• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara -3 °C

Avukatlar Sendikası Başkanından Hakkında Çıkan Habere Sert Tepki!

Avukatlar Sendikası Başkanından Hakkında Çıkan Habere Sert Tepki!
Avukatlar Sendikası Başkanı Av. Sedef Ünal, dün bir gazetede hakkında çıkan habere sert tepki gösterdi. Av. Ünal haberin yaptırılma amacının farklı olduğunu belirtti.

İşte Av. Sedef Ünal tarafından yapılan yazılı açıklama;

"Sözcü Gazetesi’nin 27.12.2015 tarihli yayımında "Anadolu Adliyesi’nde tuhaf olay" başlıklı haberde, hakkımda asilsiz, karalama amaçlı ve tek taraflı bir yayın yapılmıştır. Haber yazılırken hiçbir şekilde tarafıma ulaşılmadığı gibi, haberdeki saldırgan dil ve tek taraflı karalama amacı sırıtmaktadır. Haberin sonunda yer verilen "sıra dışı fotoğraflar" kısmı ise, Sözcü Gazetesi’nin okuyucularını hayretler içinde bırakacak denli cinsiyetçi, kişiyi karalama ve kişilik haklarını ihlal etme amaçlı, yayının kasıtlı yapıldığını en açık gösteren kısmıdır.

Öncelikle, habere konu edilen tartışma bahsedildiği gibi gerçekleşmemiş olup, olayın asli su şekildedir: Birazdan içeriğinden bahsedeceğim kişisel bir şikâyetimi yapmak üzere başvurduğum Cumhuriyet Savcılığı’nda, ifademi almak yerine dilekçemden yalnızca istediği yerleri olayın özünü aktarmaksızın ifadeye yazan Savcı Hanım’a, asıl şikâyetçi olduğum cümleleri yazmasını rica ettiğimde kendisi talebimi kabul etmemiştir.

Bunun üzerine çıkartılan zaptı "söz konusu hakaret cümleleri dilekçemde açıkça belirtilmiştir" şeklinde şerh düşerek imzaladım. Şerhimi gören Savcı Hanım bana tepki göstermiş ve "bir daha siz gelirseniz ben almayacağım" vs. diyerek polemik yaratmıştır.

Kendisine görevini hatırlatmam üzerine kâtibi bana "terbiyesiz" diyerek hakaret etmiştir. Savcı Hanım’a "odanızda hakaret ediliyor suç isleniyor hem de bir meslektaşınıza, buna nasıl izin verirsiniz" dediğimde, Savcı Hanım’ın cevabı "siz benim meslektaşım değilsiniz hâkim savcılar benim meslektaşımdır" olmuştur.

Kâtibin hakaret sözcüğünü geri almasını aksi takdirde meslektaşlarımı arayarak tutanak tutacağımı söyleyince, Savcı Hanım odadan çıkmamı istemiş, talebimde ısrarlı olunca güvenlik görevlilerini çağırarak beni odadan çıkartmalarını istemiştir. Gelen güvenlik görevlileri beni gördüklerinde avukat olduğumu bildiklerinden müdahale etmek istememişler, bunun üzerine Savcı Hanim güvenlik görevlilerine bağırarak "ne duruyorsunuz atın sunu dışarı" diyerek benim de kolumdan tutmak suretiyle aynı zamanda vücut dokunulmazlığımı ihlal etmiştir. Sert emri alan görevlilerce, eşyalarımı dahi almama izin verilmeden bir Cumhuriyet Savcısı’nın odasından bir teröristmişim gibi zorla çıkartıldım.

Hatta koridorda savcı kâtibi üzerime yürüme cüretinde dahi bulunmuş, kimi güvenlik görevlilerince zor zapt edilmiştir. Koridorda bulunan bir yargıç da olayın bir kısmına şahittir. Hiçbir şekilde kimsenin üzerine 

Yürümediğim gibi kimseye de hakaretim söz konusu değildir. Hukukun ve görevinin anlamını kavrayamamış kimi kamu görevlilerince yapılan bu tür muamelelere sıklıkla muhatap olan, adliyelerin üvey evlatları olarak görülen avukat meslektaşlarım, hayatın olağan akısında olayın anlattığım gibi gerçekleştiğini tahmin etmekte zorlanmayacaklardır. Olay tamamen bu şekilde gerçekleşmiş olup, görevli Savcıyı HSYK’ya, kâtibi de Savcılığa şikâyetim üzerine, hakkımda gerçeğe aykırı tutanak tutulmuş ve olay baştan aşağı değiştirilerek bana suç atfedilmeye çalışılmıştır. 

Benim  şikâyetim üzerine söz konusu kâtip hakkında İstanbul Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştır. Benimle ilgili açılan davadan ise yayınla birlikte haberdar oldum.

Burada çok önemli bir nokta da şudur ki, adliyedeki tartışmada söylediğim iddia olunan; "Metin Feyzioğlu’na sizi şikâyet edeceğim" şeklindeki asla söylemediğim gülünç ve akıllara ziyan bir cümle, tutulan tutanağa gerçek dışı olarak yazılmıştır. Bunun sebebi ise, Savcı ile kâtibin görevi kötüye kullanarak yaptığım kişisel şikâyete bakarak hakkımda bu şekilde gerçekdışı tutanak tutmalarıdır.

Yaptıkları hukuka aykırı eylemlere itiraz etmem üzerine hakarete uğramam, vücut dokunulmazlığımın ihlal edilmesi ve bunu şikâyet etmem üzerine, görevli savcı ve kâtibi tarafından hakkımda bu şekilde gerçekdışı tutanak tutulup, yaptığım şikâyete bakarak gülünç eklemeler de yapılıp dava açtırılmıştır.

Kim hangi amaçla yönlendirirse yönlendirsin, gazeteci gerçeği araştırmak ve objektif şekilde haber yapmak zorundadır. Acılan karşılıklı davalardan birinin habere konu edilirken diğerinden bahsedilmemesi, iddianame hazırlanmasıyla masumiyet karinesi ortadan kalkıyormuş gibi olayın gerçek dişi şekilde ve saldırgan bir dille aktarılması, olayla alakasız şekilde fotoğraflarımın izinsiz bicimde kullanılıp bir de "sıra dışı fotoğrafları ise ayrı bir dava konusu olmuştu" denilerek haberle bağlantısız hem de mağduru olduğum bir davanın çarpıtılarak sunulması, kadınlığım üzerinden aşağılama ve karalama yapılmaya çalışılması, en hafif tabirle gazetecilik ilke ve değerlerinin çiğnenmesidir, kişilik hakki ihlalidir.

Basınımızın gerçekdışı yayınlarla magazinsel haberler peşinde kötü emellere alet olmaktan vazgeçip, başta hukukçuların sorunları olmak üzere halkın sorunlarını ve gerçekleri yazması dileğimizdir."

BAROTÜRK

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim