• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 10 °C

Adalet Bakanlığı'ndan "İyi Niyet Protokolü"

Adalet Bakanlığı'ndan "İyi Niyet Protokolü"
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ile Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı arasında "İyi Niyet Protokolü" imzalandı.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ile Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı arasında "İyi Niyet Protokolü" imzalandı.

Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı ile MÜSİAD arasında imzalanacak "İyi Niyet Protokolü" bağlamında, Arabuluculuk Kurumu faaliyetlerinin tanıtılması, MÜSİAD ile geliştirilebilecek iş birliği konuları ile protokolün kapsamı hakkında bilgi alışverişi yapıldı.

Protokole göre, MÜSİAD üyelerinin kendi aralarında veya üçüncü şahıslarla ortaya çıkan uyuşmazlıklarda, arabuluculuk yoluyla uyuşmazlıkların çözülmesi hususunda Arabuluculuk Kurumu ile iş birliği yapılacak. MÜSİAD'ın üyelerine yönelik, arabuluculuk hususunda farkındalık oluşturulması amacıyla bölgesel seminer, panel, konferans düzenlenecek.

MÜSİAD Başkanı Nail Olpak, "İyi Niyet Protokolü" imza töreninde, hukuk ve yargının tarih boyunca insanlığın üzerinde en çok düşündüğü meseleler olduğunu ifade etti.

Hukukun en adil olanı arama çabası olduğunu aktaran Olpak, Türkiye'nin büyük bir reform süreci yaşadığını, ülke geliştikçe, şartlar iyileştikçe, siyaset bir hak arama ve sorun çözme yöntemi olarak daha fazla güç kazandıkça yeni reformların kaçınılmaz olarak gündemlerinde yer aldığını söyledi.

Olpak, Türkiye'de geçmişte yaşanan fiili ve post modern tarzda darbeler ve yakın geçmişte siyasetin egemenlik alanına müdahale şekliyle kendini gösteren darbe süreçleriyle tartışmaların daha da arttığı ve yargıya yönelik güven ve meşruiyet sorununun önemli bir gündem maddesi haline geldiğini anlattı.

Türkiye'de yargının, hukuk ve adalet dağıtan bağımsız güç olmaktan çok, devleti ve rejimi koruyan siyasi bir aktör olarak hareket etmiş bir erk olarak yerini aldığını vurgulayan Olpak, şöyle devam etti:

"Türkiye'de normalleşmeye çalışıldığı bir dönemde, yargı erkinin bu durumunun paradoks olduğunu düşünüyoruz. Genel anlamdaki reform süreci, yargı alanında hiç bitmeyecek bir reform anlayışı olarak iyi anlaşılmalıdır. İş alemi veya vatandaş olarak bizi etkileyen sorunları biliyoruz ki yargının iş yükü yüksek boyutlara ulaştı. 2014 yılından 2015'e devreden dava sayısı yaklaşık 600 bin. Yani 2015 yılında Yargıtay'a hiç yeni dava intikal etmeyeceğini ve Yargıtay'ın günün 24 saati 365 günü çalışacağını varsayarsak, her dakikada bir davayı sonuçlandıracağını düşünürsek, 1 yıl sonra bu mevcut davaların bitmesiyle karşı karşıya kalacağını söyleyebiliriz."

Türkiye'de yargının içinde bulunduğu imkansızlıklar, ihtiyaca göre güncellenememesi gibi sebeplerin insanları alternatif çözüm yollarına ittiğini belirten Olpak, bu alternatif çözüm yollarının meşruiyet çizgisi içinde olması gerektiğini söyledi.

Bu yöntemlerin en önemlisinin arabuluculuk olduğunu dile getiren Olpak, "Arabuluculuğu, anlaşmazlıkların yargıya kısmen bağlı ama onun dışında iki tarafın da seçtiği yöntem olarak tanımlayabiliriz. Kaybedeni olmayan, dostane ve mahkemelere göre daha hızlı ve ucuz bir çözüm yöntemidir. MÜSİAD olarak arabuluculuk kurumunun daha fazla kullanılması için bir iş birliğine gidiyoruz" ifadelerini kullandı. 

"Arabuluculukta süreç gizlidir" 

Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanı Hakan Öztatar ise arabuluculuk kurumunun 160 ülkede bulunduğunu belirterek, "Biz 161. ülke olarak bu sistemin içine girdik. Bunların yaptığı uygulamaları görerek, Türk örf ve adetlerine uygun şekilde uygulama gayreti içindeyiz. 1 yıldır gerekli çalışmaları yaptık" dedi.

MÜSİAD ile arabuluculuk kurumunu daha ileri götürecekleri temennisinde bulunan Öztatar, Adalet Bakanlığı olarak arabuluculuğu bir hak olarak gördüklerini söyledi.

Öztatar, arabuluculuk sisteminin en modern ve barışçıl sistem olduğunu vurgulayarak, "Uyuşmazlık çıkaran taraflar kendi uyuşmazlıklarını kendileri çözüyor. Arabuluculuk süreci gizlidir. Diğer işverenlerimiz gibi MÜSİAD üyelerinin de ticaret unvanları değerlidir. Onların dava sürecinde yıpranmasını istemiyoruz. Bu anlamda arabuluculuk süreci başından sonuna kadar, süreç bitse bile gizlidir ve gizlilik ihlal edildiğinde 6 ay hapis cezası vardır. MÜSİAD üyelerinin gizlilik içinde ticari itibarlarını, sırlarını koruyarak bu süreçten çıkmasını istiyoruz" açıklamasını yaptı.

2007 yılında ABD çok uluslu şirketleri ile Türk şirketleri arasındaki uyuşmazlıkta biri ABD diğeri Türkiye'de olmak üzere açılan 2 dava örneğini veren Öztatar, 2007 yılında arabuluculuk ile ABD'de bu davanın çözümlendiğini, Türkiye'deki davanın ise hala üst yargı organında görüşülmeye devam ettiğini anlattı.

Öztatar, güçlü bir ülke ve yeni Türkiye için bu sisteme acil ihtiyaç duyulduğunun aşikar olduğunu vurgulayarak, şirketler arasında uyuşmazlık çıkmasının ekonomide eksi değer olarak ortaya çıkacağını dile getirdi.

Sorunların barışçıl şekilde çözülmesinin ülke ekonomisine katkı sağlayacağını belirten Öztatar, şunları kaydetti:

"MÜSİAD ailesi bugün bizimle bu anlaşmayı yaparak, kendisinin toplumsal barıştan yana olduğunu, sorunları iletişim kurarak hep beraber çözmek istediğini ortaya koymuştur. Bizler artık Türkiye'de toplumsal barışın egemen olmasını istiyoruz. 100 yıldır hukuk fakültelerinde hep çatışmayı öğrettiler. Mutlaka mahkemeye giderek bu çatışmanın önleneceğini söylediler. 100 yıl sonra biz uzlaşarak da arabuluculuk yoluyla sorunların çözülebileceğini söylüyoruz. Bu adım hayırlı bir adımdır. Ben inanıyorum ki MÜSİAD bundan fayda elde edecektir."

"Arabulucuya gitmemiz, dava açma hakkımızı engellemez"

Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Olpak, arabuluculuğun kimleri kapsadığına ilişkin bir soruyu şöyle cevapladı:

"Bu sadece MÜSİAD üyeleriyle sınırlı değil. MÜSİAD üyesi olmayanların dahi sorunlarına çözüm verecek şekilde merkezler oluşturabiliriz. Ama bu bizim başarımızla ilgilidir. Bu enerjiyi yayabiliyorsak, MÜSİAD üyesi olmayanlar da gelip bu hizmeti alabilir veya kim daha iyi hizmet veriyorsa ona gidebilir." 

Hakan Öztatar ise arabuluculuk konusunun içine nelerin girdiğine ilişkin bir soruyu, "İş, alacak, tazminat davaları, kiracı-kiralayan, işçi-işveren, yoksulluk nafakası, aile hukukundaki mal rejimi davaları gibi konular bunun içine girebilir. Şu ana kadar 285 uyuşmazlık çözümlendi. Bunların 280'i anlaşmayla çözümlendi. Başarı yüzde 98,3 oldu. Bu çok büyük bir oran. Bu insanlar anlaşmadan masadan kalkabilirdi ama bu, Türk insanının uzlaşmayı ne kadar istediğini gösteren bir veridir. Dava bizim en son düşünmemiz gereken bir uyuşmazlık sistemidir. Kendi kararımızı kendimiz verelim. Arabulucuya gitmemiz bizim dava açma hakkımızı engellemez. Önce arabulucuyla sorunu çözmeye çalışalım, çözülmezse her zaman dava yoluna gidilebilir" şeklinde yanıtladı. 

Arabuluculuğun bir yargılama şekli olmadığı için dava açıldığında dava ücreti, tanık ücreti, bilirkişi ücreti, harç gibi kalemlerin hiçbirinin ödenmediğini belirten Öztatar, "Arabuluculuk, kimin haklı kimin haksız olduğuna karar veren bir mekanizma değildir. Dava yönteminden çok daha ucuzdur, sadece arabuluculuk ücreti vardır. Arabulucuya davadan önce de dava sırasında da gelebilirsiniz. Taraflar arabulucuya gitmek isterse hakim davayı 3 ay erteler. Taraflar anlaşamazsa dava devam eder. Arabulucuya gittiğinizde, zaman aşımı ve hak düşürücü süreç işlemez" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim