• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -3 °C

Adalet Bakanı: "Gazete Küpürleri Üzerinden İlerleme Raporu Bina Edilemez"

Adalet Bakanı: "Gazete Küpürleri Üzerinden İlerleme Raporu Bina Edilemez"
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Avrupa Birliği (AB) İlerleme Raporu'nda pek çok yanlış bulunduğunu belirterek, "İlerleme raporlarındaki bazı hususların Türkiye'deki muhalif medyadaki görüşlerden ibaret olduğunu görüyoruz." dedi.

Türk Ceza Adalet Sisteminin Etkinliğinin Geliştirilmesi Projesi kapanış töreni, Sheraton Otel'de yapıldı.

Törende konuşan, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzarı Bela Szombati, 2012 yılında başlayan projenin amacının, Türk ceza adalet sisteminde, insan hakları standartlarının uygulanmasının sağlanması, bilginin artırılması ve Avrupa standartlarıyla uyumlaştırılmasının sağlanması olduğunu söyledi.

Hukukun üstünlüğünün kabul edilmesinin, bunun tüm aktörler tarafından kabul edilmesine bağlı olduğunu belirten Szombati, "Reform yaparak bu amaca ulaşmak mümkün değildir, başka önlemlerin de alınması gerekir. İnsan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü her zaman hakimlerin ilk işi olmalıdır" dedi.

Szombati, hukukun üstünlüğünün, ceza adalet sisteminde yasaların koruduğu değerlere de sahip çıkılması gerektirdiğini vurguladı. 

Türkiye'de son yıllarda yapılan yargı reformlarından çok etkilendiğini dile getiren Szombati, "Reformlar, hukukun üstünlüğü, demokrasinin güçlendirilmesi için yapıldı. Ülkeniz isteğini göstermiştir. Bu amaca yönelik atılmış adımlar vardır" dedi. 

Yapılan değişikliklerle ceza yasaları sisteminin iyi şekilde işlemesinin amaçlandığını, 2010 Anayasa reformuyla yargı bağımsızlığı ve erkler ayrılığının altının çizildiğini anlatan Szombati, sulh ceza hakimliklerinin tesis edilmesinin de temel hak ve hürriyetlerin daha etkili olmasını ve güvence altına alınmasını amaçladığını kaydetti. 

Szombati, Türkiye'de ayrıca, adli polis ve savcılar arasındaki ilişkiler, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) rolü ve Adalet Bakanı ile Kurul arasındaki ilişki, Adalet Akademisi'nin rolü ve işlevi gibi konularda önemli değişiklikler yapıldığını anlattı. 

Adalet Akademisi'ne hakim ve savcıların hizmet içi eğitimlerinin sorumluluğunun verildiğini hatırlatan Szombati, "Akademi, yargının gelecekteki üyelerini şekillendiren bir kurumdur. Bağımsızlık ve tarafsızlık, hakim ve savcıların vicdanında oluşturulmalıdır. Akademi, hukukun, tarafsız ve bağımsız güvenceleri olan kişilerde önemli etki oluşturmaktadır" şeklinde konuştu.  

Szombati, değişiklikler yapılırken, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı önündeki etkisinin önceden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Aralık ayında geçen yargı paketiyle ilgili eleştiriler bulunduğunu da hatırlattı. Szombati, şunları söyledi: 

"Türk muhataplarımızla bir süredir savunma üzerindeki kısıtlamaları tartışıyorduk. Sınırların kalkmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı, etkinliği konularına önem veriyoruz. Bu ilkelerin, tüm üye ülkelerde korunması gerekir. Aday ülke olarak Türkiye'nin de bu değerler yönünde enerjisini harcaması doğaldır. Reform süreçleri hiç bir zaman tamamlanamaz. Yapılacak diğer çalışmaları heyecanla bekliyoruz. 2014 İlerleme Raporu'ndaki bazı zaaflar böyle aşılabilecektir. Savcıların soruşturma yapma kapasiteleriyle ilgili sorunların aşılması için elinden geleni Sayın Bakan yapacaktır. Çapraz sorgulamaların yapılabilmesi, tutukluluk sürelerinin azaltılması konusunda da çalışmalarını sürdürecektir. Bu konuda AB'nin tüm desteğini alacaksınız."

Bakan Bozdağ'dan AB'ye yanıt 

Adalet Bakanı Bozdağ da yaptığı konuşmada, Türkiye'de son yıllarda özellikle yargı alanında önemli reformlara imza atıldığını, Türk Ceza Kanunu başta olmak üzere, bir çok kanunda değişiklikler yapıldığını anımsattı. 

Yeni yasaların yürürlüğe girmesinden sonra yaşanan tartışmaların uzun yıllar devam edeceğini belirten Bozdağ, yeni düzenlemelerin uygulanması, içtihatların oluşması ve uygulama birliğinin oluşmasının zaman alacağını dile getirdi. 

Yapılan reformlar hakkında bilgi veren Bozdağ, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları çerçevesinde pek çok değişiklik yapıldığını, AİHM'in verdiği hak ihlallerini ortadan kaldırmak için insan hakları eylem planı çıkardıklarını, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanındığını anlattı.

Türkiye'deki hakim ve savcıların Avrupa'daki meslektaşlarıyla eşdeğer olduğunu söyleyen Bozdağ, hakim, savcıların dil konusundaki sorunlarının giderilmesi için çalışacaklarını, bilgi ve görgü artırılması, yabancı ülkelerdeki tecrübelerin paylaşılması için gerekenlerin yapılacağını kaydetti.

Bozdağ, soruşturmanın etkin yürütülmesi, masumiyet ilkesinin korunması, yargılama süreçlerinin adil sürdürülmesi, verilecek kararın da adil olmasının ceza adalet sisteminin nihai hedefi olduğunu dile getirerek, soruşturma süreçlerinin etkin yürütülmesini sağlamak amacıyla da önemli değişikliklere imza attıklarını ifade etti. 

Çapraz sorgunun da hukuka 2014 reformuyla girdiğini anlatan Bozdağ, avukatların bu yola başvurmayı çok tercih etmemeleri nedeniyle bu yolun arzu edilen düzeye henüz gelemediğini söyledi. 

"Objektif yaklaşım bekliyoruz"

Adalet Bakanı Bozdağ, Türk hukukunda yer alan düzenlemelerin, Avrupa Birliği üyesi ülkelerdeki düzenlemeler incelenerek yapıldığını vurgulayarak, şöyle devam etti: 

"Biz Avrupalı dostlarımızdan, hukukumuza dönük eleştirileri yaparken bu objektif yaklaşımı bekleme hakkına sahibiz. Türkiye, 23 ve 24. fasılla ilgili üzerine düşen yükümlülüklerin neredeyse tamamına yakınını yerine getirmiştir. Hukuk noktasında, özellikle 23. fasıl bakanlığımızı yakından ilgilendiren fasıldır. 24 fasıl da değişik boyutlarıyla bakanlığımızla ilgili fasıllar. Bu fasıllarla ilgili henüz kapı açılmadı. Ama bu fasılların gayri resmi kriterleri neyse, sanki fasıllar açılmış gibi biz Türkiye olarak bu kriterlerin gereğini yerine getirdik. Bugün fasıllar açılmış olsa kriterlerin gereklerinin önemli bir kısmının, neredeyse tamamının yerine getirildiğini Avrupa Birliği üyesi dostlarımız yakından görüp, tespit edecekler. Ancak fasıllar açılmayınca bunu görme imkanı da olmuyor, resmi tespit de yapılamıyor. Biz bu kapıyı çalmaya devam edeceğiz ama Avrupa Birliğinin objektif davranmadığını bir kez daha ifade etmekte fayda görüyorum. Türkiye'ye, diğer Avrupa Birliği üyeliğine kabul edilen ülkelere nasıl muamele yapılıyorsa aynı muamelenin yapılmasını istiyoruz. Bir ayrıcalık istemiyoruz. Ama baktığınızda, ayrıcalığın Türkiye'nin işini zorlaştıracak boyutta olduğunu tespit ediyoruz. Bu noktada, samimi olarak kapının önünde durmaya devam edeceğiz."

AB'ye tam üyeliğin Türkiye için stratejik bir hedef olduğunu, Türkiye'nin bu hedeften, AB üyesi ülkeler ne kadar zorluk çıkarsa da vazgeçmeyeceğini vurgulayan Bozdağ, Türkiye'nin tam üyeliğinin, AB'ye de Türkiye'ye de kazandıracağını söyledi. 

Bozdağ, "Türkiye, birilerinin düşündüğü gibi AB'ye yük olmayacaktır. Aksine yük alacaktır, güç kaybına neden olmayacaktır, aksine daha da güçlenmesine katkı sunacaktır. Bunu, objektif değerlendirenler, iç siyasetin kulvarına evrilmeden hadiseye bakan siyasetçiler, devlet adamları çok rahat görüyorlar. Ama iç siyasetin dinamikleriyle, ülke menfaatlerine bakanların bunu objektif değerlendiremediğini de yakınen müşahede ediyoruz" diye konuştu.

"Makul şüphe ilk defa uygulanıyormuş gibi"

Szombati'nin değindiği konulardan bazılarına, doğru bilgilendirme adına değinmek istediğini söyleyen Bozdağ, şunları kaydetti:

"Özellikle son yargı paketi içinde yaptığımız düzenlemeler var. Bunlar Türkiye'de eleştiri konusu oldu. Eleştiri demokratik bir haktır. Bunlardan bir tanesi makul şüphe. Öyle bir eleştiri yapıldı ki sanki Türkiye'de makul şüphe ilk defa uygulanıyormuş, bundan önce yokmuş gibi bir hava yaratıldı. Avrupa'da, dünyanın başka ülkelerinde makul şüphe veya buna yakın, benzer şüpheyle soruşturma evresinde arama kararı verilmiyormuş gibi bir algı ortaya çıktı. Makul şüphe, 2014'ün Şubat ayına kadar Türk hukukunda olan ve uygulanan bir hukuk hukuk müessesesidir. 2014 yılında, somut delile dayalı kuvvetli şüphe olarak değiştirilmiştir."

Bozdağ, bunun üzerine, uygulamada bazı sorunlar yaşandığını, bazı hakim ve savcılar tarafından, buradaki somut delil sadece şüpheyi gösteren, teyit eden delil olmasına rağmen, sanki suçu ispat eden somut delil gibi algılandığını anlattı. Bu nedenle, bu konudaki Avrupa örneklerinin incelenmesi talimatı verdiğini söyleyen Bozdağ, Avrupa ülkelerinin pek çoğunda makul şüphe bile olmadığını, daha düşük emareler bulunduğunu kaydetti. 

Bozdağ, "Ama baktığınız zaman makul şüpheyle ilgili Türkiye'nin ortaya koyduğu kriterden daha ileri bir kriter AB'ye tam üye ülkelerin hiç birinde yok. Makul şüpheden daha kuvvetli bir şüpheyi bu arama kararlarında arayan bir AB üyesi ülkeyi değerli dostum bana gösterirse, onu alırız. Ama bazılarının düzenlemeleri Türkiye'den daha geriyken, Türkiye'nin bu noktada eleştirilmesinin objektif olmadığını ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı.

Müdafinin dosyadan örnek alması

Avukatların savunma hakkıyla ilgili, müdafinin dosyadan örnek alması konusunda, bu yılın Şubat ayında düzenleme yaptıklarını ve sınırlamayı kaldırdıklarını hatırlatan Bozdağ, bu konuda da uygulamada sorun yaşandığını kaydetti. Özellikle suçu meslek edinenlerin, örgütlü suç işleyenlerin avukatları aracılığıyla dosyalarının örneklerine ulaştıklarını anlatan Bozdağ, soruşturmanın bu suçlulara karşı yürütülemediğini belirtti.

Bozdağ, "Bir yazı yazılmış, bir delil için o yazıyı görüyor, o delil yok ediliyor. Öğrenir öğrenmez tedbir alıyor ve soruşturmanın sağlıklı yürümesi, delillerin toplanması, gerçekten suçu işlemiş faile ulaşılması zorlaşmaktadır. Özellikle uyuşturucu madde, terör, silah kaçakçılığı, mafya tipi örgüt yapılanmaları gibi suçlarda bunu çok net şekilde gördük" dedi.  

Bunun üzerine yine AB ülkelerindeki örneklerin incelendiğini anlatan Bozdağ, "Fransa'da bir engel yok. Bunu gördük ama İngiltere, İtalya, Almanya, ABD, Avusturya gibi pek çok ülkede 'eğer müdafinin dosyadan örnek alması soruşturmanın amacını tehlikeye düşürecekse, hakim kararıyla bazı evrakların alınması yasaklanabilir' diye hepsinde kural var" tespitinde bulundu. 

Bu kuralı Türk hukukuna da taşıdıklarını ve bazı suçlarda bu istisnayı getirdiklerini hatırlatan Bozdağ, 2013 yılında yapılan 6 milyon soruşturma dosyasının, yalnızca bin 50 veya bin 100'ünde gizlilik kararı verildiğini bildirdi. 

Bozdağ, "Öyle bir hava oluşturuluyor ki sanki avukatlar dosyaya erişemiyor. Avukatlar Türkiye'de dosyalara erişiyorlar, örneklerini alıyorlar. Yeni düzenlemede de sadece terör suçları, uyuşturucu, kaçakçılık, adam öldürme ve cinsel saldırı suçları gibi katalogda yer alan bazı suçlar bu kapsama alınmış. Diğer suçlarla ilgili düzenleme yok. Onların tamamında dosyadan istediği kadar örnek alma imkanı vardır. Amacımız avukatların dosyaya ulaşmasını engellemek kesinlikle değil, amaç delillerin sağlıklı şekilde toplanmasını, suçu işlemiş gerçek faillerin tespitini, yargı huzuruna çıkmasını, adil bir yargılanmanın yapılmasını sağlamaktır" şeklinde konuştu. 

Sulh ceza hakimliği kurulmasının da soruşturmanın etkin yürütülmesi açısından önemli bir reform olduğunun altını çizen Bozdağ, bu konuda da Avrupa'dan çok eleştiri aldıklarını, Avrupa ülkelerindeki özgürlük hakimlerinin karşılığının Türkiye'de sulh ceza hakimliği olduğunu ifade etti. 

"Farklılık yoksa hakkımızı teslim edin"

Bozdağ, tutuklamalarla ilgili de önemli değişiklikler yapıldığına ve tutuklamalardaki üst sınırın bazı suçlarda 10 yıldan 5 yıla indirildiğine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: 

"İlerleme raporunda da bu konu ifade ediliyor. Raporda pek çok yanlışlar var. Kanaatlerimizin bir kısmını saklı tuttuk. Onlardan biri de bu. Bakanlığımızın yaptığı çalışmaya göre, AB ülkelerinde azami tutukluluk süresi bazı suçlarda 5 yıl 4 ay. Türkiye'deki üst sınır benzer suçlarda 5 yıl oldu. Biz şimdi AB'nin kriterlerinden daha aşağı bir noktaya çektiğimize dair, bizdeki bilgiler böyle ama ilerleme raporunda bu konuda eleştiriliyoruz. Değerli dostum da ifade etti. Siz de bakın, biz de bakalım. Biz Avrupa'nın ilerisinde bir seviyeye çektik. Farklılık varsa ortaya koyalım, eğer farklılık yoksa bizim hakkımızı teslim edin, rapora da bunu yazmayın. Bir eksiklik varsa bunu kabul ederiz. Ama İlerleme raporlarındaki bazı hususların Türkiye'deki muhalif medyadaki görüşlerden ibaret olduğunu görüyoruz. Bundan da üzüldüğümüzü ifade etmek isterim. Gerçek bilgiler üzerinden yazılan her şey kabulümüzdür. Ama gazete kupürleri üzerine bina edilirse bir konu, o zaman biz de deriz ki bu gerçek değil, gazete kupürü. Maalesef bu son dönemde yaptığımız reformlarla ilgili konularda biz gerçeği anlatmakta zorlanıyoruz. Çünkü gazete kupürleri gerçeklerden daha etkili oldu. Gazete kupürlerinin etkinliği bizden daha fazla oldu. Ben değerli arkadaşlarıma, gerçek bilgilere, Resmi Gazete'de yazanlara, yasalarda yazanlara bakarak değerlendirme yapmalarının bizim açımızdan da çok önemli olacağını belirtmek isterim."

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim