• BIST 107.303
  • Altın 153,246
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 10 °C

Av. Hakan Lamper Kocaeli Barosu Başkanlığı'na Aday Oldu

Av. Hakan Lamper Kocaeli Barosu Başkanlığı'na Aday Oldu
Baro Başkanlığı’na aday olan Av. Hakan Lamper; “Avukatlık mesleğinin temelinde muhalefet etmek var. Ancak körü körüne muhalefet hiçbir şey kazandırmaz. Biz mesleğimizi yükseltmek, halkın adına muhalefet etmek için göreve talibiz” dedi.

Baro başkanlığına aday olan Av. Hakan Lamper Kocaeli Manşet gazetesine çeşitli değerlendirmelerde bulundu. Lamper açıklamalarına eğitim ve meslek yaşantısından bahsederek başladı. Lamper; “1965 yılında Bilecik’in Bozhöyük ilçesinde doğdum. İlk ve ortaokulu Derince’de, liseyi ise Eskişehir’de okudum. Hukuk eğitimimi İstanbul Üniversitesi’nde tamamladım. 1992 yılında üniversiteden mezun oldum ve askerlik sonrasında Kocaeli’de avukatlık yapmaya başladım. Yaklaşık 20 yıldır Kocaeli Barosu’na kayıtlı avukat olarak çalışıyorum. Kocaeli Barosu’nda komisyonlarda, yönetimde görev aldım. Bir dönem başkan vekilliği yaptım” dedi.
 
SOSYAL TESİS ÖNEMLİ PROJE

Baro Başkanı Tamer Solakoğlu’nu başarılı bulduğunu da ifade eden Lamper; “Tamer Bey’in dönemi başarılı bir dönemdi. Öncelikle onun hakkını teslim etmek gerekiyor. Tamer Bey’in ikinci döneminde yapmak istediği en önemli projelerden biri avukatlar için bir sosyal tesis inşa etmekti. Fakat bütün çalışmalara rağmen yaşanan aksilikler sebebiyle bu proje hayata geçirilemedi. Bu projeye ben de çok önem veriyorum. Umarım bunu hayata geçirmek bana nasip olur. Bütün avukatların, adliye dışında bir araya gelebilmesi, sosyal hayatı bir nebze de olsa paylaşabilmesini dilerim. Ortak dünya görüşü ve ortak bir mesleği olan insanların kendilerine ait bir tesisi olması oldukça önemli” ifadelerini kullandı.
 
KENT MERKEZİNDE OLMALI

Kocaeli Adliyesi’nin yetersiz kaldığını da ifade eden Lamper şöyle konuştu; “Kocaeli Adliyesi’nin taşınması konusuna sürekli kafa yoruyorum. Seçim öncesinde İbrahim Karaosmanoğlu baroyu ziyaret ettiğinde kendisine de ifade ettim. Genellikle adliye binaları inşa edileceği yahut taşınacağı zaman baroların fikirleri alınmıyor. Çünkü adliyede görev yapan hakim ve savcılar adliye nerede olursa olsun servise biniyor ve gidiyor. Herhangi bir ulaşım sorunu yaşamıyorlar. Onlar için adliyenin nerede olduğunun hiçbir önemi yok. Fakat adliyeye sadece hakim ve savcıların değil halkın da kolay ulaşabilmesi lazım. Bizler avukatlar olarak halkın temsilcileriyiz. Avukatları bu denli ilgilendiren bir durumda baronun fikrini almamak büyük hatadır. Bilinmelidir ki dünyanın birçok yerinde adliyeler kent merkezlerindedir.

GÖLKENT KARARI YANLIŞ

Bu sebeple Gölkent kararı yanlıştır. Gölkent kararı verilse bile onun hayata geçmesi 8-10 yıllık bir süreç olacak. Bu durumda başka alternatifler düşünülmeli. Kavakçılık’ın olduğu alan da olabilir, adliyenin şimdi bulunduğu alan da olabilir. Ben en çok mevcut yerin değerlendirilmesinden yanayım. Neden? Çünkü adliye buraya taşınınca birçok meslektaşımız buradan gayrimenkul olarak ofislerini adliye çevresine taşıdı. Bana sorarsanız eski SEDAŞ binasının bulunduğu alan ve adliye yanında yer alan park birleştirilerek adliyenin kapasitesi iki katına çıkarılabilir. Bu kimseyi mağdur etmeyecek bir çözüm olabilir.”
 
BÜTÜN AVUKATLARI TEMSİL EDEBİLMELİ

Seçim sürecinde izleyeceği yolu anlatan, yönetim anlayışından da bahseden başkan adayı Hakan Lamper şu ifadeleri kullandı; “Baro seçimlerinde siyasi görüş çok fazla ön plana çıkmamalı. Başkan adayı bütün avukatları temsil edebilmeli. Benim için işin hukuki kısmı, mesleki sorunlarımız ön planda. Ben baroyu bir makam mevki olarak, bir kürsü olarak değil meslek sorunlarının çözümünde önemli bir örgüt olarak görüyorum. Kimileri baro başkanlığını bir basamak olarak, siyasi hedefleri varmak adına bir aşama olarak görebilir, ben böyle bakmıyorum. Tek derdim meslektaşlarım adına olumlu işler yapabilmek ve savunmayı yüceltebilmek.
 
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

Dilerim centilmence bir yarış olur. Kazanan Kocaeli Barosu olacaktır. Genel kurul bu yönde karar verecektir. Biz yıllardır Kocaeli Barosu’nda dostlarımızı seçerken hangi partiye oy verdiklerine, hangi partide siyaset yaptıklarına göre değil, iyi insan olmalarına göre davrandık. Arkadaşlık, dostluk, adamlık unsurlarında bir araya geldik. Bu sebeple belli siyasi görüşler için değil, bütün siyasi görüşleri kapsayarak hukuku ve hukukun üstünlüğünü ön planda tutarak meslektaşlarım için çalışacağımı söyleyebilirim.
 
MUHALEFET MESLEĞİ

Barolar yapı itibari ile muhalif kurumlardır. Avukatlık bir muhalefet mesleğidir. Yargı, sav, savunma ve karar üçgeninden oluşuyorsa avukat burada halkı temsil eder, yargı sürecine halkı katar. Dolayısı ile diğer taraf her türlü iktidarı temsil ederken halkın temsilcisi olan avukatların ve baroların muhalif olmaması düşünülemez. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Birçok ülkede devrim süreci avukatların öncülüğünde başlamıştır aslında. Biz ayakları yere basan bir muhalefeti benimseriz ancak sırf muhalefet etmek için hareket etmek bize göre olmaz.”
 
YARGIYA MÜDAHALE KABUL EDİLEMEZ

Avukatlık mesleğinin sorunlarından ve hukuk sisteminin içinde bulunduğu durumdan da bahseden Hakan Lamper, hazırlanan Avukatlık Yasa Tasarı’nda hatalar olduğunu söyledi. Lamper açıklamalarını şu ifadelerle sonlandırdı; “Bizim için esas olan yargının bağımsız olmasıdır. Bunun için barolar mücadele etmelidir. Kim olursa olsun yargıya müdahale ederek nasıl karar verileceğini söyleyemez. Siyasi görüşü ne olursa olsun her hukukçu bu konuda fikir birliğine varmalıdır. Ben bu fikir birliğine varılabileceğini düşünüyorum.
 
HER YIL 100 AVUKAT

Mesleğimiz her geçen gün ivme kaybediyor. Bunun çeşitli sebepleri var. Bunlardan en önemlisi çok sayıda hukuk fakültesinin açılması. Bakın direkt avukat sayısı fazla demiyorum. Çok fazla hukuk fakültesi açıldı ve bu da verilen eğitimin kalitesini düşürdü. Açılması en kolay fakülte hukuk fakültesi. Ne laboratuara ihtiyacınız var ne başka bir şeye. Düşünün ben mesleğe başladığımda beş adet fakülte vardı, şu anda yüzü aşkın hukuk fakültesi var. Kocaeli Barosu’na her sene yaklaşık yüz avukat katılıyor. Bugün itibari ile yüz elli stajyerimiz var. Aslına bakarsanız dünyadaki gelişmiş ülkelerdeki avukat sayısı bizden çok daha fazla ama sistemleri buna uyumlu.

DÜŞÜK ÜCRET

Mesela Almanya’da bizim iki katımız avukat var ancak onların yapacakları işleri de var. Geçimlerini sağlayabiliyorlar. Bizde avukat sayısı ile iş aynı oranda artmadığından bir takım sıkıntılar baş gösteriyor. Mesela yeni büro açan meslektaşlarımız geçim sıkıntısı çekiyor. Kolay büro açılamıyor artık. Genellikle mevcut avukatların yanında çalışmak zorunda kalıyor mesleğe yeni başlayanlar ve çok düşük ücretler alıyorlar. Bin liraya çalışan genç avukat arkadaşlarımız var. Sektörde eskiden beri gelen bir sıkıntı da tekelleşme. İsim yapan avukatlar çok büyük işler yaparken mesleğe yeni başlayan avukatlar neredeyse dosya bulamıyor.

YASA DEĞİŞMELİ

Bu konuda olumsuzluklara sebep olacak bir yasa tasarısı gündemde. Eğer bu tasarı yasalaşırsa avukatlar şube açabilecek. Düşünebiliyor musunuz İstanbul’dan Ankara’dan büyük avukatlık bürolarının burada şube açtığını? Zaten iş yapamayan yüzlerce avukat arkadaşlarımızın işleri tamamen duracak. Bu konuda barolar tavır almalı. Evet, Avukatlık Yasası’nda birçok değişiklik yapılmalı ancak bunlar masa başında değil, baroların ortak görüşü alınarak asgari müştereklerde anlaşma sağlanarak yapılmalı.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim