• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -1 °C

Av. Demiröz'den Erdoğan'a: Başsavcı mısın, Yargıç mısın?

Av. Demiröz'den Erdoğan'a: Başsavcı mısın, Yargıç mısın?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın özgür medyayı hedef alan operasyonların ardından, "Belki onunla beraber başka alınan da olacaktır, olabilir." şeklindeki ifadelerine yönelik tepkiler sürüyor.

Barosu Başkanı Av. Ekrem Demiröz, "Operasyonlar sonrası ‘yeniden alınanlar olabilir’ diyor. Bu o kadar tehlikeli bir tavır ki: Başsavcı mı, adaletten sorumlu yetkili bir yargı mensubu mu, yoksa sulh ceza hakimi mi? Yani bir cumhurbaşkanının yapılacak operasyonlar, gözaltına alınmalara yönelik sözleri uygun değil. Artık yargının DNA’sı ile bu kadar uğraşılmasın." dedi. 

'KENDİ LEHLERİNE KARARLARA ‘BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ YARGI', ALEYHTEKİLER HAŞHAŞİ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yargıya yönelik talimat olarak algılanan açıklamalarına tepki gösteren Baro Başkanı Av. Demiröz, şunları kaydetti: "Bu ilk değil ki. Geriye dönüp bakın, o kadar çok örneği var ki; zaten bugün yargının itibarsızlaştırmasının ve yargıya güven kaybının sadece o yapılanmaya müdahaleler kadar siyasi dille yargı üzerinde konuşma var. Hatırlayın; ‘Cadı avı başlatacağız, devlet koridorlarını çetelerden temizledik sıra adliye koridorlarındaki çetelere geldi, inlerine gireceğiz’ dedi. Bunlar hukuk dili değil kaba bir siyaset dili. Sonra ‘Nerede bu hakim ve savcılar’ dedi. Kendi lehlerine kararlar olduğu zaman, ‘Bağımsız ve tarafsız yargı, kimse bunun üzerinde konuşamaz’ diyor. Aleyhe olanlar da ağır sözlerle, ‘haşhaşi’ ve benzer suçlamalarda bulunuyor."

'YARGININ DNA’SI İLE BU KADAR UĞRAŞILMASIN'

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın benzer açıklamaları sürekli yaptığına dikkat çeken Baro Başkanı Av. Ekrem Demiröz, “Biz buna alışığız. Cemaat medyasına yönelik operasyonlar sonrası ‘yeniden alınanlar olabilir’ diyor. Bu o kadar tehlikeli bir tavır ki: Başsavcı mı, adaletten sorumlu yetkili bir yargı mensubu mu, yoksa sulh ceza hakimi mi? Yani bir cumhurbaşkanının yapılacak operasyonlar, gözaltına alınmalara yönelik sözleri uygun değil. Belki yarın, ‘Filan kişiler mahkum olmalı’ diyecek. O zaman ne olacak? Yargının bu hale getirilmesindeki sebepleri ısrarla görmezlikten gelerek bu tavra devam edilmesinin bu ülke için son derece kaygı verici bir durum yarattığının görmeleri gerekir. Bir cumhurbaşkanına bu yakışmaz, yakışmamalı. Operasyonların haklılığı vurgulamak ve bunun devam edeceğini, yeni göz altıların olabilir demek. Yeni gözaltılar var. O zaman öyle veya değil belki de gerçekten yargı görevini yapabilir ama; cumhurbaşkanının bu sözünden sonra yargının talimat gibi algıladığını ve yeni tutuklamalara ve göz altılara yöneleceğini düşüneceğim. Halk da böyle düşünüyor. Artık yargının DNA’sı ile bu kadar uğraşılmasın. Sadece bu mu? Yargıtay ve Danıştay’ın daire sayıları artırıldı. HSYK ile yeni düzenlemeler olacağına yönelik duyumlar alıyoruz. Yani artık Türkiye’nin demokratik düzeni için tehdit edici ve çok kötü sonuçlar yaratıcı nitelikler kazanmaya başladı. Ben, sayın cumhurbaşkanımızdan kendi görev alanına, yetki ve sorumluluklarına dönmesini, yargının üzerinden el çekmesini. Yargının yapması gerekenleri önceden ifade etmeye kalkışmamasını diliyor ve umuyorum" diye konuştu. 

'BAKANLAR KURULUNU TOPLAMA GEREKÇESİNİ AÇIKLAMALI; OLAĞAN ÜSTÜ HAL Mİ İLAN EDİLECEK?'

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 19 ocak’ta Bakanlar Kuruluna başkanlık edeceğini açıklamasını da eleştiren Av. Demiröz, şunları söyledi: "Anayasa’nın 104’üncü maddesinde cumhurbaşkanın görev ve yetkileri düzenleniyor. ‘Gerekli görmesi halinde bakanlar kuruluna başkanlık etmek ya da kendi başkanlığı altında bir toplantıyla bakanlar kurulunu toplantıya çağırabilir’ deniliyor. Ancak maddenin ilk bölümünde ‘Cumhurbaşkanı bu yetkilerini, anayasanın ilgili maddelerince ve maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapabilir’ deniliyor. Ne kadar gerekli görse bile bunu yasanın belirlediği usullere uyarak yapması gerekiyor."

'DAVUL, BAKANLAR KURULUNUN BAŞBAKANIN BOYNUNDA AMA CUMHURBAŞKANI O DAVULU ÇALACAK'

Av. Demiröz, Anayasa’nın 120’inci maddesinin ‘Şiddet olaylarının yaygınlaşması veya kamu düzeninin ciddi anlamda bozulması durumunda olağanüstü hal ilan amacıyla cumhurbaşkanı bakanlar kurulunu toplantıya çağırabilir’ şeklinde olduğunu hatırlattı.

Av. Ekrem Demiröz şöyle devam etti:

"Yasa belli, bakanlar kurulunun hiçbir şekilde cumhurbaşkanına sorumluluğunu içeren tek madde yok. Başbakana doğrudan bağlıdır, idare sorumluluk düzeyinde başbakana bağlıdır. Cumhurbaşkanının gerekli görmesinin sebebini kamuoyunun bilmesi lazım. Birçok olaylar oldu, Kobani olayları, Şırnak, Hakkari ve Silopi’de bir takım olaylar oldu. Neden Bakanlar Kurulunu topluyor? Gerçekten hafife alır gibi baksalar bile, başbakanımız o olayların abartıldığını ifade etmişti. Acaba ciddi bir durum mu var. Yani 120’inci maddeye dayalı olağanüstü hal ilanı için mi cumhurbaşkanı bakanlar kurulunu toplantıya çağırıyor. Özetle, parlamenter sistemin bir özelliği var, cumhurbaşkanı sorumsuzdur. Vatanı ihanet suçlamasında da Meclisin üçte birinin teklifi, dörtte üçünün çoğunluğuyla yargılanabilir. Davul tokmak meselesi. Davul Bakanlar Kurulunun Başbakanın boynunda olacak, ama toplantıda Cumhurbaşkanı o davulu çalacak, bir defa bu işin doğasına aykırı. Bu yüzden zannediyorum başkanlık ya da yarı başkanlık sistemine duyulan özlem ve talebin giderek kamuoyunda kabul görmesi giderek bu işe alıştırılması yönünde bir girişim olduğunu düşünüyorum. Aksi halde cumhurbaşkanının açıklama yapması lazım; neden bakanlar kuruluna başkanlık edecek? Bu açıklanmıyorsa ben de vatandaş olarak kaygı duyuyorum, üzülerek söylüyorum bu kadar ters mantıkla karşılaşmakla. Sayın cumhurbaşkanı ‘Cumhurbaşkanını kimse vesayet altına alamaz’ diyor, bakanlar kuruluna başkanlık edeceği yönündeki tartışmalar için. Tam tersi geçerli, sıkça arzuladığı her zaman bakalar kurulan başkanlık yapmak istemesinin tarifi şudur, cumhurbaşkanının vesayeti altına girmesidir yürütmenin. Bu açmazın ülkedeki sistemin yapılanmasına aykırı zararlar vereceği konusunda kuşkular taşıyoruz."

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim