• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 13 °C

AYM, Abdullah Gül'e Yahudi Demeyi İfade Özgürlüğü Saydı

AYM, Abdullah Gül'e Yahudi Demeyi İfade Özgürlüğü Saydı
Anayasa Mahkemesi, Musa'nın Gül'ü yazarı Ergun Poyraz'a verilen tazminat cezasını ifade özgürlüğünün ihlali olarak gördü.

Yazar Ergun Poyraz'ın kitaplarından birisi de eski Cumhurbaşkanı Abdullah'a Gül'e yönelik Musa'nın Gül'ü kitabıdır.

Poyraz bu kitapta, Gül'ü Yahudi olmak ve bunu saklamakla suçlamıştı.

Gül'ün açtığı davalarda Ergun Poyraz'a 15 bin TL maddi tazminat cezası verilmişti.

Poyraz, tazminat cezasını Anayasa Mahkemesine taşmıştı. AYM'nin bugün Resmi Gazetede yayımlanan kararına göre, topluma malolmuş kişilerin eleştirilere katlanması gerektiği belirtilmiş ve verilen tazminat cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği karara bağlanmıştır.

Karar için tıklayınız.

CUMHURBAŞANI GÜL, KİTAPTAKİ ŞU İFADELERDEN ŞİKAYETÇİ OLMUŞTU

Abdullah Gül'ün açtığı 11/7/2007 tarihli manevi tazminat davasında şu hususlar yer almıştı;

i. Kitapta yer alan ifadelerin gerçek dışı ve iftira niteliğinde olduğunu, kişisel ve ailevi değerlerine, şeref ve haysiyetine saldırı teşkil ettiğini; 1997 yılında devlet bakanlığı, 2003 yılında başbakanlık, dava tarihinde başbakan yardımcılığı ve dışişleri bakanlığı yaptığını ve devlet görevi gereği yaptığı görüşmelerin ve yaşam şeklinin çarpıtılarak İfade edildiğini ve sanki Türk Devleti aleyhine faaliyetler gibi sunulmaya çalışıldığını,

11. Başvurucunun yalnızca kendisinin toplumsal itibarını zedelemek amacıyla hareket ettiğini; davaya konu kitabın tasarımının, kullanılan renklerin, kapak tasarımının, ön sözün, arka kapağın, içeriğinin, kitapta yer alan başlıkların, ifadelerin kullanım tarzının kamuoyunu yönlendirmek, tahrik etmek, kendisinin siyasi ve kişisel itibarını zedelemek, kişilik hakkına saldırıda bulunmak amacına yönelik olduğunu,

iii. Kitabın tasarımının, kullanılan renklerin ve kapak tasarımının bir bütünlük arz ettiğini ve siyonist yıldız içerisinde resminin kullanıldığım, kendisinin "ajan", "vatan haini" ve Türkiye aleyhine faaliyette bulunan bir şahıs olarak nitelendirildiğini,

iv. Türklüğe karşı bir tutum içerisinde olduğu, "İngiliz, Amerikan ve Yahudiler için çalıştığı", "Amerikan vatandaşı olduğu", "İngiliz istihbarat servisleri için çalışacak kişilerden biri olduğu ve o şekilde yetiştirildiği" gibi ifadelere yer verildiğini,

v. Kitabın 9, sayfasında "Yıllarca Kayserili olduğunu söyleyen Gül ailesi aslında Kayseri'ye 1915 yılında Siirt'ten göçmüştü. Aile; çevreye kendini Arap olarak tanıtmıştı. Oysa Araplıkla hiçbir ilgileri yoktu." denildiğini ve devamında Recep Tayyip Erdoğan ile kendisinin -Musa Peygamber ve kardeşi Harun Peygambere benzetilerek- "yalancı" ve "Yahudi" olarak nitelendirildiğini, kendisinin Siirt'ten göç ettiği ve Yahudi olduğu yönündeki iddianın doğru olmadığını, davaya konu kitapta bu konuyla ilgili tek bir kanıt bulunmadığını,

vi. Kitabın 14. sayfasında, ''Abdullah Gül, Siirt göçmeni olduğu yanında yıllarca içinde taşıdığı Yahudi ve Amerikan aşkını dahi gizledi", 16. sayfasında, "Atatürk'ün bu düşüncelerine inat olarak; Kayseri Lisesi'nden Atatürk düşmanı bazı isimlerin yetiştirilmesine başlandı. Laik demokratik cumhuriyetin temellerine dinamit koymak için birbirleriyle yarışan bazı isimler de buradan mezun oldu." denilmek suretiyle kendisinin Atatürk ve laik demokratik cumhuriyet düşmanı olarak nitelendirildiğini,

vii. Yine aynı sayfada uAbi Macit Gül aldığı ihaleler sonrası Kayseri'de fabrika sahibi oldu" denilerek ihalelerin, kendisi tarafından kardeşine verilmiş gibi bir algı oluşturulduğunu, söz konusu iş yerinin 1970'li yıllarda Kayseri Tayyare Fabrikasından emekli olan babası Ahmet Hamdi Gül tarafından kurulduğunu, bu nedenle belirtilen hususun gerçek dışı olduğunu,

viii. Kitabın 18. sayfasında "MTTB'nin etkin isimleri arasında yer alan Gül ve arkadaşları ülkücüler ile solcuların arasındaki kavgalardan azami ölçüde yararlanıyor ve olayları bıyık altından gülerek seyrediyorlardı" denilerek kendisinin "provokatör", "ülkeyi kargaşaya sürükleyen bir kişi" olarak gösterildiğini,

ix. Kitabın 23. sayfasında, "Bu durum; her halde birisi kiliseden çıkarken gördüğünde 'burada ne arıyorsun' sorusunun peşin verilmiş cevabıydı" diye iddia edildiğini, bu sayfanın başlığının "Kilise'de namaz kılmış" olarak belirtildiğini, kendisinin Hristiyan olduğunun iddia edildiğini,

Kitabın 24. sayfasında "İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter Üniversitesi'nde eğitim görür... Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Exeter Üniversitesi'nde 2 yıl eğitim öğretim görmüştür", 25. sayfasında "ABD'nin en sevdiği İslamcı ( !) tiplemesi içinde yer alan Gül, ABD, İsrail, İngiltere, Fethullah Gülen ve Tayyip Erdoğan'dan destek alarak Fazilet Partisi Genel Başkanlığına adaylığını koydu", 26. sayfasında "Bu isimler memleketin hizmetinde kullanılıyorlardı. Tabi ki o memleket ABD, İngiltere ve İsrail'di", 28. sayfasında "Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı adayı olan Abdullah Gül, görüldüğü gibi özellikle ABD ve İngiltere'nin derin devleti ile yakın ilişkiler içinde olan bir kişidir ", 30. sayfasında "Oğullarının işi ABD 'den " denildiğini,

xi. Kitabın 32. sayfasında "Güi'ün Bakam olduğu dışişleri davaya Mason Avukat Münci Özmen'i göndermiş ve karar türban aleyhine çıkmıştı." denilerek masonlar ile bağlantısı olan bir kişi olarak gösterildiğini,

xii. Kitabın 34. sayfasında "Türkiye'de Cumhuriyetçi dönemin sonu geldi. Kesinlikle laik sistemi değiştirmek istiyoruz. " ifadesinin müvekkili tarafından kullanıldığının iddia edildiğini, bu ifadelerle ilgili olarak yayın yapan Cumhuriyet gazetesinin 29/4/2007 ve 1/5/2007 tarihli nüshaları hakkında müvekkili tarafından dava açıldığını, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/381 Esas sayılı dosyasında 5/5/2007 tarihinde söz konusu gazetedeki haberlerle ilgili ihtiyati tedbir kararı verildiğini ve bu şekilde yayın yapılmasının yasaklandığını, davaya konu kitapta bu Mahkeme kararma aykırı hareket edildiğini,

xiii. Kitabın 34. sayfasında "Cumhuriyetle kavgalı bir Cumhurbaşkanı adayı olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. ", "Güi'ün temsil ettiği çevrelerin attığı tohumların nasıl yeşerdiği ise, Ankara'da acı tecrübelerle yaşanmış ancak Danıştay baskınından da ders çıkarılmamıştı", 37. sayfasında "Dört dönem Kayseri Milletvekili seçilen Gül, İsrail, ABD ve İngiliz başkonsolosluklarının denetiminde Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte AKP'yi kurdu. ", 44. sayfasında "Kayıp Trilyon Sanığı " başlığı kullanılarak bu başlık altında "Gül'ün Cumhurbaşkanı olması durumunda, kayıp milyon davasından yararlanıp yararlanmayacağı gelecek günlerde netleşecek." denildiğini, oysa aynı konuda Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kendisi aleyhine açılan davanın reddine karar verildiğini, davalının tek amacının gerçek dışı beyanlar ile kendisine zarar vermek olduğunu,

xiv. Kitabın 48. sayfasında "Foxman ve ekibi Ankara'da Abdullah Gül ve Fehim Adakla görüşüyor, doğrudan Amerikan yönetiminin önemli ve stratejik mesajlarım iletiyorlardı... Yahudilerin ve ABD'Ulerin güvenini kazanıyordu," 53. sayfasında "Yalçın Küçük, Gül'ün eşi için, 'İbrani' dediğinde elektriğe tutulmuş bir Toy gibi çırpınıyor, hemen kağıda kaleme sarılıp mektup yazıyordu." denilerek kendisinin toygillerden, böcek ve tane ile beslenen, eti için avlanan, kızıl tüylü bir kuş olarak gösterildiğini; kitabın aynı sayfasında, "Gelin Yalçın Küçiik'e hakvermeyin... Ahmet Ertegün'ün tam ismi; Ahmet Münir Ertegün'dü. Gül'ün oğlunun ismi ise Ahmet Münir'di. Ahmet Ertegün'ün annesinin adı Hayrunnisa iken Gül'ün eşinin adı da Hayrunnisa'ydı. Tesadüftür, tesadüf (!!!??), Ahmet Ertegün'ün eşinin adı Mica idi ve kendisi Hristiyan dı. Ahmet Ertegün ABD vatandaşı ve ABD derin devletinin en önemli isimlerindendi. " denilmek suretiyle isim benzerliklerini kullanarak imada bulunulduğunu,

xv. Kitabın 57. sayfasında "Gül, gizli dünya devletinde" başlığı kullanılarak imada bulunulduğunu, 60, sayfasında "Gül ve Derin Amerika", 64. sayfasında "Abdullah Gül'ün Gizli İşleri" başlıkları atıldığını ve 64. sayfada "Abdullah Gül denince insanın aklına, hemen İngiltere, İsrail ve ABDİ ilerle gizli görüşmeler yapan bir İsim geliyordu. " denildiğini,

xvi. Kitabın 66. sayfasında kendisinin ABD Dışişleri Baltanı ile gizli bir anlaşma yaptığım ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hareket ettiğinin iddia edildiğini, 77. sayfasında "İşte size uzak görüşlü ve gerçekçi bir devlet adamının! sözleri" ifadelerine yer verilerek kinaye yapıldığını, dar görüşlü ve yalancı olduğunun ima edildiğini,

xvii. Kitabın 89. sayfasında 30-35 yıldır bir arada olan insanların birlikteliğinde Yağma-Talan-Soygun ve Vurgun had safhaya ulaştı." denildiğini, 90. sayfasında "Biz bu ülkenin WASPİarıyız. " sözünün kendisine atfedildiğini, WASP'ların CIA denetiminde faaliyet gösterdiğinin belirtildiğini, 92. sayfasında "Abdullah Gül'de Türklükten Rahatsız" başlığı atıldığını,

xviii. Kitabın 94 ve 95. sayfalarında "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözünden rahatsızlık duyduğunun iddia edildiğini, bu şekilde kendisinin Türk düşmanı olarak gösterilmeye çalışıldığım, 97. sayfasında "Bir devlet adamı (!) ve cumhurbaşkanlığı adayı (!) düşünün ki, Atatürk'ün 'Ne Mutlu Türk'üm Diyene ' Özdeyişi ile alay ediyor, aşağılıyor, karşı çıkıyor..." denildiğini, kendisinin bu sözlerle alay etmediğini, aşağılamada bulunmadığını ve karşı çıkma amacı içinde olmadığını,

xix. Kitabın 95, sayfasında "Ne yazık ki mert, dürüst ve yürekli olamıyor. Sözlerinin

arkasında bile duramıyor." denilmek suretiyle müvekkilinin namert, yalancı ve korkak olarak nitelendirildiğini, 106. sayfasında "Harf Devrimine De Karşılar Mı?", 107.

sayfasında "Kemalizm Moral Bozuyor veya Gül'ün Röntgeni", 110. sayfasında "Atatürk'ün İlkeleri Rahatsız Etmiş", 112. sayfasında "Ne Mutlu Türküm Diyene Sözüne Duyulan Kin", 118. sayfasında "Kemalizmi Yaşatanları mı Vuracaksınız" başlıklarının kullanıldığını, son başlığın altında "...o kuklaların arkasındaki kuklacıkları vurmamız gerekir ve onları tespit etmemiz gerekir. " denildiğini ve beyanlarının çarpıtıldığım,

xx. Kitabın 125. sayfasında "Alman Vakıfları, Leyla Zana ve Gül" başlığı altında "Abdullah Gül, Başbakanlığı zamanında AvrupalIlara, Leyla Zana ve arkadaşlarının durumlarını en kısa zamanda düzeltme sözü veriyor, PKK'lılara bayram yaptırıyor, çok geçmeden Zana ve arkadaşları tahliye ediliyordu. " denilmek suretiyle terör grubu ve temsilcileri ile çalıştığının iddia edildiğini, bu iddiaların gerçeklikten uzak olduğunu,

xxi. Kitabın 142. sayfasında Abdullah Öcalan'ın kendisine mektup yazdığından, mektupta idam cezasının kaldırılmasını istediğinden ve 14/7/2004 tarihinde idam cezasının kaldırılarak sanki bu mektup üzerine idam cezası kaldırılmış ve Abdullah Öcalan'ın isteğini yerine getirmeye çalışmış gibi gösterildiğini, bu sözlerin kendisine zarar vermek amacıyla sarf edildiğini, Öcalan'ın sayısız kişiye sayısız mektup yazdığını; mektup sahibi ile herhangi bir ilişkisinin, konuşmasının, görüşmesinin ve fikir birliğinin mevcut olmadığım,

xxii. Kitabın 150. sayfasında belirtilen hususu kuvvetlendirmek amacıyla liAPO'dan mektuplar alan ve Apo'nun dileklerinin çözümü için uğraşan, Başbakan Gül, kendilerine oy veren insanlara gideceği yerde önce PKK ile bağlantılarının kanıtlandığı Apo'dan aldıkları talimatlarla hareket ettikleri kesinleşen Leyla Zana ve arkadaşlarının hapisten kurtulması için mücadele veriyor onların yeniden yargılanmalarını sağlıyordu" denildiğini ve kendisinin PKK yanlısı ve Abdullah Öcalan ile yandaşlarına hizmet eden bir kişi olduğu hususunda insanların inandırılmaya çalışıldığım,

xxiii. Kitabın 169. sayfasında, "Gül'üm ABD Vatandaşlığı" başlığı altında "Gül, Amerikan vatandaşı olduğunu neden gizliyor. " şeklinde ifadeye yer verildiğini ancak ABD vatandaşı olduğuna dair herhangi bir kanıt ve belge sunulamadığını,

xxiv. Başvuruya konu kitapta haber verme sınırlarının aşılarak kendisine hukuka aykırı olarak saldırıda bulunulduğunu, eleştiri ve nezaket sınırlarının aşıldığım, haksız şekilde suçlanarak manevi varlığının zedelendiğini, basına tanınan ayrıcalığın sınırsız olmadığını, kişilik haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini, yayının salt toplum yararı gözetilerek yapılması gerektiğini, bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayının hukuka aykırı ve kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu iddia ederek manevi tazminat talebinde bulunmuştur

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim