• BIST 98.314
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C

AVRUPA BİRLİĞİ ANAYASASININ TEMEL PRENSİP VE İLKELERİ

Av. Kurtuluş AYBİRDİ

Bu yazıda, Avrupa Birliğini oluşturan ve üye ülkelerin tamamı açısından bağlayıcı nitelikte olan, Avrupa Birliği Anayasası hakkında bilgi verilmektedir. Birliğe tabi tüm ülkeler için bağlayıcı olan ve uyulması zorunlu olan bu temel ilkeler nelerdir, Birliğe tabi ülkelerin aynı zamanda kendi iç hukuk sistemleri açısından da önemle dikkate almaları gereken temel ilkeler nelerdir.

Avrupa Birliğinin temel kuruluş amacı ve işlevi, üye devletler arasında ortak bir gelecek kurmaktır. Bu amaca ulaşmak için yetki devri yani birliğe tabi ülkelerin bir kısım hukuki yetkilerini birliğe devretmeleri durumu vardır. Birliğe Üye devletler, anayasa ile belirlenen sınırlar içinde, ulusal yetkilerinden bir kısmını Birliğe devredecektir. 

Birliğin amaçları 3. maddede oldukça detaylı bir şekilde ortaya konmuştur. Bunları kısaca ele alacak olursak şöyle sıralayabiliriz, üye ülkeler arasında barış, ulusların refahı, serbest rekabetin olduğu tek bir pazar,  iç sınırların kaldırılması, istikrarlı bir şekilde ekonomik büyüme, sosyal piyasa ekonomisine dayalı sürdürülebilir bir kalkınma, dayanışma, kültür ve dilde çeşitlilik, diğer ülkelerle ilişkiler, bilimsel ve teknolojik ilerlemeyi teşvik, uluslararası hukuka saygı ile özgürlük, güvenlik ve adalet alanının meydana getirilmesidir.

Birlik; insan onuruna saygı, özgürlük, demokrasi, eşitlik, hukuk devleti ve azınlıklara mensup kişilerin haklarını da içeren insan haklarına saygı değerleri üzerine kurulmuştur. 2. maddede belirtilen bu değerler sıralamasında “insan onuru” başta gelmektedir. Diğer değerler ise çağdaş bir yaşamın olmazsa olmaz koşullarıdır. Eğer bir üye devlet, AB temel değerlerini ciddi şekilde ihlâl ederse, diğer üye devletler nitelikli çoğunluk ile üyeliği askıya alma kararı alabileceklerdir. 

Ulusal kimliğe saygı ilkesi: Birliğin, üye devletlerin ulusal kimliklerine saygı göstermek zorunda olduğu, Anayasa ile güvence altına alınmıştır. 

Yasal işbirliği ilkesi: Birlik üyesi ülkeler, ulusal planda yasal düzenlemeler yaparken, daima üyesi oldukları Birliğin, Anayasa ile üstlendiği yetkileri göz önünde bulunduracaklar ve Birlik ilkeleri ile uyumsuzluk gösterecek düzenlemelerden kaçınacaklardır.

İki farklı kategoride hukuk ilişkisi söz konusu: 1. grupta, Birlik Anayasası hükümleri ile Birlik kurumlarınca kabul edilen kararlar, 2. grupta da Birlik üyesi devletlerin ulusal hukuku yer almaktadır. İşte bu iki kategori hukuk sistemi arasında bir çatışma söz konusu olduğunda öncelik ve üstünlük birinci gruptaki hukuk sistemine aittir. Yani AB Anayasası, ulusal yasaların üzerinde olacaktır.

AB’nin temel inancı “farklılık içinde birliktelik” olarak ifade edilmektedir. Birliğin sembolleri ise: birliğin bayrağı, milli marşı, para birimi ve günü (9 Mayıs) olarak sıralanmaktadır.

Birliğe üye devletlerin vatandaşları aynı zamanda bir üst kimliğe sahiptirler: Bu üst kimlik, “Avrupa vatandaşlığı”dır. Bir Avrupa vatandaşı, Avrupa Parlamentosu nezdinde dilekçe hakkını kullanabilecektir. 

Bu anayasada, başta din ve vicdan özgürlüğü olmak üzere, medenî ve siyasî haklar geniş biçimde yer almaktadır. Kültürel, dilsel ve dinî çoğulculuk da temel haklar içinde düzenlenmiş bulunmaktadır. 

İşçilerin sosyal güvenlik hakkı, çevrenin korunması ve kişilerin onların yararını gözetecek bir yönetim altında yaşama hakkı da bu anayasayla düzenlenmiş hükümler arasındadır. 
Bu anayasa AB'ye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olma yetkisi vermektedir. Bu yetkilendirme aynı anda iki mesaj vermiş olmaktadır: Birincisi, AB'nin bir uluslararası hukuk kişisi olarak sahip olduğu hak ve yetkilerin (ve tabii sorumlulukların) genişlediği ifade edilmiş olmaktadır; ikincisi, AB, insan haklarına verdiği önemi bir kez daha teyit etmiş olmaktadır. 

Yetkilendirme ilkesi: Birlik, Üye Devletler tarafından Anayasa'da belirtilen hedeflere ulaşmak için, Anayasa'da kendisine verilen yetkilerin sınırları dâhilinde hareket eder. Anayasa ile Birliğe verilmemiş yetkiler Üye Devletlere aittir.

İkincillik (Subsidiarite) ilkesi: Birlik, ikincillik ilkesi gereğince, Birliğin münhasıran yetkisi içinde bulunmayan alanlarda, öngörülen faaliyetin hedeflerine Üye Devletler tarafından merkezi, bölgesel veya yerel düzeyde ulaşılamaması, ancak bu hedefler Birlik düzeyinde ulaşılmasının daha iyi olacağının anlaşılması halinde, birlik buna müdahale eder.

Oransallık ilkesi kapsamında, Birlik faaliyetinin kapsamı ve biçimi, Anayasa'da belirtilen hedeflere ulaşmak için gerekli olanları aşmaz.

Birliğin tek yetkili olduğu konular: Gümrük Birliği, iç pazarın işleyişi için gerekli olan rekabet kurallarının oluşturulması, Euro para birimini benimseyen Üye Devletler için para politikası, ortak balıkçılık politikası kapsamında denizlerdeki biyolojik kaynakların korunması ve ortak ticaret politikası alanlarıdır. Üye devletlerin bu alanlarda karar alma yetkisi yoktur.

Savunma, dış politika, vergi, yeni üyelerin kabulü ve göç konuları yine eskiden olduğu gibi oybirliği esasına göre düzenlenmektedir. Başka bir deyişle, üye ülkelerin her birinin bu konularda veto hakkı devam etmektedir. 

Ne var ki, daha önce Bakanlar Konseyi bünyesinde oybirliği kararı gerektiren yirmi kadar konu bundan böyle nitelikli oy çokluğuyla karara bağlanacaktır. Bunun anlamı açıktır: Avrupa Anayasası üye devletlerin egemenlik alanını biraz daha daraltmaktadır. 
AB kurumsal bir yapıya sahiptir ve Avrupa Anayasasında bu kurumlar: Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi, Bakanlar Konseyi, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği Adalet Divanı olarak sıralanmıştır.

Bu Anayasa ile AB'nin sahip olduğu tüzel kişilik daha fazla güçlendirilmiş ve etkinleştirilmiştir. AB'nin sahip olduğu birçok yetki, adeta bir devlet gibi tescillenmiş olmaktadır. Zaten, bu anayasayla, görev süresi iki buçuk yıl olacak bir Avrupa Konseyi Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı makamlarının ihdas edilmiş olması, bunun bir göstergesidir. Önceden belirlenmiş sınırlar içinde yetki kullanacak olan bu iki makam, AB adına hareket edecektir. 

Her üye ülkenin sırayla yürüttüğü altı aylık dönem başkanlığı yerine, Dönem Başkanı Avrupa Konseyi tarafından 2,5 yıllığına 'nitelikli çoğunluk' esasına göre seçilecek. Yönetimde ciddi hata yapılırsa dönem başkanının görevine son verilebilecek. Üye ülkelerin dışişleri bakanlarından biri, AB'nin 'Dışişleri Bakanı' pozisyonuna atanacak. Birlik Dışişleri Bakanı, Birliğin ortak dış ve güvenlik politikasını yürütecektir. Euro Kuşağı Maliye Bakanları Konseyi'nin başkanı da 2,5 yılda bir değişecektir.

AB ölçeğinde görev yapacak olan bir Avrupa Başsavcılığı makamının oluşturulmuş olması da, AB'nin uluslararası hukuk kişiliğini güçlendirme yönündeki eğilime işaret etmektedir. 
Avrupa Anayasası, Avrupa Konseyini Birliğin merkezinde “siyasi bir hükümet” haline getirmiştir. Avrupa Konseyi yılda dört kere toplanacaktır. 

Anayasa, AB’nin daha demokratik bir yapıya sahip olabilmesi için Avrupa Parlamentosu’nun gücünü artırıyor. Böylece, Parlamento’nun üye devletler ile ortak yasama yapacağı alanlar neredeyse iki katına çıkıyor. Parlamento üye sayısı 750 ile sınırlandırıldı. Hiç bir üye devlet 96 koltuktan fazla veya 6 koltuktan az koltuğa sahip olamayacak. 

Avrupa yasaları ve Avrupa çerçeve yasaları yasama faaliyetleri olup, Komisyon'un önerileri temel alınarak, Avrupa Parlamentosu ve Konsey tarafından ortaklaşa kabul edilir. Avrupa tüzükleri, kararları ve tavsiyeleri Yasama dışı faaliyetleridir.

Nitelikli çoğunluk: En az 15 Konsey üyesini içeren ve Konsey üyelerinin en az % 55'ine eşit olan ve Birlik nüfusunun en az % 65'ini oluşturan çoğunluktur. Nitelikli çoğunluğun gerçekleşmemesi için, bloke edici azınlık, en az dört Konsey üyesinin oyunu almalıdır.

Avrupa Birliği, Üye Devletler arasında müşterek siyasi dayanışmaya, genel çıkar konusu olan hususların belirlenmesine ve Üye Devletlerin faaliyetlerinin daima artan bir biçimde aynı noktaya doğru yönelmesini sağlamaya dayanan, ortak bir dış ve güvenlik politikası yürütür. Bu ortak dış ve güvenlik politikası, Birlik Dışişleri Bakanı ile Üye Devletler tarafından ulusal ve Birlik kaynakları kullanılarak uygulanır. 

Anayasa ile üye devletlerin savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğini güçlendirmek ve üye devletlerin operasyonel kabiliyetini artırmak amacıyla bir Avrupa Savunma Ajansı kurulmuştur. Bu, Avrupa Ordusu'nun kurulması sürecinde önemli bir adım sayılmalıdır. Herhangi bir AB ülkesine silahlı bir saldırı olması halinde, diğer üye devletler BM Kurucu Antlaşması’nın 51. maddesinde düzenlenen "müşterek meşru müdafaa hakkı" çerçevesinde saldırgana karşı, askerî güç kullanımı da dahil olmak üzere her türlü tedbiri alabilecektir. Bu madde, Avrupa'nın bir "ortak güvenlik alanı" oluşturma iradesinin bir yansımasıdır. 

Demokratik eşitlik ilkesi: Birlik, bütün faaliyetlerinde vatandaşların eşitliği ilkesine uyar. Herkes, Birliğin kurumları, organları, ofisleri ve dairelerinden eşit ölçüde ilgi görür.

Temsili demokrasi ilkesi: Birliğin çalışması, temsili demokrasi ilkesi üzerine kurulmuştur. Vatandaşlar, Avrupa Parlamentosu'nda doğrudan temsil edilirler. Üye Devletler, kendi vatandaşları tarafından seçilen ve ulusal Parlamentolara karşı sorumlu olan kendi hükümetleri tarafından Avrupa Konseyi'nde temsil edilirler.

Katılımcı demokrasi ilkesi: Birlik Kurumları, uygun yollarla vatandaşlara ve temsilci derneklere, Birlik faaliyetlerinin tüm alanlarında kendi görüşlerini bildirme ve açıkça tartışma fırsatını tanırlar.

Açıklık ilkesi: İyi yönetimi teşvik etmek ve sivil toplumun katılımını sağlamak amacıyla, Birlik kurumları, organları, ofisleri ve daireleri, açıklık ilkesine en uygun şekilde çalışmalarını gerçekleştirirler.

Birlik, Üye Devletlerde bulunan kiliselerin ve dini örgütlerin veya toplulukların ulusal yasa çerçevesindeki statülerine saygı gösterir ve ihlal etmez. Birlik, felsefi ve dini cemaatlerin statülerine karşı eşit ölçüde saygılıdır. Bu kiliselerin ve örgütlerin kimliklerinin ve özel katkılarının farkında olan Birlik, bunlarla açık, şeffaf ve düzenli diyalogunu sürdürür.

Anayasanın ikinci bölümünün giriş kısmında şu ilke ve değerler açıkça dile getirilmiştir: Üye devletler arasında sıkı bir işbirliği ile barış dolu bir geleceği paylaşmak temel amaçtır. Birliğin iki temel ilkesi; demokrasi ve hukuk devletidir. Birlik üye devletlerin kültürel ve geleneksel farklılıklarına ve kamusal yapılanmalarına saygı gösterecek, ayrıca bu değerlerin korunmasına ve geliştirilmesine katkıda bulunacaktır. Kişilerin, malların, hizmetlerin ve sermayenin birlik içinde serbest dolaşımı özgürlüğünü sağlayacaktır.

Anayasa, birçok uluslararası sözleşmelere gönderme yaparak, temel hak ve özgürlüklere ilişkin anlaşma hükümlerinin Avrupa Birliği’nce de geçerliliği teyit edilmektedir.

Birlik yasaları ile ulusal yasalar ve uygulamalara uygun olarak, herkes işyeri kurma ve işletme özgürlüğüne sahiptir. Ki bu özgürlük türü, bundan önceki uluslararası düzenlemelerde açıkça yer almamıştır. AB anayasası giderek temel hak ve özgürlükler alanını genişletme yolundadır.

Tüm Birlik vatandaşları, ikamet ettikleri Aday Ülkelerde, o Ülkenin yurttaşlarıyla aynı koşullar altında, Belediye seçimlerinde oy verme ve aday olma hakkına sahiptir.
Ayrımcılık yapmama ilkesi: Birlik; cinsiyet, ırk veya etnik köken, din, inanç, özgürlük, yaş veya cinsel tercihe dayalı ayrımcılığa karşı savaşmayı amaçlar.

Anayasa ile AB’nin kültürel (”Hıristiyan kulübü”) değil, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkeleri üzerinde yükselen bir birlik olduğu teyit oluyor. 
Bu anayasaya göre, isteyen üye devlet üyelikten ayrılma hakkına sahip olacaktır. Fakat ayrılma prosedürü tahmin edileceği gibi epey karmaşıktır. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim