• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C

Berlin de Yargıya Müdahale Ediyor Ama Küçük Bir Farkla!

Berlin de Yargıya Müdahale Ediyor Ama Küçük Bir Farkla!
‘Hukuka müdahale', ‘hukuksuzluk', ‘proje mahkemeler'... Son iki yılda yapılmış birçok haberde rastlayabileceğimiz bu kavramlar artık Türkiye'de hayli alışıldık.

SEYİT ARSLAN*

Darbe planlarını deşifre etmesiyle ünlenen ve haklı olarak kahraman muamelesi gören ancak daha sonra şartlar değişince ‘devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri' temin etme suçundan dört ay önce hapse atılan gazeteci Mehmet Baransu ya da TIR manşetlerinden dolayı soruşturma geçiren Cumhuriyet Gazetesi, yaşananlar içerisinde oldukça sıcak örnekler sayılabilir.

Türkiye'deki kamplaşma öyle bir hal aldı ki, iktidarı savunacağız diye Batı'da gazetecilere açılan soruşturmaları ‘bak gördünüz mü, bizi eleştiriyor ama onlar da yapıyorlar' sevinciyle karşılayanlar bile çıkıyor. Almanya'da bir internet haber sitesinin yayın yönetmeni ve muhabirine açılan ‘vatana ihanet' soruşturması da bu pürneşe grubun ilk anda ilgi alanına girdi. Haber ilk duyulduğunda yandaşların yaşadığı sevinç ve heyecana paha biçilemez! Havuzun kıdemli yazarları ‘Almanya'da gazetecilere vatan hainliği soruşturması' başlıklı ajans haberini keyifle sosyal medya hesaplarından paylaşmaya başladılar. Ancak, hevesleri birden kursaklarında kaldı çünkü soruşturma, aldığı yoğun tepki sonrasında durduruldu. En azından şimdilik.

Hukuk dışına çıkan hükümet istifa etmek zorunda kaldı

Gelişmiş demokrasilerde bugün basın özgürlüğünün özenle korunuyor olmasında geçmişte yapılan önemli mücadelelerin de büyük payı var şüphesiz. Almanya'da siyaset kurumu, zamanında hukuku emellerine alet etmenin bedelini ödedi. 1962'de patlak veren ‘Der Spiegel Skandalı' sonrası gazetecilere vatana ihanet suçlamasıyla açılan ilk dava kamuoyunda büyük tepki toplamıştı. Der Spiegel, hükümetin savunma politikasını sorgulayan bir haberde ‘devlete ait gizli bilgilerin' ifşa edilmesi nedeniyle bir gece yarısı operasyonuyla polis baskınına uğramıştı. “Vatana ihanet” suçlaması yöneltilen derginin genel yayın yönetmeni, yazı işleri müdürleri ve haberi yapan muhabir Conrad Ahlers o baskında tutuklanmışlardı.

Haberde hedef alınan dönemin Savunma Bakanı Franz Strauss ise önceleri operasyonla ilgisi olmadığını söylese de operasyonun arkasındaki kişi olduğu ortaya çıkınca istifa etmek zorunda kaldı. Sokaklar hukuk devletinin ilkelerine bağlı kalınması ve basın özgürlüğü için düzenlenen protestolarla kaynıyordu. Çok sürmeden olay ‘Adenauer kabinesi'nin istifası ile sonuçlandı.

1962'de nasılsa 2015'te de öyle: Basın özgürlüğünden vazgeçilemez

Kısa süre önce ‘netzpolitik.org' sitesine başlatılan soruşturma da benzer tepkileri beraberinde getirdi. İktidar ortağı sosyal demokratlar ve tüm muhalefet partileri, soruşturmayı başlatan ve tepkiler sonrası soruşturmayı geçici olarak donduran Başsavcı Harald Range'nin istifasını istiyor. Adalet Bakanı Heiko Maas “Vatana ihanet iddialarına ilişkin şüphelerim var.” diyerek başlatılan soruşturmaya mesafeli olduğunu duyurdu. Berlin'de toplanan kalabalıklar ‘basın özgürlüğüne‘ müdahaleyi protesto ederken, bağışlarla ayakta kalan haber sitesine de destek yağıyor.

Yaşananlara yönelik hükümetlerin tavrı da kuvvetli mesajlar yüklü anlayana. Almanya'da da adalet bakanı, Türkiye'deki eski mevkidaşı Bekir Bozdağ'ın başsavcıya müdahalesine benzer bir müdahalede bulundu ama ‘küçük‘ bir farkla. Maas gazetecilerin özgürlüğünün korunması için tepkisini ortaya koyarken, Bozdağ ise İzmir'deki yolsuzluk soruşturmasını kapatması için devreye giriyordu. Başsavcıya defalarca telefon ederek ya da ettirerek. Hatırlayın; sonuçta baskıya direnmeye çalışan İzmir başsavcısı sürülmekten kurtulamamıştı. Alman başsavcının ise akıbeti, iç istihbarat teşkilatının tepesindeki ismin başvurusuyla başlattığı soruşturma nedeniyle belirsiz. Şimdilik yaptığı açıklamalarda basın özgürlüğünün önemine dikkat çeken ifadeler kullanırken baskılar sonrası soruşturmayı ‘kamuoyundan gelen tepkilerden önce' durdurduğunu açıklamak zorunda kalmış görünüyor kendisi. Kariyerinin en sıkıntılı günlerini yaşadığına şüphe yok.

Ülkelerin gelişmişlikleri, sadece ekonomik büyüklükleri ile ölçülmüyor. Kamuyu halkın yararına denetleme fonksiyonu olan basını güçlü ve özgür olan ülkelerin refah seviyelerine bakıldığında ise Türkiye'nin son dönemde nerede yanlış yaptığına dair bir fikriniz daha oluyor: Basını zincirleyen, halkını fakirleştirir.

*ZAMAN Gazetesi / BERLİN

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim