• BIST 89.629
  • Altın 146,317
  • Dolar 3,6219
  • Euro 3,9415
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 6 °C

Anayasa Mahkemesi'nden Vekalet Ücreti Kararı

Anayasa Mahkemesi'nden Vekalet Ücreti Kararı
Anayasa Mahkemesinden vekalet ücreti kararı:

Anayasa Mahkemesi idari para cezalarına karşı yaptıkları itirazların Mahkemece kabul edilmesine ve vekil vasıtasıyla yargılamaları takip etmelerine rağmen vekâlet ücretine hükmedilmemesinin adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini iddiasıyla ilgili  başvuruda   itirazın kabulü halinde vekalet ücretine de hükmedilmesi gerektiğine karar verdi.  

  • Esas Yönünden

28. Başvurucular, idari para cezalarına karşı yaptıkları itirazların Mahkemece kabul edilmesine ve vekil vasıtasıyla yargılamaları takip etmelerine rağmen vekâlet ücretine hükmedilmemesinin adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini iddia etmişlerdir.

29. Bakanlık görüş yazısında, ilgili yasal düzenlemeler ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca başvurucuların yaptığı itirazın yargı makamlarınca kabul edilmesi ve kendilerini duruşmada vekil ile temsil ettirmeleri karşısında, başvurucuların lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin söz konusu olacağı ifade edilmiştir.

30. Başvurucular yukarıda belirtilen Bakanlık görüşünün, başvurularının haklılığını ortaya koyduğunu belirtmişlerdir.

31. Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

  • Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.
  • Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve Kanun tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır. Bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Bunun istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının bariz takdir hatası ya da açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Onur Gür, B. No: 2012/828, 21/11/2013, § 21).
  • Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010; Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 40).

35. Somut olayda başvurucuların idari para cezalarına karşı yaptıkları itiraz üzerine (Kapatılan) Alaplı Sulh Ceza Mahkemesi duruşma açmış, başvurucular bu duruşmalarda vekillerince temsil edilmişlerdir (bkz. §§ 9, 10, 14 ve 15). Mahkeme, başvurucuların itirazlarını yerinde görerek idari yaptırım kararlarının kaldırılmasına karar vermiş fakat vekâlet ücretine ilişkin herhangi bir hüküm kurmamıştır. 

36. 5271 sayılı Kanun'un 324. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre (bkz. § 18), vekâlet ücreti de yargılama giderleri kapsamında bulunmaktadır. Bu maddenin gerekçesinde ". soruşturma ve kovuşturma evrelerinde, kamu davasının gerektirdiği yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesi ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderlerini oluşturur. Avukatlara, bilirkişi ve tanıklara verilen gündelik, yolluk ve ücretlerle keşif, muayene, tahlil ve posta giderleri yanında harçlar, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre taraflara ödenmesi gereken avukatlık ücretleri de yargılama giderlerine dâhildir. Yargılama giderlerinin ve taraflardan birinin diğerine ödemesi gereken paranın miktarını hâkim veya mahkeme başkanı belirler. Bunların hüküm,karar ve ceza kararnamelerinde ayrıntıları ve dayanakları ile gösterilmesi, kimlere yükletildiğinin de belirtilmesi gereklidir."denilmektedir. Böylelikle vekil ile temsil durumunda vekâlet ücretinin kimin üzerinde bırakılacağı hususunun hükümde açıkça ve ayrıntılı olarak gösterileceği ifade edilmiştir. 

37. Nitekim 5326 sayılı Kanun'un 31. maddesinin (2) numaralı fıkrasında da (bkz. § 19) kararın hüküm kısmında vekâlet ücretinin taraflardan kimin üzerinde bırakılacağının belirtilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

38. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31/1/2012 tarihli ve E.2011/258, K.2012/8 sayılı ilamında, ".CMK'nın 324. maddesinde ise yargılama giderlerinin kapsamı belirlenmiştir. Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama gideridir. Bu hükme göre, vekâlet ücretinin de yargılama gideri kapsamında bulunduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır..." denilerek vekâlet ücretinin yargılama giderleri kapsamında olduğu vurgulanmıştır.

39. Yargıtay 11. Ceza Dairesince de vekâlet ücretinin yargılama giderlerine dâhil olmasının en önemli sonuçlarından biri olan dava sonucunda vekâlet ücreti konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği (17/6/2014 tarihli ve E.2014/11200, K.2014/11835 sayılı karar) ve davada haklı çıkan ve kendisini vekil ile temsil ettiren taraf lehine, vekâlet ücreti takdir edilmesinin zorunlu olduğu (7/5/2014 tarihli ve E.2014/1888, K.2014/8783) belirtilerek vekâlet ücretinin yargılama giderlerinin bir parçası olduğu vurgulanmakta ve asil lehine hükmedilmesi gereken bir hak olduğu istikrarlı biçimde ifade edilmektedir.

40. Bu itibarla 5271 sayılı Kanun ve yerleşik mahkeme içtihatlarına göre mahkemelerin yargılama giderleri kapsamında hükmettikleri vekâlet ücretinin, taraflar lehine bir hak ya da aleyhine bir yükümlülük doğurduğu anlaşılmaktadır (Atilla İnan, B. No: 2012/615, 21/11/2013, § 29).

41. Yukarıda yer verilen tespitler uyarınca başvurucuların vekil ile temsil edildikleri davaları kazanmaları neticesinde vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerekliliğine işaret eden birçok yasal düzenleme ve Yargıtay içtihadının mevcut olduğu görülmektedir. Dolayısıyla anılan kanuni düzenlemeler ve içtihatlar karşısında başvurucuların kendileri lehine vekâlet ücretine hükmedilmesini beklediklerinin kabulü gerekir (Burak Günay (2), B. No: 2013/6218, 10/6/2015, § 38). Bununla birlikte (Kapatılan) Alaplı Sulh Ceza Mahkemesince bu beklentinin karşılanmadığı anlaşılmaktadır.

42. Açıklanan nedenlerle Mahkemenin kendilerini vekil ile temsil ettiren başvurucular lehine vekâlet ücretine hükmetmemesi yönündeki uygulaması, ilgili yasal mevzuatın lafız ve amacına açıkça aykırı olup başvurucuların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

  • 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

43. Başvurucular, başvuruya konu kararların vekâlet ücreti yönüyle tekrar incelenmesinin sağlanmasını talep etmişlerdir.

44. Bakanlık yazısında başvurucuların taleplerine ilişkin görüş bildirilmemiştir.

45. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

46. Mevcut başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiştir. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,33 TL harcın başvurucu Şeref Yıldız'a ve 396,70 TL harcın (birleşen iki başvuru için) başvurucu Burak Günay'a, 1.800 TL vekâlet ücretinin ise iki başvurucuya müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

  1. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

  • Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
  • Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alının adil yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
  • Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere (Kapatılan) Alaplı Sulh Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
  • Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,33 TL harcın başvurucu Şeref Yıldız'a ve 396,70 TL harcın (birleşen iki başvuru için) başvurucu Burak Günay'a, 1.800 TL vekâlet ücretinin ise başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
  • Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/1/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Kararın tamamı için

HUKUK MEDENİYETİ.org

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim