• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 7 °C

"Analar Ağlamasın Sloganı ile Yola Çıkanlar Anaları Ağlatmama Kararından Vazgeçti"

"Analar Ağlamasın Sloganı ile Yola Çıkanlar Anaları Ağlatmama Kararından Vazgeçti"
Muğla Barosu Başkanı Av. Cumhur Uzun, Bozcaada'da yapılan Baro Başkanları Toplantısı öncesi BAROTÜRK'ün sorularını yanıtladı.

BAROTÜRK Özel Röportaj / Mehmet AYSAN

Başkanım bir seçim hükümeti kuruldu, artık seçime doğruda gidiyoruz. 7 Haziran’dan bugüne yaşadıklarımızı, ülkemizin hükümetsiz kalmasını yani terörün yeniden hortlamasını bir baro başkanı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir defa çok acı günler yaşadık ve yaşatıldık. Bu acıları yaşatan herkes biliyor ki kendi içinde bu ülkenin bunu yaşamaya, bu ülkeye bunu yaşatmaya hiç hakkı yok ve bunu yaşattığı için bunun hesabını mutlaka verir. Bunu şunun için söylüyorum, seçim öncesi dönemde gelinen belirli bir nokta vardı, bu nokta analar ağlamasın sloganıyla formül ediliyordu. Buna belirli ölçüde de sağlanmıştı. Fakat ne oldu ki bir günde, üç günde bundan dönüldü ve bu acılar yalandı, analar ağladı. Analar ağlamasın sloganı ile yollara çıkanlar anaları ağlatmama kararından vazgeçmemiş olsalardı analar yine ağlamamış olacaktı ve bu acılar yaşanmayacaktı. Ben bu konuya böyle bakıyorum, bunun hükümetsiz bırakmakla ilintili olduğunu asla düşünmüyorum ama hükümetsiz bırakılmak suretiyle bunlar yaşanır anlayışının ürünü olduğunu düşünüyorum.

Anlıyorum, yani deniliyor ki; “bir hükümet olmazsa da bakın işte bunlar olur”

Hükümet kurabilecek hatta istenen 400’lü sayı verilmezse bunlar olacak anlamına geldiği için. Size bahsettim zannediyorum bisikletin düşmemesi için pedal çevrilmesi gerekiyordu. Bu pedal çevirmeyi bu gerekçeyle bırakanlar bunun vebalini ödeyecekler ve bunun vebali altında mutlaka siyaseten, ahlaken ve vicdanen rahatsız olacaklar.

Başkanım seçim sonrasında bu tablonun değişeceğini ön görüyor musunuz? Ya da seçim güvenliği var mı ülkede?

Seçim güvenliği konusunda geçmiş dönemden biraz daha gerideyiz. Fakat geçen seferde ülke bazı sivil toplum kuruluşlarının seçmenin de aşırı uyarılması etkisiyle daha önceki şaibelerinden arındırılmış bir seçim yaşadı ki olması gerekeni yaşadı. Ama olması gerekeni gayretlerle yaşadı. Demek ki gayret edince seçim güvenli hale geliyor ancak bugün yaşanmakta olan sıkıntı ise seçim güvenliğinden daha çok genel güvenliğin seçimleri nasıl etkileyeceği noktasındayız. Biz seçim güvenliği olarak sadece seçmenin oyunun çalınıp atılıp, değerlendirme dışı kalması gibi bölümünü algılıyoruz, oysa bugün itibariyle bu kaygı tabi ki.

Bir asayiş kaygısı var.

Artı asayiş kaygısı var onun yansımalarının ne boyutta olacağına ilişkin sıkıntı var. Bunun aşılacağını çünkü seçime gitmekte olanların seçime girsin diye yarattıkları ortamda kendince sonuca vardıklarını dolayısıyla seçime giderken bu güvensizlik nedeniyle zedelenmemesini isteyeceklerini düşünüyorum ve artırılmış polisiye tedbir adı altında sunulacak bir paket çerçevesinde de seçim güvenliğinin sağlanacağını düşünüyorum. İkinci boyutunda daha önceden mücadele edilen boyutu ile yine mücadeleyi bırakmadan seçmenin oyunu iyi değerlendirmesini sandığa girmesi, doğru girmesi ve girdiğinde de doğru değerlendirmesini sağlamak adına daha önceki seçim bileşenlerinin yapmış olduğu faaliyetleri sürdürmeleri, aynı hassasiyeti göstermeleri ve onu sağlamaları yine ödevleridir bana göre. Her parti, her seçmen bu konuda kendini görevlendirir, bunu sağlamalıdır, sağlayacağını da ümit ediyorum. Bu seçimlerde sonuç değişir mi? Kritik soru ancak bu soruda ancak ben ne yazık ki iyimser değilim. Zira daha önce seçmen iradesini anket kabul ederken, o günden yaşananların doğru analizinde bir hükümet kurma çalışmalarında gayret ya da gayretsizlikler nedeniyle siyasi partilere çıkarılacak faturadır. Burada naçizane ben MHP’nin çok yara aldığını düşünüyorum. Diğer yandan ülkeyi acılara bürüyenlerin vebal ödeyeceğini düşünüyorum. Bir de HDP’de var olduğu dillendirilen ödünç oyların artık HDP’nin buna ihtiyacı olmadığı değerlendirmesinde bulunularak geri çekileceği, ait olduğu yere geleceğini düşünüyorum. Peki, bunlar şu demet özeti itibariyle, HDP’de azalma olacak, MHP’de azalma olacak, AKP’de azalma olacak bir miktar. Nereye gidecekler? Nereye gittikleri konusunda altıncı yedinci onuncu ellinci seçeneklerimiz yok bizim. Parlamentodaki siyasi parti yelpazemiz belli, bu yelpaze içinde oyların gidebileceği yol kehren CHP. Bu CHP’yi birinci parti mi yapacak? Hayır. Bu CHP’yi parlamentoda AKP kadar milletvekili çıkarmasına mı sebep olacak? Hayır. Dolayısıyla bir AKP, iki CHP, üç HDP – MHP, HDP – MHP ancak oranları değişmiş bir tabloyla karşılaşacağımızı düşünüyorum. Fakat sonuncu olarak okuyabilene iyi bir sonuç çıkaracağı kanaatindeyim. Çıkardığı bu tablonun ısrarlı olduğu seçmenin ve ancak bu kadar oy verdiği ve bu kadar yetki verdiği doğru analiz etme mecburiyeti yükleyecek. Çünkü şunu diyemeyecek, ya bir daha seçim olsa biz daha iyi oluruz. Hayır, onda neysen bunda da osun ve ısrarla seçmen size koalisyon kurun diyor, yeniden seçimi yenileyin demiyor. Bu nedenle bu okumayı mecbur kılacağı için sonuç farklı olur ülke siyaseti ve yönetimi açısından. Ama oransal olarak sorarsanız, oransal olarak çok farklılıklar olacağı kanaatinde değilim.

Çok teşekkürler başkanım. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim