• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -2 °C

Av. Aras: "Canduran'ın Adaylık Gerekçesi, Bizim Zekamızla Dalga Geçmektir, Adaylıktan Çekilmelidir”

Av. Aras: "Canduran'ın Adaylık Gerekçesi, Bizim Zekamızla Dalga Geçmektir, Adaylıktan Çekilmelidir”
Ankara Barosu Başkanlığı için Demokratik Sol Avukatlar Grubundan aday adayı olan Av. Erol Yılmaz Aras, adaylık gerekçelerini ve projelerini BAROTÜRK'e anlattı.

BAROTÜRK / MEHMET AYSAN

Adaylığı hakkındaki 'tavşan aday' iddialarını ve diğer adayların durumunu yorumlayan Av. Aras, BAROTÜRK'e çok önemli açıkamalarda bulundu.

İşte Av. Erol Yılmaz Aras ile yaptığımız o röportaj:

EROL ARAS KİMDİR? ÖNCELİKLE BİZE KENDİNİZİ TANITIR MISINIZ?

1964 yılında Rize’de doğdum. 1976 yılında Çamlıhemşin Şenköy İlkokulun’dan, Ankara Kurtuluş Ortaokul ve Lisesinden sonra, 1988 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldum.  1988 Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrenci Başkanlığı,  Genç Demokratlar Birliği, Genç Hukukçular Birliği hareketlerinin kuruluşuna katıldıktan sonra Genç Hukukçular Derneğinin kurucu başkanlığını üstlendim. Toplam 4 dönem bu derneğin başkanlığını yürüttüm. Aktif olarak 1990 yılından itibaren Ankara Barosu Demokratik Sol Avukatlar Grubunda yer aldım. Grubumuzda,  1994 yılında Baro Başkanlığına, 2006 yılında yönetim kurulu üyeliğine seçim sisteminde ön seçimin gelmesi için uğraş verdim. İlk ön seçim uygulamasında 2006 yılında   Demokratik Sol Grup’tan 2006 yılında Yönetim Kurulu üyeliğine aday oldum. Daha sonra 2009 yılında Silivri hukuk katliamlarına karşı 55 baronun imzaladığı bildiriye Ankara Barosu imza koymayınca arkadaşlarım yeniden baro çalışmalarına dönmemi talep etti. 9 Mayıs 2009 tarihinde 2 arkadaşımla birlikte “Ankara Barosu Güç Birliği Hareketi”ni başlattık.  Ekim ayında bir manifesto yayınladık.  Bu arada Metin Feyzioğlu’da Ankara Barosu başkanlığına aday olmuş. Hiç tanımıyorum. Bizim bir abimiz benim çalışmalarımdan bahsetmiş. O da bizimle tanışıp adaylığını anlatmak istemiş. Bunun üzerine biz kendisini davet ettik. 27 Ocak 2010’da Göksu Restoran’da özel bir odada 25 arkadaşımla Metin beyi ağırladık. İlk kez orada tanıştık. Metin bey ile bu görüşmede birçok olaya aynı yönden baktığımızı gördüm. O ne yapacağını anlattı, biz varlık nedenimizi anlattık. 1 hafta sonra Metin beyden ‘Erol bey bizimle çalışır mı’ teklif geldi. Kabul ettik. O süreçte  2 bin büroyu gezdik, önce  ön seçimi, 5 bin oyla da ana seçimi aldık. Ardından  ben Balyoz ve Ergenekon davalarında başkan ve yönetimin teklif ve kararıyla gözlemci avukat olarak görevlendirildim. O davaları izledim. O kumpas davalarının Türkiye’ye anlatılmasında Ümit Kocasakal, Metin Feyzioğlu’yla beraber çok aktif rol oynadık.

İKİNCİ DÖNEM, METİN FEYZİOĞLU İLE NEDEN TERS DÜŞTÜNÜZ?

İkinci dönem tekrar yönetime aday olduk. Metin bey, Barolar Birliğine aday olacaktı. Metin Bey, çekirdek kadroyu toplayıp, ‘Seçilirsem geriye bir yıldan fazla zaman kalıyor. Yönetimin ahenkle devamı gerekir. Bugüne kadar ki çabası, tecrübesi ve baroyu hakkıyla temsili nedeniyle en uygun adayın Erol Aras olduğunu düşünüyorum’dedi ve benim adaylığım konusunda mutabakat sağladık. Metin Bey 26 Mayıs 2013 tarihinde Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’na seçildi. 29 Mayıs’ta tekrar bir toplantı yaptı ve sürpriz bir şekilde Sema hanımın başkanlığını önerdi. Biz bu öneriye itiraz ettik devamında yönetim kurulunda bölünmeler oldu. Metin Beyle ters düşmemiz ilk kez orada oldu. Sonra ben, Metin Bey’le Türkiye’nin bulunduğu koşullar ve baronun geleceği için yeniden bir araya geldim. Ancak üçüncü dönem ön seçimimizde  hem sağın aday çıkartmayıp, bizim ön seçimi manipüle edecek şekilde seçime katılması hem de bizim listemizin ortak akılla oluşturulmadığından ön seçimi kaybettik. Ben Ekim’deki ana seçime 20 gün kala, itiraz gerekçelerine katıldığım DSA Taban Hareketine tam destek verdim. Mevcut yönetim bize karşı seçimi çok az farkla kazandı.

Bu dönem baronun sahipsizliği ve ülkenin içinde bulunduğu durum nedeniyle başkanlığa aday olmaya karar verdim. Eylül ayından itibaren ekibimle çalışmaya başladık. Çalışmamız epey ilerledikten sonra Metin beyin Hakan Canduran’la ittifakını duydum. Bunun hala mantıklı bir gerekçesini göremiyorum. Biz çalışmalarımıza bağımsız olarak devam ettik ve 9 Nisan’daki genel kurulda aday arkadaşlarla kurduğumuz blokla sonuç aldık, genel kurulu kazandık.

“METİN-HAKAN İTTİFAKI MANTIKLA İZAH EDİLEMEZ”

Hakan Canduran, başkan olmadan önce Metin Feyzioğlu ile aynı safta değildi. Şuan birlikte çalıştıkları iddia ediliyor. Bu konuya ilişkin neler söylemek istersiniz?

Yukarıda da değindiğim gibi, ben bunu hiçbir zaman anlayamadım, hatta zaman zaman çok ağır eleştirerek etik bulmadığımı da ifade ettim. Kendisine kağıt üzerinde hesaplar yaptığını, aday olmadığı halde son iki  seçimde sandığa gömüldüğünü belirtip, bu iş birliğinin sonuca gitmeyeceğini, tabanda kabul görmeyeceğini defalarca söyledim. Bugün hala Metin bey ve Hakan beyin iş birliğine büyük tepki duyulmakta, gittiğim her yerde bu ittifakın içinde olmamam konusunda fikirler duymaktayım.

ADAYLIĞINIZA GELECEK OLURSAK, EROL ARAS NEDEN ANKARA BAROSU BAŞKANLIĞINA ADAY OLDU?

Bu işi mevcut başkan ve yönetimin yetersizliği, Ankara Barosu’nun yönetilememesi nedeniyle, ülkenin de içinde bulunduğu durum ve Cumhuriyet’in, Başkent Barosu’nun sahipsiz ve etkisiz kalması nedeniyle elimizi taşın altına koymaya ve yönetime aday olmaya karar verdik.  Benden daha hazır bir aday yok. Adayların ne kadrosu var ne programı var. Bizimse uzun zamandır üzerinde çalıştığımız, ülkemizde yaşanan hak ihlalleri ve toplumun hakları noktasında bilinçlendirilmesi, mesleğimizin içinde bulunduğu ve artık dayanılmaz hale gelen çok sayıda sorunların çözümü için bütün meslektaşlarımızın enerjisini bir araya getirmek gibi amaç ve hedeflerimiz var. Onun dışında daha önce açıkladığımız Çevrimiçi Bilgi Bankası, Daha Etkili ve Etkin Staj Eğitimi ve Genç Avukatlara Pozitif ayrımcılık gibi projelerimiz var.

Adaylardan bir bölümü sırf yönetime girebilmek için aday. Bu geçen dönemden kalan kötü bir alışkanlık. Bunun da ifade edilmesini istiyorum. Bu nedenle diğer aday arkadaşlarımla  geçen hafta yine bir araya geldik. Bana, bizim beraber çalışabileceğimizi, 5-6 kişi önce delegasyonu, ardından yönetim kurulunu oluşturup en son başkanı belirleyelim dediler. Kendilerine, ‘Savaşa gidiyoruz komutan yok. Takım kuruyoruz teknik direktör yok. Yolda buluruz diyorsunuz. Ben 26 yıldır örgütlü toplumun içindeyim. Bu sizin dediğiniz bir ütopya, gerçekte karşılığı yok bu düşüncenin. Burada başkan adaylığında samimiyseniz, önce başkanı belirler ardından ortak akılla tüm listeyi yaparız. Başkan adayları yönetime girmez. Çünkü kendi beklentisine yatırım yapan yönetim kurulu üyeleriyle ahenkli çalışma olmaz. Bu dönem bunu gördük. Şuanda Ankara Barosu yönetilemiyor’ dedim. Bana kendilerinin bu yöntemde ısrarcı olduklarını söyleyince bende, ‘O zaman benim için bu usuli değil esasa yönelik bir meseledir tek başıma yola devam edeceğim’ dedim.

ADAYLIĞINIZ SÜRESİNCE METİN FEYZİOĞLU’YLA İŞBİRLİĞİ YAPTIĞINIZA DAİR SÖYLENTİLER VAR. BU SÖYLENTİLERE İLİŞKİN NE SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

Ben adaylık süresince, bir iki aday hariç aday olan olmayan herkesle görüştüm. Metin beyle daha önce 3 yıl çok yakın çalışıp, önemli işler yaptık. Yolumuzun yeniden birleşmesi noktasındaki ayağı yere basan öz eleştiriler ve iş birliğine yönelik muhtelif tekliflerini dinledik. Ancak adaylıktan çekilmem kesinlikle konusundaki ısrarı üzerine baroculuk anlamında yollarımız bir kez daha ayrıldı. Ben ısrarla Metin beyin gerçeği görerek, Hakan beyle olan iş birliğini nihayetlendirmesini bekliyorum. Şuanda en hazırlıklı aday olarak şunu söyleyebilirim ki; koşulları adil olan bir yarışta hiç kimseyle ittifak ihtiyacım yok. Ancak oyun kurulursa, karşı oyunu kuracağım tabii karşılanmalıdır. 

“EN HAZIRLIKLI ADAY, TAVŞAN ADAY OLABİLİR Mİ?”

BİRAZ BAHSETTİNİZ ANCAK HAKKINIZDA TAVŞAN ADAY İDDİASI VAR. BU İDDİAYA İLİŞKİN NELER SÖYLEYECEKSİNİZ?

Tekraren söylüyorum, bağımsız ve en güçlü tek aday benim. Arkamda ne bir dernek ne bir siyasi parti ne başka aday adayları ne de barolar birliği başkanı var. Bana tavşan aday diyenin niyeti kötü değilse aklından şüphe etmek gerekir. Daha önce bu konudaki kararlarıma bakanlar, benim çıktığım yoldan dönmediğimi görürler. En güçlü döneminde daha Barolar Birliği Başkanlığına seçileli bir ay olmamışken, yanlış bulduğum için Metin beyin kararına katılmadım ve Sema hanımın karşısına aday oldum. Yine 9 Nisan’da da Hakan beyle ittifakını yanlış bularak Metin beyin karşısındaki blokta yer aldım. Hala benim için tavşan aday diyenler yukarıdaki cümlemi iyi okusunlar. Ya niyetlerine ya akıllarına yönelik sorgulama yapsınlar.

“YANLIŞ YERDE METİN FEYZİOĞLU”

DEMOKRATİK SOL İNİSİYATİFİ İMZASIYLA BİR BİLDİRİ YAYINLANDI. O BİLDİRİ İLE İLGİLİ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? ÇÜNKÜ O BİLDİRİYİ SİZİN, METİN BEY’LE ORTAK YAZDIRDIĞINIZ İDDİA EDİLİYOR…

Hayır, o bildiriyi ortak yazdırma iddiası doğru değildir.  Yazanları tanıdığım doğrudur. O bildiriyi yazmadan önce benimle temas kurdukları da doğrudur. Size bu insanların özelliğini söyleyeyim. Bu insanlar vatanperver, seçimle kongreyle filan alakası olmayan, idealleri için çalışan bir grup insan. Ulusalcı bir damar. Beni de Metin Bey’i de yakın tanıyorlar. Ve bizim ayrı yolda gitmemizi, ülkenin bulunduğu koşullarda çok yanlış buluyorlar.

Bana, gerekçelerini anlatarak Metin Bey’le sizin ayrı düşmeniz doğru değil dediler. Metin beyle benim aramda bu çalışmalarda kopukluk doğunca yani onlar fiilen sonuç alamayınca bunu bildiri haline getirmişler. Zannederim tesiri artsın diye. Bu planlı bir şey değil. Metin bey ve benim yaptığım bir ayak oyunu değil.

Bu güne kadar bu konuya hiç cevap vermedim. İlk defa buradan yanıt veriyorum.  O taleplerin sahiplerinin samimiyetinden şüphem yok. İyi niyetlerini biliyorum. Bu çağrıda Türkiye tahlili var, Barolar Birliği tahlili var ve ‘birleşin’ talebi var. Ben doğru yerde durduğumu düşünüyorum. Yanlış yerde duran Sayın Feyzioğlu. Metin beyin bulunduğu zemini çürük buluyorum. Sağlam zemin bizim zeminimiz.  

HAKAN CANDURAN’LA İŞ BİRLİĞİ YAPAR MISINIZ?

Prensip olarak her türlü görüşmeye açığız ama bu saatten sonra sadece Ankara Barosu avukatlarıyla iş birliğimiz olur. Hiçbir adayla işbirliğimiz olmaz.

PEKİ DİĞER ADAYLARIN ORTAK DELEGASYON ÖNERİSİNE KATILMA İHTİMALİNİZ VAR MI?

Bu soru önemli. Çünkü 9 Nisan’dan sonra her şey delegasyon üzerinden planlanıyor, kimsenin Ankara Barosu başkanlığı ve yönetimi ile ilgili bir kaygısının olmadığı sonucunu doğuran çok olay yaşadık. Daha 9 Nisan’dan sonra ilk adaylar toplantısına katılanlar ortak delegasyondan ve çatı adaydan söz etmeye başladılar. Sonra net olarak ortaya çıktı ki,  adayların önemli bir bölümü başkanlıkta ısrarlı değiller, hedef delegasyon. Eski Birlik Başkanının bu temasların arkasında olduğunu somut bir şekilde tespit ettim.  O yüzden söylüyorum, ortada eğer planlı,  ön seçimi anlamsız kılacak, anti demokratik yapılanmalar, bizi ön seçim sandığından uzaklaştırır, yeni oyun kurmaya mecbur eder.

BU DELEGASYON ARAYIŞINI BAŞKA GRUPLARLA MI YAPARSINIZ?

Evet. Kendi stratejim gereği. Birisinin benden istemesiyle değil. Ben oyun kurucuyum. Ben Demokratik Sol Grubu’n,  Ankara Barosu’nun liderliğine talibim. Ben birisinin getireceği senaryoda oynamam. Bu benim tek başıma despot bir anlayışla, baroculuk yapacağım anlamına gelmez. Ben örgütçüyüm, ortak akla inanıyorum, bütün başarılarımı ortak akılla elde ettim.

2014’TEKİ GİBİ AYRIM YAŞANABİLİR Mİ? DSAG’DAN 2 ADAY ÇIKABİLİR Mİ? TABAN HAREKETİ VEYA BAŞKA BİR İSİMLE?

Onu engellemenin tek yolu, sandığın iradesinin olabildiği kadar irade çarpıtan müdahaleye kapatıp, yarışmanın olabildiği kadar eşit koşullarda yapılmasını sağlamaktır Demokratik Sol’un iradesini ortadan kaldıracak bir takım çalışmalara engel olmaktır. Ya da başka perde arkası çalışmaları engellemektir. Seçime DSA ilkelerine aykırı müdahaleyi engellemek, DSA Grubu’nun gerçek iradesinin ortaya çıkmasını sağlamaktır.

PEKİ SAYIN METİN FEYZİOĞLU’NUN ANKARA BAROSU SEÇİMLERİNE MÜDAHİL OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ. ÇÜNKÜ SAYIN HAKAN CANDURAN DIŞINDAKİ ADAYLARIN BÖYLE BİR ELEŞTİRİSİ VAR METİN BEY’E?

Metin Feyzioğlu bütün gücüyle ve aleni olarak bu seçime çalışıyor. kendisi kadar açık olmamakla beraber eski birlik başkanı da perde arkasından bu seçimi yönlendirmeye çalışıyor.

BUNU DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?

Şöyle doğru buluyorum. Barolar Birliği Başkanlığına adayıysanız, ki Metin bey açıkladı aday. Kendisi aday olan birisi için mantıki gerekçeleri olsa da bu durumun etik olduğu söylenemez.

“SÖZÜNÜN ARKASINDA DUR VE ADAYLIKTAN ÇEKİL”

“HAKAN’IN GEREKÇESİ KARARINDAN DAHA VAHİMDİR”

“HAKAN’IN GEREKÇESİ, BİZİM ZEKAMIZLA DALGA GEÇMEKTİR”

Peki Sayın Hakan Canduran’ın daha evvel 1 dönem başkanlık yapıp bırakma vaadi var. Bu konuşma sürekli sosyal medyada da dolaşıyor. Bir de başkanken yarışmanın adil olmadığını söylediği konuşması. Başkanın aday olunca baronun imkânlarını kullandığına dair bir eleştirisi var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İkinci eleştiri çok doğru bir eleştiri değil. Ben yıllarca ikinci kez aday olunabilmesi için DSA Grubunda uğraştım.  Bunu, 1 dönem adaylığı 16 sene sonra 2006 yılında kaldırdık. Ahsen bey de ilk kez uygulandı. Çünkü 2 yıl yetmiyor. Ayrıca mevcut başkan  Baronun imkanlarıyla kazanıyor iddiasını çürüten örnekte çok yakın zamanda Sema hanım örneğidir. Başkan olarak ön seçime girdi ve kaybetti. Hakan Canduran’ın, bir dönem başkanlık yapıp bırakma taahhüdüne gelince, burası vahim tabi ki. Şimdi bir insan mensubu olduğu örgütün en üst organında, Genel Kurulunda çıkıp ‘Bir dönem başkan olacağım, ikinci dönem aday olmayacağım’ taahhüdünü verip tekrar aday oluyorsa, hesabını veremeyeceği tarihi bir yanılgıya düşmüş demektir.

Hakan benim 32 yıllık sınıf arkadaşım. İnsan olarak da çok sevdiğim birisi, başkan yardımcısı olarak 2 yıl yan yana çalıştık. Bir kere kalbimi incitmişliği yoktur. Hala da dostumdur. Ama sözünün eri olan bir insanın bunu yapması imkansız. Hele hele bunu grubu toparlamak için yapıyorum demesi bizim zekâmızla dalga geçmek demektir.

Bu kararı duyduğumuz anda ‘ Genel kurul, Hakan’ı zoru durumda bırakır’ dedik. Lafımın altını çiziyorum. Genel Kurul en üst organdır. Oraya söz verip, oy aldıktan sonra dönmek, Ankara Barosu Başkanına yakışmaz. Bunun izah edilebilir bir tarafı yoktur. Adaylığına ‘Grubu toparlamak için’ diyerek ileri sürdüğü, gerekçe kararından daha vahimdir. Bu resmen dediğim gibi aklımızla dalga geçmektir.

Ayrıca, Hakan bey toplantılarında net olarak Metin Bey’le beraberiz diyemiyor. Birçok yerde bu hala bilinmiyor. Yani burada ilkesizlik, tutarsızlık var.  Hakan’ın zamanında, 17 Mayıs 2015 Barolar Birliği Genel Kurulunda Metin beye söylediği sözler, yenilir yutulur değil. Tabi bu kötü örnek oluşturdu genç avukatlara. Bir ahlaki dejenerasyonun işaret fişeği olabilir. Baro tarihi, bu konudan dolayı Hakan’ı affetmez.  Hala vakti var. Hakan’a 32 yıllık sınıf arkadaşı olarak çağrı yapıyorum; lütfen sözünün arkasında dur ve adaylıktan çekil.

ANKARA BAROSU’NUN PASİFLİĞİNDEN SÖZ ETMİŞTİNİZ. BU KONUYA İLİŞKİN, 2 AVUKAT İSTANBUL’DA TUTUKLU. CAN DÜNDAR’IN EVİNİ SATIN ALDIKLARI İÇİN.  ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ’NDEKİ AVUKATLAR GENELDE POLİS ŞİDDETİNE MARUZ KALIYOR HATTA GÖZALTINA ALINIYORLAR. BİR AVUKATIN BELİ KIRILMIŞTI İSTANBUL’DA. BUNA BENZER AVUKATLARA YÖNELİK OLDUKÇA SALDIRI VAR. BARO TÜRK’E ANKARA BAROSU’YLA İLGİLİ GELEN EN ÇOK ELEŞTİRİ , ANKARA BAROSU’NUN BU KONUDA AVUKATLARA SAHİP ÇIKMADIĞI YÖNÜNDE.  BU KONUDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? BAŞKAN OLURSANIZ BU KONUDAKİ PROJENİZ NEDİR?

Ben yönetimde olduğum son iki sene Avukat Hakları Merkezi’nden sorumlu oldum. Hangi avukatın başına iş geldiyse hiç kimliğine, siyasal düşüncesine bakmadım, gece gündüz meslektaşlarımla birlikte koştum. Birçok kez gözaltından, emniyetten aldık avukatları, stajyerleri çıkarttık.

Benim bakış açım şu; bir avukat bir suça bulaşmış olabilir. Ancak avukat olduğu için başına iş geldiği anda Baro onun yanında bütün kuvvetiyle bulunmalı. Bu kimin avukatı olursa olsun. Beni ilgilendiren şey meslektaşım olması, avukat olması.  Onu polis darp ediyorsa benim onurum darp ediliyordur. Eğer suçun içindeyse avukat yargılanmalı. Mutlaka ve mutlaka usul hükümleri, avukat olduğu için o yasadan kaynaklanan, zırhlarını muhafaza ettirilerek yargılanmalı.

Benim bakış açım seçimle ilgili filan değil. Ben mesleğe başladığımdan beri avukatların korunmasında bölünmelerin, korunmaları engellediğini düşündüm. Biz siyasi düşüncemize göre hareket ettiğimiz zaman bugün seni alanlar yarın beni alır. Bugün senin can güvenliğin tehditte olur yarın benim can güvenliğim tehditte olur. Biz yönetimdeyken, bunda hiç istisna göstermeden ceza evindeki bütün avukatları ziyaret ettik. Ceza evindeki avukatlara tutuklu kaldıkları süre içerisinde maddi yarımda bulunma kararı aldık. Onlara belli bir miktar para verdik.

Ankara Barosu’nun bu dönemdeki pasifliğini genel pasifliğinin içinde ayrı bir yere koyuyorum. Genelde çok pasif, anayasa ve ceza hukukuna hâkim değil. Ben cezacıyım diye baro başkanının cezacı olmasını istemem biraz belki sübjektif diye değerlendirilebilir. Ancak Türkiye’nin bulunduğu bu koşullarda Anayasa, İnsan Hakları, Savunma Hakkı yakın ve ağır bir tehdit altında olduğu hatta tehdidin eylemli hale gelip bu kavramları yıkmaya başladığı ayan beyan ortadayken, Ankara Barosu’nun bu kavramları gür sesle bilen ve haykıran bir anlayışa ihtiyaca vardır.

Bu dönem Ankara Barosu bu anlamda çok pasif kaldı.  Dolayısıyla meslektaşlarımız kendilerini yalnız hissetmekte haklılar. Eğer görev verilirse, Ankara Barosu’nun genel kurulu teveccühünü bizden yana kullanırsa, aynı anlayışla bu sefer başkanlık yetkileriyle beraber sonuna kadar bütün avukatlarımızın yanında olacağız.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim