• BIST 108.153
  • Altın 153,903
  • Dolar 3,8325
  • Euro 4,5073
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -1 °C

Anayasa Mahkemesi'nden Tarihi İptal Kararı

Anayasa Mahkemesi'nden Tarihi İptal Kararı
Anayasa Mahkemesi, Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Kanun’un mükerrer 35. maddesinin 5. ve 6. fıkrasında yer alan hükümlerin, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ve iptali gerektiği yönünde karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi, 03.04.2015 tarih ve 29315 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 19/3/2015 Tarihli ve E: 2014/144, K: 2015/29 Sayılı Kararı ile 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Kanun’un mükerrer 35. maddesinin 5. ve 6.fıkrasında yer alan hükümlerin, Anayasa’nın 2.maddesine aykırı olduğu ve iptali gerektiği yönünde karar vermiştir.

Kanuni Temsilciler Sorumlu Tutulamayacak

Bilindiği üzere;6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Kanuni temsilcilerin sorumluluğu” başlıklı mükerrer 35. Maddesinin,5. fıkrasında; amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşebbüsü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacağı, 6. fıkrasında ise kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair Vergi Usul Kanunu’nda yer alan hükümlerin bu sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı hükümleri yer almaktadır.  

Söz konusu hükümlerin, Anayasa mahkemesi tarafından iptal edilmesi sonucu; Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşebbüsü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları durumunda alacağın ödenmesinden alacağın doğduğu dönemdeki kanuni temsilci sorumlu tutulamayacaktır.

Örnek:

(A) limited şirketinde ortak aynı zamanda müdür olan (C), 30.12.2011 tarihli ortaklar kurulu kararına göre,30.12.2011 tarihinde noter tasdikli hisse devir ve temlik sözleşmesiyle şirkette mevcut hisselerinin tamamını devrederek şirket ortaklığından ve müdürlüğünden ayrılmıştır. Söz konusu karar, 30.12.2011 tarihinde tescil edilmiş ve 11.01.2012 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiştir.

(A) limited şirketi’ne ait;

2011/Aralık Dönemine ait KDV beyannamesi, 24 Ocak 2012 tarihine kadar süresinde verilmiş ancak tahakkuk eden vergi 26 Ocak 2012 tarihine kadar ödenmemiştir.

2011/Ekim-Kasım-Aralık Dönemine ait Muhtasar beyanname, 23 Ocak 2012 tarihine kadar süresinde verilmiş ancak tahakkuk eden vergi 26 Ocak 2012 tarihine kadar ödenmemiştir.

2011/Kurumlar Vergisi Beyannamesi, 25 Nisan 2012 tarihine kadar süresinde verilmiş ancak tahakkuk eden vergi 30 Nisan 2012 tarihine kadar ödenmemiştir.

Tahakkuk eden bu vergilerin tahsili amacıyla şirket adına ödeme emirleri düzenlenmiş ve 29.05 2102 tarihinde şirkete tebliğ edilmiş ancak şirket tarafından ödeme yapılmamıştır. Bunun üzerine şirkete ait malvarlığı araştırması yapılmış ancak şirket adına taşınmaza, taşıta ve bankalarda bir değere rastlanılmamıştır. Bunun üzerine, 6183 sayılı kanunun mükerrer 35 maddesinin 5. fıkrasına istinaden vergilerin doğduğu dönemde şirketin kanuni temsilcisi olan (C) adına ödeme emri düzenlenerek, 03.07.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Tebliğ sonucunda (C) kişisi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı için aracına haciz işlemi tatbik edilmiştir.

Bunun üzerine (C) konuyu vergi mahkemesine taşımış,6.vergi mahkemesi haczin iptaline karar vermiş bu defa da ilgili vergi dairesi söz konusu iptal kararının bozulması amacıyla Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunmuştur. Danıştay 4.Dairesi, 6183 sayılı kanunun mükerrer 35.maddesinin 5.ve 6 fıkralarının iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. 

Anayasa Mahkemesi;

“Kanun koyucu, amme alacağını güvenceye almak bakımından sorumluluğun yaygınlaştırılması yoluna gidilebileceği gibi müteselsil sorumluluk da öngörebilir. Ancak amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilcilerin farklı kişiler olabileceği gerçeği göz önüne alındığında, kural ile getirilen düzenleme vergi ve diğer mali ödev ve sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yerine getiren kanuni temsilcilerin, sonradan kendilerinin görevde olmadığı ve müdahale şanslarının bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen bir eylemden müteselsilen sorumlu tutulmaları sonucunu doğurmaktadır. Adalet ve hakkaniyet ilkeleri karşısında, bireyin bu şekilde belirsiz ve güvencesiz bir biçimde KENDİ KUSURUNDAN KAYNAKLANMAYAN bir nedenle BAŞKALARININ EYLEM VE İHMALİ SONUCU OLUŞACAK SORUMLULUĞA ortak olması adalet ve hakkaniyetle bağdaşmaz. Dolayısıyla, söz konusu kural hukuk devleti ilkesine aykırıdır.” gerekçesiyle; 6183 sayılı kanunun mükerrer 35. maddesinin 5.ve 6.fıkralarını iptal etmiştir.

Söz konusu iptal kararının, vergi mahkemelerinde devam eden davaların hızlı bir şekilde sonuçlanmasına, mahkemelerin yükünün azalmasına olumlu katkısı olurken, hazineye kaynak sağlanması anlamında olumsuz katkısı olacaktır. Yine bu iptal kararı, ilerleyen günlerde 6183 sayılı kanunun “limited şirketlerin amme borçları”“  başlıklı 35.maddesinin 2.fıkrasının da iptalini gündeme getirebilecektir.

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim