• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 18 °C

"Asıl Mesele Politikanın Dinsiz Hale Getirilmesidir"

"Asıl Mesele Politikanın Dinsiz Hale Getirilmesidir"
Marksizm, Laiklik ve Din Sempozyumu Ankara Barosu ABEM’de düzenlediği sempozyuma yoğun katılım olurken, İslamcı kesimlerin de sempozyuma ilgi göstermesi dikkat çekti. Uzayan oturumlar büyük bir dikkatle izlendi.

Marks’ın “Din ezilen insanın içli ezgisini, kalpsiz bir dünyanın kalbini, tinin dıştalandığı toplumsal koşulların tinini oluşturuyor. Din, halkın afyonunu oluşturuyor” sözleri, dün gerçekleştirilen Marksizm, Laiklik ve Din Sempozyumu’nun en çok atıf yapılan alıntısı oldu. Teori ve Politika dergisinin Ankara Barosu ABEM’de düzenlediği sempozyuma yoğun katılım olurken, İslamcı kesimlerin de sempozyuma ilgi göstermesi dikkat çekti. Uzayan oturumlar büyük bir dikkatle izlendi. 

Sempozyumda konuşan aydın, yazar ve siyasetçiler birbirlerinden çok farklı tanımlar yapsalar da ortaklaştıkları bir nokta olduğu söylenebilir.  O da Türkiye’de “Cumhuriyet kazanımı” olarak zikredilen laikliğin aslında hiçbir zaman gerçek bir laiklik olmadığıydı. Sempozyumun açılış konuşmasını Prof. Dr. Korkut Boratav, “Laik olduğu iddia edilen bir devlette Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yer alması büyük bir problemdir” dedi. Boratav’ın “Devlet ve hukukun işleyişine dinin karışmaması, devletin de dine karışmaması” şeklindeki tanımlaması konuşmacılar tarafından genel kabul gördü. 

‘SİYASAL İSLAM KÜLTÜREL İSLAMI FETHETTİ’

Boratav’ın “Siyasal İslam-Kültürel müslümanlık” şeklinde yaptığı ayrım ise tartışma konusu oldu. Boratav, siyasal İslam’ı kapitalizm ve sömürü düzenini örten bir ideoloji olarak tanımlarken, “Kültürel müslümanlık”ı bir halk kültürü olarak niteledi. Kültürel müslümanlığın etkisindeki kesimlerin sınıf hareketinin de tabanını oluşturduğunu belirten Boratav, 15-16 Haziran işçi direnişi ve TEKEL direnişlerini örnek gösterdi. Boratav, günümüzde dinin sınıfsal istemleri yumuşatmak, hatta yok etmek için kullanıldığını dile getirdi. 

Gazeteci Merdan Yanardağ da, Boratav’ın tanımını destekleyerek, “Siyasal İslamın kültürel İslamı fethettiği bir dönem” yaşandığını belirterek, bunu “İslam’ın Ortaçağı” diye niteledi. 

HDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de, kapitalizmin kendisini hedef almayan bir siyasal İslam eleştirisinin, aksi bir sonuç yaratacağını ifade etti. Kürkçü, “Devlet icadı İslamı hoş görmenin bizim tartışmamıza bir faydası yoktur. Devletin din işlerinden tamamen elini çekmesi, devletin şimdiki halinin duacısı laiklik karşısında esaslı bir taleptir” diye konuştu.  

‘ROJAVA MODEL OLDU’

Son yılların tartışma konusu, “anti-kapitalist müslümanlık”, “İslam’ın farklı yorumu” tartışmaları da sempozyuma yansıdı. Yazar Tanıl Bora, İslam’ın kendi içindeki farklı yorumları tartıştırmanın küçümsenmemesi gerektiğini söyledi. Bora, Türkiye’deki Sivil Cuma eylemlerini ve Latin Amerika’da halk hareketinde yer alan papazları örnek verdi. 

DTK Başkanlık Divanı Üyesi Seydi Fırat da, DTK öncülüğünde gerçekleşen Demokratik İslam Kongresi’ne hem İslamcı, hem de sol çevrelerden gelen eleştirileri hatırlattı. Fırat, Marksistlerin İslam içindeki zihniyet tartışmalarının dışında kalmaması gerektiğini savundu. 

Ortadoğu’da hem Selefi, hem de Şii akımların devletçi-iktidarcı yapılar olduğunu, “laiklik” ilkesini benimsediğini söyleyen devletlerin ise baskıcı ve otoriter iktidarlar kurduklarını belirten Fırat, Rojava’nın Ortadoğu’da egemen olan bu üç anlayışa karşı eşitlikçi ve özgürlükçü bir model ortaya koyduğunu söyledi. 

PİYASA DİNİ ESASLARA GÖRE DÜZENLENİR Mİ?

Evrensel Kültür Genel Yayın Yönetmeni Aydın Çubukçu da, din ile devlet arasındaki ilişkinin her zaman politik bir içeriği olduğunu belirterek,  “Bu yüzden sosyalistler dinin ve devlet işlerinin ayrılmasını demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görmelidir” dedi. Tüm hayatı dini esaslara göre düzenlemeyi savunanların söz konusu piyasa olduğunda kapitalizmin kurallarını işlettiklerine dikkat çeken Çubukçu, “Piyasayı dini esalara göre düzenleyemezsiniz, ama sosyalist esaslara göre düzenleyebilirsiniz. Dinin esaslarını gerekçe gösterip faizleri kaldıramazsınız. Piyasa sizi boğar. Bunu yapacaklarını iddia edenler tamamen yalancıdır” dedi. 

Tarihte egemenlerin de ezilenlerin de din biçimi altında mücadele sürdürmeye çalıştıklarını belirten Aydın Çubukçu, “Ancak bu bir görünüştür. Aslında yaşanan sınıf mücadelesidir. Bugün asıl mesele politikanın dinsizleştirilmesidir. Din artık kendi yerine dönmelidir. Dini kullanmak isteyenlerin iki yüzlülüğü görülmelidir. Yoksulların, muhtaçların kendisine dinsiz gidebilenler gerçek devrimcidir” diye konuştu. Sovyet devriminin ardından kilisenin sadece ibadet işleriyle sınırlandırıldığını belirten Ferda Koç, dini kurumların her türlü ticaret ve mülkiyet ilişkisinden arındırılmasının bugün de izlenmesi gereken yolu gösterdiğini söyledi. Foti Benlisoy ise, Dinin emek süreçlerine, kadın bedeni üzerindeki tahakkümüne dokunmayan bir tartışmanın burjuva laikliğin radikal bir savunuculuğunu aşamayacağını belirtti. 

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim