• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 16 °C

90'lı Yıllara Dönüş: Faili Meçhuller Dönemi Geri Geldi

90'lı Yıllara Dönüş: Faili Meçhuller Dönemi Geri Geldi
Türkiye'de son dönemde 1990'lı yılları andıran karanlık ve kanlı olaylar yaşanıyor...

BAYRAM KAYA, FAZLI MERT, İSMAİL AVCI*

Her gün polis, asker ya da sivil vatandaşlar sokak ortasında infaz ediliyor. Terör örgütleri cirit atıyor. Mafya çatışmaları İstanbul, Ankara, Adana gibi büyük şehirlerde sokak ortalarına taşındı. Ancak ne saldırıların önüne geçilebiliyor ne de failler yakalanıyor.

Türkiye'nin ‘karanlık dönemi' olarak hafızalarda yer edinen, binlerce cinayet ve kayıp olayının yaşandığı 90'lı yıllardaki faili meçhuller kâbusu adeta geri döndü. İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, İzmir, Adana, Muş, Batman, Van ve Gaziantep gibi illerde yaşanan birçok olay aydınlatılamıyor. PKK, DHKP-C, İBDA-C, El Kaide ve IŞİD gibi terör örgütlerinin yanı sıra mafya sokaklarda cirit atıyor. Fenerbahçe otobüsüne silahlı saldırı, Sultanahmet Polis Karakolu'na bombalı baskın, Çağlayan Adliyesi'nde Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın şehit edilmesi olayları aydınlatılamadı. Bingöl, Yüksekova ve Diyarbakır'da sokak ortasında 8 güvenlik görevlisi şehit edildi.

Olaylar sadece asker, polis, savcı ve güvenlik görevlileriyle sınırlı değil. Gazeteciler, vatandaşlar, üniversite ve sokak olayları ile mafya hadiselerindeki ölümler de çözülemedi. Adana'da bir gazeteci infaz edildi, Cizre'de 6 kişi faili meçhul kurşunlarla can verdi, sokak ortasında öldürülen 12 yaşındaki Nihat Kazanhan'ın polisler tarafından vurulduğu aylar sonra ortaya çıktı. Suruç'ta 32 kişi katledildi.

Kobani olaylarında 50 kişi hayatını kaybetti. Diyarbakır'da Yasin Börü ve arkadaşlarının öldürülmesiyle ilgili soruşturma skandala dönüştü; cinayet zanlısı diye tutuklananlardan biri hastanede çıktı, diğeri askerde. Göstermelik gözaltılarla ‘olayın faili yakalandı' açıklaması yapıldı ancak olayların üstündeki sis perdesi aralanamadı. Uzmanlar, emniyet birimlerinin içinde bulunduğu zafiyete dikkat çekiyor. Bingöl eski Emniyet Müdürü ve Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi (GÜSAM) Başkanı Ercan Taştekin, Türkiye çapında yaşanan onlarca faili meçhul olayın aydınlatılması için uzman kişilerin görev yapması gerektiğinin altını çiziyor. Bir cinayetin aydınlatılması için konunun siyasilerin ilk önceliği olması gerektiğine vurgu yapan Taştekin, “Aksi durumda faili meçhul bir olayın aydınlatılması zaman alır.” diyor.

İşte karanlıkta kalan olaylardan bazıları:

2 polis evlerinde katledildi

22 Temmuz 2015'te Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde polis memurları Feyyaz Yumuşak ile Okan Acar evlerinde ölü bulundu. İki polis susturuculu silah ile enselerinden vurularak şehit edildi. Saldırıyı 4 kişinin gerçekleştirdiği iddia edildiyse de failler hâlâ yakalanamadı.

Turizm polisine saldırı çözülemedi

7 Ocak 2015'te Sultanahmet Turizm Şube Müdürlüğü önünde nöbet tutan polislere yönelik intihar saldırısı düzenlendi, polis memuru Kenan Kumaş şehit oldu. İlk önce emniyet kanalıyla saldırıyı DHKP-C üstlendi bilgisi yayıldı. Hatta saldırganın DHKP-C'li terörist Elif Sultan Kalsen olduğu duyuruldu. Ancak daha sonra IŞİD bağlantılı Diana Ramazova'nın saldırgan olduğu ortaya çıktı. Ancak olayın arka planı ortaya çıkartılamadı.

Dergi saldırganları hâlâ kayıp

26 Mart 2015 tarihinde İBDA-C'ye yakın olduğu ileri sürülen Adımlar Dergisi binasına bombalı saldırı düzenlendi. 1 kişi hayatını kaybederken 3 kişi de yaralandı. Kanlı olayın DHKP-C tarafından gerçekleştirildiği iddia edildi ancak fail bulunamadı.

Çakıroğlu'nun faili ortada yok

Fırat Yılmaz Çakıroğlu, 20 Şubat 2015'te Ege Üniversitesi'nde iki karşıt görüşlü öğrenci grubu arasında çıkan kavgada hayatını kaybetti. Okulun Ülkü Ocakları sorumlusu olan Çakıroğlu'nu öldürenler ortada yok.

Savcıyı Adliyede vurdular

Berkin Elvan'ın ölümünde polislerin ihmali soruşturmasını yürüten Savcı Selim Kiraz, odasında 30 Mart 2015 günü DHKP/C militanlarınca rehin alındı. İstanbul Çağlayan Adliye baskınından 8 saat sonra çıkan çatışma ve başarısız kurtarma operasyonunda ağır yaralanan savcı şehit edildi. Sonrasında yapılan operasyonlarla onlarca isim gözaltına alındı, gerçek azmettiricilere ulaşılamadı.

Fenerbahçe otobüsüne saldırı aydınlatılamadı

4 Nisan 2015'te Çaykur Rizespor ile oynanan maçtan dönen Fenerbahçe kafilesine, silahlı saldırı düzenlendi. Futbolcuları taşıyan otobüs isabet aldı, otobüs şoförü Ufuk Kıran ağır yaralandı. Erdoğan ve Davutoğlu, faillerin kısa sürede yakalanacağını açıkladı ancak hâlâ bu suikasta ilişkin mesafe kat edilemedi.

Bingöl Emniyet Müdür Yardımcısına kanlı pusu

10 Ekim 2014 tarihinde Bingöl İl Emniyet Müdürü Atalay Ürker'in konvoyu pusuya düşürüldü. Saldırıda il emniyet müdür yardımcısı Atıf Şahin ile Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu şehit oldu. Ahmet Davutoğlu ve Efkan Ala faillerin yakalandığını açıkladı ancak açıklamaların gerçeği yansıtmadığı bir gün sonra anlaşıldı. Yakalananların suikastla ilgisinin olmadığı mahkeme kararıyla netlik kazandı. Emniyet müdürüne yönelik saldırı gizemini koruyor, dosyada tutuklu yok.

3 asker sokak ortasında öldürüldü

25 Ekim 2014'te Yüksekova'da Jandarma Uzman Çavuş Ramazan Gülle, er Ramazan Köse ve er Yunus Yılmaz, maskeli şahıslar tarafından şehit edildi. Olaydan sonra, suikastla ilgili 6 kişinin gözaltına alındığı duyuruldu. Ancak bu kişilerin olayla irtibatı bulunamayıp serbest bırakıldı.

2 polis ve bir astsubaya kurşun

Faili meçhullerin en yoğun yaşandığı Diyarbakır'da 26 Ağustos 2014 günü önce 42 yaşındaki polis memuru Osman Bal, bir gün sonra ise İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli polis Ali Kızıloğlu, şehit edildi. Failler bir türlü tespit edilemedi. 29 Ekim'de ise astsubay Necdet Aydoğdu, eşinin yanında maskeli iki kişi tarafından infaz edildi. Olayın PKK tarafından yapıldığı kesinlik kazandı ancak bir yıla yakın süre geçmesine rağmen failler bulunamadı.

İki haftada 23 asker şehit edildi

Son dönemde güvenlik güçlerine yönelik saldırılarda yaşanan artış 1990'lı yılları aratmıyor. Son iki haftada 23 güvenlik görevlisi şehit edildi. Şehit haberlerinden birisi de Muş'tan gelmişti. Malazgirt İlçe Garnizon Komutanı Binbaşı Arslan Kulaksız, eşi ve kızıyla mesai bitiminde evlerine giderken aracında silahlı saldırıya uğradı. Binbaşı Kulaksız şehit oldu. Asker ve polisler özellikle Doğu ve Güneydoğu'da diken üstünde. Terör örgütü PKK, sokaklarda güvenlik görevlilerini infaz ediyor, güpegündüz roketatarla emniyet binalarına saldırılar düzenliyor. Ancak bu saldırılar engellenemiyor.

Çeçen, Özbek, Tacik liderler infaz edildi

İstanbul adeta suikast üssüne döndü. Türkiye şubat ve mart aylarında yurtdışından gelen Çeçen, Özbek ve Doğu Türkistanlılara yönelik suikastlarla sarsıldı. Bunlardan ilki Çeçenistan'da Rusya'ya karşı savaşan Kaim Saduev'e yönelikti. Zehirlendiği iddia edilen Saduev, hayatını kaybetti. Diğer suikast Zeytinburnu'nda ‘Özbek Hoca' lakaplı Abdullah Buhari'ye (38) yapıldı. Din dersi verdiği İhsan İlmi Hizmetler ve Yardımlaşma Derneği'nin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Tacikistan'da oluşan “Grup 24” adlı muhalif hareketin lideri olarak bilinen Umarali Kuvatov, 5 Mart 2015'te Fatih'te uğradığı silahlı saldırı sonucu infaz edildi. Bu olaylardan önce Çeçenistan Cumhuriyeti İçkerya Türkiye Fahri Konsolosu Medet Ünlü, Ankara'da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. Ailesi ve avukutları açık şekilde istihbarata işaret etti, ama failler bulunamadı.

İstanbul sokakları mafyaya teslim

AKP tarafından emniyetin tasfiye edilmesinin ardından mafya grupları etkin olmaya başladı. Bu kapsamda Şubat 2015'te İstanbul'da sokak ortasında iki farklı cinayet işlendi. İlk cinayet haberi Sarıyer'den geldi. Kırmızı ışıkta duran Ali Ekber Akgün isimli bir kişi, kimliği belirsiz kişilerce silahlı saldırıya uğradı. Bu olayın yaşanmasının üzerinden daha birkaç saat geçmeden bir cinayet haberi de Nişantaşı'nda geldi. Yeraltı dünyasının tanınmış simaları arasında yer alan Sedat Şahin'in kardeşi Vedat Şahin, uzun namlulu silahlarla tarandı, saldırı sonucu hayatını kaybetti. Ancak hâlâ cinayetlerin üzerindeki sır perdesi aralanamadı.

Başkent Teksas oldu

Ankara'da son bir yılda yaşanan mafya cinayetlerinin failleri de ortaya çıkartılamadı. 2013 yılından itibaren Ankara adeta Teksas'a döndü. İlk faili meçhul cinayet 2013 yılının sonunda yaşandı. TÜBİTAK'ta çalışan Tümgeneral Hasan Hüseyin Demiraslan'ın oğlu Göktuğ Demiraslan ile kız arkadaşı Elena Radiskova, evlerinin önünde silahlı saldırıya uğradı. Otomatik av tüfeğiyle 5 el ateş eden saldırgan, yere düşen çiftin yanına gidip kafalarına birer kurşun daha sıktı. Kaçan saldırgan bir daha bulunamadı. Ankara'da son 1 yılda suç örgütü lideri Bülent Aramaz ve adamları Ankara'da polise pusu kurdu, çıkan çatışmada hayatını kaybetti. Olayın üzerinden birkaç gün geçmeden iki mafya grubu arasındaki çatışmanın arasında kalan bir polis memuru yaralandı. 6 Eylül 2014'te ise hırsızlık zanlılarıyla polis arasında silahlı çatışma çıktı; 2'si ağır 3 polis yaralandı. Son olarak 9 Temmuz 2015'te otopark mafyası ile esnaf arasında silahlı çatışma yaşandı. Rüzgarlı Sokak'ta mafya tarafından güpegündüz 21 yaşındaki Sedat Karagöz öldürüldü.

Gazi Cemevi dedesi: 90'lı yıllara döndürülmek isteniyoruz

İstanbul Gazi Mahallesi'ndeki gerilim, yerini sükunete bıraktı. Olayların birinci dereceden tanığı Gazi Cemevi Dedesi Veli Gülsoy, mahallenin 1990'lı yılların kanlı günlerine döndürülmek istendiğini belirtip “Aleviler üzerinde oynanmak istenen bir oyun var.” diyor.

Suruç'ta 32 kişinin ölümüyle sonuçlanan katliamdan bir hafta sonra gerginlik İstanbul Gazi Mahallesi'ne sıçradı. Bağcılar'da polisle girdiği çatışmada öldürülen Günay Özarslan'ın cenazesi çıkan olaylar yüzünden 3 gün kaldırılamadı. Bir elin perde arkasından harekete geçtiğini söyleyen Gazi Cemevi Dedesi Gülsoy'un görüşleri özetle şöyle: “Çok korkuyordum, birine zarar gelmesin diye. Buradan bir can çıkmasını beklediler. Oy hesaplarıyla kardeş kavgasını körükleyenler bu ülkeye yazık eder. Ben Sünni komşularımla niye komşularımla beni düşman etmeye çalışıyorlar? Biz burada bir Kerbela yaşadık. 4 gün işgal altında kaldık. Aralıksız cemevinin iki sokağını gaz bombardımanına tuttular. Karakola gittik, müdahaleyi durdurdular. Pazar günü Çalışma Bakanı Faruk Çelik aradı. Valiyle 2 kez görüştüm. Daha sonra ortalık yumuşadı. Bir baktık 2 otobüs dolusu Özel Tim geldi, zorla cenazeleri almak istedi. Cenazeyi alamadılar. O zaman öyle bir gaz sıktılar ki ben baygınlık geçirdim. Pazartesi sabah kaymakamlığa gittim. ‘Kaymakam bey siz buranın mülkü amirisiniz. Sahip çıkın mahallenize. Bir buçuk saat içinde kalkar bu cenaze. Biz herkesle konuşuruz, taşkınlık olmaz.' dedim. Daha sonra cenaze defnedildi ve dünya yıkılmadı. Eğer cumartesi izin verselerdi o polis ölmeyecekti. Yazıktır.”

*ZAMAN Gazetesi Muhabiri

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim