimsenin gidip alamadığını belirtiyor. Baba Şen'in dilinden şu cümleler dökülüyor: “57 gün oldu, sokağa çıkma yasağı vardı. Çocuğumun vurulduğu gün ben de oradan çıktım. 3 çocuğum vardı, şimdi iki tane kaldı. O gün bu gündür bir orada, bir buradayım. Gidemiyoruz, evimiz, eşyalarımız öylece duruyor. İnsanımız çok mağdur. Parası olan gidiyor, bizim gibi fakirler ne yapsın?”

DAYANACAK GÜCÜMÜZ KALMADI

Sur'dan göç etmek için hazırlık yapan Kemal Yıldız ise 5 çocuğunun yasaklardan dolayı okula gidemediğini dile getiriyor. Yıldız, “Evde gıdamız tükendi. Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım diyorsunuz ki, ‘biz Kürtlere destek veriyoruz.' Kürtlere destek çıkmıyorsunuz. Biz Suriçi'nde zor durumda kaldık. Ben inşaatçıyım. Cebimde beş kuruş para yok. Evime ekmek götüremiyorum. Sonumuz ne olacak. Dayanacak gücümüz kalmadı.” diyor.

Mahalleler savaş alanına döndü

Güneydoğu'daki 7 şehrin 17 ilçesinde 16 Ağustos tarihinden itibaren uygulamaya başlanılan sokağa çıkma yasakları, Türkiye İnsan Hakları Vakfı'na göre yaklaşık 1 milyon 300 bin kişiyi etkiledi. PKK'lı teröristlerin hendek kazdığı ve barikat kurduğu mahallelerde yaşananlar, savaş manzaralarını aratmadı. Güvenlik güçleri ile terör örgütünün gençlik yapılanması YDG-H arasında kalan sivil halk, kurşunların hedefi oldu. İletişim ve internet altyapısı çöktü, elektrik ve su kesintileri yaşandı. Kurşunlara ve bombalara hedef olan çok sayıda ev, işyeri ve araç tahrip oldu. Zaten yoksul olan halk, yasak sebebiyle işlerine de gidemediği için ekonomik ve sosyal yıkıma uğradı. Okullar kapandı, öğrenciler eğitimini yarıda bıraktı. Sağlık hizmetlerine erişim engellendi. Tarihi cami ve kiliselerden okullara, yurttaşların evlerinden havada uçan kuşa kadar her şeyin hedef alındığı saldırılarda ortaya çıkan manzara korkunç. Güvenlik güçlerinin operasyonlar sırasında özensiz davranması da halkın kamu otoritelerine güvenini sarstı.

KAYNAK: SELMA TATLI, AHMET GÖRÇÜM DİYARBAKIR, ŞIRNAK

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim