• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C

Arzu Yıldız'dan Açıklama: Savcıya Gidip İfade Vereceğim

Arzu Yıldız'dan Açıklama: Savcıya Gidip İfade Vereceğim
Gazeteci Arzu Yıldız hakkında çıkarılan gözaltı kararı ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamasında, "Şu kadarını söyleyeyim, pasaportum ve vizem var, on yıllık üstelik. Telkinlere rağmen buradan ayrılmayı hiç düşünmedim" dedi.

İşte Arzu Yıldız'ın açıklaması;

"Herkese merhaba,

Bu sabah evime 05:20'de dört sivil polisin geldiğini öğrendim. Polisler önce site güvenliğinden oturduğum binayı sormuşlar. Güvenlik evde olmadığımı söylemiş bunun üzerine otoparka bakmışlar. Daireme ait otoparkta araç görünce kapıyı çalmışlar ancak kimse olmadığı için gitmişler.

Ben sadece bu kadarını biliyorum. Hakkımdaki gözaltı kararının gerekçesi, savcısı, suçlama nedir bilmiyorum.

Halihazırda yürütülen darbe soruşturması ile alakası olmadığı kanaatindeyim. Zira ömrümde kışla kapısına sadece Manisa Kırkağaç'ta askerlik yapan kardeşimin yemin töreni için gittim. Onun dışında bu asker ve generallerin adlarını bile bilmem tanımam.

Benim işim yargıyla. Ben adliyeleri bilirim.

Bugüne kadar Taraf'ta çalıştığım dönemde Aydınlık gazetesi Ankara ofisi dahil her gazete her meslektaşım ile iyi ilişkiler kurdum. O dönemde Taraf'taki kripto ergenekoncu olarak yaftaladılar. Aydınlık gazetesine gidip gelebiliyorum diye.

Sonra Kürtlere yapılan zulümlere karşı durduğum için PKK sempatizanı olarak yazanlar oldu.

Son olarak insanların kimlikleri üzerinden değer biçilemeyeceğini belirttiğim için, bu kimlik üzerinden lince karşı durduğum için Fetullahçıların kullandığı isimlerden olduğum iddia edildi.

Eşcinsellere yönelik ayrımcılığı kınadığım için lezbiyen diyen, bunu bir öteleme malzemesi olarak gören zihniyetlerin saldırılarına maruz kaldım.

Şunu söyleyeyim. Sadece insanım. Aklı ve vicdanı olan. İkisini bir arada barındıran. Akıl var vicdan yoksa, o aklı kötülüğe kullanırsınız. Vicdan var akıl yoksa da başkaları sizin vicdanınızı kötülük için kullandırır.

Aslında böyle bir açıklama yapmak bile bana verilecek en büyük cezadır!

Dört erkek kardeşim var tek kızım. Çocukluğumdan beri hep itiraz edip, sorgulayan biri oldum. Liseyi 2,5 üniversiteyi 3 senede bitirdim. Diplomam gerçektir. Bu dönemlerde lisede yine birçok şeye itiraz ettiğim için birçok disiplin soruşturması  geçirdim uzaklaştırma kararı aldım. Üniversitede eşcinsel bir arkadaşımıza yapılan haksızlığa itiraz ettiğim için disiplin kurulunca dinlendim. Benimle beraber başka arkadaşlarımda sorgulandı. Anlayacağınız ben bunlara antremanlıyım. Yine mahalledeki hiçbir haksızlığa da sessiz kalmadım. Oturduğum ve büyüdüğüm Batıkent Karakolu'nu yol etmiştim.

Babam bir inşaat ustasıdır. Ailede tek üniversite mezunu benim. Yani babamın tek okuttuğu çocuğu. Diğer kardeşlerim küçük yaşta inşaatlarda çalışmaya başladılar. Bir abim yurt dışında 2012 yılında inşaat iskelesinden düşüp beyin kanaması geçirdi. 40 günü aşkın hastanede komada yattı. Sağolsun o dönem Dışişleri Bakanı olan Davutoğlu'nun yakınındaki üst düzey bir ismi aradım aileme Almanya vizesi konusunda yardımcı oldu. Sonrasında abimin durumunu da sormak için birçok kez aradı. Kendisi Almanya'da malulen %90 iş kaybı ile emekli oldu. Türkiye'de sen iyisin denilerek emekli edilmedi!

Bir yıl sonra diğer kardeşim inşaatta iskelede yine benzer bir olay yaşadı. Ayağının biri doktorlarca ameliyat edildikten sonra yapay topuk yapıldı. Halen aksıyor...

Babam 70 yaşında inşaat iskelelerinde gezen bir Adam. Hayatını bize adayan kendisine alacağı bir ayakkabıyı bile israf olarak görecek kadar fedakar biri. Annem ise bilirsiniz Kayseri'nin dokuma halıları meşhurdur. Halı dokuyarak beş çocuk yetiştiren biri.

Bize öğrettikleri tek şey insanları ayırmayın. Mezhebine ırkına yaşamına göre değer biçmeyin. Biz de bu öğüde bağlı kaldık. Mezhep nedir ırk nedir evimizde konuşulmadı. Bizim hangi mezhepten olduğumuzu lisedeki bir arkadaşımın sorusu üzerine evdekilere sorarak öğrendim. Böyle tabuları olmayan bir zihniyetle hayata bakmaya çalıştım.

Erkek kardeşlerimin eşleri biri Yugoslav, diğeri Faslı, öteki Azeri. Benim eşim Kürt. Ailemizde her ırktan din ve mezhepten insan var. Ve bu karışık kültürün bizlere yaşattığını sizlere anlatamam. Eğer benim büyüdüğüm gibi bir ailede büyüseniz ve bizim baktığımız gibi hayata bakabilseniz bugün yapılan ayrımcılık, ötekileştirme hepsinin karşısında olurdunuz. Her birinin suratı dili birbirinden farklı yeğenlerim var.

Ben hayata o neci şu hangi ırktan diye bakmam! İyi mi kötü mü dışında.

Herkes gibi hatalarım, yanlışlarım olmuştur olacaktır da. Sadece aklıma vicdanıma göre haber yapıyorum. Yorum yazıyorum.

Taraf'ta çalıştığım dönemde izin hiç kullanmadım. Maaş konusunu bir kez bile açmadım. İşten çıktığımda içeride alacaklarımda vardı. Teşekkür edip ayrıldım. Bugüne kadar çalıştığım hiçbir yere dava açmadığım gibi hepsiyle teşekkür ederek vedalaştım. Gazeteci miyim hayır gazeteciyim diyemem. Çünkü insan oldum dediği anda hata yapar. Öğreniyor, olmaya çalışıyorum.

Siyasi görüşe gelince her dönem aynı partiye, dedemin partisi gibi bir mantıkla oy veren seçmenlerden değilim. O dönemin ortamında en demokrat duranı desteklemeye çalıştım. Yanıldığımda oldu.

17 aralık soruşturmasının hukuki bir yolsuzluk soruşturması olduğuna inanıyorum. Darbe olduğuna inanmıyorum, bu suç mu? İlla bana denilene koşulsuz şartsız sorgulamadan inanmak zorunda mıyım?

Tır soruşturmasında savcı ve askerlerin masum olduğuna inanıyorum, bu suç mu?

İnsanların bizzat yargıçların açıklaması ile hain olduğu, suç işlediği (henüz soruşturma ve davalar sürerken) yönündeki söylemlerine karşı duruyorum, bu suç mu? Onlara yapılan hukuksuzlukları yazmaya çalışıyorum.

Ve bunu hamile olduğum dönemde de yazdım. Doğum yaptıktan 10-12 gün sonra tutuklu hakimlerin yargılandığı davaya gittim. Çünkü benden başka o davayı kapsamlı yazacak bir gazeteci yoktu! O ailelerin gözlerindeki acı, umutsuzluk ve yalnız bırakılmışlık duygusunu gördüm. Umut moral olsun diye bunun peşini bırakmadım. Her koşulda gittim.

Benzer şekilde gazetelerde babasını hain ilan edenlerin haberi ile sarsılan ilkokul çağındaki çocukların psikolojilerini kalbimde hissettim. Suçsuz insanların yüzlerini, gözlerindeki cesareti gördüm. Vicdanım aklım böyle kabul etti. Haksızlığı yazdım.  Bu suç mu?

Yıllarca birlikte çalışanların birden bire birbirini makam için muhbire dönüşerek dostluğunu yıktığını gördüm.

Doğuda kentlerde tankların dolaşmasına, insanların kaybedilmesine, "terörist" denilerek toma arkasında sürülmesine, gazetecilerin kafasına silah dayanmasına karşı çıktım! Bunun hukuki alt yapısının olmayacağını devletin böyle yöntemler uygulamaması gerektiğini yazdım. Bu suç mu?

Şu andaki karar nedir ne kapsamdadır bilmiyorum. Ancak şöyle bir durum var. Binlerce kişi gözaltına alınmış, işkence görüntüleri paylaşılıyor. Fakat bunlarla ilgili bir refleks yok. Devlet böyle sorgu yapmaz. Yıllardır muhabirlik yapıyorum emniyet sorgu anına dair hiç görüntü almadım, böyle de izlemedim.

Polis beni nerede tutacak? Devlet benim namusumu, bedenimi koruma garantisi verebilecek mi? Hakim savcılar alınmış, birçok kişi avukatı ile görüştürülmüyor.

Şu kadarını söyleyeyim, pasaportum ve  vizem var, on yıllık üstelik. Telkinlere rağmen buradan ayrılmayı hiç düşünmedim. Düşünmüyorum da. Düşündüğüm 6 aylık ve 7 yaşındaki kızlarım.

Hakkımda gözaltı kararı veren savcıya giderek ifademi vereceğim. Korkacağım çekineceğim bir durum yok. Açık şeffaf ve ne hissediyorsam onu çekinmeden söyleyen içinde tutamayan menfaatimi düşünmeyenlerdenim.

Özetle şucu bucu kılıfına sokmaya çalışanlara söyleyecek tek şeyim. Siz zihniyet olarak geridesiniz. İlerleyebildiğiniz de bunu konuşmayız.

Kaçtığım göçtüğüm yok. Gidip ifademi vereceğim savcıya, boşuna kapıma polis göndermesin. Yazık, Meclis'i bombalayan, İstanbul'da Ankara'da insanları katledenleri arasınlar.

Bu arada destek veren herkese teşekkür ederim. Hakkımda verilen gözaltı kararını etik şekilde sunan tüm medya kurumlarına, bunlar arasında iktidara yakın haber siteleri de var, hepsine teşekkür ederim.

Şu hengamede hakkımda gözaltı kararı verilmesini ve zamanlamasını da takdirinize bırakıyorum!"

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim