• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 3 °C

Avukatın Adliyede Olup Olmadığının Yeterince Anlaşılamaması

Avukatın Adliyede Olup Olmadığının Yeterince Anlaşılamaması
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı.

T.C.

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO. 2016/12588

KARAR NO. 2016/10999

KARAR TARİHİ. 2.5.2016

DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASI--AVUKATIN ADLİYEDE OLUP OLMADIĞININ YETERİNCE ARAŞTIRILMAMASI

6100/m.150,320/4

ÖZET : Dava, işçilik alacakları istemine ilişkindir. Tutanak, yetki belgesi ve davacı vekilinin dilekçeleri ile dosya kapsamından, davacı vekili tarafından yetkilendirilen avukatın belirlenen duruşma saatinden duruşmanın yapıldığı saate ve sonrasına kadar duruşmaya girmek üzere adliye koridorunda beklediği, o gün hakim değişikliği nedeniyle dosyaların birden fazla Mahkemeye dağıtılmasından dolayı meydana gelen karışıklık ve mübaşirin, Avukatın duruşma salonu ile ilgili sorusunu yanlış anlamasından dolayı ilgili Avukatı yanlış yönlendirmesi sonucu Avukatın yanlış duruşma salonu önünde beklemesinden ötürü duruşmaya giremediği, halbuki, adı geçen Avukatın davayı takip etmek ve duruşmaya girmek iradesiyle duruşmanın yapılacağı adliyede bulunduğu anlaşılmakta olup, yetki belgesi ile yetkilendirilen ilgili Avukatın Adliyede olup olmadığı yeterince araştırılmadan yerel Mahkemece davanın açılmamış sayılması kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile ücret, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı ve yıllık izin ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının davalı nezdinde çalışan işçi olmayıp taşeron nezdinde çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Yerel mahkeme ilk kararında, davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret ve izin alacaklarına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bu kararın davalı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 27.02.2013 tarihli ilamı ile bozulmuştur. Dairemizin bozma ilamı özetle, " 1-... davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. ...

Somut uyuşmazlıkta, davacı aylık 1.000,00 TL ücretle çalıştığını, davalı ise davacının kendi işyerlerinde çalışan işçileri olmadığını, davacının davalı şirketin müteahhidi olan ... ait işyerinin ortağı olduğunu iddia etmiştir. Dosyaya ücret bordrosu sunulmadığı ve herhangi bir emsal ücret araştırması da yapılmadığı anlaşılmakla mahkemece yukarıdaki ilke kararı doğrultusunda emsal ücret araştırması yapılması ve varılan sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken bu husususun gözetilmemesi hatalıdır.

3- Giydirilmiş brüt ücretin hesabında yemek ve yol yardımının 30 gün üzerinden hesaplandığı görülmüştür. İşçinin aylık fiili çalışma süresi saptanmadan yemek ve yol yardımının 30 gün üzerinden hesaplanıp ücrete eklenmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir." ŞEKLİNDEDİR.

Yerel mahkeme bozmaya uymuş, bozma doğrultusunda bilirkişiden ek rapor almıştır.

Ancak, 11.08.2015 tarihinde davacı vekilinin duruşmaya gelmediği ve davalı vekili de davayı takip etmek istemediğinden HMK'nun 150 ve 320/4 maddeleri gereğince yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, dosya aynı gün olan 11.08.2015 tarihinde davacı vekilince yenilenmiştir. 17.11.2015 tarihli duruşmaya taraf vekilleri katılmış ve duruşma 02.02.2016 günü saat 10.40'a bırakılmıştır.

02.02.2016 günü yapılan duruşmada ise, “Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150 ve 320/4 maddeleri gereğince, taraflarca takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına," karar verilmiştir.

Kararı davacı temyiz etmiştir.

Gerekçe:

Dosyanın incelenmesinden, 29.01.2016 tarihinde davacının asıl vekili olan Av. ...'nın UYAP sistemi üzerinden gönderdiği yetki belgesi ile ... usulüne uygun olarak yetkilendirdiği, bu yetki belgesinin 01.02.2016 tarihinde UYAP sistemi üzerinden alınarak yine bu sistemindeki dosyaya eklendiği, 02.02.2016 tarihinde ... tarafından tutulan tutanağa göre, ...'in sabah 10'dan itibaren duruşma salonunun önünde duruşma beklediğinin sabit olduğu, Hakim, Katip ve ... tarafından tutulan 02.02.2016 tarihli tutunakta, tek duruşma salonunda duruşmaları yapan ...'nun mübaşiri ...'e adı geçen Avukatı görüp görmediği ve kendisinin ne şekilde yönlendirdiği sorulduğunda, Avukatı öğleden önce duruşma salonunun dışında adliye koridorunda gördüğünü, 1.İş Mahkemesinin duruşmasının Mahemelerinin duruşma salonunda görülüp görülmeyeceğini sorduğunu, 1.İş Mahkemesinde dosyası olan Avukatların dosyaların hangi Mahkemelere dağıtıldığını ... Mahkemesi kaleminden öğrendikten sonra ilgili Hakimin odasının önünde bekleyip duruşmalarını sorduklarını, avukat hanımın duruşmanın kendi Mahkemelerinde olduğunu öğrenerek bu hususu sorduğunu zannederek duruşmanın Mahkemelerinin duruşma salonunda görüleceğini söylediğinin beyan edildiği, tutanak altına alınmış olup, her iki tutanak, yetki belgesi ve davacı vekilinin dilekçeleri ile dosya kapsamından, davacı vekili Av. ... tarafından yetkilendirilen Av. ...'in belirlenen duruşma saatinden duruşmanın yapıldığı saate ve sonrasına kadar duruşmaya girmek üzere adliye koridorunda beklediği, o gün hakim değişikliği nedeniyle dosyaların birden fazla Mahkemeye dağıtılmasından dolayı meydana gelen karışıklık ve mübaşir ...'in, Avukatın duruşma salonu ile ilgili sorusunu yanlış anlamasından dolayı ilgili Avukatı yanlış yönlendirmesi sonucu Avukatın yanlış duruşma salonu önünde beklemesinden ötürü duruşmaya giremediği, halbu ki, adı geçen Avukatın davayı takip etmek ve duruşmaya girmek iradesiyle duruşmanın yapılacağı adliyede bulunduğu anlaşılmakta olup, yetki belgesi ile yetkilendirilen ilgili Avukatın Adliyede olup olmadığı yeterince araştırılmadan yerel Mahkemece davanın açılmamış sayılması kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

www.kararara.com

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim