• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 11 °C

"Adana Barosu'nu Ele Geçirmeye Çalışan Derin Bir Proje Var!"

"Adana Barosu'nu Ele Geçirmeye Çalışan Derin Bir Proje Var!"
Adana Barosu Başkan Adayı Av. Oya Tekin, 15 Nisan Cuma günü Demokrat Avukatlar Grubu'nda yapılan önseçimde yaşanan tatsız olaylarla ilgili açıklamalarda bulundu.

BAROTÜRK Özel Haber

Adana Barosu Başkanlığı için geçtiğimiz Cuma günü Demokratlar Avukatlar Grubu'nda ön seçim yapıldı. Av. Ülkü Yolunay, Av. Veli Küçük, Av. Oya Tekin ve Av. Remzi Ümit Atay olmak üzere 4 adayın yarıştığı Ön seçimde Av. Oya Tekin ve Av. Veli Küçük ikinci tura kaldı. Fakat ön seçimler esnasında ve sonrasında istenmeyen tatsız olaylar yaşandı. Bazı avukatlar birbirlerine fiziksel müdahalede ve suçlayıcı ithamlarda bulundu. 

Yazılı bir açıklama ile yaşananları değerlendiren Av. Oya Tekin; "Kendini demokrat diye yutturulmaya çalışılan kişilerden birkaçı Demokrat Avukatlar Grubu seçimine gelerek olay çıkartmışlardır" dedi.

Av. Oya Tekin, "Adana Barosu’nu ele geçirmeye yönelik olarak hayata geçirilmeye çalışılan derin projede adaylarımızdan birisi hem kendisini “demokrat” olarak ifade etmekte, hem de kendisi gibi kimseleri grup listelerine sokarak onları da hepimize karşı “demokrat” diye yutturmaya çalışmaktadır." dedi. 

Adana Barosu Başkan Adayı Av. Oya Tekin'in yaşnanlarla ilgili değerlendirmesi ve kendilerine yönelik; "demokratik" olmama iddialarına verdiği cevap şöyle:

GRUP İRADESİNE MÜDAHALEYE YÖNELİK AÇIKLAMA

Saygıdeğer meslektaşlarım,

Dün gerçekleştirilen Demokrat Avukatlar Grubu Önseçimi’nde yaşanan gerilim ve bu gerilim sonrası adaylardan birisinin yapmış olduğu açıklama üzerine birtakım şeyler söylemek ve yaşanan karışıklığı gidermek bir zorunluluk halini almıştır.

Öncelikle şunu belirtmek gerekmektedir; Sol ve sağ kavramları Fransız İhtilali sonrasından beri içeriği belirli olan kavramlardır. Sol; emekten yana olmaktır, ezilenden yana olmaktır, iktidar gücünü halka karşı kullananların karşısında durmaktır, halktan yana olmaktır, siyasal süreçlerde etik değerlerden yana tavır koymaktır. Demokrat Avukatlar Grubu ise kendisini solda tanımlayan bir oluşumdur. Dolaysıyla bu gruba katılan kişilerin bazı asgari özelliklerinin olduğu veya olması gerektiği su götürmez bir gerçektir.

Demokrat Avukatlar Grubu’nda seçim sürecine girildiğinden beri grubumuza bir aday tarafından ısrarla sağdan kişiler dahil edilmektedir ve bu kişiler Demokrat Avukatlar Grubu’nu ve dolaysıyla henüz ele geçirilmemiş önemli mevzilerden biri olan Adana Barosu’nu ele geçirmeye yönelik olarak hayata geçirilmeye çalışılan projenin önemli bir parçası haline getirilmektedir. Ülkemizin içinde bulunduğu kritik eşikte iktidar gücü tarafından ele geçirilememiş hemen her kurum ve kuruluş o kurumun içindeki işbirlikçiler aracılığı ile ele geçirilmiştir.

Şunun kesin olarak bilinmesi ve idrak edilmesi gerekmektedir; Demokrat Avukatlar Grubu önseçimi Adana Barosu Genel Seçimi’nden farklı bir seçimdir. Adana Barosu Genel Seçimi Adana Barosu’na kayıtlı tüm avukatlara açık bir seçimdir. Fakat Demokrat Avukatlar Grubu önseçimi sol görüşe mensup avukatların kendi oluşumları içerisinde gerçekleştirdikleri ve Adana Barosu Genel Seçimi’nde destekleyecekleri adayı belirlemek için gerçekleştirdikleri bir seçimdir. Bu seçimde sağcılığı ile nam salmış kişiler, sağ partilere veya sağ STK’lara üye kişiler, sağ siyaseti benimsemiş kişiler gelip oy kullanmamalıdır. Bu, her şeyden önce o kişilerin kendilerine ve savundukları değerlere saygılarının bir gereğidir. Herkes kendi düşünsel kulvarında yer almalı ve mücadelesini o kulvarda sürdürmelidir. “Efendim bizim demokrat olup olmadığımıza siz nasıl karar verirsiniz” diyerek kendisini “demokrat” diye nitelendiren kişilerin bilmesi gereken şey şudur; Demokratlık özellikle 1980 sonrasında hemen her siyasal grubun kendisine verdiği bir payedir. İçi boşaltılmış bir kavram haline getirilmeye çalışılan bu kavram, kelimenin kökenine bakıldığında anlamını bulacaktır. Demos yani “Halk” ve Kratos yani “Yönetim” kelimelerinin birleşiminden oluşan, Halkın Yönetimi anlamına gelen bu kavram, ancak halktan yana olan kimseler ve ancak halktan yana olan siyasal kesimler için geçerli olabilecek bir şeydir. Sosyal yaşamın çeşitli yerlerinde halk düşmanlığı yapan veya halkı sadece “milli irade” halinde sandıktan çıkan oya indirgeyen kesimlerin, ırkçılığı güzelleyen kesimlerin, içinde bulunduğumuz süreçte güçlüden yana olanların, iktidarın gücüne kendisini eklemlemeye çalışanların, ülkenin bir açık hava hapishanesine dönüşmesine ses etmeyenlerin, “baroya siyaset girmemeli hepimiz avukatız” diyenlerin ve benzerlerinin demokrat olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.

Son yıllarda, Amerikan ana akım gazeteleri tarafından “halkı kandırmanın bir aracı olarak kurgulanmış olan” “tarafsızlık” kavramının her zaman iktidarlara ve dolayısıyla devlet gücüne yaradığı unutulmamalıdır. Bizler “tarafsız” değiliz. Bizler “halktan yana tarafız”. Ve iktidara yamanmak gayretinde olanlar tarafsızlık gibi sözlerle aslında taraf olduklarını göstermektedirler. Onlar iktidardan yana taraflar, bizler ise halktan yana tarafız. Ezilenden yana, yoksuldan yana, hemen her gün katledilen Kadın’dan yana, açtan yana, doğadan yana, hayattan, barıştan ve insandan yanayız. Bunları açıkça söyleyemeyen kişilerin ise “demokratlığının” sahte olduğunun bilincindeyiz. O nedenle açıkça söylemek gerekiyor; bu değerlere bu açıklıkta ve netlikte sahip olmayan kişi “demokrat” değildir ve böyle bir kişi Demokrat Avukatlar Grubu seçimine katılmamalıdır.

Ancak ne yazık ki, yukarıda da ifade ettiğim üzere; Adana Barosu’nu ele geçirmeye yönelik olarak hayata geçirilmeye çalışılan derin projede adaylarımızdan birisi hem kendisini “demokrat” olarak ifade etmekte, hem de kendisi gibi kimseleri grup listelerine sokarak onları da hepimize karşı “demokrat” diye yutturmaya çalışmaktadır. Hatta o derece ki grup listelerinden çıkarmalar başlayınca açıkça grubumuza hakaret eden bir şahıs dün grup önseçimimize gelerek bahsi geçen adaya oy vermiş ve bu adayla saatlerce kol kola gezmiştir.

İşte bu demokrat diye yutturulmaya çalışılan kişilerden birkaçı da dün gerçekleştirilen Demokrat Avukatlar Grubu seçimine gelerek olay çıkartmışlardır. Grup başkanımız da dahil olmak üzere bir grup avukata saldırmışlar, seçim sandığımızı devirmişlerdir. Bu olayı kınamak eşyanın tabiatı gereği, kendisini demokrat grupta gören tüm meslektaşlarımızın boynunun borcudur.

Fakat acı olan şudur;

Bu kişileri buralara getiren aday, seçimden bir gün sonra (yani bu akşam) sosyal medya üzerinden bu kişileri kınadığını belirten bir açıklama yapmıştır. Bu açıklamanın ardından ise ironik biçimde, gelip olay çıkartan kişilerin düşüncesinde olan bazı kimseler hem açıklamayı yapan adaya destek vermiş hem de “bu grup bizim demokratlığımızı nasıl sorgular, bizim de oy kullanmamız lazım” türünden mesajlar yazmışlardır. Bu kişiler, en hafif tabiriyle; meslektaşlarımızın ve bizlerin zekâsı ile alay etmeye kalkmaktadırlar. Bizler, olay çıkartan kişileri ve onlar gibi yüz civarında sağ karakterli kişiyi oraya getiren kişinin kim olduğunu biliyoruz. Grup yönetimimize aylardır bu konuda sayısız kere başvuruda bulunduk. Bu kişilerin Demokrat Avukatlar Grubu seçimine katılmamaları gerektiğini türlü türlü gerekçelerle dile getirdik. Ancak söz konusu aday, bu kişileri ısrarla listelere soktu ve netice itibariyle dün gerçekleştirilen Demokrat Avukatlar Grubu seçiminde herkesin bildiği olayı yaşadık.

Buradan açıkça ilan etmek isterim ki;

Demokratlık, kişilerin kerameti kendinden menkul değerlendirmeleri ile olmaz. Demokratlık ancak ve ancak onun gereklerine uygun yaşamakla olur. Bizler kendilerine solcu diyen insanlar olarak bu kadar açık biçimde zekâmızla alay edilmesine izin vermeyeceğiz. Grup dışı kişileri listelerimize kimin soktuğunu biliyoruz. Dün çıkan olayın kimin tezgahı olduğunu ve üstüne kimin kınayıp da konuyu çarpıttığını biliyoruz.

İktidar gücünü halka karşı kullananların Demokrat Avukatlar Grubu’nu ve dolaysıyla henüz ele geçirilmemiş önemli mevzilerden biri olan Adana Barosu’nu ele geçirmeye çalıştıklarını ve tüm bunları hangi aday üzerinden gerçekleştirmeye çalıştıklarını biliyoruz. Hatta kendisine “solcu” diyen ve üstelik sol mecralarda siyaset yapan kimi “ağabeylerimizin” de bu işin içinde olduğunu biliyor ve görüyoruz.

Dün yaşanan olayı gerçekleştiren kişileri ve onları oraya getirenleri şiddetle kınıyor, tüm meslektaşlarıma ve tüm kamuoyuna saygılarımı sunuyorum.

Av. Oya TEKİN
Adana Barosu Başkan Adayı

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim