• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 8 °C

‘Beyaz Toros'lar Artık Özgür

‘Beyaz Toros'lar Artık Özgür
Failleri bilinen ama devlet tarafından korundukları için soruşturulmayan cinayetlerin adıdır faili meçhuller.

Hani İstanbul'da Galatasaray Lisesi önünde her cumartesi evlatlarını arayan analar var ya, işte onların yürek yangını… Diyarbakır'da Koşuyolu Parkı'nda on yıldır kayıp kocaları, evlatları, babaları için gözyaşı döken Kürtlerin sessiz feryadı… PKK'nın silahlı eyleme başladığı 1984 yılından beri devam eden çatışmaların en ağır bedeli, şüphesiz kaybedilen canlar, toprağa düşen gencecik fidanlardır. Aradan geçen 30 yılda kaç askerin, polisin şehit olduğu, kaç PKK'lının öldürüldüğü, kaç köy korucusunun hayatını kaybettiği, kaç sivilin kör teröre kurban gittiği tam olarak bilinmez. İnsan hakları örgütlerinin verdiği rakamlar 50 binin üstünde.

Bir de faili meçhuller var, yargısız infazlar var. Aradan 20-25 yıl geçmesine rağmen hâlâ kendisinden haber alınamayanlar var. ‘Belki evladım gelir' diye, yıllardır evinin kapısını kilitlemeyen analar var. Başında Fatiha okuyacakları bir mezar arayanlar var… Faili meçhullerin sayısı tam olarak kaçtır, bilinmez. Meclis raporlarına geçtiği gibi 17 bin 500 veya devlete yakın kuruluşların ifade ettiği gibi bin 901. Hiç fark etmez, isterse bir kişi olsun. Mesele istatistik değil ki…

Jitem ilk defa hukuk karşısındaydı

JİTEM gibi kirli yapılardan hesap sorulduğunu gösteren en önemli davalardan biri Diyarbakır'da açıldı. 1993-1995 yılları arasında infaz edilen veya zorla kaybedilen 21 kişiyle ilgili dönemin Cizre Jandarma İlçe Komutanı emekli Albay Cemal Temizöz, eski Cizre Belediye Başkanı, Korucubaşı Kamil Atağ, itirafçılar Adem Yakin, Fırat Altın (Abdulhakim Güven) ve Hıdır Altuğ hakkında 'cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, insan öldürmeye azmettirmek ve insan öldürmek' suçlarından 2009 yılında Diyarbakır 6. Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Temizöz davası, JİTEM türü derin yapıların ilk kez hukuk karşısına çıkması anlamı taşıyordu. Ancak beklenen olmadı. 2009'da haklarında müebbet hapis cezası istenen sanıklar, 2015 yılında beraat etti. JİTEM, faili meçhuller, itirafçılar hepsi aklandı.

Türkiye, maalesef doksanlı yılların, OHAL'in, JİTEM'in ürünü olan faili meçhullerle yüzleşemedi. Oysa ki ne umutlar beslenmişti… Hükümet insan hakları çıtasını yükselteceğini belirtiyor, 90'lı yılların karanlık günlerinin aydınlatılacağı noktasında kararlılık mesajları veriyordu. Savcılar, 2008'den itibaren tozlu raflardaki dosyaları indirmeye başladı. Faili meçhuller tek tek aydınlatılacak, sorumlular mahkeme karşısına çıkarılacaktı.

Hukuk yara aldı, umutlar katledildi

Doğu ve Güneydoğu'nun hâlâ kanamaya devam eden yarasını sarma, hukuk dışına çıkanlardan hesap sorarak mağdur ailelerinin bir nebze de olsa acısını dindirme imkânı maalesef ortadan kalktı. Bu kararla hukuk şüphesiz yara aldı ama umutlar katledildi. Kamuoyu vicdanı büyük yara aldı.

Devlet görevlileri söz konusu olunca, hükümetlerin gerekli adımları atmadığı, hukukun sağlıklı bir şekilde işlemediği, adaletin tesis edilemediği bir kez daha anlaşıldı. Faili meçhullerin aydınlanmaması şüphesiz insan hakları ve demokrasi açısından büyük bir eksikliktir. Fakat bölge halkının, mağdur ailelerin yüreğinde açılan yara çok daha büyüktür. 90'lı yıllarda devlet görevlilerinin terörle mücadele kılıfıyla sergilediği uygulamalar PKK'ya kaç bin militan kazandırdı, köyü yakılan, yakınları infaz edilen insanların yüreğinde nasıl bir öfke oluştu anlatacak değilim. Ama faili meçhuller konusunda bir Allah'ın kulundan hesap sorulmamasının, eşit yurttaşlığa, hukukun üstünlüğüne, adalete ve kardeşliğe olan inanca ağır bir darbe vurduğunu görüyorum. Aidiyet duygusu yaralanıyor. İnsanlar sözde değil, özde kardeşlik istiyor. Söylemlerle değil, eylemlerle bunun gösterilmesini arzuluyor. Beyaz Torosların siyaset malzemesi olmasını değil, hukuk önünde hesap vermesini bekliyor.

Sahi, faili meçhullerin cezasız kalması, JİTEM'in aklanması, Kürtler söz konusu olunca adaletin rafa kalkması sizi rahatsız etmiyor mu? Hani, “Kenar-ı Dicle'de bir kurt kapsa koyunu, Gelir de adl-i ilâhi Ömer'den sorar onu!” diyorduk, hatırladınız mı?

KAYNAK: AZİZ İSTEGÜN / ZAMAN

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim