• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 10 °C

Anayasa Mahkemesi'nden Oy Birliğiyle Başbuğ Kararı

Anayasa Mahkemesi'nden Oy Birliğiyle Başbuğ Kararı
AYM, İlker Başbuğ'un özgürlükten yoksun bırakmanın hukuki olmadığı iddiasının, Yargıtay önüne götürülememiş olması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin haklarının ihlal edildiğine karar verdi.

Anayasa Mahkemesi, ihlal kararı nedeniyle gereğinin yapılması ve İlker Başbuğ'un tahliye talebi hakkında karar verilmesi amacıyla karar örneğinin yerel mahkemeye gönderilmesine karar verdi.  

Başvurucu tarafından yapılan 206,10 lira başvuru harcı ve bin 500 lira vekalet ücretinden oluşan toplam bin 706 lira 10 kuruş yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine oy birliğiyle karar verildi.

Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği"ni düzenleyen 19. maddesinin sekizinci fıkrası, "Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir" hükmünü içeriyor.

BAŞBUĞ'UN AVUKATI: TAHLİYE KARARI VERİLMESİ GEREKİR

Başbuğ'un avukatı İlkay Sezer ise, Hürriyet'in sorusu üzerine, "tahliye kararı verilmesi gerekir" dedi. 

Sezer, Anayasa Mahkemesi kararında, yaptığı başvuruda yer alan "görev itirazına" ilişkin bir şey göremediğini de vurguladı. 

 

NE ANLAMA GELİYOR?

Peki Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı ne anlama geliyor.

Balyoz davası avukatlarından Haluk Pekşen, kararın Başbuğ'un "kesin tahliyesine neden olacağını" söyledi. 

Hürriyet'e açıklama yapan Pekşen, Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesi ile adil yargılanmaya ilişkin 6'ıncı maddesinin ihlal edildiğine karar verdiğini söyledi. Pekşen, "Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, alt mahkemenin yargılama ve tutuklama kararlarını gözden geçirmesini öngörmektedir." dedi.

"YARGITAY SÜRECİNİ BEKLEMEYE GEREK YOK"

Pekşen, Anayasa Mahkemesi kararında, alt mahkemenin hala Başbuğ hakkındaki hüküm için gerekçeli kararını yazmamış olmasının da, Yargıtay'a başvurulmasının önüne geçildiğine özel bir vurgu yaptığına dikkat çekerek, şöyle konuştu;
"Anayasa Mahkemesi, Yargıtay temyiz sürecinin de başlatılmamış olmasına dikkat çekmektedir. Yargıtay'a henüz başvurulamamış olması da bir hak ihlalidir. Dolayısıyla, Yargıtay sürecinin beklenmesinin de hukuki bir gereklilik olmaktan çıkarmıştır" dedi.

BAŞBUĞ'UN AVUKATI: TAHLİYE KARARI VERİLMESİ GEREKİR

Başbuğ'un avukatı İlkay Sezer ise, Hürriyet'in sorusu üzerine, "tahliye kararı verilmesi gerekir" dedi. 

Sezer, Anayasa Mahkemesi kararında, yaptığı başvuruda yer alan "görev itirazına" ilişkin bir şey göremediğini de vurguladı.

BAŞBUĞ TAHLİYE OLURSA, TUNCAY ÖZKAN'IN DA PERİNÇEK'İN DE KÜÇÜK'ÜN DE ÖNÜ AÇILABİLİR

Anayasa Mahkemesi'nin İlker Başbuğ hakkında verdiği karar, diğer Ergenekon sanıkları için de örnek oluşturabilecek. 

Ergenekon davasında Başbuğ ve diğer sanıklar hakkında alt mahkeme hükmünü vermiş, ancak gerekçeli karar hala yazılamadığı için sanıklar Yargıtay'a itiraz başvurusunda bulunamamışlardı.

BALBAY ÖRNEĞİ

Başbuğ kararı, daha önce Anayasa Mahkemesi'nin aynı davadan yargılanan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay hakkında verdiği karar gibi etki yaratabilir. 

Anayasa Mahkemesine Balbay'ın yaptığı kişisel başvuruyu karara bağlamış, Balbay'ın ve ona oy veren seçmenlerin "seçme/seçilme" haklarının ihlal edildiğine karar vermişti. Alt mahkeme, Anayasa mahkemesinin bu kararını gözönüne alarak Balbay'ın tahliyesine hükmetmişti. 

Balbay'ın ardından, KCK davasında yargılanan BDP'li vekiller de, aynı gereklerle Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunmuşlar, Mahkeme'nin benzer kararları ile, onların da tahliyelerinin yolu açılmıştı.

BAŞKA KİMLER YARGILANIYOR?

Ergenekon davasında Başbuğ dışında, Muzaffer Tekin, Hurşit Tolon, Levent Ersöz, Kemal Alemdaroğlu, Tuncay Özkan, Sedat Peker gibi isimler de yargılanıyor.  

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ'NİN İLGİLİ MADDELERİ

Madde:5- Özgürlük ve Güvenlik Hakkı

1. Herkesin özgürlüğe ve kişi güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen haller ve kanunda belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.

a. Kişinin yetkili mahkeme tarafından mahkum edilmesi üzerine usulüne uygun olarak hapsedilmesi;

b. Bir mahkeme tarafından kanuna uygun olarak verilen bir karara riayetsizlikten dolayı veya kanunun koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için gözaltına alınması veya tutuklanması;

c. Bir suç işlendiği şüphesi altında olan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul sebeplerin bulunması dolayısıyla, bir kimsenin yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere gözaltına alınması ve tutuklanması;

d. Bir küçüğün gözetim altında eğitilmesi veya gözaltında tutulması konusunda karar verecek olan yetkili merci önüne çıkarılmasını sağlamak üzere, kanuna uygun olarak verilmiş bir karar gereğince alıkonulması;

e. Bulaşıcı hastalık yayabilecek bir kimsenin, bir akıl hastasının, bir alkoliğin, uyuşturucu maddelere bağımlı bir kimsenin veya yersiz yurtsuz kişilerin kanuna uygun olarak gözaltına alınması;

f. Bir kimsenin ülkeye usulüne uygun olmayarak girmekten alıkonulması veya hakkında sınır dışı etme ya da geri verme işleminin yürütülmekte olması nedeniyle usulüne uygun olarak gözaltına alınması ve tutuklanması.

2. Tutuklanan her kişiye, tutuklanmasını gerekli kılan sebepler ve kendisine yöneltilen her türlü suçlamalar en kısa zamanda ve anladığı bir dille bildirilir.

3. Bu maddenin 1/c fıkrasında açıklanan şartlara göre tutuklanan veya gözaltına alınan herkes hemen bir yargıç veya adli fonksiyon yapmaya kanunla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne çıkarılır. Kendisinin makul bir süre içinde muhakeme edilmeye veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.

4. Tutuklanma ve gözaltına alınma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, özgürlük kısıtlamasının kanuna uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesini ve kanuna uygun görülmemesi halinde serbest bırakılmasını sağlamak için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.

5. Bu maddenin hükümlerine aykırı olarak bir tutuklama ve gözaltına alınma işleminin mağduru olan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır.

Madde.6- Adil Yargılanma Hakkı

1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili anlaşmazlıkların çözümlenmesi, gerek kendisine yöneltilen herhangi bir suçlamanın karara bağlanması konusunda, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde adil ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. Hüküm açık celsede verilir, ancak, demokratik bir toplumda genel ahlak, kamu düzeni ve milli güvenlik yararı veya küçüklerin korunması veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizli tutulması gerektirdiğinde veya davanın açık celsede görülmesinin adaletin selametine zarar verebileceği bazı özel durumlarda, mahkemenin zorunlu göreceği ölçüde, duruşmalar dava süresince tamamen veya kısmen basına ve dinleyicilere kapalı olarak sürdürülebilir.

2. Kendisine bir suç yüklenen herkes, suçluluğu kanuna göre kanıtlanıncaya kadar suçsuzdur.

3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir.

a. Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa bir zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;

b. Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;

c. Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer avukat tutmak için mali imkanlardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece tayin edilecek bir avukatın parasız yardımından yararlanabilmek;

d. İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma sanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı şartlar altında çağrılmasını ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek,

e. Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı taktirde bir tercümanın yardımından parasız olarak yararlanmak.

HUKUKÇULAR NE DEDİ

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI METİN FEYZİOĞLU

İlker Başbuğ'un şu andan tezi yok derhal tahliye edilmesi lazım. Bir gerekçeli kararı yazmaktan aciz, kapısına kilit vurulmuş mahkemelerden söz ediyoruz. İlker Başbuğ'un 700 bin kişiye komuta eden İlker Başbuğ'un, web sitesi üzerinden nasıl darbe yapacağının gerekçesi yapılması gerekiyor.

Mahkumiyetleri peşin peşin verdlier, şimdi gerekçeyi bulmaya çalışıyorlar. AYM'nin ise vermiş olduğu karar sadece gerekçenin yazılmamış olmasına dayanmıyor. Tutuklamada yeterli gerekçe yazılmam

Rıza Sarraf denilen, ne iş yaptığı bizce meçhul. Sadece bakan evlatçıklarıyla yakın ilişkide olmak suretiyle akıl almaz servetler kazandığı bilinen bir zatın, konumu dolayısıyla tahliyesine karar verildiği Türkiye'de, bir dakika bile zindanda tutulamayacak bir kişi varsa İlker Başbuğ'dur, Engin Alan'dır, Doğu Perinçek'tir.

Rıza Sarraf'ın bakan çocuklarının konumlarından binlerce kat daha muteber olan insanlardır. ben İlker Başbuğ'un avukatlarına öneriyorum, tüm avukatlara öneriyorum. Ne iş yaptığı belli olmayan bir zatı muhteremin tahliye kararı artık içtihattır, bunu emsal göstersinler. Türkiye'deki her tutuklu mahkemeye başvursun. Konumum dolayısıyla tahliye edilmek istiyorum desin.

Bu karardan sonra bir dakika bile daha fazla tutuklu kalması artık kabul edilemez. Şunu da çok ifade edeyim HSYK'nin teftiş mekanizmasının adalet bakanına doğrudan bağlanması ve dolayısıyla Başbakan'a bağlanması, Türkiye'deki bütün hakim ve savcıları Başbakan'ın insafına terk etmiş durumundadır. Türkiye'nin binlerce çalışkan ahlaklı hakimi vardır. Bunu kabul etmek mümkün değildir.

HSYK'nın teftiş mekanizması Başbakan'a bağlandıktan itibaren, zindanda tutulan herkesin sorumluluğunu artık Başbakan'da görürüm. Tahliye kararı verilmeyen her olayda başbakan sorumludur.

TAHLİYE BUGÜN OLUR MU

Ben bir dakika içinde olmasını istiyorum. Karar yazıldı bildiğim kadarıyla, derhal götürürler, birazcık fazla mesai yapıversin hakimlerde. Çünkü İlker Başbuğ yeterince fazla mesai yaptı İlker Başbuğ.

Burada sadece İlker Başbuğ'u tahliye etmeyecekler, kendi namuslarını, yargının namuslarını da kurtaracaklar.

CEZA HUKUKÇUSU YILMAZ YAZICIOĞLU

NTV canlı yayınına katılan ceza hukukçusu Yılmaz Yazıcıoğlu şunları söyledi:
Bu sadece özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin bir karar. Yargıdaki orantısız güç kullanımına ilişkin bir karar. Hükme ilişkin değil. Buradaki espri şu. Gerekçeyi mahkeme yazmadığı için Yargıtay'da da tahliye hakkınız vardı. Şimdi yazsalar bile tahliyenin gerçekleşmesi gerekiyor.

Anayasa Mahkemesi'ne bu kararına uymazsa, o zaman kasıtlı olarak özgürlüğü kısıtlamış oluyor. Bu karar faksla iletildiği için bu akşam o mahkemenin, orada hazır olması gerektiği için, faks ellerine ulaştıkları zaman karar vermeleri gerekiyor. Kişinin öneminden de yaptığı görevden de bahsediyor. Balbay kararında diyordu ki o süre çok uzundur. Burada tutuklama bakımından gerekçe koyamamıştır deniyor.

HÜSEYİN ERSÖZ

Öncelikle şunu ifade edeyim. Balbay kararından çok daha farklı bir kararla karşı karşıyayız. Özgürlük hakkıyla beraber milletvekili seçilmesinden kaynaklanan hakların da ihlal edildiği yönündeydi.

Sanıklar tahliye talebinde bulunmuştu ancak mahkeme reddetti. Ama Başbuğ kararında farklı bir durumla karşı karşıyayız. Tam olarak özgürlükten yoksun bırakmanın sebebi Yargıtay'a dosyanın gönderilmemesi ve gerekçeli kararın yazılmaması nedeniyle. Bu da özgürlük hakkına ihlalin gerekçesi. İlker Başbuğ ile aynı durumdan olan diğer sanıklarla bağlayıcı durumda olan bir kararla karşı karşıyayız.

TBMM BAŞKANI ÇİÇEK: KARARI ÖNEMSİYORUM

TBMM Başkanı Cemil Çiçek de, İlker Başbuğ hakkındaki kararı "önemsediğini" söyledi. 
Çiçek, TBMM'de gazetecilerin soruları üzerine, "bu ülkede genelkurmay başkanlığı hakkında verilmiş olan bu karar ayrı bir değer taşıyor. Bu kararı önemsiyorum" dedi. 
Çiçek, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen, tahliye için başvurunun yerel mahkemeye yapılması gerektiğine de dikkat çekerek, "Anayasa Mahkemesi ihlal kararını verdi ama asıl kararı verecek yer yerel mahkemedir" diye konuştu. 

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim