• BIST 108.489
  • Altın 151,356
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3266
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 21 °C

Babanın Velayetindeki Çocukları Anneye Göstermemesi, Velayetin Anneye Verilmesi

Babanın Velayetindeki Çocukları Anneye Göstermemesi, Velayetin Anneye Verilmesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararı.

YARGITAY 2. Hukuk Dairesi 
ESAS: 2015/16216 
KARAR: 2015/17230

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Tarafların müşterek çocuğu Çağrı 2008 doğumlu olup; evlilik dışı ilişki sonucu dünyaya gelmiş, baba tarafından tanınmıştır. Velayet yasa gereğince davacı annede iken İzmir 5. Aile Mahkemesinin 22.10.2013 tarihinde kesinleşen 2012/333 eses, 2012/914 karar sayılı ilamı ile davalıya verildiği anlaşılmaktadır. Davacı anne; velayet kendisinde olan davalının çocuk ile kendisi arasında kurulan kişisel ilişkiye engel olduğu, tehdit ettiğini ileri sürerek anne bakım ve şefkatine muhtaç çocuğun velayetinin davalıdan alınarak kendisine verilmesini talep etmiştir. Mahkemece çocuğun babasının yanında mutlu ve huzurlu olduğu, babasıyla arasında olumlu duygusal bağ geliştiği, annesiyle iletişiminin bulunmadığının uzman tarafından bildiridiği, davacının tehdit edildiğinin kanıtlanmadığı, icra dosyalarının davadan sonraya ait olduğu, taraflar arasında davalıdan kaynaklanan huzursuzluk bulunsa da , asıl olan çocuğun yüksek menfaati olduğu, davalıdan velayetin alınmasını gerektirecek bir vakıanın kanıtlanamadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. 

Velayetin düzenlenmesinde aslolan mahkemenin de kabulünde olduğu üzere çocukların üstün yararıdır. Üstün yarar belirlenirken de çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişimi esas alınır. Ana ve babanın istek ve tercihlerine çocukların üstün yararı ile bağdaştığı ölçüde değer verilir. Çocuğun, anneden alınıp davalı babaya verilmesine ilişkin karardan sonra; çocuğun anne ile iletişiminin koparıldığı, davacının icra marifeti ile dahi kişisel ilişki kuramadığı, davalının kişisel ilişki tesisi için gelen davacıya karşı tehdit ve hakaret içeren davranışlarda bulunduğu, taraflar arasında bu dava öncesinde ve sonrasında yaşanan olaylar nedeni ile davalının hakaret, yaralama suçlarından ceza aldığı, davacıyı ağır şekilde yaralamaktan 4 yıl 2 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet kararının temyiz aşamasında olduğu anlaşılmaktadır. 

Yargılama sırasında alınan her iki bilirkişi raporu incelendiğinde velayetin davacı yada davalı tarafa verilmesinde bir engel bulunmamaktadır. Ancak davalının çocuk ile davacı arasındaki kişisel ilişkiye engel olmak sureti ile çocuk ile anne arasındaki iletişimi kopardığı her iki bilirkişi raporunda da belirtilmiştir. Kişisel ilişkinin zedelenmesi velayetin değiştirilmesi nedenidir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2004/14530 esas, 2005/69 karar sayılı ilamı) Hal böyle olunca çocuğun; doğumundan velayetin babaya verildiği 2013 tarihine kadar birlikte yaşadığı, bakım ve gözetimini yaptığı, ve kendisine karşı kötü davranışı olmayan gerçek annesi olan davacıyla iletişiminin koparılması onun yüksek yararına aykırıdır. Çocuğun yaşı da dikkate alındığından, ana yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi sebep ve deliller bulunmamaktadır. O halde, velayetin davacı anneye verilmesine ilişkin davanın kabulü gerekirken, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

www.kararara.com

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim