• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -1 °C

Bir Sisyphos Efsanesi Olarak İlhan Çomak Davası

Bir Sisyphos Efsanesi Olarak İlhan Çomak Davası
1994 Temmuz ayından bu yana tam 21 yıldır İlhan Çomak, Sisyphos misali mütemadiyen aşağı yuvarlanan hukuk ile imtihanda. 20 yaşında genç bir üniversite öğrencisi olarak girdiği cezaevinde bugün 41 yaşında. Peki neyle suçlanıyor?

Haber: FIRAT AYDINKAYA (*) / Arşivi

Meşhur bir hikayedir Sisyphos efsanesi. Sisyphos ölümlerin en erdemlisi olarak Tanrıları kızdırdığı için alışılmadık bir cezaya çarptırılır. Efsaneye göre Sisyphos’a verilen ceza bir kayayı bir dağın tepesine çıkarmaktır. Tam tepeye çıkardığı sırada taş aşağı yeniden yuvarlanırken, taşın arkasından bakakalan kahramanımız aşağı inip tekrardan taşı yukarı çıkarmaya çalışıyordu. Bu ceza kısırdöngü halinde böyle sürüp gidecektir.

İlhan Çomak davasını bundan daha iyi anlatacak hikaye yok. 1994 Temmuz ayından bu yana tam 21 yıldır İlhan Çomak, Sisyphos misali mütemadiyen aşağı yuvarlanan hukuk ile imtihanda. İlhan 20 yaşında genç bir üniversite öğrencisi olarak girdiği cezaevinde bugün 41 yaşında. Peki neyle suçlanıyor İlhan?

“Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak” şeklinde ceza kanunun en ‘hard’ maddesini ihlal etmekle suçlanıyor. 21 yıldan bu yana cezaevinde bırakıldığına göre; İlhan’ın eline silah veya bomba alarak, bir seri katil gibi bir veya birden fazla kişiyi öldürdüğünün, her tür şüpheden uzak, kesin, inandırıcı, bilimsel delillerle kanıtlanması beklenir.

Ama hayır.

İlhan ne eline silah almıştır ne de kimseyi öldürmüştür. Hele değil devletin egemenliğindeki toprakları devlet idaresinden ayırmak, 21 yıldır ayağı mahpushanedeki toprağa bile değmemiştir.

Evet, İlhan ülkenin en sert ceza maddesinden yargılanıyor. Ama dosyasında iddia olunan suçu işlediğine dair tek bir kanıt yok. Pardon var. İşkenceyle alınan ve sonradan bizzat ifade sahipleri tarafından geri alınan iki itirafçı beyanını kanıt sayacaksak... ‘93 konsepti’ ya da nam-ı diğer Demirel-Çiller-Güreş triosunun işkenceyi olağan hukuk enstrümanı saydığı yılların bakiyesi bir dava bu. Yani bir yönüyle Demirel’in bize mirası…

İlhan sırasıyla Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay, Özel yetkili mahkeme, Yargıtay, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir kez daha Özel yetkili mahkeme, Yargıtay, Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay, Yine Ağır Ceza Mahkemesi ve son olarak Anayasa Mahkemesi gördü. Berlin’deki hakimler dışında tüm hakimleri dolaştı davamız. Ama sonuç nafile.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İlhan’a verilen “müebbet cezayı” yargılama esnasında “askeri hakim” bulunduğu gerekçesiyle adil yargılama ilkesinin ihlali sayarak verilen kararı yok saydı. Ve İlhan’ın yeniden adil olarak yargılanmasına hükmetti. Hanefi Avcı’yı yargılayıp tecziye eden mahkeme olarak gündem yapan mahkememiz, İlhan’ın yeniden yargılanmasını isteyen AİHM kararına karşı tam 6 yıl direnip sonunda 2013 yılında AİHM’e meydan okuyarak yeniden yargılama talebimizi red etti. Yaptığımız itiraz üzerine bir üst mahkeme İlhan’ın yeniden yargılanmasını kabul etmek zorunda kaldı.

2014 yılından bu yana hiçbir mahkeme bu davayı görmek istemedi. Hanefi Avcı’ya verdiği ceza ile ünlenen mahkeme, sudan gerekçelerle yargılama yapamayacağını, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin yargılama yapması gerektiğini hükme bağladı. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi ise yine sudan gerekçelerle önceki mahkemeye topu atarak kendisinin de yargılama yapamayacağına hükmetti. Bu hal üzere dosya yargıtaya gitti. Yargıtay yargılama mahkemesi olarak İstanbul 4. Ağır Cezaya topu attı. Bu mahkeme el mecbur artık, davayı görecek.  2 Temmuz’da duruşma var bir kez daha.

Son iki yıl içinde İlhan’la aynı hukuki statüde olup şu an dışarıda aramızda olanları sayalım. Aziz Yıldırım, Balyoz davası sanıkları, Salih Mirzabeyoğlu. Hepsi de İlhan gibi dosyaları Yargıtay tarafından onandı. Bu kişiler hükümlü olduğu halde yeniden yargılama kararının kabulüyle cezaevinden salıverilen kişiler. İlhan da hukuki statü olarak aynı durumda. Ama onlar dışarıda İlhan içerde. İlhan’ın tek farkı sadece Kürt davasından yargılanıyor olması.

Mahkemeler ısrarla İlhan’ı tahliye etmiyor. Sebebi ise basit: AİHM’in askeri hakimin varlığı  nedeniyle adil bulmadığı eski hüküm. Mahkemeler önceki verilen bu hükmü AİHM’e rağmen muteber görmeye devam ediyor. Peki önceki hüküm hala ortada cari ve belirleyici ise o zaman yeniden yargılamanın anlamı nedir? Mahkemeler, gül gibi ihsası rey yaparak bize diyor ki beni bağlayan AİHM falan değil eski hüküm. Ben zaten önceki hükmün aynısını vereceğim diyor kısaca bize. İşte böyle. Maçın sonucu çoktan belli ama biz her seferinde heyecanla yeniden sahadayız. Oysa hukuk saçmalık kaldırmaz diyordu hukuk felsefecileri değil mi?

Madem Sisyphos’la başladık, onunla bitirelim. Sisyphos söyleni’nde Albert Camus, Sisyphos’un kısırdöngüsünü “saçma” olarak görür. Fakat saçma’nın da geriletilebileceğini bize gösterdiği için bu yorum çok kıymetli. En önemlisi de Camus’nün, “tepelere doğru tek başına didinmenin bile bir insanın yüreğini doldurmaya yeteceğine” bizi inandırması. Tam 21 yıldır cezaevinden tepelere doğru tek başına didinen bir yüreğe insanlık borcumuz var. Evet, bu saçmalığı geriletebiliriz…

(*) Avukat

İLGİLİ HABER:

21 Yıldır 'Tutuklu' ve Yarın Yine Hakim Karşısında

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim