• BIST 89.412
  • Altın 146,694
  • Dolar 3,6411
  • Euro 3,9163
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C

''Ayakta Dinlemeyi Fiilen Zorunlu Kılmak Saygınlık Ölçütü Değildir''

''Ayakta Dinlemeyi Fiilen Zorunlu Kılmak Saygınlık Ölçütü Değildir''
Başlangıçta “şaka” olduğu sanılan bu kararın, “ara kararı” niteliği taşıyan belgedeki bir ibare olduğunun anlaşılması, alınan kararı “ciddi” hale getirmiştir.

Başlangıçta “şaka” olduğu sanılan bu kararın, “ara kararı” niteliği taşıyan belgedeki bir ibare olduğunun anlaşılması, alınan kararı “ciddi” hale getirmiştir.

Yargıca göre, usul kanunlarında ara kararını “ayakta dinlemeye” ilişkin bir hüküm bulunmamasına karşın, “avukatlara oturacakları koltuk tahsisine” dair de bir hüküm bulunmaması, haklı bir gerekçe oluşturmaktadır.

Bu konudaki temel yaklaşımlarımız bellidir:

- Silahların eşitliği ilkesi gereğince, ceza yargılamalarında savcı ve yargıcın yargılamayı “işbirliği” içerisinde götürmeleri,  savunma mesleği tarafından kabul edilmemektedir. Anayasa Mahkemesi Duruşma Salonunda değiştirilen ve doğru dizayn edilen yapı da bu yöndedir. Avukatlar tarafından, yıllarca yapılmış bir tartışmanın “savcılık makamı” üzerinden yürütülmekte olmasının herhangi bir sonuç vermemesi üzerine, meslektaşlarımız Barolarının da desteği ile “kendi özellerinde” uyguladıkları bilinçli bir tercihle, bu uygulamayı başlatmışlardır.  Ara kararlarının dinlenmesi sırasında, savcıdan aynı tavrı beklemeyen bir algının, “eşit silah gücü” iddiasının sahibi olan savunmadan beklemesi de “şaka” gibidir. Avukatlar savcının ayakta olduğu sırada ayakta olmaya, oturduğu sırada da oturmaya razıdır.

- Bu karar savcının olmadığı bir hukuk mahkemesinde cereyan etmiş olsa da, ara kararlarının ayakta dinlenmesine yönelik uygulamanın yasal bir dayanağının olmaması, meslektaşlarımız açısından “güvence” oluşturmaktadır. Bu güvencenin “sandalye/ koltuk mevzuatı” arayışı ile sulandırılması, yasa uygulayıcısının keyfi davranışından başka biçimde izah edilemez. Üstelik, yasa koyucu tarafından “nihai karar” hükmündeki kararların ayakta dinlenmesi zorunluluğu getirilmiş olması karşısında, ara kararı için ayrıca bu yönde düzenleme yapılmamış olmasının da bir bilinçli tercih olduğu yadsınamaz. Bu gerçeklik karşısında, somut olaydaki yargıç uygulaması, teamülün yasal bir zorunluluk olarak belirginleştirilmesine dair zorlama değilse, yasa koyucu iradesine karşı çıkışı ifade eden bir üstencil yaklaşımdır..
- Meslektaşlarımızın ara kararlarını oturarak dinlemeleri,  “saygı/saygısızlık” kavramı içinde değerlendirilecek bir husus değildir. Yargıya ve yargıca karşı son derece saygılı olan ve kendisini yargının “kurucu unsuru” olarak tanımlayan savunmanın, böyle bir amacı olamaz. Tam tersine, yargının egemenliğin kullanılmasındaki “unsurlardan” birisi olarak Türk Milleti adına karar vermekte olması, başlıbaşına saygınlığı gereksindiren bir sonuçtur.  Unutulmamalıdır ki, meslek kurallarımız saygının da karşılıklı olması koşulunu aramaktadır.

Yukarıdaki gerekçelerle, İstanbul Barosu olarak bu tavrı gösteren meslektaşlarımız için “disiplin işlemi” yapılmasına dair talepler reddedilmektedir.

İstanbul Barosu, hukuk devleti olmayı başaran bir Türkiye idealine bir ölçüde daha yaklaşmayı sağlayacak uygulamaları desteklemeyi tarihsel misyonunun gereği sayar. O nedenle de 1878’den bu yana anlatılan öykülerinden tarih çıkarmayı başarabilmiştir. Bu özelliğin önemli olduğuna yürekten inanıyoruz. Biz hukuk devleti ideali uğruna derlenmiş öyküleri, önümüzdeki birkaç yıl daha anlatılacak “sahte kahramanlık” öykülerine yeğleyerek görev yapıyoruz. 

Tıpkı sandalye/ koltuk gibi, böyle yapmamızı isteyen yasa hükmü bulunmasa da…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim