• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 1 °C

“Ayaklar Baş Başlar Ayak Oldu; Hakim/Savcılar İktidar Korkusundan Kıpırdayamıyor, Nasıl Huzurla Yaşayabilirsin?"

“Ayaklar Baş Başlar Ayak Oldu; Hakim/Savcılar İktidar Korkusundan Kıpırdayamıyor, Nasıl Huzurla Yaşayabilirsin?"
Avukat abladan hukuk fakültesinden yeni mezun olan kardeşe: "Hakim/savcılar iktidar korkusundan kıpırdayamıyorsa, herkes "ahbap-çavuş" ilişkisiyle işini yürütüyorsa, ayaklar baş başlar ayak olabiliyorsa nasıl huzurla yaşayabilirsin?"

Avukatlar Sendikası Başkanı Av. Sedef Ünal, Hukuk Fakültesinden yeni mezun olan kardeşine bir mektup yazarak, ülkedeki yargı sorunlarına dikkat çekti.

Av. Ünal, mektubunda "Devlet'in başının "Anayasa'yı tanımıyorum" dediği ülkede sana ne diyebilirim? Yüksek yargı organları üyelerinin sürüldüğü memlekette, 65 yaşını devirmiş bu insanlar bile ses çıkarmaya korkuyorlarsa ben sana nasıl vaatte bulunabilirim?" ifadelerine yer verdi.

Av. Sedef Ünal'ın mektubu şu şekilde:

Kardeşim;

Bugün hukuk fakültesinden mezun oluyorsun. Bunca hukuksuzluğun ortasına kardeşim de meslektaş olarak geliyor. Biliyorsun, benim hukukçu olacağım ezelden belliydi; ama seni ben ittim. İyi mi yaptım? O zaman, "her şeye rağmen hukukçu dünyaya başka bakar, bir altın bileziği olur" diye düşünmüştüm. Mezuniyetimin 7. yılında artık iyi yapıp yapmadığımı bilmiyorum.

İstediğim her okulu okuyabilecekken hukuk seçmemin nedenini biliyorsun: Haksızlıkla mücadele etmek. Ama bunu seçerken, ülkemizde haksızlığın/kokuşmuşluğun kural, adaletin istisna olduğunu bilmiyordum. Bunu bilseydim, belki doğrudan dünyaca geçerli bir meslek (hekimlik, mühendislik gibi) seçip şuanda buraları terk etmiş olurdum.

Henüz öğrenciyken, hakim/savcı olacağımı düşünerek girdiğim fakültedeyken, sonradan kumpas denilerek gerçeği anlaşılmış davada evim basıldı. Burası öyle bir ülke ki, sınavlarına bile girmedim kara listedeyimdir diye. O polisleri, o savcıları, hakimleri görünce midem bulandı. "Düzen bu ise bu düzenin içinde yer alamam; avukat olur savaşırım" dedim. Ve bu mesleği yapmaya karar verince anladım avukatlığın kıymetini. Bizimki gibi ülkelerde avukatlığın, "hukukçuluğun mareşalliği" olduğunu. O yüzden bu kadar zor ve layıkıyla yapıldığında hayati olduğunu...

Devlet'in başının "Anayasa'yı tanımıyorum" dediği ülkede sana ne diyebilirim?

Yüksek yargı organları üyelerinin sürüldüğü memlekette, 65 yaşını devirmiş bu insanlar bile ses çıkarmaya korkuyorlarsa ben sana nasıl vaatte bulunabilirim?

Yürütme organının "yargı da bizim hepsi bizim" diyebildiği, denge balans sisteminin kalmadığı, hukukun üstünlüğünün kötü bir şaka olduğu, totaliter rejime gelmiş dayanmış devlet sistemimizde seni nasıl koruyabilirim?

Mahkeme kararlarına bizzat devlet uymuyor, kararlarla adeta dalga geçilir işlemler yapılıyorsa, ne için çalışıyoruz?

Hakim/savcılar iktidar korkusundan kıpırdayamıyorsa, herkes "ahbap-çavuş" ilişkisiyle işini yürütüyorsa, ayaklar baş başlar ayak olabiliyorsa nasıl huzurla yaşayabilirsin?

Elini sallasan avukata çarpan enflasyonda, barolar ve Türkiye Barolar Birliği yöneticileri, meslektaşların haklarından çok kendi istikballeri ile ilgililerse, genç meslektaşlar memur maaşından az parayla çalıştırılıyorsa, her yerde horlanırlarken haklarını aradıklarında meslek örgütleri bile yanlarında olmuyorlarsa, ve bu insanlar "aydın, idealist" sandıklarımızsa, kimden medet umabiliriz?

Aklın/bilginin değil, reklamın, vasatın para yaptığı yerde, değerler sisteminin sıfırlandığı bir yerde nasıl hak ettiğine varacağını temin edebilirim?

Tüm bunları değiştirmek istediğinde ve bir şeyler yaptığında paçandan nasıl çekildiğini bende gördüğünde, umudunu nasıl koruyabilirim?

Haklısın. Ama yaşıyoruz ve şuanda hukukçuluk dışında başka bir meziyetimiz yok.

Ne yaparsak yapalım, mottomuz "layıkıyla" yapmak olmalı. İçinden "liyakatı önemseyen kim?" diye düşündüğünü biliyorum. Karamsar, ne yapacağını bilemez hissettiğini biliyorum.

Hakim/savcı olsan yukarıda bahsettiğim manzaraya boyun eğeceksin. Örneğin "Cumhuriyet" savcısı olduğunu düşün, başsavcının iki dudağının arasından çıkan sözle dosya senden alınabilecek, hazırladığın iddianame takipsizlik kararına dönüştürülebilecek. Hakim olduğunu düşün, beğenmedikleri kararı verince sürüleceksin; Anadolu'da yıllarca en ücra köşede çalışıp büyük şehre geldikten sonra yine ücralara gönderecekler. Varsa eşin/çocukların sürünecek. Yoksa, eşini bile pazardan elma seçer gibi seçmek zorunda kalacaksın-seninle her tayin olduğunda gelebilecek biri olacak memur/hakim-savcı. Küçük yerlerde "sokakta mısır yedi" diye bile hakkında soruşturma açılabilecek! Fanusta yaşayacaksın, gittikçe o tecrit, insani özelliklerini söndürecek. Robotlaştıracak, duyarsızlaştıracak eğer bunu yapabiliyorsan. Sesini çıkartmamayı, boyun eğmeyi öğretecek sistem sana. Yapmıyorsan da başın beladan kurtulmayacak.

Akademisyen olsan, sapık bir hocaya denk gelmesen bile, yine özgürce düşünce üretmeni engelleyecek birilerinin olacağı kesin. Düşünceni ifade edemeyecek, istediğin gibi bilim yapamayacaksın. Hoca seni sömürecek; fazla mesain bile olmayacak. Sana mütalaalarını yazdıracak angarya olarak, altına imzasını atacak. Otur dediğinde otur, kalk dediğinde kalk askeri nizamdan disiplinli sistemin içinde bulacaksın kendini. Çok şanslı olup istisnai hocalardan birine denk gelmedin mi yine özgür olamayacaksın yıllarca. Yıllar sonra da okuldaki entrikalardan başına bir iş gelmezse doçent falan olduktan sonra biraz rahatlayabileceksin. Yıllar geçecek öyle.

Kaymakam/vali olsan, "benim valim/kaymakamım" olmak ister misin? Cevabı biliyoruz.

Noter olsan, olamazsın, çünkü parayla değil sırayla :) Bu sırayla 70'inde belki.

Avukat olsan, hak ettiğin saygıyı göremeyecek, bu Ortadoğu ülkesinde enerjinin çok büyük kısmını mesleki mücadeleye adamak zorunda kalacaksın (veya onursuzca yaşamını sürdüreceksin ki biz bunu yapamayız bunu eliyorum). Para kazanma derdin olacak ve haksız rekabetin, rüşvetin, hırsızlığın arsızlığın kol gezdiği ülkede bunu zor başaracaksın. Tırnaklarınla kazıyacaksın. Çoğu zaman hakkını alamayacaksın. Sisteme isyan edip mücadele edeceksin ama onda da çoğu zaman yalnız kalacaksın (ben hariç-ben hep yanındayım). "Her iyi avukat bir gün sanıklığı tadacaktır" özdeyişine konu olan davalarda sanık olacaksın; belki, sadece onurlu olduğun-hakkını aradığın için yalan dolanla mahkum olacaksın. Tökezlediğinde bir çelme de meslektaşlarından yiyeceksin kimi zaman. Meslek örgütün bile medyatik bir olay değilse yanında olmaya hevesli olmayacak. Müvekkillerin yalnız hukuki değil psikolojik sorunlarına da maruz kalacak, saldırıya bile uğrayabileceksin. Ama en acısı, bizzat yargı sistemi senin mücadele alanın olacak. İşlemeyen/yanlış işleyen kural, doğrusu istisna diye şaşacaksın. Aynı sıralarda okuduğun bu insanların nasıl bu kadar hukuksuz davranabildiğine, kimilerinin cehaletine, çoğunun aptalca egosuna şaşacaksın; erkek yargının ayrımcılığını gözlerinle gördüğünde, "bizim Ortaçağ'ımız bitmemiş" diyeceksin. Cübbe giymekle hakim olunmadığını anlayacaksın. Üzüleceksin.

Doğrusunu, değerlisini bulduğunda, zamanla artık şaşırmaya başlayacaksın. Çünkü anlayacaksın neyin kural neyin istisna olduğunu...Bazen mücadele etmekten yorulacaksın. Ama mücadelenin sonucunda zafere ulaştığında da o zaferin onurunun, mutluluğunun eşsiz olduğunu tadacaksın..."Uçurtmalar, rüzgar gücü ile değil rüzgara karşı koydukları için yükselirler." Senin de uçurtma gibi olmanı dilerim.

Her şeye rağmen benden daha şanslısın. Çünkü ben varım arkanda her daim.

Ve işte buradayız; ne yazık ki bu halde ama bu memleket bizim. Bu meslek de bizim. Mustafa Kemal'in dediği gibi "Herhalde alemde bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir".

 O halde mücadeleye devam!

 Her zaman seninle

 Ablan

Av. Sedef Ünal

21.6.2016

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim