• BIST 89.282
  • Altın 145,910
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 13 °C

Açığa Alınan Hakim Bilen: "HSYK 2. Daire Başkanı Tarafsızlığını Kaybetmiştir"

Açığa Alınan Hakim Bilen: "HSYK 2. Daire Başkanı Tarafsızlığını Kaybetmiştir"
HSYK Tarafından Ramazan Bayramı'dan birgün önce Selam dosyası kapsamında savunmaları alınmadan ve haklarında soruşturma olduğu konusunda bilgilendirilmeden açığa alınan 49 hakim ve Savcıdan biri olan hakim Birol Bilen adalet.org da bir yazı kaleme aldı.

Hakim Bilen, 2 hakimi açığa aldıktan sonra gecikmeden dolayı dileği özür ile ve ihsası rey niteliğinde yaptığı açıklamalarla ünlü HSYK 2. Daire Başkanı Mehmet Yılmaz'ın tarafsızlığını kaybettiğini ve kendisi hakkında yapılacak işlemlerden çekilmesini istedi. Bilen bunun gerekçelerini de madde madde sıraladı. Mehmet Yılmaz gizli olması gereken disiplin soruşturmaları ile gizliliği ihlal eden ve masumiyet karinesini hiçe sayan açıklamaları ile son dönemde Gündeme oturmuştu.

İşte hakim Birol Bilen'in o yazısı:

MASUMİYETİM HALA TATİLDE! 2.DAİRE BAŞKANI MEHMET YILMAZ'ın REDDİYESİNİ TAKDİMİMDİR

Sayın Hukuk İnsanları, adli tatil bitip yeni adli yıl takvim olarak başlıyor ama HSYK tarafından Ramazan bayramı arafesinde içinde benim de olduğum 49 Hakim-Savcı'ya yapılan adaletsizlik devam ediyor. Açığa alma kararından sonra-en azından-bari soruşturma süreci anayasal ve yasal haklara riayetle devam eder diye beklerken aşağıda kendi beyanlarından oluşan delillerle ispat edileceği gibi bizzat HSYK daire başkanı tarafından en temel hakkım olan Masumiyet Hakkım kamuoyu önünde ihlal edilmiştir. Geçmişte Deniz Feneri savcılarına dönemin HSYK tarafından aynı hak ihlali nasıl reva görüldüyse bu kez de bu dönemin HSYK.sı ve bir temsilcisi onlardan aşağı kalmayarak benzeri ihlale imza attı. Nasıl vuku bulduğunu, meseleyi kişiselleştirmeden aşağıda hukuki zemin dahilinde açıklayacağım. Sabırla okumak lütfunda bulunursanız cesur hukuk insanları olarak sizlerin de katkılarını görmek isterim. Bilindiği üzere, Yargıtay Kararıyla terör örgütü olduğu ilan edilen Selam Tevhid Terör Örgütü ile ilgili 2010 yılında başlatılan soruşturma sebebiyle farklı aşamalarda, dinleme kararlarının talebinde, ilk kez veya uzatılmasında görev yapmış, bir imzadan birçok imzaya kadar evrakta imzası bulunduğu hsyk.nın soruşturma içeriğini paylaştığı kimi yazılı basında iddia olunan, Eski CMK.250.m ile yetkili 49 Hakim-Savcı ile ilgili 14 Temmuz 2015 tarihinde, kararları vereli asgari 2 yıl, (benim için 3 yıl) geçtiği, soruşturmada KYOK kararı verildiği, eski yetkiler çoktan sona erdiği halde soruşturmaya etki edebilecekleri ileri sürülerek HSYK 2.Dairesi tarafından "meslekte uzaklaştırma" tedbiri uygulanmıştır. Görevden uzaklaştırılma kararının verildiği tarihte Daire Bşk.nı Mehmet Yılmaz'ın gazetecilere kararla ilgili yaptığı açıklamalarının bir kısmı aşağıda yer almıştır.

Konuya ilişkin Hürriyet Gazetesinin haberine göre;

"Hukuksuz dinleme ayıbı artık gündemden çıkmalı. Hiç kimsenin hukuka aykırı dinlemelerin muhatabı olmaması lazım.Hukuk dışı dinlemelerle hukuk devleti kavramı ve iddiamız tahrip edilmiştir. Bunu yapan ve yaptıranlar, nesiller boyu kınansa yeridir. Hiç unutulmasınki meşru bir amaca varmak için kullanılan araçlar da meşru olmalıdır. Bireyin hak ve özgürlüklerini, ölçüsüz ve haksız yere kısıtlayan uygulamalar, unutulmamalıdır ki işlendiği ileri sürülen suç kadar kamu düzenini ihlal edecektir." demiştir. Bu demeçle ilgili bugüne kadar düzeltme yapılmaması yanında Daire Bşk.na ait (mehmetyılmaz073) twitter hesabından, HSYK 3.Dairesinin soruşturma izninin verildiği tarihte, “Hukuk hoşgörmez ve beni ihlal edebilirsin demez”, “Unutulmasın, hukuk insanların çektiği acılarla empati kurup, başka acılar çekilmesini önlemek kadar, çekilen acıların hesabını sorma sanatıdır.” tweetleri paylaşılmıştır.

Aynı twitter hesabından Kemal Göktaş'a ait “Yargıda cemaate en büyük tasfiye..Açığa alınmayan 5 hakim-savcının “sırrı” ve açığa alınanların tam listesi ( http://kemal-goktas.blogspot.com.tr/2015/07/yargda-cemaate-en-buyuk-tasfiye-acga.html) tweet paylaşılmıştır.Aynı haber içeriğinde, açığa alınan, içinde yer aldığım 49 Hakim-Cumhuriyet savcısının isimleri de belirtilmek sureti ile iletişimin tespitine ilişkin kararların “örgütsel bir faaliyet doğrultusunda” verildiği belirtilmiştir. Haber içeriği ile ilgili her türlü yasal haklarımı kullanmayı saklı tutuyorum. Bununla birlikte, bu kadar yanlı bir haberin, yansız olması gereken, savunma yapma hakkı dahi tanınmadan “örgütsel bir faaliyet içinde hareket eden Hakim” olarak lanse eder tarzda HSYK 2.Daire Bşk.Mehmet YILMAZ tarafından takipçilerine paylaşılmış olması karşısında, Anayasal ilkeler ve haklarımdan olan; masumiyet, savunma hakkının kutsallığı, karar veren hakimlerin(HSYK daire bşk.nın da hakim sınıfından olduğunu hatırlatmaya gerek yoktur sanırım) tarafsız olması, soruşturmayı yürütenlerin de hakim teminatına sahip olarak soruşturmayı yürüttüklerine (müfettiş) itimat için tavsiye ve telkinde bulunulmaması gereği, özellikle 6087 Sayılı Yasanın 3/7 Maddesinde yer alan “Kurul, mahkemelerin bağımsızlığı ile hâkimlik ve savcılık teminatı esaslarını gözeterek adalet, tarafsızlık, doğruluk ve dürüstlük, tutarlılık, eşitlik, ehliyet ve liyakat ilkeleri çerçevesinde görev yapar.” yasa hükmü uyarınca aşağıdaki soruları sormak hakkımdır diye düşünüyorum;

1- 3. Daire tarafından soruşturma izni verilmesinden sonra Kurul Bşk.ca yapılan bu açıklamalar; 3.daire evrakının 2. daireye geleceği bilindiği halde yapılmış olmasına göre, tarafsızlığı şüpheye düşüren, hatta şüpheli hali kanıtlayan bir belge-bilgi niteliğinde değil midir?

2- Başkanca, daha soruşturmanın başında, herhangi bir usulle ilgili Hakim-Cumhuriyet Savcılarının savunmaları dahi alınmadan, “Selam Tevhit Örgütü” soruşturma dosyasında verilmiş olan iletişimin tespitine ilişkin kararların “Hukuksuz,gayrimeşru olduğunun” belirtilmesi, açıkça tarafsızlığı şüpheye düşüren bir hal değil midir?

3- Aynı açıklamada “kimse hukuksuz dinlemelere mazaret bulmasın” ifadelerinin yer alması da “savunmanın” bir öneminin olmadığını baştan kabul eden bir anlayışın dışa vurumu değil midir? Başkanın twett hesabından "yargıda cemaate büyük darbe" isimli beni delilsiz bir biçimde yaftalayan, ötekileştiren, bir bağ içerisine sokan gerçek dışı haberin paylaşılmasında da tarafsızlık gölgelenmiş olmuyor mu? Şüphesiz hiçbir şekilde hukuksuz dinlemeler savunulamaz.

Hukuksuz dinleme kararı verilmiş ise, herhalde soruşturulabilir. Bununla beraber karar veren bir hakimin, karar alan bir kurul üyesinin/başkanının daha soruşturmanın başında “zaten bu dinlemeler hukuksuz” önyargısı ve ön kabulü ile hareket etmesi, masumiyet ilkesine aykırılık teşkil etmez mi, başkanının katıldığı bir kurulun vereceği karar,AİHM'in en çok önem verdiği ADİL YARGILANMA HAKKININ ihlali olmaz da ne olur?

Yapılan açıklamaların “görevden uzaklaştırılma” kararı üzerine yapılması karşısında genele yönelik açıklamalar olduğu da herhalde savunulamaz. Şu halde bu ülkede tüm güvenlik soruşturmalarından geçmiş, 15 yıl hakimlik yapıp 1.sınıf hakim olmuş ben, en basit,en doğal, en evrensel ilke olan ve azılı suçluların, mahkumların dahi yeni bir suç şüphesiyle soruşturulmaları halinde faydalandığı/faydalanacağı MASUMİYET KARİNESİNDEN hem de kendi mesleğimizin bir kurulu önünde FAYDALANAMAYACAK MIYIM?

Bu ne menem bir çelişkidir dostlar! Ben derdimi kime anlatacağım, kurul başkanı tarafından da baştan suçlu ilan edilirsem?

4-Önceki HSYK aynı masumiyet ilkesinin ihlalini, Deniz Feneri soruşturmasını yapan 3 savcı için yaparak onları önden suçlu ilan eden açıklamalarda bulunmuş, sonrasında da 3 savcı da Yargıtay’da beraat etmişken Daire Başkanı Mehmet Yılmaz'ı ileride benim beraat edip aklanma hakkım da elimden alacak biçimde davranmaya iten etken nedir? Eski kurul o leke ile anılırken siz de masumiyet ilkesini ihlal ederek, savunma hakkıma hiç kıymet vermeyerek, disiplin soruşturmasının gizliliğini ihlal ederek, her bir platformda eleştirdiğiniz eski kurulun hatalarını tekrarlamış olmuyor musunuz? Yaptığınız bu bariz, anayasal/yasal/uluslararası mevzuat ve içtihata aykırı tutumunuzdan dolayı bu kez sahiden özür dilemeniz ve artık bu tavrınıza bir son vermeniz gerekmiyor mu?

5-Daire Başkanı olarak 25.08.2015 tarihinde Hürriyet gazetesinden Oya Armutçu'ya yaptığınız açıklamanın bir yerinde anayasa hükmünü haklı olarak tekrar edip “Anayasanın 38. maddesi açık. Hukuka aykırı hiçbir delil hükme esas alınamaz” dediğiniz halde Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanı'nın “isimsiz ve imzasız” bilgi notu olarak kabul ettiğiniz hakkımdaki "örgütsel davrandığı konusunda delil olmasa da iz ve emare vardır" biçiminde gayet yasa dışı olduğu her hukuk adamının bilgisi dahilinde olan belgeyi hangi kriterlere göre hukuka uygun delil kabul ederek açığa alınan hakim-savcılarla ilgili bu peşin hükümlü açıklamaları yaptınız/yapıyorsunuz? Pekala, diyelim ki “isimsiz ve imzasız” bilgi notuna itibar ettiniz, aynı notta isimleri geçen 5 yargı mensubunu hangi ilkelere göre ayrık tutarak açığa almadınız? Bununla ilgili ne kurulun ne de sizin gerekçeli bir kararınıza/açıklamanıza şahit olmadım! Oysa Anayasa 10.md. “herkes siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep vb.sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir" diyor değil mi?

6- Hakkımda diğer 48 hakim-savcıyla beraber "istihbari raporla" (yukarıda söz edildiği gibi isimsiz ve imzasız bilgi notu kabilinden hukuka aykırı belge) işlem yapılan Selam Dosyasında dinleme kararına imza atan 64 hakim-savcıdan, önce kapsam dışı bırakılan 9, sonra da aynı isimsiz imzasız ihbar notunda sözü edilen 5 kişi (ki aynı soruşturmada 279, 64,3,1,1 sayılı dinleme k.na imza atmışlardır) hakkında hangi kriterleri esas alarak farklı karar aldınız? Üstelik bu 14 (9+5)kişinin, açığa alınan hakim-savcılara göre onlarca,yüzlerce daha fazla karar vermiş olmaları, buna karşılık açığa alınanların birçoğunun benimkisi gibi (hsyk.nın gizli soruşturma içeriğini paylaştığı kimi gazetelerde yazdığına göre) 3, veya yine aynı yerde yazdığına göre 7-8 kişinin 1 adet kararda imzası olmasına rağmen bu kişilerin soruşturma dahi geçirmemiş olmalarının gerekçelerini makul, delilleriyle, gerekçeleriyle 2. Daire Bşk olarak anlatmanız gerekirken benim ve diğer meslektaşların savunmasını dahi almadan, sanki bizim ailemiz, iş ve sosyal çevremiz, itibarımız yokmuş gibi kamuoyunun önüne atıp hedef göstererek, suçlu ilan ederek yürüttüğünüz soruşturmanın nasıl sonuçlanmasını beklemeliyiz? En hafif deyimle empati yapma hissinizi de kaybetmiş olamazsınız herhalde! Sizi, savunmamı dahi almadan, alalacele bu kararı almaya sevkeden çok acil, vahim delil nedir, kimden ne şekilde talimat almış, kimle nerede, hangi hiyerarşik bağ içerisinde örgüt kurmuş, hangi cebir-şiddeti kullanmış, hangi örgütsel amaçları benimsemiş ve örgüt yöneticisi olduğu yargı kararıyla kesinleşmiş hangi örgüt mensuplarıyla görüşmüş de bu kararları almışım?

Polislerle fikir ve eylem birliğini geçtim, tanıştığımı ortaya koyan tek bir delil gösterir misiniz? Ben, yargı yetkisini kullanan (2802 s.y.nın 97.md.si) hakim olarak Yargıtay Kararlarıyla terör örgütü olduğu ilan edilmiş Selma Tevhid Terör örgütü ile ilgili yürütülen soruşturmanın başında bundan yaklaşık 3 yıl önce 3 adet dinlemenin uzatılması kararını alırken hukuki davranmıyorum da, benden 2 veya 3 yıl sonra, hem de 1 yıl boyunca sadece ve sadece adli soruşturmalardaki dinleme,arama,el koyma, sorgu gibi konularda görev yapmak üzere görevlendirilmiş özgürlük hakimleri aynı soruşturmada dosyadaki delil durumuna göre 115 adet ya da 279 adet kararı alırken mi hukuki davranıyor? İnandığınız tüm kutsal değerler, vicdanınız aşkına soruyorum buna beni,sizi, hakim-savcı camiasını,kamuoyunu ikna edecek tutarlılıkta, yargı içtihatları çerçevesinde tek bir delil gösterin, sizin soruşturmayı bitirmenizi beklemeden meslekten istifa etmeyi ben vaad ediyorum, yok eğer ispat edemez ve vicdanları rahatlatacak bir delil gösteremez iseniz siz soruşturmayı derhal bitirip göreve iade ederek özür dileyeceğinizi, yok bu elinizden gelmese de istifa edeceğinizi taahhüt ediyor musunuz? Madem pandoranın kutusunu açıp açıklama yapmayı seviyorsunuz lütfen bunları da açıklayın da masumiyetimi hergün öldürmek yerine bir defada bitirin!

SONUÇ OLARAK, Kurul Bşk.Mehmet Yılmaz'ı, yukarıda ifade ettiğim, kendisince yalanlanmayan basın demeçleri, twett beyanatları karşısında hakkımda yürüttükleri disiplin soruşturmasında tarafsızlığını açıkça şüpheye düşürecek bir hal içerisinde bulunduğu yukarıdaki beyanatlarla anlaşıldığından 6087 Sayılı Yasanın 3/7 Md. ve aynı yasanın 41.md.uyarınca (Kurula sunduğum ve bugüne kadar gündeme alınmayan yeniden inceleme talebinde ifade ettiğim gibi)ÇEKİLMEYE DAVET EDİYORUM. Çekilmeyi kabul etmezse de kendini ilgili yasa maddesi uyarınca REDDEDİYORUM. 2.Dairenin talebim doğrultusunda bir karar vermek üzere talebimi Genel Kurul'a sevkederek karar almasını bekleyip karar içeriğine göre hareket etmesini bekliyorum!

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim