• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 19 °C

Av. Celal Ülgen: "İdam Cezası Gelse de İdam Edemezler"

Av. Celal Ülgen: "İdam Cezası Gelse de İdam Edemezler"
Özgecan Aslan’a tecavüz edilmesi ve sonucunda öldürülmesi ile gündem oluşturan idam cezasının yeniden hukukumuza getirilmesi tartışması yaşadığımız alçakça kalkışma sonrası yeniden canlanmaya başladı.

Ülkemizdeki idam cezası öyküsüne kısa bir göz atmak yararlı olabilir.

Türkiye'de ölüm cezası 2001'de savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışındaki suçlar için kaldırılmıştı.

3 Ağustos 2002'de ise savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar dışında kaldırıldı. 7.5.2004 tarihli 5170 sayılı kanun ile de ölüm cezasını düzenleyen yaptırımlarla ilgili maddeler Anayasamızdan çıkarıldı ve 14.7.2004 tarihinde ise son olarak TCK’dan ölüm cezaları ile ilgili maddeler tamamen çıkarıldı.

Şimdi alçak bir çete; yıllardır ülkemizde gerçekleştirdiği kumpaslar sonucu ülkeye verdiği zararla yetinmeyerek bu kez bizi bir kalkışma (isyan) ile karşı karşıya bıraktı...  

Bazı kesimler, özellikle AKP seçmeni bu kalkışma peşinde koşanların idam edilmesini sağlamak için idam cezalarının yeniden hukukumuzda yer almasını istiyor.

Görüyoruz, Başbakana Cumhur Başkanına çoğunluğu AKP seçmeni olan bir kitle idam cezası istiyoruz diye sesleniyorlar. Gerek Başbakan ve gerekse de Cumhurbaşkanı bu istemlere olumlu ve olabilir yönde bir yanıt veriyor.

“Siz isterseniz neden olmasın” gibilerden verilen yanıtlar aslında bir hukuk devletine yakışmıyor. 

İdam cezası Türkiye’de Apo’nun 1999 yılında yurda getirilmesinden sonra da alevlenmişti. O tarihlerde üstelik hukukumuzda idam cezası vardı. Apo hakkında idam cezasının uygulanması yoğun olarak halk tarafından isteniyordu. 

İdam cezasına hukukçular çok temel itirazlarda bulunmakla birlikte iki önemli itiraz vardı. Birincisi idam cezaları insani olmadığı, ikincisi ise caydırıcı niteliğinin bulunmamasıydı.  Burada ölüm cezasının yanında olan kimi hukukçuların da bulunduğunu söylemek gerekir.

İDAM CEZASI GELSE DE İDAM EDEMEZLER

Peki; şimdi diyelim ki TBMM’den yeni bir yasa getirildi ve TCK’ya idam cezaları da bir takım katalog suçlar için konuldu. O da AKP seçmenleri bu kuralın yeni işlenen Kalkışma ile oluşan suçlar ve suçlular için de etkili olmasını ve hemen uygulanmasını istiyorlardı. Ve de Ceza Kanununa idam cezasının konulmasının istenmesinin temel nedeni de buydu. Ama ortada büyük bir sorun var...

Sorun Anayasanın 38. Maddesinin 1. Fıkrasının ikinci cümlesidir.

“Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç̧ saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç̧ için konulmuş̧ olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez” biçimindeki düzenleme evrensel bir hukuk normudur.

Bu maddenin bir anayasa değişikliği ile aşılması ve geriye etkili ağırlaştırılmış ceza yani idam cezası getirilmesi bu kez Anayasanın da üzerinde bulunan AİHS’in 6. Maddesindeki Adil Yargılanma Hakkının ihlali sayılacak...

Bu maddeyi ihlal etmek hem Çağdaş Hukuk düzenine sahip ülkelerden giderek kopmamıza ve hem de AB dışına savrulmamıza neden olacaktır.

Bu satırların yazarı AB’ye zaten karşıdır. Tam bağımsız bir Türkiye kurulmasından yanadır.

Ama AB’ye girmeyi kendisine hedef edinmiş bir Siyasi Partinin yıllardır beslediği ve büyüttüğü bir hedefi bir anda terk etmesi inandırıcı gelmemektedir.

O zaman olayın sıcaklığı ile oluşan bu talepler zaman içinde giderek azalır ve bir soğuma meydana gelir düşüncesi ile sorunu bilinmeyen bir tarihe ertelemek yani atiye bırakmak bana doğru da gelmemektedir.

Ya çağdaş hukuk ya size özgü hukuk...

Ya Hukuk Devleti ya guguk da olur devleti...

Ama biz sonuna kadar hukukta kalınmasından yana oluruz.

Av. Celal Ülgen

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim