• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 11 °C

"Bir Devlet Kendi Hukuk Kurallarına Uymuyorsa Çeteye Dönüşür"

"Bir Devlet Kendi Hukuk Kurallarına Uymuyorsa Çeteye Dönüşür"
Siyaset Bilimci Taylan Koç, İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şubesi’nde “Türkiye Siyasetinin Karanlık Günleri ve Türkiye’de Öteki Olmak” konulu konferans verdi.

Taylan Koç, katılımcıların ilgiyle izlediği konferansta Osmanlıdan bu yana “öteki olmak” kavramının ne anlama geldiğini anlattı. 

Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Taylan Koç “Türkiye Siyasetinin Karanlık Günleri ve Türkiye’de Öteki Olmak”  konulu konferansını İMO Adana Şube salonunda verdi.    

Konferans İMO Adana Şube Başkanı Nazım Biçer’in açılış konuşmasıyla başladı. Biçer, İMO Adana Şubesi olarak mesleki konuların yanı sıra toplumsal sorumluluk gereği ülke sorunlarına da duyarlı olmak gerektiğine inandıklarını, bu nedenle bu konferansı düzenlediklerini belirtti.

Ötekiler makbul vatandaş olarak görülmüyor

Taylan Koç konuşmasına, Aralık ayında yaşanan katliamlarda, Maraş Katliamında, “Hayata Dönüş Operasyonu” adı verilen resmi adının “Tufan” olduğu öğrenilen katliamda ve Ankara Katliamında kaybettiklerimizi, Tahir Elçi’yi, katliamların her an hedefi olabilecek olan güce boyun eğmeyen insanları selamlayarak başladı. Osmanlıdan bu yana “öteki olmak” kavramının ne anlama geldiğini anlatan Koç, Türkiye’deki ötekilerin dört kategoride toplandığını söyledi. Gayri Müslimler, Aleviler, Kürtler ve Sosyalistler olarak tanımladığı bu dört kategorinin devletin makbul vatandaşları olarak görülmediğini ifade etti.

Bu dört kategorinin hep öteki olarak görüldüğünü belirten Taylan Koç “Bunlar iki şekilde ötekileştirilmektedirler, düşünsel ve ırksal olarak hakim kategoriye dahil değilsen, onlardan değilsen ötekisindir. Bu süreç Osmanlıdan alınan miras üzerine kurulmuştur. Osmanlı devletinde Müslümanlık giderek önem kazanmış; toplum, yönetenler ve reaya olarak ayrışmıştır. Reaya yani kullar, Milet-i Hakime (Müslümanlar) ve Millet-i Mahkumelerden (Gayri Müslümler) oluşur. Uzun yıllar sorunsuz yaşadıkları söylenir, aslında böyle olamamakla birlikte bazı olumlu yanları da bulunmaktadır. Devlet için makbul vatandaş olmak Sünni, Müslüman, Hanefi yani risk yaratmayan kesimden olmaktır. Jön Türk hareketi ile birlikte makbul vatandaş olmaya Türklük de eklenmiştir. Dördünü de bünyende barındırıyorsan makbul vatandaşsın.  Türkiye Cumhuriyeti de bu algıyı üstelik bir devlet politikası olarak sürdürmektedir” dedi.

Bir devlet kendi hukuk kurallarına uymuyorsa çeteye dönüşür

Devletlerin en büyük karışıklıkları tarihsel blokların değişiminde yani sermayenin el değiştirmesinde yaşadıklarını söyleyen Koç, şöyle devam etti; “ Bugün de hakim toplumsal kategoriye düşünce ve ırk olarak uymuyorsan hele hem düşünce hem de ırk olarak uymuyorsan ötekisindir, katliamlara uğrayacaklar kategorisindedir.

Ortalama hukuk devleti hukuk kuralları koyar, her kesime bu kuralları uygular. Bir devlet kendi koyduğu hukuk kurallarına uymuyorsa bir mafyaya bir çeteye dönüşür. Bir ötekiyi katlediyorsun, olayın sorumlusunu değil sorumlu göstermeye çalışarak diğer ötekiyi tutukluyorsun.  Katliamlara maruz kalanlar hep ötekiler. Sadece katliamlarla da sınırlı değil. İnsan hakları ihlalleri yapıyorsun. Örneğin eğer cezaevindeyseniz ve eğer ötekiyseniz insan hakları ihlalleri katmerleşiyor. Makbul vatandaşla öteki aynı suçtan cezaevinde farklı muameleye tabi tutuluyor.”

Cezasızlık devlet geleneği haline gelmiştir

Tüm bunların organize bir biçimde, devletin cezasızlık politikasıyla hayata geçirildiğini söyleyen Taylan Koç, Festus Okey olayını hatırlattı; “Hatırlayalım Festus Okey cinayetini. Gözaltında katledildi, hiç kimse hesap vermedi. Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan, Abdullah Cömert örnekler sıralamayla bitmez. Hacı Birlik’i zırhlı polis aracının arkasında sürükleyen polisler ceza aldı mı? Tabii ki hayır. Cezasızlık devletin geleneği haline gelmiştir. Sivas ve Maraş katliamı sanıkları ve avukatları mecliste yer aldılar.”

Devlet ağzıyla nefret toplumu yaratılıyor

Taylan Koç, “biz ne yapmalıyız” diyerek söyle devam etti; “öncelikle temel asgari düzeyde de olsa hukuk talep etmeliyiz. Ve sahip olduğumuz mevzileri terk etmemeliyiz. Sur’da bugün insanlar ekmek alamıyorlar. Sokağa çıkma yasakları kolaylıkla alınabiliyor. Hukuk talep etmeliyiz dedim, hukuk nedir güçlünün yazdığı şeydir. Biz güçlünün yazdığı hukuku tarihin çöplüğüne atıp bir arada eşit yaşamı inşa edecek onu savunacak şartları yaratacak hukuku talep etmeliyiz. Birbirimize hoşgörü göstermemiz gerekmiyor, her kategorinin eşit olduğunu bilmemiz, bir arada eşit yaşamayı istememiz yeterli. Bütün ötekiler diğerlerinin de kendileri gibi olduğunu bilirlerse hak ihlallerinde ayrım yapmazlarsa eşit yaşama doğru yol alınabilir. Devlet ağzıyla nefret toplumu yaratılıyor. Devletin sistem içinde birilerini yanına çekerek ötekileri birbirinden koparan bir politikası olduğunu bilerek, her ötekinin de diğerinin öteki olduğunu bilmesi onun haklarını da savunması gerekir.”

Konferans katılımcıların görüşlerini ve sorularını dile getirmesi ile sona erdi.

Ekspres Gazete.com

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim