• BIST 90.182
  • Altın 147,357
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 9 °C

Adalet Bakanı'nın 299 İçin İzni

Adalet Bakanı'nın 299 İçin İzni
Cumhurbaşkanı'na hakaret” suçlaması, tutuklamalar ve açılan davalar, sadece bu suçlamanın ifade özgürlüğüne karşı bir sopa gibi kafalara inmesine, böylece diktanın taşıyıcı sütunlarından birinin yükselmesine yol açmakla kalmıyor...

Aynı zamanda hukuk düzeninin paramparça olan omurgasının röntgenini de veriyor. Ne kadar eğip-bükseniz de, mızrak çuvala sığmıyor, hukuk düzeni baştan aşağıya yerle yeksan oluyor.

Ahmet Altan'ın Haberdar'da (19 Ocak), Eser Karakaş'ın dün gazetemizde 299'u, “anayasal eşitlik” prensibi açısından irdeleyen yazıları, hukuk düzeninin toptan nasıl çöktüğünü, işlemez hale geldiğini gösteriyor. Öyle ya, hukukî ve doğal olarak siyasî eşitliğin işlemediği bir düzen ne hukuk devleti ne de demokrasi olabilir. Cumhurbaşkanı muarızlarına “alçak”, “hain”, “çirkef”, “ahlâksız” gibi bir sürü hakareti, araya virgül koymadan sıralayacak ve bütün ülke 299'a göre, Adalet Bakanı'nın izniyle açılan “cumhurbaşkanına hakaret” davaları ile ifade ve basın özgürlüğünün sert bir parantezin içine iki büklüm yerleştirilmesini izleyecek. Sadece tek bir ceza kanunu maddesinin yanlış uygulanmasının yol açtığı bütün hukuk sistemini ve yargı düzenini felç eden bir tablo ile karşı karşıyayız. Yargıçlar pirincin taşını ayıklamak yerine, pirinçleri sağ salim kurtarmak için akla karayı seçecekler.

Adalet Bakanı'nın “izin yetkisi” bu çöken hukuk düzeninin üzerinde tıpkı karamizah örneği gibi, durumun vahameti hakkında sarih bir fikir vermeli. 299'a göre, kovuşturmanın, yani yargılamanın başlayabilmesi için Adalet Bakanı'nın izin vermesi gerekiyor. Hani şu, cumhurbaşkanı ile bir politikacı arasında polemik henüz başlamadan önce, yalın kılıç Kılıçdaroğlu'na ilk önce dalan ve imtiyazlı bir  saray şövalyesi gibi herkese haddini bildiren Adalet Bakanı var ya, işte onun verdiği izin. Önceki gün sosyal medyada Erdoğan'a yönelik eleştirileri, “hastalık alameti” olarak nitelendiren, muhalefeti Erdoğan'a hakaret davalarına atıfta bulunarak “akılsız, seviyesiz ve ahlâksız” olmakla itham eden Adalet Bakanı, bu izinleri veriyor. Kılıçdaroğlu'nun geçen hafta sonu CHP kongresinde söylediği “diktatör bozuntusu” sözü ile başlayan ve devam eden polemikte, Cumhurbaşkanı için öne fırlayan ilk kişi işte bu Adalet Bakanı olmuştu. Kılıçdaroğlu şimdi de Cumhurbaşkanı için bir “karın ağrısı” metaforu kullanıyor ve ne demek istediğini salı günü grup toplantısında açıklayacağını söylemişti. Erdoğan, bu söze de “benim dengim değil”, “ateş olsa cürmü kadar yer yakar” diye cevap yetiştiriyor. Adalet Bakanı ikilemeden sosyal medya üzerinden hemen mevzuya dahil oluyor.

Yargıtay'ın Onursal Başkanı Sami Selçuk, Adalet Bakanı'na has bu “izin yetkisi”nin yanlış kullanımını tam onüç yıl önce eleştiren bir makale kaleme almış. Eleştirileri bugün için de geçerli ve özellikle 299'un işletilişine bakarak bu eleştirilerin haklılığının kanıtlandığı görülüyor. Sami Selçuk “izin” müessesesinin, yasa koyucunun “kamu yararı” açısından “duraksaması”nın ve bu durumun bir başka makam tarafından değerlendirilmesi ihtiyacının ürünü olduğunu vurguluyor. Savcı soruşturma dosyasını siyasî sorumluluğu olan Adalet Bakanı'na göndererek şu soruya bir cevap arıyor: “Somut olayda dava açılması (açık duruşma yapılması) kamunun/ülkenin yararına mı yoksa zararına mıdır?”

Davanın açılıp açılmayacağını belirleyen “izin” bir yargılama faaliyeti değil, kamu yararı ölçütüne göre bir takdir yetkisi. Sami Selçuk, bu “izin yetkisi”ni kullanan makamın, yani Adalet Bakanı'nın “yargının alanına girmemeye, karışmamaya özen göstermek zorunda olduğunu” belirtiyor. Adalet Bakanı'nın dava konusu üzerine yorum yapması, ancak yargı kararı ile tespit edilecek bir “hakaret suçlaması”nı, peşinen “cumhurbaşkanına hakaret” olarak belirlemesi, “hastalıklı bir tutum” olarak mahkûm etmesi “erkler ayrılığı” ve “yargı bağımsızlığı”na aykırı. Özel olarak Anayasa'nın 138/3 maddesi alenen çiğnenmiş oluyor.

Adalet Bakanı “hastalıklı tutum” olarak mahkûm ettiği bu somut olaylarda “izin yetkisi”ni kamunun hangi yararını gözeterek kullanabilir?

PROF. DR. MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE / ZAMAN

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim