• BIST 107.921
  • Altın 153,999
  • Dolar 3,8353
  • Euro 4,5054
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 3 °C

Artık Tercih Hakkımız Yok Mecburiyetlerin Yolundayız

Artık Tercih Hakkımız Yok Mecburiyetlerin Yolundayız
Sakarya Barosu Başkanı Av. Zafer KAZAN, BAROTÜRK Dergi'nin 2. sayısı için yazdı.

BAROTÜRK Dergi 2. Sayı

Av. Zafer KAZAN / Sakarya Barosu Başkanı

Bugün yolların tükendiği bir noktadayız..

Yolların ayrımını geçtik.

Artık bir tercih yapma hakkımız da yok.

Bugün bir yığın mecburiyetler duruyor karşımızda.

Mecburiyetler nedeniyle daha güzel ve daha mutlu insanlar ülkesi olacağız.

Hiç şüpheniz olmasın…

Zira artık neyin olamayacağını gördük.

Neyin yanlış olduğunu görmek için yaşamak zorunda değildik ama uzun yolu tercih ettik ve önce nelerin yanlış olduğunu görmek istedik.

Geriye başka seçenek kalmadı.

Tek bir tercih ile karşı karşıyayız.

Buna tercih de denilemez aslında.

Mecburiyetlerin dayatması bekliyor bizleri.

Hukuksuzluğu denedik ve çıkmaz bir sokak olduğunu gördük.

Hukuk kendini dayatıyor artık.

Hukuk devleti olmak bir mecburiyet olarak karşımızda duruyor.

Kaçışımız yok.

İstesek de istemesek de hukuk devleti olacağız.

Yargıyı güçlünün elinde bir silah ve tehdit olarak kullandık ve artık yolun sonuna geldik.

Artık istesek de istemesek de, bağımsız bir yargı mecburi bir istikamet.

Mecbur kaldığımız için bağımsız bir yargımız olacak, çok akılcı davrandığımız ve bağımsız yargıya çok hevesli olduğumuz için değil.

Kim sevinir kim ağlar bilemem ama bundan kaçış yok.

Adaleti mahvetmek için akla hayale gelmedik yollara girdik ve yine bütün yolları tükettik.

Adaleti mahvetmekle kalmadık zulmün de her yolunu kullandık.

Öyle şeyler yaptık ki adalet dediğimizde aklımızda beliren şey zulüm oldu.

Adalet deyince haksızlık gelir mi insanın aklına!

İşte o derece adaletsizliğe giden her yolu tükettik.

Artık adalete giden o mecburi istikamet bizleri beklemekte.

Bir tercih değil, mecburiyet...

Bir Yargıcın bir Savcının nasıl olamayacağına dair inanılmaz olaylar yaşadık,

Sadece hukuk fakültesi okuyarak yargı mensubu olunamayacağını gördük,

Bir fakülte bir cübbeyle Yargıç-Savcı-Avukat olunamayacağını anladık,

Artık bir yargı mensubunun nasıl olacağına dair tek bir yol var karşımızda.

O yoldan gireceğiz ve nasıl olacağını hep birlikte göreceğiz.

Dedim ya mecburiyetler yolu bu,

Planlar tercihler yolu değil.

Bir çocuğu nasıl eğitmemeliyizin de bütün yollarını tükettik.

Artık çocuklarımızı gerçekten eğitme zamanı.

Sadece çocuklarımızı değil, anne babalarımızı da eğitmek mecburiyetindeyiz.

Eğitmemenin bütün yollarını tükettiğimize göre bundan böyle eğitmenin yollarına mecburuz.

Ahlak…

Ahlaksızlığın da her yolunu denedik demeyeceğim...

Ama ahlak eğitiminin hangi temel üzerinden verilmemesi gerektiğini de öğrendik.

Artık mesuliyet/sorumluluk temeli üzerinden bir ahlak eğitimi mecburi bir istikamet.

Bunun nasıl olabileceğini sadece Japonya örneğine bakarak dahi anlamak mümkündü ancak biz Türkler önce başımızı belaya sokarız sonra “niye böyle oldu deriz”..

İşte şimdi “niye böyle oldu” deme zamanı.

Bu adamların mesela bir mühendisin statik hesabını yanlış yaptığından dolayı inşa ettiği köprü yıkılınca neden intihar ettiğini, üç kuruşun hesabını veremediği için görevinden neden istifa ettiğini hiç anlamadık, çünkü hiç düşünmedik.

Artık düşünmeye ve anlama mecburuz…

Tüm bunların yanında nasıl dindar olunamayacağını da öğrendik artık.

Sağlam bir sorumluluk ahlakı olmayan insanların sağlam bir dindar olamayacağını gördük.

İnsanları dinli/dinsiz/alevi/sünni…  vs gibi ayrıştırmacı bir değerlendirmenin de sonuna geldik.

Artık insanları sorumluluk ahlakı ve insani değerler noktasından değerlendirmeye mecburuz.

Ve artık birbirimizle anlaşmamak için kavganın etmenin de her yolunu denedik..

Önümüzde duran mecburiyet, oturup konuşmak ve anlaşmak..

Farklı farklı fikirlerimizle konuşacağız, uzlaşacağız ve kucaklaşacağız..

İstesek de istemesek de, birbirimizi sevsek de sevmesek de…

Buna mecburuz…

En başında söylemem gerekirdi belki ama en sonunda hatırlatayım,

Evet, tüm bunlara mecburuz ancak elbette tarih sahnesinden yıkılarak sona eren 17.Türk devleti olmak istemiyor isek…

Yıkılırsa yıkılsın, 18.si kurulur diyorsanız yanılıyorsunuz.

Bu devlet Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük bir dehası ile kurulan Türklerin son devletidir.

Umarım bunu da tecrübe ederek gerçekten son devlet olduğunu anlamak mecburiyetinde kalmayız…

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim