• BIST 81.712
  • Altın 147,331
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C

Adana Barosu'nda AB Toplantısı

Adana Barosu'nda AB Toplantısı
“Avrupa Birliğinde Serbest Dolaşım ve Türkiye” konulu konferansının açılışında konuşan Baro Başkanı Çıtırık: “Kopenhag Kriterlerini yerine getirmeyen Türkiye’nin AB’ye girmesi çok zor” dedi.

Elektronik Haber Ajansı (e-ha) muhabirinin edindiği bilgiye göre, Adana Baro Başkanı Mengücek Gazi Çıtırık’ın, Adana Sanayi Odası (ADASO) düzenlenen “Avrupa Birliğinde Serbest Dolaşım ve Türkiye” konulu konferansın açılışında yaptığı konuşmada, “Kopenhag Kriterlerini Yerine Getirmeyen Türkiye’nin AB’ye Girmesi Çok Zor” dedi.

Çıtırık, konuşmasının başında Adana’nın her geçen gün büyüyen ve gelişen bir kent olması nedeniyle kurumlar arası iletişim ve işbirliğinin önemine vurgu yaptı. Çıtırık,“Kamu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve aynı zamanda akıl ve şüpheciliğin dayanağı olan üniversitelerin desteğini sağlamak suretiyle temel projelerin gerçekleştirilmesine olan inancım tamdır.. Bu doğrultuda bugün yapılan çalışmaya destek veren ve değerli görüş ve düşünceleriyle bizleri aydınlatacak akademisyenlere de teşekkür ediyorum” dedi.

“TÜRKİYE’NİN BİTMEYEN MACERASI”

Çıtırık, AB sürecinin tıkanması noktasında yaptığı değerlendirmede, “Türkiye’nin aslında bitmeyen bir macerası, Avrupa Birliği. 175 yıllık Tanzimat ile başlayan bir aydınlanma, çağdaşlaşma ve batılılaşma sürecinin tamamlanamamış ve devam etmekte olan bir öyküsü AB. Bu süreç içerisinde kişilerin, sermayenin ve hizmetin dolaşımı bunlardan alt birimlerden birini oluşturmakta. Türkiye daha 1993 Kopenhag Kriterleri olarak açıklanan, yani ülkede kural ve kurumlarıyla işleyen bir demokrasi, üstünlerin değil, hukukun üstünlüğünün çalıştığı, insan haklarına dayanan ve aynı zamanda varsa eğer ülkedeki azınlık haklarını da koruma ve güvence altına alabilecek olan bu siyasi kıstasın yanına işlerliliğini kazanmış, istikrarlı bir piyasa ekonomisinin varlığı ve dış rekabete dayanan serbest piyasa ekonomisi anlayışını yaşama geçirmek ve AB’ye uyum müktesebatını da gerçekleştirmek zorundadır. Bu halde Türkiye, AB’ye üye olabilecektir”

TARİHSEL SÜRECE VURGU YAPTI

Çıtırık, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Uzun yıllar kan ve gözyaşları ile dolmuş onunla yaşamış olan Avrupa’nın, birinci ve ikinci paylaşım savaşlarından sonra iç huzur ve barışın sağlanabilmesi için, savaşın temel hammaddeleri olan kömür ve çelik’in üretiminde bir kısıtlanmaya yani bunu ulusüstü bir kuruma devretmeyi amaçlayan devletlerin 1951 de Paris'te imzalanan Avrupa Kömür Çelik Topluluğu'ndan 1957 Roma Antlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET) dönüşmüştür. AET ile amaçlanan malların, iş gücünün, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımıyla ortak pazarın oluşturulması ve sonuçta siyasi bütünlüğün sağlanmasıdır.
1993 yılında imzalanan Maastricht anlaşması ile 1999 yılına kadar parasal birliğin sağlanması, Avrupa vatandaşlığının oluşturulması, ortak dış ve güvenlik politikalarının yaşama geçirilmesine karar verilmiştir.

Ülkemizin ilk başvurusu 1959 yılında Menderes Hükümeti tarafından yapılmıştır. AB'nin gelişim sürecinden bahsederek Türkiye için AB'nin önemli olduğunu ifade etti. Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin tarihsel sürecini de değerlendiren Avukat Çıtırık, 1964 yılında yürürlüğe giren Ankara Anlaşması'nın ilişkilerin çerçevesini çizen temel belge olma niteliğini koruduğunu söyleyerek, 1995 yılında gecikmeli de olsa gerçekleştirilen Gümrük Birliği'nin, Ankara Anlaşması'nda öngörülen sürecin doğal bir parçası olduğunu kaydetti. Avukat Çıtırık, “Aslında standartlar topluluğu ve ekonomik ayağı hizmetlerin, sermayenin, malların ve kişilerin serbest dolaşımı olan AB’nin, kural ve kurumlarıyla işleyen demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarını esas alan evrensel bir örgütlenme olduğu kabul edilmelidir.

Ülkemizden uzun bir sure sonra başvuruda bulunan ülkeler tam üyeliğe kabul edilmiş hatta Afrika'da küçük bir ada devleti olan 180 bin nüfuslu Mayotte bile üyelik kazanmıştır.

1960’lı yıllarda dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeler karşısında “onlar ortak, biz Pazar” anlayışı ile hareket edilmiş, AB’nin amblemindeki 12 yıldız nedeniyle Hz. İsa’nın havarilerine çağrışım yaptırılarak “hıristiyan kulübü” olduğu da belirtilmektedir.
Ayrıca, ülkemizin bütçe açığı, dış borcu, işsizlik oranı, nüfus artış oranı, kültürel ve tarihsel kimliği dikkate alındığı zaman ülkemizin AB üyeliği risk altındadır. “

Baro Başkanı Mengücek Gazi Çıtırık, konuşmasının sonunda, güncel konular olan Twitter’ın kapatılması, hukukun üstünlüğünün değil, üstünlerin hukukunun egemen olmasını, 17 Aralık sonrasında yaşanan hukuk dışı olayları, bağımsız ve tarafsız olması gereken yargıya siyasi iktidarca yapılan müdahaleleri de eleştirdi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim