• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 7 °C

Başbakan Hükmü Kendisi Verdi; "Polisleri Tutuklamayan Hakimi Hedef Aldı

Başbakan Hükmü Kendisi Verdi; "Polisleri Tutuklamayan Hakimi Hedef Aldı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık ofisinde böcek bulunmasıyla ilgili olarak kendisi hüküm vererek, yargıyı eleştirdi. Başbakan; 'Bir kapıdan girip, diğer kapıdan çıkıyorlar' dedi.

Partisinin İstanbul İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Demokrasi, sandıkta başlar ve sandıkta tecelli eder. Her zaman ifade ediyorum; sandık namustur. Eğer sandığı kabul etmiyorsanız, sizin demokrasiniz Sisi'nin demokrasisi olur" dedi. Erdoğan, tahliye olan Balyoz davası sanıkları ile ilgili "Teşekkür beklemiyoruz ama AİHM’e gitseydiler oradan böyle bir netice alabilirler miydi? Hayır. AİHM leyhlerinde bir netice verse bile biz Türkiye olarak belli bir bedel verirdik ve içeride kalmaya devam ederlerdi" ifadelerini kullandı.

Başbakan Erdoğan AKP İstanbul İl Danışma Meclisi'nde partililerine seslendi. İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

Demokrasi sandıkta başlar ve sandıkta tecelli eder. Bir siyasi parti sandıkta oylarının çalınmasına göz yumuyorsa o parti en başından kaybetmiştir.

Biz seçimden seçime çalışan bir parti olmadık, olmayacağız. Kesinlikle 3+3+3, 9 kişilik sandık yönetimlerini İstanbulumuzun tamamında gerçekleştirmeye mecburuz. Her bir sandıkta 9 kişilik yönetim gruplarına sahip olmamız gerekiyor. Seçim yapılmadan biz seçimin neticesini görmeliyiz. 12 yılda 8 seçimde başarı göstermemizde sandıklara sahip çıkıyor olmamızın büyük etkisi var.

Tuzağı kuranlar bu tuzağın altında kalmıştır. Biz seçimden seçime çalışan bir parti olmadık. Biz bir seçimin akşamından bir sonraki seçime hazırlanan parti olmak durumundayız.

CHP, MHP ve diğerleri 2010 referanduma hayır dedi ama bugün onun meyvelerini yiyiyorlar, Balyoz tutukluları bireysel başvuru hakkı ile dışarı çıktılar.

Bu hukuk devletinin yapısı 2010'da yüzde 58 ile halkla birleşen AK Parti sayesinde olmuştur.

Darbelere karşı dik dururken sadece partimiz için değil Türkiye'nin geleceği için mücadele ettik.

Attığımız her adımı 77 milyonun adına attık.

Biz her türlü mücadeleyi ülkemiz ve milletimiz için verdik.

Hafta içi Avusturya ve Fransa’daki vatandaşlarımızla hasret giderdik.

Avusturya’da maalesef bize 10 bin kişilik bir spor salonu tahsis edildi. Ama dışarıda da vatandaşlarımız vardı. Konuşmanın ardından dışarıdaki vatandaşlarımıza da hitap ettik.

Adeta aşıkla maşukun bir aya gelmesi gibi bir tabloyu orada gerçekleştirdik.

Daha sonra Avusturya Dışişleri Bakanı’nı da kabul ettik ve oradaki vatandaşlarımızın sorunlarını da konuştuk.

Fransa’da Sayın Hollande ile görüştük.

230’u aşkın insan Anayas Mahkemesi’nin kararıyla dışarı çıktı değil mi. CHP MHP bakıyorsunuz havaya girmiş. 2010 referandumundan yüzde 58 ile sandıklardan bu çıkmasaydı bunlar çıkabilecek miydi.

2010’da 'hayır' diyenler şu anda 'evet' oylarının neticesini aldılar.

Bu ne demek. Biz işte bu ülkenin huzuru için çalışan partiyiz.

'Hayır' dediler her türlü şeyi yaptılar. 

AİHM’e gitseydiler oradan böyle bir netice alabilirler miydi. Hayır. AİHM lehlerinde bir netice verse bile biz Türkiye olarak belli bir bedel verirdik ve içeride kalmaya devam ederlerdi.

Biz onlardan teşekkür bile beklemiyoruz. Sadece bu ülkede kimin demokrasi mücadelesi verdiğini bilsinler yeter.

Mevcut siyasi iktidarın 2010 referandumunda halkı ile bütünleşerek aldığı yüzde 58 oyu neden görmüyorsunuz.

Bu zemini hazırlayan Ak Parti iktidarı. Yoksa orada kalmaya devam edecektin.

Son bir yıl içinde demokrasimiz ve toplumsal barışımız cumhuriyet tarihinin en zor döneminden geçti.

Bu ülkede taşla molotofla ve sopayla iktidar bulamayacaksınız.

Demokraside her şey sandıktır, her şeyin yolu buradan geçer, 

Çıkıp televizyonlarda sandık herşey değildir diyorlar, o zaman sizin demokrasiniz Sisi'nin demokrasisidir. 

Dünya demokrasisinin en iyi örneklerini veren ülkeyiz.

Yaşananlardan ders almazsak  tarihin tekerrür etmesi mukadder hale gelebilir.

17 Aralık'ta haince ve alçakça saldırıyı ne yazık ki tecrübe zorunda kaldık.

Son bir yıl içinde yaşananları teşkilatımızdaki herkesin tekrar tekrar düşünmesi lazım.

Fransa’da sordum: sizde polis molotofla kaldırım taşıyla saldırılır mı dedim. Hayır dediler.

Bizde değil polise vatandaşa Molotof kaldırım taşı atılıyor bir bakıyorsunuz yargının bir kapısından giriliyor bir kapısından çıkılıyor.

Polisimiz orantısız güç kullanıyor diye yansıtıldı. Hepsinin çekimleri var elimizde bunları da teşhir edeceğiz hangi ülkede neler yapılıyor.

Bu ülkede ne taşla sopayla molotofla iktidar arama gayretinde olanlar bunu bulamayacaksınız. Bu ülkede iktidarın yoluş andıktan geçer.

Televizyonlarda çıkıp konuşan kendilerine okumuş yazmış diyen bazıları da çıkıp sandık her şey değildir diyor Demokraside her şey sandıktır. Eğer siz sandığı kabul etmiyorsanız sizin demokrasiniz Sisi’nin demokrasisi olur.

Biz şu anda demokrasinin mücadelesini en iyi veren ülkeyiz.

17 ve 25 Aralık’ta Ak Parti iktidarından kurtulmak istediler. Bizleri yargılamak istediler. Türkiye’nin tüm kazanımlarını yok edeceklerdi.

Dış politikada Türkiye’nin gücünü yok edeceklerdi.

İç siyaseti yeniden dizayn edecek yeni vesayet sistemi kuracaklar darbeler dönemini yeniden açacaklardı.

O eski karanlık umutsuz Türkiye’yi yeniden dirilteceklerdi.

Çok ağır bir tehdit atlattık. Şimdi yeni Türkiye adımlarını güçlenerek yeniden atıyor.

Biz çok sabrettik. Yaklaşık 8 yıl sabrettik. Ama ne yazık ki bu sabır karşı tarafta anlaşılamadı. Ve karşı taraf bu sabrı Allah’ın bir lütfudur ki anlayamadığı gibi terse düştü.

Bunlar bunu 17 Aralık’ta değil de daha sonra yapsaydı olay daha farklı bir boyuta gidebilirdi.

Ama diyoruz ya hesapların üzerinde daha büyük bir hesap var.

Yargıya gereken şikayetlerde bulunduk. Biz yine sabırlıyız çünkü belli şeylerin oluşması gerekiyor.

Unutulması mümkün olmayan iğrenç saldırılar yapıldı.

Türkiye’de bir başbakanın ofisi dinlenecek. Bütün belgeler toplanacak ve ilgili mercilere aktaracak. Hale bakın hepsi dışarıda.

Ben paralele ya da değil yargıya sesleniyorum: bütün belgeler ortadayken suç aletleri ortadayken yapanlar ortadayken neymiş adli kontrolle serbest bırakıyormuş.

Benim itirazım var. Siz başbakanın dinlenmesini bu kadar normal karşılıyorsanız soruyorum sizin yatak odanızı dinleyenlere karşı tavrınız ne olacak acaba.

Yargı mensupları için –hiçbir şey geçerli değil ama onun dışında cumhurbaşkanı dinlenirse dinlenebilir... olabilir. Temenni ederim ki kısa süre sonra sizler de aynı şekilde dinlenmezsiniz.

Bu gidiş hayra alamet bir gidiş değil. Ben bundan sonra da itirazlarıma devam edeceğiz. Çünkü bu öyle kolay geçilecek bir iş değil.

Başbakan’a taşa atılır söylenen şu “siyasetçisin ağır hakaretlere eleştirile katlanacaksın.” Hakaret demiyorlar ağır eleştiri diyorlar. Biz eski, Türkiye’den kurtulmak istiyoruz derdimiz bu.

CHP genel Müdürü bir kanala çıktı Deniz Baykal ile ilgili görüntülere ilişkin bana çok çirkin bir iftira attı.

Siz bu görüntüleri ne zaman nerede izlediniz diye soruyorlar cevap yok. Pensilvanya örgütü talimat vermiş sonra da mikrofon uzatmış.

Bu genel müdür de utanmadan çıkıp bu iftirayı atıyor. Bilgisayardan gizlice çekilmiş bir görüntü bir de hışırtıdan başka bir şey olmayan bir ses kaydı verdiler git konuş dediler.

Pensilvanya emreder CHP genel müdürü yapar. Kendisi kasetle geldi ya oradan bir kuyruk acısı var. İnsanda edep olsa böyle bir yalan atmaz.

Pensilvanya’nın da CHP genel müdürünün de nasıl bir halka sahip olduklarının kanıtı bu örnektir.

CHP seçmeni 30 Mart’ta bu genel müdüre git mesajı verdi zaten. Ama mesele ar damarı meselesi.

91 yıllık CHP döneminde en kötü en kimliksiz dönem bu genel müdürün döneminde oldu. CHP eskiden de seçim kaybediyordu ama bu genel müdürün döneminde CHP’nin izzeti de ayaklar altına alınıyor.

Aileme bu kadar pervasızca saldırdılar ki bunlar içinde küfürler var. Başbakanlık ofisinin önündeki duvarlara küfürler yazdılar. Bu kadar alçaldılar. Siyaset böyle yapılmaz.

Eğer düşünceniz varsa meydanal4rda konuşursunuz sandıktan neticesini beklersiniz. Ama bunlar da yok.

Şimdi kalkmış ikisi de Türkiye’nin cumhurbaşkanında aranan vasıfları anlatıyorlar. Ya sizden daha güzel vasıflara sahip olan olabilir mi.

Bu ne demek “bizde böyle vasıflar yok. Böyle bir kişiyi bulduk.”

Bu ülkede kimin cumhurbaşkanı seçileceğinin vasıflarını en güzel millet belirler millet.

Akşam başka sabah başka konuşandan bu ülkede lider olmaz. Sadece AK Parti’ye saldırmadılar Halkbank üzerinden MİT tırları üzerinden bu ülkenin bağımsızlığına saldırdılar.

Pensilvanya tıynetinin gereğini yaptı, CHP MHP zihniyetleri gereğini yaptılar yapmaya devam ediyorlar. Bir kısım medya alçaklığın tarihi yazdılar. Ak parti içinden de nankörlüğün gereğini yaptılar. Aramıza tuzluklar sızmış ama onlar da ait oldukları bataklığa gittiler.

Bazıları ısrarla taraf olmaktan kaçtılar. Haksızlık karşısında tarafsız olan kişi aslında tarafını seçmiştir. Bir gün o zulme kendilerinin de maruz kalacağını unutmasın.

Zor zamanlar kritik süreçler bir turnusol kağıdıdır. Son bir yıldaki zor süreçte dostu ve düşmanı birbirinden çok daha net şekilde ayırt etme fırsatımız oldu.

İster halkamız içinde ister dışında olsun herkesi çok daha iyi tartma fırsatımız oldu.

Kimin susarak ihaneti onayladığını gördük.

Yine bir teste giriyoruz. Kimin dava peşinde olduğunu kimin koltuk peşinde olduğunu yakından göreceğiz.

Ben şuna inanıyorum bu camia içinde kendi kişisel hırslarını bu davanın önüne geçireceğine

Cumhurbaşkanı adayımız kim olursa olsun kaygılanacağımız en son şey AK Parti’nin geleceğidir.

AK Parti şahıslarla değil ilkelerle sınırları belli politikalarla ve en önemlisi dava şuuruyla var olan bir partidir.

Partinin başına Ahmet gelmiş, Mehmet gelmiş bunu tartışmasını yapmak davaya ihanettir.

Bizler şahısların peşinde mi gidiyoruz. Bugün Tayyip Erdoğan var. Bir an sonraya garantim var mı.

Allah korusun eyvallah da, nice insanlar görüyoruz eve bir telefon alıyoruz eve giderken kalp krizinden ölmüş.

O dava devam ettiği sürece siz o arkadaşımız o liderinize saygıyı göstermiş olursunuz.

Eğer sahiplenmiyorsa kusura bakmayın orada başka tezgahlar var demektir.

Kim diyorsa ki “ben olmazsam dava olmaz” o büyük bir kibrin içindedir.

Biz bu tartışmalara kesinlikle prim vermeyecek bir kadroyuz. Sadece şu salonda bile görev verildiğinde canından vazgeçmek pahasına o görevi yerine getirecek yüzlerce arkadaşımız var.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim