• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -4 °C

AH SOMA AH

Mehmet AYSAN

14 Mayıs günü daha şimdiden Türkiye’nin karanlık günlerinden biri olarak yerini aldı tarihte. Türkiye yüzü kara, elbiseleri kara, bahtları kara ama yürekleri her şeyden daha ak olan 292 evladını yitirdi. Memleketin artık kaderi haline gelmiş ve “bu işin fıtratında var” soğukluğuyla kabullenilmiş bir maden kazası daha yürekleri yaktı, kavurdu.

Soma hiç unutulmayacak fotoğraflar bıraktı zihinlerde. Yürek dağlayan, isyan ettiren, kan donduran, nefret ettiren, takdir toplayan…

Bir tarafta yerin yüzlerce metre altından kurtarılıp, ambulansa bindirilince, çizmemi çıkarayım mı diye soran, çizmesinin sedyedeki çarşafı kirletmesinden çekinen bir maden işçisi…

Diğer tarafta “bu işin fıtratında var” deyip kazayı normal karşılayan, hiçbir soruşturma yapılmadan maden şirketini aklayan, yüzyıl öncesinin kazalarını örnek veren ve en sonunda kendisini yuhalayan vatandaşlardan birini “yahudi dölü” diyerek tokatlayan bir Başbakan…

Bir tarafta maden enkazından kurtarıldıktan sonra arkadaşını soran, “önce Onu kurtarın, Onun eşi altı aylık hamile” diyecek kadar fedakar bir maden işçisi…

Diğer tarafta yere düşen ve özel harekatçı polislerin tuttuğu bir vatandaşı hınçla, kinle, nefretle tekmeleyen ve ardından bir hafta rapor alan bir Başbakanlık Müşaviri…

Bir tarafta dört gün boyunca madenin giriş kapısında yemeden içmeden uyumadan bekleyen, “evde dokuz yaşında oğlum babasını soruyor, babasını bulmadan Onun yüzüne nasıl bakarım” diyen bir mühendis eşi…

Diğer tarafta bu kadar büyük bir facianın ardından istifa etmeyi düşünmeyen ve yüzümüze bakmaya devam eden Başbakan, bakanlar, müsteşarlar, genel müdürler ve bürokratlar…

Bir tarafta arkadaşı madende hayatını kaybettiği için, “onu kurtarmayı başaramadım” diye ağlayan, dövünen bir maden işçisi…

Diğer tarafta 292 işçisi hayatını kaybettiği halde, kendisinde hiç kusur bulmayan bir şirket ve yetkilileri…

Bir tarafta ağlayan anneler, babalar, çocuklar. Büyük bir mezarlığa dönmüş şehirler, köyler, kasabalar. Dumanı tütmez olmuş evler, yuvalar, aileler. Hayatı kararmış eşler, evlatlar, insanlar…

Diğer tarafta ellerine geçirdikleri klavyelerden, gazetelerden, televizyonlardan kin kusan yaratıklar, troller, kalemşörler…

Daha neler neler…

"Akıllı olan kurtuldu" diyen vali yardımcısı, "karbon monoksit ölümü tatlı bir ölümdür" diyen profesör, “gezi parkı olaylarının yıldönümünden iki hafta önce bu olay tesadüf olamaz” diyebilecek kadar insanlıktan çıkmış bir parazit…

Soma yaktı yüreğimizi, Soma bozdu moralimizi, Soma kuruttu gözyaşımızı, Soma suratımıza çarptı gerçeklerimizi, Soma deldi geçti sinelerimizi, Soma çürüttü benliğimizi…

Rahmet diliyoruz vefat edenlere Rahmeti Sonsuzdan. Geride kalanlara da sabır. Bir çok yerde söylendiği gibi; “ölü sayısı belli değil ama, 76 milyon yaralı”…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim