• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C

Azil ve İstifadan Feragati Sınırlayan Sözleşmelerin Geçersizliği

Azil ve İstifadan Feragati Sınırlayan Sözleşmelerin Geçersizliği
-Azil ve İstifadan Feragati Sınırlayan Anlaşmaların Geçersizliği -Azil Halinde Avukatlık Ücreti -Avukatın Tasarruf Ettiği Şeylerin Ücretten İndirilmesi -İndirilecek Miktarın Bilirkişice Tespiti Gerektiği

“…Davacı avukat ile davalı arasında 7.11.1996 tarihinde yapılan sözleşme ile sözleşmenin 20.10.1996 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere üç yıl süreli olduğu avukatın belli bir mesaiye bağlı olmaksızın davalı şirketin hukuk müşavirliği ve sürekli avukatlık hizmetlerini yürüteceği, 8. maddesi ile de avukatın haklı bir sebep olmaksızın görevinden çekilmeyeceği, şirketinde haklı bir sebep olmaksızın azil etmeyeceği, haksız azil ve sözleşmenin feshi halinde, sözleşme süresinin kalan kısmı üzerinden avukata bu sözleşmeden doğan hak ve alacaklarının toplamının, hizmet tazminatı olarak ödeneceği hükümleri kararlaştırılmıştır.

Vekalet sözleşmesi karşılıklı güvene dayalı bir sözleşme olup, güven sözleşmenin önemli bir özelliğini teşkil eder. Bu nedenle taraflardan herbiri, sözleşmeyi her zaman feshedebilir. Yani vekaletten istifa ve azil BK. 396/1. maddesi gereği her zaman caizdir. O halde, istifa ve azil hakkından önceden feragati öngören veya zorlaştıran kararlaştırmalar geçersizdir. Bu nedenle, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan sözleşmenin 8. maddesinin, az yukarıda açıklanan ilkelere aykırı hükmü de geçersizdir. Ne var ki buna rağmen, azil haksız olduğu için davacı ücretin tamamına hak kazanır.

Ancak;

BK. 390 ve 325. maddeleri uyarınca davacının işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği, yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeylerin ücretinden indirilmesi gerekir. O halde; mahkemece, uzman bir bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılmalı ve BK. 325. maddesi hükmü gereğince davacı avukatın ücretinden indirilmesi gereken miktar saptanmalı ve sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir (13. HD. E. 1997/7395 K. 1997/8923 T.07.11.1997).

Kaynak: hukukitavsiyeler.com

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim