• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C

"Anayasa Mahkemesi’nin Bireysel Başvurulardaki Mesaisi"

"Anayasa Mahkemesi’nin Bireysel Başvurulardaki Mesaisi"
Hürriyet yazarı Sedat Ergin yazısında Anayasa Mahkemesi'ne yapılan Bireysel Başvuru sayılarını ve mahkemenin bu başvuruları incelemede izlediği aşamaları değerlendiriyor.

"Mahkemenin web sitesine bakılırsa, 23 Eylül 2013 tarihine kadar 8 bin 486 başvuru
yapılmış. Önceki gün itibarıyla bu sayı 10 bin 513’e yükselmiştir. Görüleceği gibi,
başvurular süratli bir tırmanma eğrisi çiziyor.

Peki bugüne dek yapılmış olan 10 binin üzerindeki başvurunun akıbeti nedir? AYM,
hak ihlaline uğradıklarını düşünen ve bunun giderilmesi için kapısını çalan
vatandaşların taleplerine nasıl karşılık vermiştir?

Mahkemeden aldığımız resmi rakamlara göre, önceki gün itibarıyla AYM’den “çıkan”,
yani sonuçlandırılmış olan dosya sayısı 3 bin 428’dir. Bu, yüzde 34’lük bir oranı
gösteriyor. Bunlar içinde “hak ihlali” şeklinde verilen kararların çok küçük bir oran
tuttuğunu belirtmemiz gerekiyor. 

AYM, bu kararların bir bölümünde başvurudaki hatalar nedeniyle şikâyeti kayda
almamış, kayda aldığı dosyaların çoğunluğunda ise esasa girmeden “kabul
edilemezlik” kararı vermiştir. Yani, iç hukuk yolları tüketilmediği, hak aramada
gecikildiği gibi daha çok şekle ilişkin şartlar nedeniyle şikâyet incelemeye
alınmamıştır. 

Önceki gün itibarıyla derdest edilmiş, yani görülmekte olan işleme konmuş dosyaların
toplamı ise 6 bin 725 olarak görünüyor (yüzde 66). 
 
AYM’nin mesaisi hakkında tam bir değerlendirme yapabilmek için bireysel başvurular
üzerindeki çalışma şekline de kısaca göz atmalıyız. İşlem görmekte olan başvurular üç
ayrı durakta toplanıyor. Başvurular önce ilk durak olan, daha doğrusu dağıtım yeri
olan “Bireysel Başvuru Bürosu”nda işlemden geçip ikinci aşama olan “Komisyonlar”a
yönlendiriliyor. 

Toplam altı Komisyon var. Her bir Komisyon iki AYM üyesinden oluşuyor. Komisyonlar
şikâyetlerin “kabul edilebilir” bulunup bulunmaması açısından bir filtre işlevi görüyor.
İki üyenin de şikâyeti “kabul edilemez” bulması halinde başvuru düşüyor. Başvuru
dosyası, Komisyon’un iki üyesinin oybirliği ya da birinin olumlu oyu halinde “kabul
edilebilir” bulunarak karar için bir üst organ olan “Bölüm”e ulaşıyor.

AYM’de birinci ve ikinci olmak üzere iki Bölüm bulunuyor. Başkan Haşim Kılıç hariç
tutulduğunda, AYM’nin 16 üyesi var. Bu 16 üye iki Bölüm arasında eşit bir şekilde
dağılmış durumda. Her Bölümdeki 8 üye kararlara dönüşümlü bir şekilde katılıyor.
Bölümler, bireysel başvuru kararlarını beş üyenin katılımıyla alıyor. Üyeler, çift şapkalı
bir şekilde hem Komisyonlarda hem de Bölümlerde görev yapıyor. Halen Bireysel Başvuru Bürosu’nda 583, Komisyonlar’da 5 bin 714 ve Bölümlerde 428
dosya bekliyor. Toplam 6 bin 725 ediyor. 
 
Burada kritik olan, Bölümlerde, yani en son karar aşamasında bekleyen 428 dosyanın
durumu. Geçen 14 ay içinde birinci ve ikinci Bölümlerden çıkan karar sayısı toplam 191. Çok kaba bir hesapla, bugüne dek yapılmış olan başvuruların ancak yaklaşık yüzde 2’sinde dosyanın esasına girilip şikâyetin karara bağlandığını söyleyebiliriz.

İlginçtir ki, bu 191 karar içinde de çoğunluğu yine “kabul edilemezlik” kararları
oluşturuyor. Bölümlerden toplam 116 kabul edilemezlik kararı çıkmış. Bunların bir
Bölümünde dosyanın esasına girmeden yine usul eksiklikleri, hataları nedeniyle
verilen kabul edilmezlik kararları olduğu gibi, “şikâyetin dayandığı gerekçelerin
dayanaktan yoksun olduğu” gibi mülahazalarla verilen kabul edilemezlik kararları da
var. Aslında ikinci gruptaki bu tür “kabul edilemezlik” kararlarını bir anlamda “ihlal
yoktur” şeklinde görmek mümkün.

AYM’nin nihai karar organı olan bölümlerden ayrıca 23 “ihlal”, 3 “düşme” (davadan
çekilme gibi) ve 49 “birleştirme” kararı çıkmış.
 
İhlal, adı üstünde AYM’nin Anayasa’nın ihlal edildiğine, başvuru sahibinin mağdur
edildiğine hükmettiği kararlar. Birleştirme kararları ise benzer içerikte şikâyetlerin
olması halinde başvuruların birleştirilmesi yönünde veriliyor. Anlaşıldığı kadarıyla,
çoğunluk kamulaştırma davalarını ilgilendiren bu kararların genel doğrultusu da ihlal
yönünde. 

Sonuçta ihlal kararlarının bu aşamada AYM’ye yapılan toplam başvurular içinde çok
küçük bir orana tekabül ettiğini söyleyebiliriz. 

AYM’nin 14 ay içinde verdiği “ihlal” kararlarının elle tutulur bir yekûn oluşturduğunu
söyleyebilmek güçtür. Kuşkusuz, kararların içeriği ve doğrultusu nicelikten daha az önemli değildir. Meselenin bu yönüne ayrıca bakmamız gerekiyor."

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

 

 

 

 

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim