• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 4 °C

AB İlerleme Raporu’na İlişkin İlk Taslak Çalışmasında Sert Tespitler

AB İlerleme Raporu’na İlişkin İlk Taslak Çalışmasında Sert Tespitler
AB İlerleme Raporu’na ilişkin ilk taslak çalışmasında sert tespitler dikkat çekti. Özellikle yolsuzluk ve yargının durumu konularında eleştiriler yer alıyor.

Raporun nihai halinde ilk taslak çalışmasında yer alan bazı unsurların yer almasına kesin gözüyle bakılıyor.

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker’in talimatıyla yayımlanması sürekli ertelenen ve gerek içeriği gerekse açıklanacağı tarih konusundaki muğlaklık süren İlerleme Raporu’nun normal şartlarda son yıllardaki en sert belge olması bekleniyordu. Belge üzerinde yapılan ilk taslak çalışması da bu beklentiyi doğrular nitelikte. Rapora ilişkin son taslak çalışması ise hala sürüyor.

Belgenin nihai halinde ilk taslak çalışmasında yer alan bazı unsurların yer almasına kesin gözüyle bakılırken bazı konularda değişikliğe gidilmesi bekleniyor. Bugüne kadar ilke ve kurallardan taviz vermemekle övünen AB Komisyonu’nun AB ile Türkiye arasındaki mülteci pazarlığının etkisiyle belgede değişikliğe gidip gitmeyeceği Brüksel açısından da bir test niteliğinde olacak.

İlerleme Raporu’nun konsolide olmayan ilk taslak çalışmasında öne çıkan vurgular şunlar:

Yolsuzluk: Türkiye yolsuzluğu etkili şekilde engelleme ve yolsuzlukla mücadele alanında belli bir hazırlık seviyesine sahip. Yolsuzlukla mücadelede Türkiye’nin sicili yetersiz. Yolsuzluk yaygın. Yürütmenin üst düzey yolsuzluk davalarının soruşturma ve kovuşturmalarına yersiz tesiri önemli endişe kaynağı. Yürütmenin üst düzey yolsuzluk soruşturmalarına müdahale ettiği algısı yolsuzluk algısını önemli ölçüde yükseltti. Türkiye, Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün yıllık yolsuzluk indeksinde sert bir düşüşle en az yolsuzluk bulunan ülkeler listesinde 53’üncü sıradan 64’üncü sıraya geriledi. 2010-2014 yolsuzlukla mücadele stratejisi hedeflerine ulaşmaksızın sona erdi.

Yargı: Durum 2014’ten bu yana geriye gitti. Yargının bağımsızlığı ve güçler ayrılığı ilkesinin belirgin şekilde altı kazındı. Yargıç ve savcılar güçlü siyasi baskıya maruz kaldı. Hükümetin, devlet içinde olduğu iddia edilen paralel yapıya karşı başlattığı kampanya zaman zaman yargının bağımsızlığına tecavüz edilerek aktif şekilde sürdü. Yargının bağımsızlığının onarılması ve garantiye alınması için önemli çabaya ihtiyaç var.

Siyasi kriterler: Reformların hızı seçimler ve siyasi kutuplaşmanın da etkisiyle yavaşladı. Giden hükümet AB katılım sürecini canlandırmak için çaba gösterdi. Bununla birlikte sürekli tekrarlanan taahhütler hukukun üstünlüğü, ifade ve toplanma özgürlüğü gibi alanlarda kabul edilen Avrupa standartlarına aykırı yasalarla dengelendi.

Dokunulmazlık: Milletvekillerinin dokunulmazlığıyla ilgili yasal mevzuatın Avrupa standartlarıyla uyumlu hale getirilmesi konusunda ilerleme sağlanmadı. Üst düzey kamu görevlilerinin etkili şekilde soruşturulması için dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla ilgili ilerleme sınırlı kaldı.

Terörle mücadele: Türkiye ile AB arasındaki terörle mücadele diyaloğu aktif şekilde sürdü. Türkiye’nin terör tehdidi değerlendirmesi AB’ninkinden farklılaşıyor. Türkiye terörle mücadelede önceliği AB listesinde de olan PKK’ya veriyor. Türkiye, Eylül 2014’te IŞİD’e karşı uluslararası koalisyona dahil oldu. Suruç saldırısı sonrasında koalisyona yönelik angajmanını güçlendirdi.

Anayasa: Türk Anayasası insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunmasını garanti ediyor. Geçtiğimiz yıllarda uygulama belirgin şekilde iyileşti. Bununla birlikte eksikler sürüyor.

HSYK: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yürütmeden bağımsızlığını güçlendirmek için adım atılmadı. Adalet Bakanı’nın hakim ve savcılara yönelik disiplin soruşturmalarında veto hakkına sahip olması endişe kaynağı.

Kötü muamele: İşkence ve kötü muamelenin önlenmesine ilişkin durum geçtiğimiz yıllarda iyileşse de bazı sorunlar sürüyor.

Mülteci sorunu: Türkiye, Suriyeli mültecilere barınma sağlamak için devasa ve aralıksız çaba gösterdi. Türkiye, dünyada en fazla mülteci kabul eden ülke konumunda. Övgüye değer çabalara rağmen 500 bin mülteci çocuğun eğitime erişimi yok.

Kürt sorunu: Çözüm sürecinin devam etmesi zorunlu. Süreç, en iyi fırsat olmayı sürdürüyor. Yeni hükümet önceliğini demokratikleşme ve uzlaşmada ilerleme sağlamaya vermeli.

BASINA YÖNELİK KUVVETLİ BASKI

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı raporuna göre cezaevinde 20’den fazla gazeteci bulunuyor.

Rapora göre hapistekilerin çoğu gazetecilik faaliyetlerinden ziyade Terörle Mücadele Yasası kapsamında tutuklu. Yetkililer medyaya yönelik kuvvetli baskıyı sürdürürken gözaltılar, adli soruşturmalar, sansür vakaları ve işten çıkarmalar arttı. Bu durum sadece gazeteciler için değil yazarlar ve sosyal medya kullanıcıları için de geçerli.

Üst düzey siyasetçiler eleştirel haberleri nedeniyle gazetecileri güçlü şekilde kınamaya devam ediyor. Bu durum ifade özgürlüğünü olumsuz etki yaratıyor ve otosansür iklimi yaratmaya yardımcı oluyor. Gazetecilere karşı fiziki saldırılar da yaşanmaya başlandı. Bazı gazetelere saldırılar düzenlendi. Yerli ve uluslararası gazeteci dernekleri Türkiye’deki ifade ve medya özgürlüğünde kötüleşme olduğunu kaydetmeyi sürdürdü. TRT artan şekilde politize oldu.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim