• BIST 110.248
  • Altın 155,545
  • Dolar 3,8262
  • Euro 4,5259
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 6 °C

Askeri Casusluk Davası'nda Beraat Kararının Gerekçesi Açıklandı

Askeri Casusluk Davası'nda Beraat Kararının Gerekçesi Açıklandı
İstanbul Askeri Casusluk Davası'nda tüm sanıklar hakkında, "Üzerine atılı suçları işlemediği anlaşıldığı" gerekçesiyle verilen beraat kararının gerekçesi açıklandı.

559 SAYFALIK GEREKÇELİ KARAR

Yargılamayı yapan Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 559 sayfalık gerekçeli kararında sanıkların kimlik bilgileri, sanıklara yöneltilen suçlamalar, sanık savunmaları ve dava sürecine yer verildi. Anayasa Mahkemesi'nin 'hak ihlali' kararına, dava süresince alınan bilirkişi raporuna da yer verilen gerekçeli kararda 'Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe' kısmında beraatın gerekçeleri anlatıldı.

E-MAİL İHBARIYLA BAŞLAYAN DAVA...

Davanın kamuoyunda "İstanbul Askeri Casusluk" davası olarak bilindiği ve dava sürecinin 28 Nisan 2010 tarihli yurt dışından gönderilen e-mail ihbarıyla başladığının belirtildiği gerekçeli kararda, "Yapılan ihbarda vika, dilara ve gül isimli şahıslar liderliğinde bir fuhuş çetesinin yurt dışından bayan getirterek zorla fuhuş yaptırdığı ihbar edilmiştir. Sanıklardan İbrahim Sezer'in fuhuş çetesi olarak gösterilen vika, dilara ve gül isimli şahıslarla irtibatlı olduğu, sık sık Kadıköy'de bulunan ikametini fuhuş amaçlı olarak kullandırdığı, yine asker olduğu tespit edilen sanık Zeki Mesten'in de fuhuş örgütü ile irtibatlı olduğu iddia edilmiştir" denildi. 

"EŞMEYE UĞRAYACAĞIM" SÖZÜ, "VİKAYA UĞRAYACAĞIM" OLARAK GEÇTİ

Sanıklar hakkında yapılan aramada bulunan dijital materyallerdeki verilere göre fuhuş, şantaj ve tehdit amaçlı suç örgütü kurdukları, kiminin örgütün üyesi oldukları, Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin ederek örgüt arşivine ulaştırdıkları iddiasıyla dava açıldığı belirtilen gerekçeli kararda, "Sanıklardan İbrahim Sezer'in Saffet Kaplan adlı arkadaşı ile yaptığı telefon görüşmesinde 'eşmeye uğrayacağım' sözünün 'vika ya uğrayacağım' şeklinde tutanaklara geçirilmiş olmasını ve bu durumun düzeltilmesine rağmen, iddianamede sanık İbrahim Sezer'in vika isimli fuhuş çetesi üyesi ile ilişkili olduğunun iddia edilmesi anlaşılabilir bir durum olarak görülmemiştir" cümleleri kullanıldı.

"DİJİTAL MATERYALİ YANLIŞ KİŞİNİN EVİNE YERLEŞTİRDİKLERİ..."

Emniyete yapılan e-ihbarda Emrah Karaca'nın adı geçmesine rağmen Emrah Küçükakça'nın evinde yapılan arama sonucunda suça konu dijitallerin ele geçirildiği belirtilen gerekçeli kararda, "Sanık Mehmet Emrah Küçükakça'nın aramanın yapıldığı tarihte Gölcük'te olmayıp görev nedeniyle başka yerde olduğunun anlaşılmış oluşu dikkate alındığında, yanlış şahsın evinde yapılan aramada ihbar ve arama kararında adı geçen Emrah Karaca'nın da adının geçtiği, dijital materyallerin bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı bir durum olarak görülmüş, önceden görevlilerin planlama yaptıkları dijital materyali yanlış kişinin evine önceden yerleştirdikleri, yanlış kişinin evinde planladıkları doğru kişiye ait delilleri bulduklarına dair mahkememizce ciddi kuşkuların oluşmasına neden olmuştur" denildi.

"BELLİ BİR YAPI ADINA HAREKET EDİLDİĞİNE DAİR KUŞKU..."

Öncelikli olarak üzerinde durulması gereken konunun yurt dışından kim yada kimler tarafından gönderildiği belli olmayan e-mail ihbarı olduğu belirtilen gerekçeli kararda, "Ülkemizin emniyet istihbaratının, jandarma istihbaratının, milli istihbarat teşkilatı ve diğer yetkili kurumların haberdar olmadıkları, suç isnatlarının yurt dışından sahte e-mail ile sahte hesaplardan tespit edilemeyen şahıslar tarafından yapılması bu suçların onlar tarafından bilinmesinin hayatın olağan akışı ile uyumlu bulunmadığı, belli bir yapı adına hareket edildiğine dair mahkememizdeki kuşkuları artırmıştır" ifadeleri kullanıldı.

TSK, TÜBİTAK, HAVELSAN BAĞLANTISI

Yargılamayı yapan Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 559 sayfalık gerekçeli kararında sanıkların hücre yapılanması şeklinde örgütlendikleri bu kapsamda TSK, TÜBİTAK, HAVELSAN ve GES Komutanlığı'nda ayrı ayrı hücre yapılanmasına gittiklerinin iddia edildiği belirtilerek, "Yapılan yargılamada bu hücrelerde görev alan sanıkların birbirlerini tanıdıklarına, telefon görüşmesi yaptıklarına, bir araya geldiklerine dair somut ve ispat edilebilir herhangi bir delil dosya kapsamında olmadığı, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu görülmüştür" denildi.

"DİJİTAL DELİLLER GÜVENİLİRLİĞİNİ YİTİRDİ"

Gerekçeli kararda davaya ilişkin soruşturma makamlarının hazırladığı tüm tutanak ve inceleme raporlarının adli bilişim temel prensipleri ve standartlarına göre eksik hazırlandığı ifade edilerek, dijital belgelere ilişkin şüphelerin oluşmasının kaçınılmaz olduğu kaydedildi. Olay yerinde imaj alma işleminin yapılmadığı belirtilen gerekçeli kararda, "Olay yeri ekibi kısa ve basit bir şekilde gerçekleştirebilecekleri imaj alma işini soruşturmanın daha ilk aşamasında yerine getirmedikleri dikkate alındığında el konulan dijital delillerin değişikliğe uğrayıp uğramadığını, manüpüle edilip edilmediğinin söylemenin imkansız olduğu, dijital delillerin daha soruşturmanın başında güvenilirliliğini yitirdiği ve delil bütünlüğünün bozulduğu anlaşılmıştır" denildi.

"SIRF DİJİTAL DELİLLERDE ADLARI GEÇTİ DİYE..."

Dijital materyallerin sanıklar tarafından oluşturulduğunun kabul edilemeyeceği ifade edilen gerekçeli kararda, "Sanıkların örgüt kapsamında fuhuş yaptırdıkları yada yer temin ettiklerinin iddia edildiği ancak fuhuş çetesi üyeleriyle tek bir telefon görüşme kayıtlarının dahi olmaması, fuhuş yaptırılan herhangi bir kadının bulunmayışı, askeri ve siyasal casusluk yapmak amacıyla bir araya geldikleri iddia edilmiş olup dosya kapsamında tespit edilen herhangi bir yabancı ülke temsilcisi yada ajanının dosyada bulunmayışı, sanıkların amaçladıkları örgüt faaliyetleri kapsamında bir araya geldiklerini gösteren her hangi bir delilin mevcut olmayışı dikkate alındığında sırf dijital delillerde adları geçti diye atılı suçları işlediklerini söylemenin mümkün bulunmadığı anlaşıldığından dijital verilerde bulunan ve isnat edilen tüm suçlardan beraatlarıne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır" cümleleri kullanıldı.

İHMALLERİ BULUNAN TÜM GÖREVLİLER HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

İhmalleri bulunan tüm görevliler hakkında dava sonunda suç duyurusunda bulunulduğu hatırlatılan gerekçeli kararda, "Delillerin elde ediliş şekli, telefon tape kayıtlarında yapılan yanlışlığın resmi yazıyla bildirilmesine rağmen bu durumun iddianamede yer almış olması, başka şahıs adına yapılan ihbar ve arama kararlarına rağmen sanıklardan Mehmet Emrah Küçükakça'nın evinde arama yapılmış olması, elde edilen dijital delillerin uzun bir süre gerek soruşturmada gerekse de kovuşturma aşamasında sanık ve müdafiilerinin erişimine açılmamış olup savunma haklarının ciddi bir şekilde kısıtlanmış oluşu dikkate alındığında ihmalleri bulunan tüm görevliler hakkında suç duyurusunda bulunulması gerektiği kanaatine varılmıştır" ifadeleri kullanıldı.

56 SANIK BERAAT ETTİ

Aralarında emekli Albay İbrahim Sezer, Tuğamiral Şafak Yürekli'nin de bulunduğu 56 sanığın "haksız çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, yönetmek, üye olmak", "fuhşa teşvik, yer temini ve arabuluculuk etme", "devletin güvenliğine ilişkin belgeleri yok etme, tahrip etme ve sahtecilik yapma ve bu belgeleri temin etme" gibi suçlardan yargılandığı dava geçtiğimiz haftalarda karara bağlanmıştı. Mahkeme heyeti Başkanı Selçuk Kaya, kararını açıklamadan önce "Bu davanın adı aslında bana göre askeri casusluk davası değil, dijital terör davası olmalı" demiş, Başkanın bu sözü duruşma salonundaki sanıklar tarafından alkışlanmıştı.

Arzu KAYA, İstanbul DHA

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim