• BIST 106.926
  • Altın 151,318
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 13 °C

Barolar, Hukuksuz Uygulamalara ve Teröre Karşı Tek Ses Oldu

Barolar, Hukuksuz Uygulamalara ve Teröre Karşı Tek Ses Oldu
Türkiye Barolar Birliği’nin düzenlediği Adli Yıl açılışına Türkiye’nin dört bir yanından katılan barolar, ‘Teröre hayır, hukuk devleti ve demokrasiye evet’ mesajı verdi.

Terörist faaliyetlerin üst düzeye taşındığı dönemde Adli Yıl açılışı düzenleyen Türkiye Barolar Birliği, terör eylemlerine karşı birlik mesajı verdi.

Geçtiğimiz yıllarda adli yıl açılış törenlerinde iktidara yönelik eleştiriler nedeniyle, yargı paketiyle birlikte bu törenler de kaldırılmıştı. TBB bu yıl alternatif açılış töreni düzenledi.

22 ÜLKEDEN TEMSİLCİ KATILDI

Türkiye Barolar Birliği’nin adli yıl açılış törenine Uluslararası Avukatlar Birliği (UIA), Avrupa Barolar ve Hukuk Kuruluşları Konseyi (CCBE) ve Avrupa Barolar Federasyonu’nun (FBE) yanı sıra 22 ülkenin birlik başkanları, avukat örgütü temsilcileri ve Türkiye’deki baro başkanlarının tamamına yakını katıldı. 

Törenlere ayrıca CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile parti yöneticileri de hazır bulundu.

Törenin açış konuşmasını yapan TBB Başkanı Metin Feyzioğlu “Bugün, yargı adına ve toplum için en önemli günlerden biri olan 2015-2016 Adli Yılı açılışında tek yürek, tek nefes sesleniyoruz: ‘Teröre hayır, hukuk devleti ve demokrasiye evet’ diyoruz” dedi.

‘EN BÜYÜK SORUN KEYFİLİK’

Ülkemizde hukuk, devlet ve toplum düzeninin en büyük sorununun keyfilik olduğunu belirten Feyzioğlu, “Hukukun üstün olmadığı bir düzende hiçbir vatandaşımızın hukuki güvenliği olamaz. Hukuki güvenliğin bulunmadığı bir yerde yatırımlarda büyük bir azalma olacağından, toplumun refah seviyesi de kuşkusuz düşecek; iktidara yakın kişilerin servetleriyle, geniş halk kitlelerinin geliri arasında inanılmaz uçurumlar meydana gelecektir. Kısacası, iktidar çemberindekiler servetlerine servet katarlarken geniş halk kitleleri giderek fakirleşir” dedi. 

Avukatlık mesleğinin ve hukuk devletinin geleceğini açık ve yakın şekilde tehdit etmekte olan en önemli sorunun avukat sayısının kontrolsüz artışı ve buna bağlı olarak mesleğin kalitesinde kaçınılmaz olarak yaşanan düşüş olduğunu bildiren Feyzioğlu, hukuk fakültesi sayısının artmasını eleştirerek, siyasi iktidarın avukatlık sınavının getirilmesine yönelik anlamsız direncinin bir türlü aşılamadığını söyledi. 

Önlerinde birçok sorun olduğunu belirten Feyzioğlu, “Bunları çözmek için, bir olmalı iri olmalı diri olmalıyız” dedi.

YARGITAY VE DANIŞTAY’I SERT ŞEKİLDE ELEŞTİRDİ 

72 yıllık adli yıl açılış töreni geleneğinin kanunla mevzuattan kaldırıldığını hatırlatan Feyzioğlu, “Burada hedef, milleti temsil eden bağımsız savunmanın susturulması olmuştur. Maalesef bu gelenek, katıksız bir demokrasi bilinciyle sürdürülebilecek ve siyasi iktidara, yargı, ‘sana boyun eğmiyoruz’ mesajı verilebilecek iken, önce Danıştay, sonra Yargıtay, açılış törenlerine Türkiye Barolar Birliği’ni konuşmacı olarak davet etmekten çekinmiştir. Muktedirler karşısında yargı düzenimizin bu iki yüksek mahkemesinin takındığı tutumun yargı tarihimize altın harflerle yazılmayacağı kuşkusuzdur. Dünya tarihi, baskı dönemlerinde, en sıradan insanların devleştiği, sırmalarla süslü yüksek makamların temsilcilerinin ise tarihte silinip gittiği nice örneklerle doludur. Danıştay ve Yargıtay yönetimlerinin siyasi iktidar karşısındaki bu boynu eğik tutumları hepimiz için ve özellikle ülkemizin namuslu, fedakâr, çalışkan binlerce hâkim ve savcısı için büyük bir üzüntü vesilesi olmuştur. Danıştay ve Yargıtay diyemedi ama biz bunu söylüyoruz. Biz onlara boyun eğmeyeceğiz. 1 Eylül’deki tören değil bu tören tarihe geçecek” diye konuştu.

‘O SARAYLAR BAŞLARINA ÇÖKECEK’

Feyzioğlu konuşmasının son bölümünde birlik mesajı vererek, “Türkiye’nin bir yandan terörle kasıp kavrulduğu, diğer yandan da iktidarın kendinden görmediği her kesime uyguladığı baskılarla bir korku devletine dönüştürülmek istendiği, yargının siyasi öç alma aracı olarak kullanıldığı bugünlerde bizler, baskıya ve korkuya karşı en güçlü panzehirin kol kola girmek ve hep birlikte konuşmak olduğunu biliyoruz. Bu doğrultuda, kuvvetler ayrılığı ilkesini yeniden hayata geçirerek yargının her türlü baskıdan kurtarılması için çabalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. İktidarların adını tarihe yazdıracak olan diktikleri binalar değil adaletli olup olmadıklarıdır. Adaletli davranmayanların diktikleri o saraylar bir gün başlarına çökecektir” ifadelerini kullandı. 

Feyzioğlu’nun 15 sayfalık konuşmasını salondakiler ayağa kalkarak alkışladılar.

‘ÇOK YAKINDA HESAP VERECEKLER’

Metin Feyzioğlu konuşmasının ardından salonda bulunan neredeyse Türkiye’nin bütün baro başkanlarını tek tek çağırdı. Baro başkanlarından bazıları kısa konuşma yaparken İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, “Bugün hukuksuzluklar yapanlar çok yakında hukuk önünde hesap verecekler. Eşkıya dünyaya hükümdar olmayacağı gibi Türkiye’de de hükümdar olmayacak” ifadelerini kullandı. 

Edirne Barosu Başkanı Av. Özgür Yıldırım ise, “Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğüne karşı olanlar mutlaka hesap verecektir. Ne mutlu Türküm diyene” dedi. Konuşma yapan diğer baro başkanları da teröre tepki gösterdiler.

ANKARA BAROSU’NDAN BAŞBAKANLIK GENEL FİŞLEME GENELGESİNE DAVA

Ankara Barosu; MİT, Emniyet ve jandarmaya genel fişleme yetkisi veren Başbakanlık genelgesinin iptali için Danıştay’da dava açtı. 

Ankara Barosu Başkanlığı tarafından Danıştay’a sunulan dava dilekçesinde, söz konusu genelgenin temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu savunuldu. Dilekçede, genelgenin yürütmesinin durdurulması ve iptali istendi.

Ankara Barosu Başkanı Av. Hakan Canduran, genelgeyle ortaya çıkacak uygulamaların, Anayasa ve Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca iç hukuk normu olarak kabul edilen uluslararası sözleşmeleri açık ve ağır şekilde ihlal edeceğini vurguladı.

Av. Canduran, “Genelge, kişi dokunulmazlığı, özel hayat, düşünce ve kanaat hürriyeti, ifade özgürlüğü, haberleşme hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, basın özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı gibi temel insan hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması anlamına geliyor” dedi.

BİNLERCE YURTTAŞLA EL ELE TERÖRE TEPKİ GÖSTERDİLER

Türkiye Barolar Birliği’nde yapılan adli yıl açılış töreninden sonra avukatlar Anıtkabir’e gitti. Arslanlı Yol girişinde binlerce yurttaş, avukatlarla birlikte Anıtkabir’e yürüdü.

Avukatlar yurttaşlarla birlikte burada, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”, “Şehitler ölmez vatan bölünmez”, “Ne mutlu Türküm diyene”, “Kahrolsun PKK” sloganlarını attılar.

Atatürk’ün mozolesine çelenk bırakılmasının ardından Metin Feyzioğlu, Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı. 

Feyzioğlu deftere, “Ülkemizin terörle kasıp kavrulduğu bir dönemde avukatları yargının kurucu unsuru olarak kabul etmemekte direnen antidemokratik zihniyete tepki olarak adli yılı Türk milletiyle birlikte açma kararı aldık. Vermek istediğimiz mesaj, çıkış yolunun Atatürk Cumhuriyeti’nin temel felsefesini doğru kavramak ve 21. yüzyıl ihtiyaçları çerçevesinde doğru uygulamak olduğudur. Bizim görev belgemiz Gençliğe Hitabe’mizdir” ifadelerini yazdı.

AVUKATLARIN ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLARI

Metin Feyzioğlu, avukatların sorunlarını madde madde özetledi:

- Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun siyasi iktidardan tamamen bağımsız şekilde oluşmasının ve karar vermesinin bir türlü sağlanamaması,

- Siyasi iktidar sahiplerinin telkin, tavsiye ve hatta talimat yerine geçebilecek beyanatları üzerine medya kuruluşlarına ve sermaye şirketlerine yargı eliyle operasyonlar yapılıyor olması, 

- Hakim ve savcıların terfi ve tayinleriyle, yüksek yargıya üye seçiminde siyasi düşünce, mezhep ve hemşehricilik yerine bilimsel ölçütlerin ve liyakat usulünün bir türlü getirilememesi, 

- Anaokulu çağından başlayarak, aklın ve bilimin ışığında hükümetler üstü bir politika olarak belirlenmesi gereken eğitimin, iktidar partisine sorgulamadan biat eden nesiller yetiştirmek amacıyla çarpıtılması; buna bağlı olarak laik, akılcı, bilimci, barışçıl, demokratik temellere dayanan Cumhuriyet’e karşı planlı bir karşı devrimin, rotasını hiç bozmadan sürekli ilerlemesi; böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği hedefinden saparak bir Ortadoğu devleti haline dönüştürülmesi; bunun için de gerek duyulan toplumsal mühendisliğin eğitim, basın ve yargı yoluyla planlı bir şekilde hayata geçiriliyor olması,

- Avukatlık kimliğinin kanuna rağmen bankalarda resmi belge olarak kabul edilmemesi,

- Yeşil pasaport sorunu, 

- Adliyelere girişlerde maruz kaldığımız hakim ve savcıya kıyasla ayrımcı uygulamalar,

- CMK avukatlarının ücret sorunu, 

- Adli yardım fonlarının ihtiyacı karşılamakta son derede yetersiz kalması,

- Genç avukatların ve stajyer avukatların, ekonomideki duraklamaya, sayının çokluğuna ve yargıya duyulan güvenin azalmasına bağlı olarak yaşadıkları ağır maddi sorunlar, 

- Yargılamalarda sıklıkla rastladığımız avukatı yok sayma, kendini avukattan üstün görme yaklaşımı, 

- Hâkimlerin usul kurallarını yeterince bilmemeleri sebebiyle kendi usul kurallarını icat etmekte pek çok zaman hiçbir beis görmemeleri, 

- Bilirkişilerin dosyanın fiilen karar vericileri konumuna getirilmiş olmaları,

- Bir yandan yüksek mahkemelerin daire sayısının, bu mahkemelerin içtihat mahkemesi olarak artık nitelendirilemeyecek şekilde arttırılması, diğer yandan da yetersiz ve vasıfsız incelemelerle hükümler kurularak adalete olan inancın giderek zayıflamasına neden olunması,

- Cezaevlerinin insani yaşamanın asgari koşullarını bile sağlamaktaki yetersizliği.

KAYNAK: Olcay Kabaktepe / Aydınlık

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim