• BIST 97.546
  • Altın 144,163
  • Dolar 3,5678
  • Euro 4,0002
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 21 °C

"ABD’deki Rıza Sarraf Davasının Ucu Türkiye’de Bazı Kişi Ve Kuruluşlara Dokunabilir!"

"ABD’deki Rıza Sarraf Davasının Ucu Türkiye’de Bazı Kişi Ve Kuruluşlara Dokunabilir!"
Rıza Sarraf'ın (Reza Zarrab) ABD'de tutuklanmasıyla Türkiye'ye nasıl bir etki yaratacağı konuşulmaya başladı.

Haberdar'dan İlhan Tanır ''Zerrab’ın ABD’nin 'eline düşmesi' hiç şüphesiz Erdoğan'ın 'hayırsever' olarak gördüğü ve yakın dostlarından TÜRGEV’e kadar bildiğimiz ve bilmediğimiz birçok bağla bağlı bulunan kendisini de sıkıntıya sokabilir'' iddiasında bulundu.

İşte İlhan Tanır’ın Sarraf’ın tutuklanmasından sonra olayın ayrıntılarına girdiği haberi:

New York’un güney bölgesi Savcısı Preet Bharara, FBI’ın New York Ofisi direktörü ve yardımcısı ile birlikte Rıza Zerrab’ın da içinde bulunduğu üç kişiye karşı hazırladığı iddianameyi 21 Mart Pazartesi günü akşamı kamuoyu ile paylaştı. İddianamenin 1 milyondan fazla takipçisi bulunan ABD Adalet Bakanlığının Twitter hesabından da paylaşılması dikkatleri çekti.

ABD Adalet Bakanlığı websayfasında yayınlanan iddianame kısa zamanda Reuters tarafından haberleştirildi, Türkiye’ye bomba gibi düştü.

İddianamenin detayları aşağıda. Ona geçmeden önce bu gelişmenin henüz çok erken devrelerinde olduğumuzu ama görünenin Ankara’daki Saray için pek neşesiz bir gelişme olduğunu vurgulamamız gerekir. Hele bu gelişmenin tam da Washington ziyareti öncesine denk gelmesi..

Davanın ucu kimlere dokunacak?

CHP’den 24. Dönem Bursa Milletvekili olan ve 2015 yılında başkent Washington’daki Demokrasileri Koruma Vakfında kıdemli analist olarak görev yapmaya başlayan Dr. Aykan Erdemir’e göre Erdoğan’ın ziyaretinden hemen önce patlak veren bu skandal, basın, akademi, iş dünyası ve muhalefete yönelik baskıcı politikalar nedeniyle zaten çok zorlu geçecek bu geziyi daha da zora soktu.

“Erdoğan olası en olumsuz iklimde gerçekleştireceği ziyarette artık al-ver ilişkisi olarak nitelendirilen ikili ilişkilerde pazarlık masasına eli daha da güçsüz olarak oturacaktır. Erdoğan zamanlamayı manidar bulacaktır. Ama Erdoğan’ın bu noktada tutuklama kararını alan ABD yetkilileri kadar Zerrab’a da kızgın olacağını öngörebiliriz.”

Yine Erdemir’e göre bu davanın ucu iddianamede henüz isimleri geçmeyen diğer Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına da uzanacak. Erdemir, “Özellikle de Zerrab’ın kendi cezasını hafifletmek için savcılık ile yapacağı pazarlıklar yeni isimler hakkında da tutuklama kararlarına yol açabilir. Bu da yolsuzluk zincirinin parçası olmuş pek çok siyasetçi, bürokrat ve işinsanının tutuklanma korkusuyla ABD ziyaretlerinden kaçınmalarına yol açabilir” düşüncesinde.

Zerrab’ın ABD’nin ‘eline düşmesi’ hiç şüphesiz Erdoğan’ın ‘hayırsever’ olarak gördüğü ve yakın dostlarından TÜRGEV’e kadar bildiğimiz ve bilmediğimiz birçok bağla bağlı bulunan kendisini de sıkıntıya sokabilir.

ABD’li savcı, 2012 yılında TIME tarafından dünyanın en etkili 100 kişisi arasına girmiş, geçmiş yıllarda Hindistanlı bir diplomatın illegal olarak bir çalışan tuttuğu için peşini bırakmayan ve bundan dolayı ABD ile Hindistan arasında diplomatik kriz ortaya çıkmasını umursamayan bir isim. Dahası, Wall Street gibi ABD’nin en güçlü şirketlerinin bulunduğu finansal merkezde dünyanın en büyük devlerine korkusuzca davalar açmasıyla bilinen bir savcı. Bu savcının ne Beyaz Saray’dan ne de ABD yönetiminden korkmayacağı, ve ucu nereye kadar giderse oraya kadar gidecek bir savcı olacağı görülüyor.

Türkiye’nin her Amerikalı diplomatla ve yetkili ile görüşüldüğünde Türk tarafının Fethullah Gülen’in iadesini istediği bilinirken, artık Amerikalıların Saray’ın üstünde sallanan bir Demokles kılıcı bulunuyor.

Aylardır ABD Dışişleri Bakanlığının Erdoğan ile çatışması, geçen haftalarda Başkan Obama’nın ‘otoriter’ ve ‘fiyasko’ olarak Erdoğan’ı gördüğünü söylemesi, basının kınamaları, eski büyükelçiler, yetkiler vs yetmemiş gibi şimdi de Erdoğan’ın yakın bulduğu ve sevdiği Rıza’nın tutuklanışı.

Erdoğan’a Washington aynası

Erdoğan Türkiye içinde ne kadar güçlü görünüyorsa yurtdışında da o kadar kötü bir imaja sahip şu an. Kendisi, etrafındaki ‘yandaş’ ve ‘soytarı’ halka ile bunu görmesi pek mümkün olmayabilir. Washington ziyareti bu açıdan oldukça dikkatle izlenecek. Uzun zamandır Erdoğan aleyhine ABD’nin önde gelen gazetelerinde yazılan başyazıların devamı beklenmeli. Erdoğan, Washington’a en son geldiği 2013 yılından sonra nasıl bir yerde olduğunu Washington aynasına bakarak daha iyi görebilir. Mart 22 itibariyle bir Obama-Erdoğan görüşmesinin güvenili kaynakların aktardığına göre planlanmadığını, bu konuda yazanların kendi tahminlerini yazdıkları söylenebilir. Son dakikada bir değişiklik olur mu göreceğiz. Obama ile Erdoğan arasında bir tokalaşma dışında, veya ayaküstü bir kısa bir görüşme dışında bir görüşme olursa bu bir sürpriz olmuş olacak.

Rıza’nın ABD’de ne işi var?

İlk olarak Rıza Zerrab neden ABD’ye gelmişti? Zerrab gibi milyarder bir işadamının ABD’ye ayak basmadan önce sahibi olduğu avukat ordusuna danışmamasını hayal dahi etmek güç. Faaliyetlerinin, daha doğrusu İran hükümetinin ABD ve Batı ambargolarını delme çalışmalarına yardım etmesinin doğrudan ABD yönetimini ilgilendirdiğini 17-25 Aralık’tan beri lise bir seviyesi öğrencisinden başlayarak herkes farkında. Kendisinin ve pahalı avukatlarının bilmemesi de imkansız.

Sarraf, Zencani ve İran’dan mı kaçıyordu?

Yine Dr. Erdemir’e göre, Zerrab’ın ABD’de bulunmasıyla, Zencani’nin İran’da idam cezası alması ve idamdan kurtulmak için İran devletinin talep ettiği parayı bulmaya çalışması arasında bir bağ var. ‘’Zerrab ve ortaklarının Zencani’nin talep ettiği meblağı ödemeyeceği öngörülürse, İran’ın devreye bizzat girip bu parayı tahsil için baskı yapacağını da tahmin edebiliriz. Zerrab’ın İran’daki mevcut Hükûmet ve uzantılarının baskılarından kurtulmak için ABD’ye gelmiş olması muhtemeldir’’ diyor Erdemir.

Rıza Sarraf ve Suudi elçisine suikast bağı

2011 yılında Suudi Arabistan’ın ABD Büyükelçisi’nin, İran tarafından bir suikast ile öldürtülmeye çalışıldığı haber kanallarına düşmüş ve büyük ses getirmişti. Büyükelçiyi öldürmeyi planlayan Mansour Arbabsiar’a gönderilen 1.5 milyon doların peşine düşen FBI’ın, Rıza Zerrab’ın adamları adına açılan şirketlere ulaştığı geçtiğimiz hafta Cumhuriyet Gazetesinde yer almıştı. MİT iddia üzerine inceleme başlatmış, Hürriyet iddiayı haberleştirmiş, Sarraf ise ‘kişilik haklarının zedelendiğini’ savunup dava açmıştı. MİT ise belgeyi doğrulayan yazıyı mahkemeye göndermiş, dava da bundan dolayı düşmüştü. Yani bir anlamda Sarraf’ın Washington’daki bir suikastin de teşvik edici rol oynadığı yönünde ciddi iddialar ortaya çıkmış bulunuyor. Bu çok ağır ithamın da halen ABD savcılarının elinde bulunan Zerrab’a sorulup, sorulmayacağı görülecek.

İddianame detayları

ABD Adalet Bakanlığı websayfasında yer alan 21 sayfalık iddianamede, şüphelilerin ‘’hileli ve saklanmaya niyet edilmiş transferlerle İran hükümeti yararına ve diğer ambargo konmuş İran kurumları adına illegal faaliyetleri aklamak’’ gayreti suçlamaları yöneltildiği görülüyor.

Zerrab 19 Mart günü tutuklandı, Florida, Miami’de Pazartesi günü hakim karşısına çıktı. Suçlanan diğer isimler Camelia Jamschidy ve Hossein Najafzadeh’in halen arandıkları ifade edildi. Savcı Bharara, şüphelilerin ‘’yıllarca ABD’nin İran karşı koyduğu ambargolara aykırı davrandığı’’ açıklamasını yaptı.

Şüphelilerin 2010 ile 2015 yılları arasında beş yıl boyunca İran adına ambargoyu delici yönde faaliyet yaptıkları kaydediliyor. Bharara’nın yardımcısı Charge Rodriguez: “Açıklanan suçlamalar gerçek işlerini saklayan ortaklara bir mesaj gönderilmiş olsun’’ dedi.

Şüphelilerin izlediği bu ambargoyu delici faaliyetler, iddianameye göre uluslararası çalışmanın bir parçası olarak işlev gördü.

Yine iddianameye göre Royal Holdings A.S., Durak Döviz Exchange, Al Nafees Exchange, Royal Emeral Investments, Asi Kıymetli Madenler Turizm, ECB Kuyumculuk gibi şirtkerler ve diğerleri’’ gib şirketleri İran’a uygulanan ambargoları delmek üzerine kullanıldı.

İddianamede, Rıza Zarab ve diğer şüpheliler, ‘’Bank Mellat, Mellat Exchange, NIOC, HKNICo ve diğerleri aracılığı ile uluslararası finansal transferleri kullanarak ABD’nin ambargolarını Türk ve BAE şirketleri ile ihlal edildiği’’ belirtiliyor.

2010’dan 2015 başına kadar Rea Sarraf ve şüpheliler, ayrıca ‘’diğer bilinen ve bilinmeyen kimselerle, bilerek ve isteyerek, beraberce ABD veya ABD’nin bir birimini sahtekarlık yaparak hükümet fonskiyonlarını zorlaştırdılar, engellediler, aştılar.’’

İddianamede milyon dolarları bulan transferler, Zarab’ın bizzat email ile verdiği talimatlar ile Türkiye’den kimi zaman Türkmenistan’a kimi zaman başka ülkelere para kaydırdığı görülüyor. Sarraf’ın emaillerinin de ABD savcılarının elinde olduğu, Sarraf’ın yardımcılarına transfer yapma talimatlarının verdiiği emaillere yapılan atıflarla belli oluyor.

İddianamede bazı miktarlar küçük iken, bunların yanısıra milyon dolarları aşan hatta, 11 Kasım 2013 tarihinde 100 milyon euroluk bir transferin yapıldığı görülüyor. Bu da Zerrab’ın karşısında 75 yıla varan, yüz milyonlarca doları kapsayan bir davanın bulunduğu ve bu davanın çok daha dallanıp, budaklanabileceğini gösteriyor.

Sarraf, Miami’de ABD’yi dolandırmak, bankacılık sahtekarlığı ve karapara aklama gibi ağır suçlamalarından dolayı tutuklandığı anlaşılıyor. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim