• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C

“Ayarını Bozduğun Kantar, Gün Gelir Seni de Tartar”

“Ayarını Bozduğun Kantar, Gün Gelir Seni de Tartar”
Muğla Barosu Başkanı Av. Cumhur UZUN, BAROTÜRK Dergi'nin 2. sayısı için yazdı.

BAROTÜRK Dergi 2. Sayı

Av. Cumhur UZUN / Muğla Barosu Başkanı

12 Eylül 1980 Askeri darbesinin hemen öncesinde, çok partili bir parlamento yapısı vardı. O günlerde siyasi partiler arasındaki gerginlikler hat safhaya ulaşmış, uzlaşma şöyle dursun, parti liderleri birbirleriyle görüşemez hatta selamlaşamaz hale gelmişler, uzun bir süre Cumhurbaşkanı seçememişlerdi.

Sonra malum 12.Eylül.1980 darbesi...

Ülkenin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğundan bahisle yeni anayasa hazırlıklarına başlandı ve anayasa hazırlama komisyonunun başına Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı getirildi.

Anayasanın parlamento, siyasi partiler ve benzeri bölümlerinin hazırlanması aşamasında, o tarihte İngiltere' de uygulanan, 2,5 partili bir parlamento modeli yüksek sesle dillendirilmese dahi konuşulur olmuş ve bununla, biri iktidar, diğeri muhalefet iki güçlü parti yanında, bunlara göre daha az oy almış, ama yine de gerektiğinde ittifak ya da koalisyonla parlamento çoğunluğunu oluşturmaya elverişli katkı sunan bir sayıda üyesi bulunan küçük bir partinin de katıldığı, diğer siyasi partilerin parlamento dışında bırakılmasını amaçlayan bir yapı hedeflenerek bunun oluşması için gerek anayasada gerekse seçim kanunlarında buna uygun düzenlemeler yapıldı.

Ülkemizde yapılan Milletvekili seçimlerinde uygulanan % 10 ülke barajının temeli bu felsefenin ürünüdür.

Nitekim bu uygulama işe yaradı ve 1983 yılında yapılan seçimlerden günümüze kadar gelen ( son seçim hariç ) parlamentolarımız hep “ 2,5 partili parlamento ”  modeline uygun olarak oluştu. ( Bağımsız milletvekili olanlar ile, bir diğer siyasi parti bünyesinde seçimlere katılıp daha sonra kendi partilerine geçen yada kendileri parti kuran milletvekilleri hariç. )

Son seçimlerde HDP bu kuralı deldi ve halen 4 siyasi partili (doğrudan seçim sonuçlarıyla ) bir parlamento meydana geldi. 

1982 Anayasa' sının temel felsefelerinden birisi olan 2,5 partili parlamento,  aradan geçen 33 yıldan sonra ilk kez değişti ve model delindi.

1982 Anayasa referandumu sırasında seçimlerde uygulanacak % 10 ülke barajının anti demokratik olduğu ve bu nedenle kabul edilemez olduğu, bir baraj konulacaksa bunun en alt seviyede örneğin % 3' ü geçmemesi gerektiği ve her siyasi düşüncenin parlamentoda temsil edilmesi gerektiği hep söylene geldi. Ancak bunu söyleyenler ellerinde bunu değiştirme gücü olduğu halde değiştirmediler. Bu kuraldan yararlandılar. Çünkü bu kural tam da kendinden beklendiği gibi güçlü bir iktidar çıkarıyor ve baraj nedeniyle parlamentoya giremeyen oyların tercihini yok edip, en güçlü partiye haksız kazanç olarak yansıyordu. O da tek başına hükümeti kolaylıkla kuruyordu.

Ancak son seçimde % 10 barajını HDP' nin de aşmasıyla parlamentoya 80 milletvekilli 2 parti girdi ve bu kuralın bir başka yönü ortaya çıktı.

% 40.87 oy almanıza rağmen tek başınıza hükümet kurma yeterliliği için gereken 276 milletvekiline ulaşamıyor, tek başınıza hükümet kuramıyorsunuz.

Oysa % 10 ülke barajı sayesinde bundan önce kurulan hükümetlerde % 34,28 oy oranı ile AKP 2002 yılında 363 milletvekili çıkarmış ve tek başına hükümet olmayı başarmış, 2007 ve 2011' de de zaten oy oranı daha yüksek olduğu için hükümet kurmakta hiç zorlanmamıştı.

Normal şartlarda % 40.87 oy alan bir siyasi partinin tek başına hükümet kurabilmesi olağan ve beklenen bir sonuçtur. Ancak daha önceleri % 30 dolaylarında oy alan partinin tek başına hükümet kurması olağan olmadığı halde hedeflenen bir yöntem olunca, bu gün bu hesabın beklide hiç hesap edilemeyen bir başka yönü ortaya çıkmış, güçlü hükümet yaratma çabası bu kez  % 40.87 ile tek başına hükümet kuramama sonucunu doğurmuştur.

Oysa demokrasinin kendi işleyişine müdahale etmemek, kotalamamak, barajlandırmamak gerekir. Millet iradesinin % kaç olursa olsun parlementoya yansımasını sağlamak ve bu şekilde oluşan parlamentoda da uzlaşmayı, birlikte çözüm bulmayı başarmak gerekir. Böylelikle uzlaşma ve birlikte yönetme anlayışı gelişecektir.

Demokrasiyi kendi çıkarları yada bazı öngörüleri için değiştirmeye kalkmak, kendi lehinize satmak için kantarın ayarını bozmak anlamına gelmekte ise de, aynı kantar ile size mal satmaya kalkışıldığında buna itiraz etme hakkınızı dahi ortadan kaldıran bir durum yaratmaktadır. Hiç kimse kantarın ayarlarıyla oynamasın. Oynanmış ise bunu objektif olarak derhal düzeltsin. Aksi halde “ Ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni de tartar. ”   

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim