• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -1 °C

Av. Altan Akpınar: “Türk Kadınının Kurtuluş Öyküsü Tamamlanmadı”

Av. Altan Akpınar: “Türk Kadınının Kurtuluş Öyküsü Tamamlanmadı”
Çorum Barosu Başkanı Av. Altan Akpınar, Türk kadınının kurtuluş öyküsünün halen bitmediğini dile getirdi.

Türk kadınının kurtuluş öyküsünün halen bitmediğini belirterek, “Kadının iş hayatına girmesi, yasal ve siyasal eşitliğe kavuşması, tüm Türk kadınlarını sosyo-ekonomik konum açısından erkeklerle eşit kılmamıştır. Ne var ki iş ve eğitim olanaklarının arttırılması, değişecek olan ekonomik yapı, siyasal biçimlenme ve her şeyden önce engelleyici geleneksel değerlerden kurtulma, bu eşitliğe gidişi hızlandıracaktır. İşte o zaman tüm Türk kadınları, tüm haklarını gerçekten ve bilinçli olarak kullanabilecekler, Atatürk’ün kendileri için düşlediği ve onlara layık gördüğü konuma kavuşabileceklerdir” dedi.

Av. Altan Akpınar: 'Türk kadınının kurtuluş öyküsü tamamlanmadı”

Atatürk’ün kadın haklarına bakışının önemine dikkat çeken Av. Akpınar, konuşmasına şu şekilde gönderdi:

“Atatürk hayatında başka hiçbir hizmet yapmamış olsaydı, sadece kadınları akla ve vicdana aykırı bir durumdan kurtarma yolundaki düşünceleri ve başarılarıyla, Türk tarihinde olduğu gibi, insanlık tarihinde de şerefli bir yerin sahibi olurdu ve oldu.

Kasım 1938’de, Atatürk’ün ölümü üzerine yayınladığı bildiride Hindistan Kadınlar Birliği, O’nu, “kadın haklarının tarihi boyunca gelmiş en büyük savunucularından biri” ilân etmişti. Bu değerlendirmenin ne kadar yerinde olduğunu anlamak için tarihe kısaca göz atmak ve Türkiye dışındaki islâm ülkelerinde hüküm süren durumla Türkiye’deki şartları karşılaştırmak bence yeterlidir.

Türk dünyasında sayısız hayır ve bilim kurumunun “Hatun”lar tarafından veya onlar adına kurulmuş olması, Anadolu’daki birçok Türk aşiretinde kaç-göçe ve çok evliliğe rastlanmaması gösteriyor ki, Türklerin eski gelenekleri, İslâmiyeti kabul etmelerinden sonra da canlılığını sürdürmüştür. 

Tanınmış yazarlar, şairler, romancılar, kadının ezilmesine, horlanıp aşağılanmasına karşı mücadele açtılar. 

Ulu önder Atatürk Meşrutiyet döneminin bütün düşünce akımlarını ilgiyle izlemiştir. Ülkesinin sorunlarını yakından incelemiş, bunlar üzerinde çok düşünmüştü. Sonuçta, Türk kadınını “ikinci sınıf” insan durumundan kurtarmanın zorunlu olduğu kararını vermişti. Yüzyıllardır, yarım tedbirlerle bir yere varılamamıştı. Yarım tedbirlerle ne hukuk ne de eğitim çağdaşlaşabilir, ne Türk kadını ne de ülke kurtarılabilirdi. Tek bir çıkış yolu vardı. Devlet yapısını, eğitimi, hukuku, kadının statüsünü lâikleştirmek, kimsenin dinî inancına ve vicdan hürriyetine karışmadan din ile devleti, din ile hukuku ayırmak; aklın ve çağın gerektirdiği yola girmek.

Türkiye’de kadın evreni bir bölgeden ötekine önemli ölçüde farklılık gösterir.

Ne olursa olsun Türk kadınının kurtuluş öyküsü bitmemiştir, tamamlanmamıştır. Kadının iş hayatına girmesi, yasal ve siyasal eşitliğe kavuşması, tüm Türk kadınlarını sosyo-ekonomik konum açısından erkeklerle eşit kılmamıştır.

Ne var ki iş ve eğitim olanaklarının arttırılması, değişecek olan ekonomik yapı, siyasal biçimlenme ve her şeyden önce engelleyici geleneksel değerlerden kurtulma, bu eşitliğe gidişi hızlandıracaktır. İşte o zaman tüm Türk kadınları, tüm haklarını gerçekten ve bilinçli olarak kullanabilecekler, Atatürk’ün kendileri için düşlediği ve onlara layık gördüğü konuma kavuşabileceklerdir. Unutmamak gerekir ki kadının toplumdaki saygınlığı, rolü ve yeri, toplumsal gelişmenin bir ölçüsüdür.” 

Taner ŞİMŞEK / ÇORUM HABER

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim