• BIST 83.243
  • Altın 149,216
  • Dolar 3,8261
  • Euro 4,1052
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -4 °C

Ankara Barosu Sokağa Çıkma Yasaklarını Tartıştı: “Hukuktan Yana Tavır Alın”

Ankara Barosu Sokağa Çıkma Yasaklarını Tartıştı: “Hukuktan Yana Tavır Alın”
Sokağa çıkma yasaklarının ikinci ayında Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi'nde tarafından düzenlenen panelde sokağa çıkma yasaklarından dolayı yaşanan insan hakkı ihllalleri konuşuldu.

Şırnak Barosu'ndan katılan Rojhat Dilsiz Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'na tepki göstererek, "Bu ülkede Özel Harekat Birlikleri'ne yazıyla hukuku ve mevzuatı çiğner şekilde emir veriliyor. TBB başkanı da çıkıp 'Ben ülkemi seviyorum' diyerek statükodan yana tavır alıyor" dedi.  

Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi'nin düzenlediği ve Baro'nun eğitim merkezinde gerçekleşen  'İnsan Hakları Yönünden Sokağa Çıkma Yasakları' paneline Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) avukatlarından Senem Doğanoğlu, Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Av. Nuray Özdoğan, İnsan Hakları Derneği (İHD) Cizre Temsilcisi Abdulkerim Pusat, Şırnak Barosu avukatlarından Rojhat Dilsiz ve Gazeteci Murat Bay konuşmacı olarak katıldı. Cizre'de yaşanan sokağa çıkma yasağı uygulamalarının boyutlarını paylaşan Abdulkerim Pusat, batının Türkiye'nin bu yasaklara sessiz kaldığını, ancak akademisyenlerin başlattığı imza kampanyası ile bir nebzede olsa bu sessizliğin kırıldığını vurguladı. Diyarbakır'ın Sur ilçesinde gerçekleşen 9 günlük sokağa çıkma yasağında bir fırının kısa süreli çalıştırıldığını hatırlatan Pusat, yandaş medyaya servis için o fırının açıldığını ifade etti.

'CİZRE'DE SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINA UYMAMANIN CEZASI ÖLÜM'

“90'larda Cizre'de çocuktum. Çocuklar öldü. Faili meçhul cinayetler işlendi. Aynı zamanda işkence mağduruyum. Ama ilk defa böyle bir şey gördüm” diye konuşan Pusat, bu durumun psikolojik, sosyolojik ve ekonomik etkisinin insanları en çok da çocukları etkileyeceğine belirtti. Mardin'de halkla buluşan Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun sokağa çıkma yasaklarının olduğu bölgelerden 15 bin öğrenciyi Mardin ve Midyat'a getirerek okuttuklarını söylemesini hatırlataran Pusat, bu kadar ağır travma geçiren çocukların nasıl eğitim alacağını sordu. Pusat, “Sokağa çıkma yasaklarına uymamanın cezasın 100 TL diye biliyorum. Ama Cizre'de sokağa çıkma yasağına uymamanın bedeli ölüm” dedi. 

'AMAÇ KÜRT'LERİ YOK ETMEK'

Savaşın hendeklerden dolayı ilan edildiğinin söylendiğini, ama asıl nedenin Kürt'leri yok etmek olduğunu söyleyen Şırnak Barosu avukatlarından Rojhat Dilsiz ise sadece 5 ilçede hendek olduğunu, diğer ilçelerde hendek olmadığını dile getirdi. Medyanın olayları terörize ettiğini ve 400 terörist öldü demesini hatırlatan Dilsiz, “Varsayalım ki öldü bu kadar insan. Bu zülme mağruz kaldı. 10 bin çocuk dağa çıkmanın yollarını arar o zaman. Bu soruna böyle yaklaşılmaz” dedi. Yaşanan vahşete karşı ses çıkarılması gerektiğini vurgulayan Dilsiz, TBB Başkanı Feyzioğlu'nu eleştirerek "Bu ülkede Özel Harekat Birlikleri'ne yazıyla hukuku ve mevzuatı çiğner şekilde emir veriliyor. TBB başkanı da çıkıp 'Ben ülkemi seviyorum' diyerek statükodan yana tavır alıyor" dedi ve hukukun yok sayıldığına dikkat çekti. 

'HENDEKLER MANTAR GİBİ BİTMEDİ'

Gazeteci Murat Bay ise Kobane direnişinde bile bu kadar zor çalışmadığını belirtti. Hendeklerin mantar gibi bitmediğini ifade eden Bay, 6, 7 Ekim olaylarını, 7 Haziran seçimleri öncesi ve sonrasında HDP il binalarına yönelik saldırıları, Diyarbakır Mitingi'ne yapılan bombalı saldırıyı, Suruç ve Ankara Katliamlarının bir neden olduğunu söyledi. Kadınların çocukları tutuklanmasın diye geçen sene hendeklerin arkasında olduklarını belirten Bay, “Barış sürecinde, gençler İmralı'dan gelen mektupla hendekleri kapattı” dedi.
Hendeklerin kapatılmasından sonra aynı gün Ümit Kurt'un öldüğünü kaydeden Bay, aynı gün onlarca çocuğun tutuklandığını belirtti. 90'larda köyleri yakılan insanların Sur ilçesine göç ettiğini ifade eden Bay, “Savaş bu insanları 3 kere terlikleri ile sokaklara itti” dedi.

'BAK SİZE NE YAPIYORUZ'

Bazı bölgelerde elektrik ve İnternetin verildiğini belirten TİHV avukatlarından Senem Doğanoğlu de “Bakın size neler yapıyoruz?” demek için bu uygulamaya gittiklerini düşündüğünü ifade etti. Doğanoğlu “Bugünkü olaylar için Cizre Madımak'ı denmiş oldu” dedi. Sağlık hakkından bahsedilemediğini, hastanelerin karargaha dönüşmesini, sağlık çalışanlarının öldürüldüğünü, ambulansların gelmediğini ifade eden Doğanoğlu, insanlığa karşı işlenen bu suçun nasıl karşısında duraklarını, neresinde durucaklarını sordu.

Av. Nuray Özdoğan ise "Bu katliamlar biz sessiz kaldıkça oluyor. Sessiz kalmamamız gerekiyor” dedi.

Şiddetin artığı zaman olayların gerçek dışı gelmeye başladığını ifade eden  Özdoğan, “4 Eylül'de bundan daha kötüsünü göremeyiz dedik. Keskin nişancılar tarafından katledilen insanları gördük” dedi.İnsanları katleden keskin nişancıların kim olduğuna dair açılan soruşturmalara başvuran tanıklık eden aileler için konuşan Özdoğan, “Aileler davalar için başvuru yaptı. Başvuranların ise bir kısmı şimdi yaşamıyor” diye konuştu.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim