• BIST 104.697
  • Altın 146,590
  • Dolar 3,4725
  • Euro 4,1668
  • İstanbul 37 °C
  • Ankara 33 °C

"Adalete Erişmek Ücretsiz Olmalı"

"Adalete Erişmek Ücretsiz Olmalı"
Kocaeli Barosu Başkanı Av. Sertif Gökçe, vaat ettikleri projelerin yüzde 80’ini 6 ay da yaptıklarını şimdi ise sırada konferans salonları da bulunan bir bina yapmak olduğunu söyledi.

Bin 200 üyesi bulunan Kocaeli Barosu, ekim ayının sonunda düzenlenen genel kurulun ardından çok önemli atılımlara imza atıyor. Av. Sertif Gökçe başkanlığındaki Kocaeli Barosu, kabuğunu kırarak, çok ciddi anlamda kurumsal ve geleceğe güvenle bakan bir meslek örgütü olmak için 8 ay gibi kısa bir sürede çok önemli adımlar attı.

Baro başkanı Av. Sertif Gökçe, Bizim Kocaeli Gazetesi'ne konuştu. Av. Gökçe, vaat ettiği projelerin yüzde 80’ini ilk 6 ay içinde gerçekleştirdiklerini açıkladı. Gökçe, içerisinde konferans salonlarının bulunduğu bir bina
yapmak için arsa aradıklarını söyledi. İşte o röportaj;

Sayın Gökçe, yönetiminizin göreve gelmesinin ardından baro çalışmaları hızlandı. İlk olarak hizmet binası için çalışma yapıldığını biliyoruz. Çalışmalar ne aşamada?

-Seçim öncesinde bir kitapçık hazırlayarak, avukat arkadaşlarımıza dağıtmıştık. O kitapçıkta 33 projemiz vardı.
Projelerin başında da baroya bağımsız bir bina yapmak vardı. Projelerin yüzde 80’ini ilk 6 ay içinde gerçekleştirdik. Ama en büyük projemiz olan yer arayışımız devam ediyor. Takdir edersiniz ki Kocaeli, Türkiye’nin en pahalı kentlerinden bir tanesi özellikle gayrimenkul anlamında. Türkiye Barolar Birliği’nin desteğiyle alacağız. Şu anda finansal sorunlarımızı çözüyoruz. En yakın zamanda hizmet binamız için arsamızı satın alıyoruz. Bina almıyoruz çünkü biz kendi konseptimize göre bir bina yapmak istiyoruz. Sebebi şu; biz bir hukuk kurumuyuz, en çok ihtiyaç duyduğumuz şey lokalden ziyade konferans salonu. Sürekli hizmet içi ve meslek içi eğitimler yapıyoruz. Dolayısıyla bizim sabit bir konferans salonuna ihtiyacımız var. Yılda 150-200 stajyer bekliyoruz. Üyelerimizin staj dönemlerini en verimli şekilde geçirebilmeleri için, öncelikle konferans salonuna ihtiyacımız var. Satın alabileceğimiz binada böyle bir konferans salonu olmayacağına göre, bir arsa alıp bu arsa üzerinde projemizi uygulamamız gerekiyor. Bu da ciddi bir maliyet.

Projeniz hazır mı?

-Projemiz kafamızda hazır. Daha çizdirmedik çünkü projenin arsaya göre çizilmesi de gerekiyor. Muhtemelen
üniversiteye, mimarlık fakültesine çizdirmeyi düşünüyoruz. Hem üniversiteyle işbirliği anlamında hem de bir
yarışma programı şeklinde düzenleyecekler. En iyi proje seçilecek. Arsanın yapısı metrekaresi belli olmadığı
için ona uygun bir proje çizilmesi gerekiyor. İlimizde biliyorsunuz üç ya da dört katlı olabiliyor. Bizim
ihtiyacımız konferans salonu, lokal ve idari binadır. Bunlar için de üç kat, dört kat yeterlidir.

BARONUN HEDEFLERİ

Baronun önemli eğitim faaliyetleri de var. Bunlar hakkında bilgi verir misiniz?

-Baroyu ilginç kılan ne biliyor musunuz? Baro, hem bir sivil toplum örgütü, hem bir demokratik kitle örgütü,
hem bir meslek örgütü. Dolayısıyla bu aynı zamanda Avukatlık Yasası’nın 76. maddesi de barolara kamu
kurumu niteliğinde birçok durumda dava açma yetkisi verdiği için diğer meslek odaları arasında apayrı yeri
olan bir kurum. Bizim bu dönem yaptığımız aslında baronun bu niteliklerine uygun hareket etmek. Ne yaptık?
Bir taraftan meslek içi eğitimlere ciddi ağırlık verdik. Çünkü bizim baromuzun, yüzde 80’i genç. Hukuk da
sürekli değişen bir kurum biliyorsunuz. Sürekli meslektaşlarımızı yeni bilgilerle donatmak, sertifikalı
programlar düzenleyip meslektaşlarımızı belli konularda uzmanlaştırmak için çok yoğun eğitim programları
düzenledik. Baromuz bir yandan büyüyen bir yandan da yaş ortalaması gençleşen bir baro. Bunlar için eğitim
programları ve sertifikalarını da devam ettirdik.

İlk 6 ay içinde 5 tane sertifikalı program düzenledik. Ve çok sayıda meslek içi seminerler ve paneller
düzenledik. Bir taraftan da bu kadar hızlı büyüyen ve birbirini tanımayan, yabancılaşan bir baroda, avukatları
bir arada tutmak, sosyal alanlarda bir araya getirmek için çok ciddi sosyal aktiviteler yaptık. Bunlar, yurt dışı ve
yurt içi geziler, piknikler, kahvaltılar, en sın iftar, onun öncesinde avukatlar gününde bir çok spor dalında
müsabakalar düzenledik. Avukat arkadaşlarımızın birbirini tanımasını ve yeteneği olan arkadaşlarımızın
kendilerini geliştirmelerini sağladık. Baro olarak spora da çok önem veriyoruz. Bu kapsamda baromuz
bünyesinde futbol ve basketbol takımlarına ek olarak bayan voleybol ve erkek voleybol takımlarını da kurmuş
olduk.

Öte yandan hem kente, ülkeye hem de mesleğimize karşı sorumluluklarımız var. Bununla ilgili de elimizden
gelen her şeyi yapıyoruz. Bugüne kadar yapılmayan bir şey yaptık. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk
Bayramı Satranç Turnuvası’na sponsor olduk. 900’e yakın ilkokul ve ortaokul öğrencisi katıldı. Recep
Topaloğlu’nda yaptık. Bu hiçbir baronun da aklına gelmeyen bir şey. İki tam gün sürdü. İsmini Kocaeli Barosu
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Satranç Turnuvası olarak değiştirdik. Yine ilimizde biliyorsunuz
Ford Otosan eylemi yaşandı. Orada da işçiler ile işveren arasında arabulucu olduk. Bunun dışında baromuz
bünyesinde olmayan bir çok komisyonu oluşturduk. Tüketici hakları komisyonumuz ve çok önemsediğimiz
engelli hakları komisyonumuzu oluşturduk. Bu komisyonlar çok aktif şekilde çalışmaya başladılar. mevcut
komisyonlarımızı da daha aktif hale getirdik.

Vatandaş bu komisyonlardan nasıl yararlanacak?

-Sedaş ile ilgili çalışma yapmıştık örneğin, sürekli elektrik kesintileri olmuştu o dönemde, vatandaş ne
yapacağını şaşırmıştı. Biz o zaman dilekçeler hazırlayarak web sayfamıza koymuştuk. Komisyonumuza
vatandaş başvurduğunda yönlendirmelerde bulunduk. Doğal afetlerle ilgili ya da herhangi bir konuda baroya
danışmak için geldiğinde kendileri için dilekçeler hazırladık. Bu tür olaylarda faydamız olması için tüketici
hakları komisyonu oluşturduk.

SERVİS UYGULAMASI

Öte yandan da meslektaşlarımızın sorunlarını çözmek için yola çıktık. Bunun en önemlilerinden bir tanesi
servis olayıdır. Bu servisin çok ciddi bir faydası var. Çünkü baromuz hızla büyüyor ve çok genç meslektaşımız
var. İzmit’ten Gebze’ye, İstanbul’a gitmek maliyet açısından çok ciddi bir sorun. Herkesin arabası olmayabilir.
İkincisi meslektaşlarımızın aynı otobüste sohbet edebilmesi, adliyenin önünde binip, adliyenin önünde
inebilmesi zaman sorunu yaşamaması meslektaşlarımız açısından çok önemli bir hizmet bence. Saatleri belli.
Kocaeli Adliyesi’nden 08.00’de kalkıyor, Gebze Adliyesi’nde duruyor, 08.45’te Gebze’de durup, İstanbul
Anadolu Adliyesi’ne devam ediyor. Saat 12.00’de de öğle duruşmasından çıkanları alıp buraya getiriyor.

Bir de cep telefonu uygulaması var baroyla ilgili. Onu da anlatır mısınız?

-Teknoloji çağındayız. Tabi meslektaşlarımızın çoğu genç olduğu için teknolojiyi çok yakından takip ediyorlar.
Bizim baro levhası var. Bu baro levhasını cebe indirdik. Burada bin 200 avukatın tamamının telefonu adresi
burada. Hem hukuk mevzuatı var, hem etkinlik takvimi var, bir çok şeyin metnini cebe indirdik. Telefon rehberi
var, ajanda var. Cep uygulamasının en önemli yanı baro levhasının cebe inmiş olmasıdır. İkincisi bütün
telefonlar, baro sitesindeki haberler, etkinlik duyuruları, avukatlarımızın ihtiyaç duyabileceği kanunlar vs. hepsi
uygulamada mevcut. Yani internet sitesinin daha da fazlası var. Öte yandan bir de çok kaliteli bir dergi 
çıkarmaya başladık. Bir taraftan da ses getirecek çok kaliteli bir dergi. Üç ayda bir çıkacak. Daha kaliteli
olması nedeniyle hem de personel sorunu nedeniyle üç aylık periyot belirledik. Önümüzdeki günlerde hakemli
bir dergi de çıkartmayı planlıyoruz.

HAKEMLİ DERGİ ÇIKARIYORUZ

Hakemli dergiye neden ihtiyaç duydunuz?

- Hakemli dergi dört sene önce benim de yönetimde olduğum Cumhur Arıkan’ın başkanlığı döneminde başladı.
Hakemli dergiyi bir iki sayı çıkardık. Daha sonra çıkarmadılar. Hakemli derginin süresi de 5 yıldır. 5 yıl içinde
çıkarmazsan hakkını kaybediyorsun. Zaten daha önce böyle bir dergi çıkarmıştık. Şimdi tekrar hakkımızı
kullanarak, 3-5 ay içinde çıkaracağız. O dergiyi yeniden canlandıracağız. Yüksek lisans, doktora yapan
akademisyenlerin bu dergilerde makale yayınlaması gerekiyor. Çok bilimsel bir yayın ve çok az baroda vardır.

Başka ne tür çalışmalar var?

-Kent gündemiyle, ülke gündemiyle ilgili çalışmalarımız var. Mesela Çağlayan Adliyesi’nde savcı Mehmet
Selim Kiraz’ın ölümünün ardından ilk eylemi biz yaptık. O zaman Cumhurbaşkanı’nın avukatlarla ilgili
açıklamaları üzerine biz de yürüyüş düzenledik. Toplumsal olaylara anında reaksiyon gösteriyoruz. Bundan
sonra bu durum hız kazanacak. Kentle ilgili projelerimiz olacak. Eylülden itibaren adli tatilin bitmesiyle
çalışmalarımız devam edecek.

ÇEVRE VE KENT DUYARLILIĞI

İlimizdeki Dubaiport meselesiyle ilgili neler söyleyeceksiniz?

-Çevre ve kent komisyonu oluşturduk. Çevre komisyonu ismine kent de ekleyerek faaliyet alanını genişlettik.
Ekim ayında çok ciddi bir çevre sempozyumu ya da çalıştay düzenlemeyi planlıyoruz. Kentle ilgili en
önemsediğimiz şey çevre. Şunu söyleyeyim. Ekim ayından itibaren çevre ve kent komisyonumuzun çok önemli
projeleri ve çok sert mesajları olacak. Şu an hazırlık aşamasındayız. Kocaeli’nin çevre sorunu, liman sorunu,
hava ve su kirliliği sorunu bu konularda ne gerekiyorsa yapacağız. Hepimiz bu kentte yaşıyoruz ve hayatımız
tehlikede. Bakın onkoloji servisine gittiğimizde inanılmaz bir tabloyla karşılaşıyoruz. Kocaeli kanser anlamında
Zonguldak’ı geçti. Hepimizin yaşadığı bir kent. Bunlarla ilgili tabi ki çalışmalar yapacağız.

ÇEVRE AVUKATLARI ÇIKACAK

Peki başkanım avukatlıkta çeşitli konularda uzmanlaşma önemlidir. Kocaeli’den gelecekte, ceza avukatı ya da icra avukatı gibi çevre avukatları çıkacak mı?

-Çıkacak tabii. Baro bünyesinde birçok alanda sertifikalı programlar düzenliyoruz. Mesela bilişim hukuku,
enerji hukuku, çevre hukuku, tüketici hukukuyla ilgili 5-6 günlük sertifikalı programlar düzenliyoruz. Kocaeli’nin
yapısına uygun bir şekilde programlar düzenliyoruz. Bunlar önümüzdeki yıl düzenleyeceğimiz sertifikalı
programlar olacak. Artık kendini yetiştirmek isteyen arkadaşlarımız, üstüne bir şeyler koyarak ortaya çıkacak.

10 MİLYON DAVA VAR

Arabuluculuk meselesini de konuşalım. TBB ve siz yasa çıktığı dönemde, arabulucu sistemini hak arama yollarını tıkayacağı gerekçesiyle eleştirdiniz ama bir yapı kuruldu. Eğitimler veriliyor. Neler söyleyeceksiniz?

-Sizi tebrik ediyorum, iyi takip etmişsiniz. İlk etapta çok karşı çıktığımız bir noktaydı. Hepimizin karşı çıktığı bir
şeydi. Çünkü arabuluculuk Türkiye’ye ilk geldiği zaman sadece hukukçulara atfedilen bir meslek olarak
gelmedi. Birçok meslekten üniversite mezunu kişilere açılacaktı. Dolayısıyla böyle bir sistemde tabi hukukçu
olmayan kişilerin arabuluculuk yapması, mesleğimize zarar verebileceği gibi hukuk dışına çıkılabileceği
endişesi vardı. Ancak daha sonra o yasa çıkarken, sadece 5 yıllık hukuk fakültesi mezunlarına o hak verildi.
Birincisi bu. Sorunun büyük bir kısmı orada çözüldü.

İkinci kısma geldiğimizde ön yargılı olmamak lazım. Baro başkanı olduktan sonra gördüm bunu. Türkiye’de
10 milyona yakın dava dosyası var. Bu dava dosyaları, Avrupa’nın toplam sayısından daha fazla bu davaları,
yüzlerce, binlerce, on binlerce hakim ve savcı alarak çözemezsiniz. Çünkü Türkiye’de gerçekten, dünyada
olmayan bir örnek var. Herkes, herkesle davalı. Herkes devletle davalı. Bu kadar sorunu çözmek için inanılmaz
bir performans, inanılmaz bir insan işgücü ve ciddi yargı maliyetleri var. Bütün bunları bertaraf etmek için
Avrupa’da süzgeç görevi gören, mahkemeye gidilmesini engelleyen sistemler kurmuş. Nedir bunlar? İşte
arabuluculuk, tahkim yasaları, bizdeki tüketici hakem heyeti benzeri yapılanmalarla, birçok meslek örgütü,
birçok kurum mahkemeyi son çare olarak görüyor. Bu çok önemli. Dünyada mahkemeler son çare. Bizde ise
mahkemeler ilk çare. Dünyada sorunların çok az bir kısmı mahkemeye gidiyor.

TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ

Ancak tüketici hakem heyetlerinin en küçük şikayetleri bile bir yılda karara bağladığını görüyoruz. Bunu da tartışmak gerekmez mi?

-Türkiye iki adım ileri, bir adım geri gidiyor. Bugün Kocaeli’de 10 tane tüketici şikayeti var bir ilçede. Şimdi
tüketici hakem heyetlerinde görev alanların yapısına baktığımız zaman hukukla uzaktan yakından ilgisi
olmayan insanlardır. Oysa Türkiye’de yetişmiş insan yok mu? Binlerce, on binlerce hukuk fakültesi mezunu
var. Binlerce kamu görevlisi var. Bir ilçede ihtiyaca göre gerekirse dört tane tüketici hakem heyeti kurulsun.
Sorun aslında sistemde değil ki. Sorun yönetimde, sorun uygulayıcılarda. Hakem heyetinde dosyalar birikti
diye bir şey yok ki. İnsanlar 4 kişi 5 kişi olarak görev yapıyor. 5 bin dosya. O zaman kent yöneticisi ilçe
yöneticisi ‘burada bir sorun var buraya 5 tane heyet kuralım’ diyecek. Bu heyetler profesyonel olsun, para alsın
gerekirse. İhtiyaca göre kurulsun. Şu anda hakem heyetleri birilerinin sırtında angarya.

Tüketici hakem heyetlerinin yapısına baktığımızda kaymakamlığın başkanlığında, baro temsilcisi, ticaret
odası temsilcisi, belediye temsilcisi, esnaf odası temsilcisinden oluşan ve daha sonra angaryaya dönüşen bir
durum. Şimdi bu görevlilerin çoğu maaş almadığı gibi, bu işlerden de anlayan insanlar değiller. Baro
temsilcisinin dışındaki kimse de hukukçu değil. Kaldı ki inanılmaz bir iş yüküyle karşı karşıyalar. O zaman
ihtiyaca binaen Kocaeli’de 7 tane heyet kurun. Siz bir heyetle 10 bin dosya çözmeye çalışırsanız tabi ki sorun
çözülmez. Aynı şekilde arabuluculuk mantık olarak çok doğru ama yasası inanılmaz derecede yetersiz.
Arabuluculuk mevcut yasasıyla bu sistemi sürdürmek imkansız. En önemlisi bir arabuluculuk merkezi yok. Bir
odası ya da derneği gibi bir şey de yok. Oysa kurumsal bir kimlik kazandırılsa, bir merkez oluşsa. Bir oda olması ve bu mesleğin insanlara tanıtılması gerekir. Kaldı ki yasa da çok yetersiz. Birçok madde
düzenlenmemiş. Hangi durumlarda arabulucuya gidileceğinin yasada belirtilmesi gerekiyor. Örneğin ‘15 bin
TL’ye kadar olan davalarda arabulucuya gitmeden mahkemeye başvuramazsın’ gibi bir madde olması lazım.
Avrupa’da böyle. Vatandaş gidecek arabulucu çözemezse yine mahkemeye gider. Gönüllülük esasına
dayanan bir sistem var arabuluculuk yönünden Türkiye’de bir zorunluluk yok. Zorunluluk olmadığı zaman
insanlar gider mi arabulucuya? Dolayısıyla arabuluculuk mantık olarak doğru, hukuki durum olarak yanlış;
tüketici hakem heyetleri ve tahkim kurullarının daha profesyonelleştirilmesi ve ihtiyaca göre sayıların artması
gerekmektedir. Böyle yapılırsa yargının üstündeki iş yükü azaltılabilir.

ADALETE ERİŞMEK ÜCRETSİZ OLMALI

Türkiye’nin önündeki en büyük sorun, adaletin tecelli etmesinden öte adaletin geç tecelli etmesi. Bir iş
davasını düşünün, işten atılıyorsunuz, işe iade davası açıyorsunuz, dört sene sonra sonuçlanıyor. Dört sene aç
mı kalacaksınız? Bir şey yemeyecek misiniz? Bir memur görevden alınıyor, memuriyetten atılıyor, Danıştay’a
dava açıyor 4 yıl sonra karar geliyor. Bu adam dört yıl aç mı kalsın, ölsün mü? Şu anda harçların en çok olduğu
ülke Türkiye’dir. Zaten Türkiye’de adalet en pahalı hizmet. Hatta lüks hizmet, çünkü avukatlık ücretleri yüzde
18 KDV ile alınıyor. Avrupa’da en pahalı ülkedir Türkiye. Örneğin Avrupa’da işçilik davalarında para alınmıyor
dava açılırken. Daha sonra alınıyor. Şu an Türkiye’de asgari ücretli bir işçinin dava açabilmesi için 700 TL gibi
bir para yatırması gerekiyor. Zaten asgari ücretle çalışıyor ve işten atılmış. Harçlar peşin alındığı için birçok
kişi dava açmaktan vazgeçiyor. Türkiye’deki yargı harçlarının yüksekliği hak arama özgürlüğünün önündeki en
büyük engeldir. Adalete erişmek en temel insan hakkıdır. Sosyal hukuk devletlerinde adalete erişmek ücretsiz
olmalıdır. Bugün AİHM’e dava açtığınız zaman posta masrafı dışında tek kuruş para ödemiyorsunuz. Dava
bitiminde haksız tarafa belli bir masraf yüklüyor. Ama Türkiye’de en basit bir işçilik davası için 700-800 TL
harç alınıyor.

Kaynak: Bizim Kocaeli

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim