• BIST 82.779
  • Altın 147,178
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 0 °C

Avukatlık Ücretini Ödememek İçin Mahkeme Dışında Sulh Olmak

Avukatlık Ücretini Ödememek İçin Mahkeme Dışında Sulh Olmak
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararı.

YARGITAY 13. Hukuk Dairesi

2015/2867 E.

2016/8817 K.

Davacı; davalı şirkette veteriner hekim olarak çalışan davalılardan ...'ın iş akdinin haksız feshedilmesi sebebiyle 9 yıl 6 ay 2 günlük fiili hizmet süresi için işçilik alacaklarının tahsili istemiyle 23.01.2012 tarihinde davalının avukatı olarak Gönen Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/39 Esas sayılı dosyası üzerinden harca esas dava değeri 39.683,15 TL göstermek suretiyle davalı şirkete karşı belirsiz alacak davası açtığını, davalıların avukatlık ücretini ödememek amacına matuf olarak mahkeme dışında sulh olarak davalı ...’in noterde verdiği 03.02.2012 tarihli ibraname ile 12.500,00 TL karşılığında diğer davalı şirketin ibra edildiğini, 10.02.2012 tarihinde davalı ...’in feragati sonucu açılan davanın reddine karar verildiğini, ancak feragatin tarafların aralarında anlaşması sonucu gerçekleştiğini, niteliği itibarıyla sulh olduğunu, 19.03.2012 tarihinde vekillik görevinden azledildiğini, davalı ... ile yazılı avukatlık sözleşmesi yapılmadığını, görevini özenle yerine getirdiğini, görev yapılan davada akdi ve yasal avukatlık ücreti bulunduğunu ileri sürerek Avukatlık Kanunu’nun 164/4., 165. maddeleri gereğince bu ücretlerin hesaplanarak, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.

Davalı Şirket, diğer davalının feragat beyanının sulh olarak nitelendirilemeyeceğini, davada firmalarına husumet yöneltilemeyeceğini; diğer davalı ise davacı avukatın 6 ay gibi bir süre dava açmakta geciktiğini ve eski işvereninin baskılarına dayanamayarak 03.02.2012 tarihli noterde düzenlenen ibraname ile 12.150,00 TL karşılığında ibraname verdiğini, sonrasında da mahkemeye sunduğu 10.02.2012 tarihli feragat dilekçesiyle davadan feragat ettiğini, yapılan işlemin sulh değil feragat olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 1.944,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiş; Hüküm, davacı ile davalı ... Et Gıda Ltd. Şti. tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava, vekâlet ücreti alacağının tahsili isteğine ilişkindir. Tüm dosya kapsamına göre, davacı avukatın görevini özenle yerine getirdiği, yargılama devam ederken dosyanın tarafları olan davalıların anlaşarak sulh oldukları, davalı veteriner hekimin davasından feragat ettiği, davacı vekil ile vekil edeni davalı veteriner hekim arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı sabit olup, bu hususlar mahkemenin de kabulündedir.

İhtilaf sulh olunan miktardadır. Davalı ..., sulh olunan miktarın 12.150,00 TL olduğunu savunmuş, buna ilişkin noter ibranamesi ve banka dekontlarını dosyaya sunmuştur. Davacı ise bilirkişi raporunda dahi hak kazanılamadığı kanaatine varılan cezai şart ile birlikte tarafların 100.098,81 TL üzerinden sulh olduğunu iddia etmiş, temyiz dilekçesinde ise harca esas değer olan 39.683,15 TL üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Mahkemece, dosyada mevcut deliller ışığında tarafların ibranamede belirtilen miktarın üzerinde sulh olduklarına dair hiçbir somut delil bulunmadığı gerekçesiyle Mahkemenin 2012/39 Esas sayılı dosyasında tarafların 12.150,00 TL üzerinden sulh oldukları kanaatine varılarak davada kazanılan bölüm olarak vekâlet ücretinin hesaplanmasında bu miktar esas alınmıştır.

Bir davada görev yapan avukat, vekil edeninden aralarındaki sözleşmeye göre kararlaştırılan miktarı, şayet ücret kararlaştırılmamış ise Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesine göre belirlenecek miktarı ücret olarak talep etmek hakkına sahip olduğu gibi, ayrıca yargılama sonunda haklı çıkılan kısım üzerinden hasma yüklenen vekâlet ücretini de talep etmek hakkına sahiptir. Vekil eden, avukatına belirlenen bu iki kalem ücreti ödemekle yükümlüdür.

Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesinde; “…Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir…” hükmü düzenlenmiştir.

Avukatlık Kanunu’nun 165. maddesinde “… Sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar.” hükmü mevcuttur. Yasanın bu hükmüne göre, avukatın ücretinden vekil edenin hasmının sorumlu olabilmesi için, avukatın takip ettiği davanın taraflarının aralarındaki ihtilafı sulh yolu ile ve her ne şekilde olursa olsun anlaşarak sonuçlandırmaları ve takipsiz bırakmaları gerekir. Sulhun, anlaşmanın duruşmada olması veya yazılı bir metne dayanması gerekmez. Olayların gelişiminden böyle bir sonucun olduğunun anlaşılması yeterlidir. Ayrıca asıl borç avukatın vekil edenine ait olup, yasadan kaynaklanan müteselsil sorumluluk nedeniyle avukata ödeme yapan hasım bunu asıl borçlu olan avukatın vekil edenine, sulh sözleşmesinde, anlaşmalarında aksine bir hüküm yok ise rücu hakkının olduğu da gözden kaçırılmamalıdır.

Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davacının vekil edeni davalı veteriner hekim ile vekil edenin hasmının anlaşarak uyuşmazlığı sona erdirdikleri sabit olup, mahkemenin de kabulündedir. Yukarıda da değinildiği üzere, taraflar arasındaki ihtilaf davacı avukat tarafından takip edilen dosyalarda tarafların sulh olmaları halinde avukatın vekâlet ücretinin hangi meblağ üzerinden hesaplanacağı noktasındadır.

Dairemizin uygulamalarına göre, sulh olunan miktar belli değilse mahkemece gerçek sulh olunan miktar araştırılarak bulunacak miktar, sulh olunan miktar tespit edilemezse vekil ile vekil eden arasında varsa yazılı sözleşme hükümleri gereğince, sözleşme yok ise Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesi gereğince harcı ödenen dava değeri üzerinden vekâlet ücreti hesaplanmalıdır. Mahkemece, davalı veterinerin hesabına yatırılan meblağ sulh miktarı olarak kabul edilmiş ve bu meblağ üzerinden vekâlet ücreti hesaplanmıştır. Davacı gerçek sulh olunan miktarın bu meblağ olmadığını, davalı veterinere sağlanan menfaatin harca esas alınan miktar olduğunu ileri sürmektedir. Somut olayda davalı veterinerin hesabına gönderilen paranın gerçek sulh miktarı olduğunun kabulüne olanak yoktur. Zira davalıların daha fazlası için anlaşıp bu miktarın bir kısmının hesaba yatırılıp kalan kısmın haricen tahsil edilme olasılığı her zaman mevcuttur. Davalılar arasında davacı avukatın da imzasının bulunduğu bir sulh sözleşmesi bulunmadığına göre eldeki davada gerçek sulh miktarının tespit edildiğinden bahsedilemez. Bu durumda davacı avukat ile vekil edeni arasında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığına göre vekâlet ücretlerinin Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesine göre belirlenmesi gerekir. O halde davacıya ödenecek olan akdi vekâlet ücretinin, iş mahkemesi sıfatıyla açılan dava için harçlandırılmış olan dava değerinin %10’u ile %20’si üzerinden mahkemece takdir edilerek, tespit edilecek bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekir. Yine, Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesi gereğince davacıya ödenecek hasma yüklenen vekâlet ücretinin hesaplanmasında ise, iş mahkemesi sıfatıyla bakılan dosyada harçlandırılmış olan dava değerinin esas alınması gerekir. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre araştırma yapılmadan yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

2-Bozma nedenine göre davacı ve davalı şirketin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı şirketin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 33,20 TL harcın davalı-...ne, 229,50 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

www.kararara.com

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim