• BIST 107.700
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 26 °C

"Avrupa Birliği, Mülteciler Konusunda Çifte Standart Uyguluyor"

"Avrupa Birliği, Mülteciler Konusunda Çifte Standart Uyguluyor"
İzmir Barosu ve İzmir'de bulunan 5 Hukuk Fakültesi'nin organizasyonluğunda düzenlenen Uluslararası Göç ve Mülteci Sempozyumu sonrası İzmir Barosu Başkanı Av. Aydın Özcan ile konuştuk.

Röportaj: Mehmet AYSAN / BAROTÜRK

Sayın Başkanım, çok önemli bir organizasyona ev sahipliği yapıyorsunuz. Yurtdışından katılımcılar var. İki gündür çok önemli konular tartışılıyor. Genel olarak bize bir organizasyonu, toplantıyı değerlendirir misiniz?

Evet yani İzmir'de bir ilki gerçekleştiriyoruz. 5 Hukuk Fakültesi ve Baro biraraya geldi. Bu İzmir'de bugüne kadar olmayan bir durumdu ve dünyanın gündeminde olan, Türkiye'nin daha da çok gündeminde olan göç ve iltica konusunu masaya yatırdık ve biz bu projeyi konuştuğumuzda, tabi bu Avrupa Birliği ile anlaşmalar falan gündemde değildi. Bu anlaşmanın da olması gördüğünüz gibi konuşmacılar, yabancı konuklar ve yerli konuşmacılar bu durumu, son geri kabul anlaşmasını değerlendiriyorlar ve olayın değişik sebeplerini de masaya yatırıyorlar. Bu anlamda güzel fikirlerin, karşılıklı tartışmaların meydana gelmesi güzel oluyor ve bu anlamda değerlendirirsek, göç ve iltica konusunda insanların yaşamış olduğu dramı, dramın ortaya konulması ve özellikle bu geri kabul anlaşmasının uluslararası hukuka uygun olup olmadığı, bunlar tartışılıyor. Bu anlamda çok güzel bir çalışma olduğunu düşünüyorum ve sonuç itibariyle bu semineri, kitap haline getirip başta meslektaşlarımız olmak üzere, kamuoyuna dağıtarak değişik görüşlerin okunarak da yayılması anlamında bir katkımız olacak.

aydin1-(640-x-360).jpg

Uluslararası insan hakları örgütleri de, Türkiye'deki insan hakları örgütleri de bu geri kabul anlaşmasının insan haklarına aykırı olduğunu savunuyorlar. Dünden beri benim takip edebildiğim konuşmacılar da bunun çok sağlıklı bir anlaşma olmadı üzerinde hemfikirler. Siz ne düşünüyorsunuz bir hukukçu olarak? Yani insanların oradan geri gönderilmesi, bizim bunu kabul etmemiz doğru mu?

Konuşmalar yaptık, açılış konuşmalarında. Yani hakikaten bu anlaşmanın, geri kabul anlaşmasının insanlar arasında nitelik farkı yaratılacak şekilde bir anlaşma içerdiği de ortada. Yani Yunanistan'dan alınacak geri alınacak kişiler karşılığında yine Avrupa'ya Türkiye'den kişiler gönderilecek. Bu da işte vasıflı insanların gönderileceği yönünde bir anlaşma olduğu yaygın kabul görmekte. Bunu kabul etmek mümkün değil. İnsanlar arasında,

Manavdan meyve seçer gibi

Eğitimine göre insan seçilmesi ne kadar insancıl. Yani bunu kabul etmek mümkün değil. Kaldı ki oraya giden insanlar canlarını göze alarak adalara gittiler. Birçoğu da en yakınını çocuğunu kaybetti. Karısını kaybetti. Eşini kaybetti. Karnındaki bebeğini kaybetti. Yani bin bir zorluğu göze alarak gitti oraya. Şimdi bu insanların tekrar yerine getirilmesi, bir de onun yerine bir başkasının gönderilmesi ne kadar etik. Bunu kabul etmek mümkün değil. Burada Avrupa Birliği'nin çok çifte standart uyguladığı açık. İnsan hakları, insan hakları diye diye yaptıkları tamamen farklı. Burada tamamen yani çıkar ilişkilerinin, kendisine yarayacak insanları seçerek almasını kabul etmek mümkün değil.

Şunu da belirtmek isterim, kendi isteği dışında geri gönderilen insanların mutlaka AİHM'e başvurma hakları vardır. Biz İzmir Barosu olarak bu konuda talebi olan mültecilere de destek vermeye devam edeceğiz.

Peki mesela bu serbest dolaşım, Avrupa'da Türklerin serbest dolaşımı zaten yürüyen bir süreçti. Bunun bu anlaşmaya bağlanması, bir de üzerine 3 milyar euro gibi paranın verilmesini de rüşvet olarak değerlendiriyor musunuz siz de? Yani kamuoyunda genel böyle bir eğilim var.

Tabi şimdi yani anlaşmanın yapılış tarzı ve sunuluş tarzı bunun böyle algılanmasına neden oluyor. Ama ben şuna inanıyorum. Yani 2 milyon 700 bin kişinin Türkiye'de tutuluyor olması çok büyük bir olay. Yani bunun başka bir dünyada bir örneği yok. Sadece Avrupa Birliği'nin değil bütün dünya ülkelerinin Türkiye'ye sırf bu konumu nedeniyle destek olması lazım. Yani bunun altından başka bir ülkenin kalkması mümkün değil. Bu kadar insancıl yaklaşan bir başka ülke de yok.  Bunu düşün dünyanın böyle değerlendirmesi lazım. Örneğin dün birleşmiş milletler temsilcisi vardı burada. Çok da yani benim izlenimim, çok da kaale almamışlar gibi. Yani sıradan bir olaymış gibi böyle bir algı var sanki Birleşmiş Milletler'de bile. Yani en sorumlu olan kurulun bile Türkiye kadar sorumluluk almadığı apaçık ortada. Yani bu konuşmalarına da yansıyor, yaptıklarıyla da ortada. Yani bu Türkiye'ye maddi manevi destek yapılması şart. Yani gerçekten çok büyük sıkıntılar var. İşte biz İzmir barosu olarak bu göçmen ve göç ve ilticadan ülkemizdeki mültecilere sığınmacılara her türlü hukuksal desteği veriyoruz. Yani Türkiye tek başına mücadele ediyor. İşte adliye hukuk mekanizması da tek başına. Yani bir adli yardımdan avukatın görevlendiriyor olması, insan hakları anlamında her türlü hakkını savunulması anlamında ve bunu Türk yargısı karşılıyor. Adli yardımları, işte avukatların ücretlerinden tutun da CMK ücretlerine kadar Türkiye karşılıyor. Yani çok sıkıntılı bir durum. Yapılış ve sunuluş şekli ile etik değil ama Türkiye'nin tabi ki yalnız bırakılmaması lazım. Özellikle Amerika'nın da bu anlamda, yani İşte sırf Amerika değil tüm dünya ülkelerinin bu anlamda Türkiye'nin yanında yer alması lazım ama zaten bu sorunun nasıl doğduğuna bakarsak, bu sorun yani emperyal güçlerin ortaya koyduğu bir durumla. Yani IŞİD kendiliğinden çıkmadı. Yani IŞİD'in çıkarılması, ondan sonraki gelişmeler siyasi gelişmeler, insanların kim durduk yere kendi evini terk eder? Yani bir can korkusu, namus korkusu, öldürülme korkusu, karısını kızına yapılacaklar korkusu, cinsel şiddet her şey var. Bu korkuyla insanlar doğdukları büyüdükleri yeri terk ederek, bir hayale koşuyorlar.

aydin4-(399-x-600).jpg

Siz Suriyeliler konusunda çok hassasınız İzmir Barosu olarak. Geçtiğimiz günlerde şeyde Kemeraltı'nda bir olay yaşandı. Bir çocuğu yere çarptı bir tane ve seyyar satıcı. Siz o davaya müdahil olduğunuz değil mi? Nedir oradaki durum şimdi başladı mı yargılama?

Daha başlamadı.

Daha henüz herhalde iddianame hazırlanmadı?

Hazırlanmak üzere diyelim.

Hangi suçtan yargılanacak o kişi? Küçük çocuğa şiddetle mi yargılanacak?

Evet küçük çocuğa şiddetle

Küçük çocuğa şiddet demişken, bu günlerde gündemde bu Ensar Vakfı özelinde Karaman'da gelişen ama neredeyse Türkiye'nin her tarafına sıçramış, artık her gün bir tane duyuyoruz. Gümüşhane'de orada burada. Sizin bu konuda görüşünüz nedir bir hukukçu olarak. Niye bu olaylar bu kadar son dönemde yaygınlaştı? Yoksa vardı da insanlar artık cesaret edip konuşmaya mı başladı? Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Mutlaka vardı ama şimdi ülkedeki bu vakıfların çok iyi denetlenmedikleri ortaya çıkıyor. Yani bu olaylar çıktıkça ve kanunsuz bir şekilde, ilkokul çağında olmayan çocukların bu vakıflara gitmesi dahi yasak yasalarla. Bunların denetlenmediği ortada. Bunların denetlenmesi gerekiyor. Yani bu anlamda bütün hukukçuların, özellikle Cumhuriyet savcılarının harekete geçmesi gerekiyor. Yani mağdur olan çocuklar hepimizin çocukları. Bu çocukların bu durumları yaşıyor olması, ileride bu çocukların sağlıksız birer birey olarak topluma karışacakları ve toplumun şiddet toplumu olacağını şimdiden görmemiz lazım ve hukukun şimdiden buna müdahale etmesi lazım. Hukuk ne için var, bireylerin zarar görmemesi ve ileride doğabilecek zararların önüne geçebilmek, bunlara bir ket vurmak için.

Peki İzmir'de de var mı böyle? Mesela normalde dediğiniz gibi ortaokul sona kadar, aslında sekizinci sınıfa kadar yasak öğrencilerin evde kalması.

Bu konuları tabi ki şeye sormanız lazım; Emniyet Müdürlüğü'ne, Valiye yani idareyi yönetenler biliyordur mutlaka. Bizim bilmemiz mümkün değil. Biz bilsek zaten onu suç duyurusunda bulunuruz. Müdahale etmek isteriz.

BAROTÜRK

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim