• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 7 °C

Adana Barosu'nda Soma Olaylarının Hukuki Değerlendirmesi Yapıldı

Adana Barosu'nda Soma Olaylarının Hukuki Değerlendirmesi Yapıldı
Adana Barosu tarafından düzenlenen 'Soma Olaylarının Hukuki Değerlendirmesi' konulu konferansın oturum başkanlığını Adana Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Komisyon Başkanı Av. Yasemin Tanır yaptı.

Seyhan Oteli'nde gerçekleşen konferansa Ortadoğu Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Yıldırım Koç TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Torun ve Adana Barosu'ndan Av. Abbas Bilgili ile konuşmacı olarak katıldı.

Adana Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Ziya Yalaz'ın takdim konuşmalarından sonra Adana Baro Başkanı Avukat Mengücek Gazi Çıtırık, söz aldı. Avukat Çıtırık, 13 Mayıs'ta Soma'da gerçekleşen maden faciasının ardından,  bilirkişi raporuna göre 301 işçinin göz göre göre ölüme gönderildiğini ortaya çıktığını anımsatarak, " Soma'da  yer altındaki karbonmonoksit miktarını ölçen sensörler, faciayı aylar önceden haber vermiş. 50 PPM'yi aşmaması gereken karbonmonoksit miktarı beş ay boyunca defalarca bu sınırı geçtiği ve hatta 500 PPM'ye kadar ulaştığı halde, sensörlerin uyarısına kulak asılmamıştır. Ayrıca madenlerde iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğine göre oksijen miktarı da çok kez yüzde 19'un altına düşmesine rağmen maden boşaltılmayarak adeta bu acıya davetiye çıkarılmış. Gaz ölçümlerinden sorumlu teknik nezaretçiler 15 günde bir hazırladıkları onaylı deftere karbonmonoksit yükselişlerini geçirmedikleri belirlenmiştir.. Dolayısıyla bu olaydan sorumluldurlardır. Öte yandan, madende 30 dereceyi aşmaması gereken kuru sıcaklık miktarı, faciadan önceki bir haftadan itibaren 46 dereceye kadar yükseldiği halde kimse kılını kıpırdatmadığı ve öyle ki, 301 işçinin can verdiği saatlerde sıcaklık, 46 derece olduğu belirlenmiştir. Baro olarak toplumumuzun hassas olduğu hukuki, sosyal, siyasal ve ekonomi konularında bu tür etkinliklerimiz devam edecektir. Bu etkinliğimizde aramıza bulunan tüm meslek odaları üyelerine, meslektaşlarımıza teşekkür ediyorum"dedi

TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Torun, holdingin iş sağlığı ve iş güvenliği konularında maliyetleri düşürmeyi hedef aldığını belirtti.

Sunumunu, ülkemizde meydana gelen iş kazaları ile ilgili rakamları aktararak sürdüren Torun, "Ülkemiz, iş kazalarında dünyada üst sıralarda yer almakta. Odamız kayıtlarına göre 2008 yılında 43 maden çalışanı iş kazası sonucu yaşamını yitirmişken, 2009 yılında bu sayı 92'ye, çıkmış. 2010 yılında 105 işçi, 2011 yılında 77 işçi, 2012 yılında 61 işçi, 2013 yılında 61 işçi maden kazalarında yaşamını yitirmiş. Hayatını kaybedenler içerisinde maden mühendisi meslektaşlarımız da bulunmakta.  80'li yıllardan itibaren uygulamaya konulan özelleştirme, taşeronlaşma, kiralama gibi yanlış uygulamalar, kamu madenciliğini küçültmüş, kamu kurum ve kuruluşlarında uzun yıllar sonucu elde edilmiş olan madencilik bilgi ve deneyim birikimini dağıtmış. Yoğun birikim ve deneyime sahip olan kurum ve kuruluşlar yerine, üretimin teknik ve alt yapı olarak yetersiz, deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlere bırakılması, buna ek olarak kamusal denetimin de yeterli ve etkin biçimde yapılmaması, iş kazalarının artmasına neden olmakta" dedi.

Özelleştirme ve sonuçlarıyla ilgili bilgiler aktardıktan sonra Soma'da yaşanan olayı değerlendiren Torun, "Ruhsat hukuku Türkiye Kömür İşletmelerine ait olan Soma Kömür İşletmeleri A. Ş. tarafından hizmet alım yolu ile işletilen Manisa ili Soma ilçesi Eymez mevkiinde bulunan yeraltı ocağında 13 Mayıs Salı günü saat 15.10 civarında meydana gelen olay sonucunda, aralarında 5 maden mühendisi meslektaşımızın da bulunduğu 301 maden emekçisinin yaşamını yitirdiği bir facia yaşandı. 16 Mayıs tarihinde hazırlanan bilirkişi ön inceleme raporunda, yangını tetikleyen neden olarak kamuoyuna duyurulan trafo patlamasının doğru olmadığı tespit edildi. Ölümlerin tamamına yakını kömürün oksidasyonu nedeniyle oluşan karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu olmuş. Kömür yangınının, bilahare ahşap tahkimatı ve konveyör bantını tutuşturarak açık aleve dönüştüğü tespit edildi. Yani, yangına karşı korunaklı malzemeler kullanılmamıştı. Facia sonrası kurtarma operasyonunda ciddi bir organizasyon bozukluğu yaşanmış ve bununla ilgili olarak odamız müdahalede bulunmuş, gerekli düzenlemeler yapılmıştı. Ocağı işleten şirket, ruhsat sahibi ve ilgili devlet kurumları tarafından etkin denetimlerin yapılmadığı tespit edildi" şeklinde konuştu.

Adana Barosu Üyesi Avukat Abbas Bilgili de,  maden işçileri ile işveren kesimi arasında yaşanan sorunlara değindi. Avukat Bilgili, "Kaza geliyorum demiş ve her kesin bildiği ama tedbir almadığı bir olay yaşanmış" dedi.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Yıldırım Koç ise, taşeronlaşma konularına değinerek şunları söyledi:

""Taşeron" sözcüğünün anlamı, "alt-işveren"dir. Fason üretim de taşeronluğun bir biçimidir. 1980 öncesinde bu uygulama azdı. 1980'li ve özellikle de 1990'lı yıllarda taşeronlaşma hızla yaygınlaştı; işçi sınıfı ve sendikacılık hareketi açısından önemli sorunlar yarattı ve yaratıyor.  

Kamu sektöründe taşeronlaşma, özelleştirmenin bir biçimidir. Taşeronlaşmanın ve fason üretimin yol açtığı sendikasızlaştırma, daha yoğun sömürü, daha yaygın kaçak işçilik, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin iyice ihmal edilmesi, esneklik, işçiyi koruyucu mevzuatın uygulanmaması, grev kırıcılığı gibi sorunlar, yalnızca bu uygulamaya taraf olan işçileri değil, tüm çalışanları ilgilendirmektedir. Taşeron işçilerinin ücretlerinin az, çalışma ve yaşama koşullarının kötü olduğu bir durumda, sendikalı işçilerin ücretleri de düşürülecek, çalışma ve yaşama koşulları kötüleştirilecek demektir. Taşeronlaşma, aynı zamanda sendikalı işçinin

işini yitirmesi sonucunu da doğurmaktadır. Taşeronluğa karşı verilecek mücadele, insanca yaşama ve çalışma koşullarına sahip olma mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Taşeronlaşma önlenemezse, sendikalı işçilerin de ücretleri ve diğer hak ve özgürlükleri büyük zarar görecektir. Sistem şöyle bizim iş kanunumuzda taşeron işçiliği ile ilgili düzenleme yoktu. Adana'da belediyenin temizlik işinin 1986 yılında taşerona verilmesi Türkiye'de ilk uygulamalardır.

AKP döneminde 2003-2011 yılı verilerine göre 18 katına çıktı ve kamu ihale yoluyla taşeronlaşma yaygınlaştı.  

2008 yılında Tuzla da iş kazalarından sonra alt işverenliği yönetmeliği ile çok güzel bir düzenleme getirildi. Asıl işin taşeronlana verilmesi önlendi." diye konuştu.

Konferans soru-cevap bölümünün ardından konuşmacılara Baromuz tarafından değerli katkılarından dolayı teşekkür plaketi takdim edildi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim